IMG-LOGO
Güncel

Danışmanlarınız Kim Sizin?

11 09 2020

Türkiye Cumhuriyetinin kurucularının hepsi de asker kökenliydiler. Kendilerinden önce örnek alacakları ne bir ekonomist, ne hukukçuları vardı. Ama memleketin meselelerini biliyor, çözüm yollarını da araştırıp buluyorlardı. O günün şartlarında Türkiye’de okuma yazma oranını %5’lerde olmasına rağmen, çok kısa zamanda ekonomi, hukuk, dış politika ve eğitim konularında büyük başarılara imza attılar. TC kurulalı’dan bu yana yüz yıla yaklaşmamıza rağmen gelmiş geçmiş hükümetler arasında Türkiye’nin her yönüyle özellikle o dönemde %9 kalkınmayla onların rekoru bir türlü kırılamamıştır.

Ama geçen bunca zaman içinde çok iyi ekonomistlerimiz, hariciyecilerimiz, hukukçularımız ve eğitimcilerimiz yetişti.

Diyeceğim o ki; AKP olarak sizler, iktidara geldiğinizde Türkiye de yetişmiş çok değerli insan ve ekonomik kaynakları elinizin altında hazır buldunuz.

Hariciyecilerimiz çok değerliydi, monşer diye silkeleyip bir kenara attınız.

Tarım üretiminde kendi kendine yeten bir ülke devraldınız ama bu gün Türkiye’yi etten samana, patatesten soğana kadar birçok ürünü ithal eder duruma getirdiniz.

19 Yıllık iktidarınız döneminde, eğitimde her gelen Milli Eğitim Bakanınız, ayrı bir program uyguladı. Dünya genelinde sizden önce ilk 500’e giren üç üniversitemiz varken bu gün bu sıralamada bir tane bile okulumuz yok.

Üniversiteyi bitiren gençlerimizin %76’sı, yurtdışına gitmek için can atıyor.

Oldukça iddialı olarak komşularla sıfır sorun diyerek işe başladınız, geldiğimiz noktada etrafımızda bir tane olsun dost, komşu devlet kalmadı.

Hala piyasaya çıkmayan, parçaları ve prototipi İtalya, İspanya ve Almanya’ya ait olan yerli otomobile, Güney Kore’den alınan Fatih ve Yavuz petrol araştırma gemilerine ay-yıldız takarak bunların adını yerli ve milli koydunuz. Kaldı ki bu gemilerde çalışan teknik personelin %70 i yabancı ülkelerin vatandaşları. Tabii ki Fatih ve Yavuz araştırma gemileriyle gurur duyuyoruz. Küresel dünya da teknolojinin hepsini bir ülkenin üretmesinin zor olduğunun da idraki içindeyiz. Ancak, ittifaklar dâhil işinize gelen her olaya yerli ve milli, gelmeyene gayri milli derseniz işte burada inanıla bilirliğinizi kaybediyorsunuz.

Sizler de kabul ediyorsunuz ki, ne ekonomide, ne hukukta, ne de eğitim ve dış politikada başarısızsınız. Bu saydıklarım bozuk fakat diğer kurumlar çok mu düzgün? Değil aslında; ama bunlar, Türkiye hukukçularının ekonomistlerinin, eğitimcilerinin sürekli gündeme taşıdığı meseleler. Yoksa Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın değimiyle: “Deli kızın bohçası” gibi bütün devlet kurumlarını tarumar edip, Gordion’un düğümü gibi çözülmez, karmaşık bir hale getirdiniz. Artık İskender’in kılıcı dahi bu düğümü zor çözer.

Dünyanın önde gelen ekonomistlerinden Daron Acemoğlu vatandaşımız: “hukukun olmadığı ülkede kalkınma olmaz” diyor.

Değerli hukukçu ve yazar Taha Akyol: “Hukukunuz bozuksa dış yatırımcı gelip ülkemize yatırım yapmaz, güven duyması gerek” diyor.

Değerli Kimya ve fizik Profesörümüz İskender Öksüz, eğitim ve liyakat konularında sürekli soruyor: “Neden kalkınamıyoruz?”

Üniversitelerden bakanlıklara kadar liyakat olmadan, Nepotizmin(yakınları kayırma) hüküm sürdüğü bir ortamda, eğitimden, hukuktan ve kalkınmadan söz edilebilir mi? Bekri Mustafa’nın bir köyde imamlık yaptığını çoğunuz bilirsiniz. Fesli’den tarih danışmanınız, damattan maliye bakanınız olursa gerisini anlatmaya sanırım gerek kalmaz.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin her yönüyle kalkınmak için kurtuluş ümidi var, yeter ki gerçek yerli ve milli liyakat sahibi kadrolar işbaşına gelsin.

Sağlıklı kalın.