IMG-LOGO
Güncel

Şarkıların Hikâyeleri

27 08 2020

“Yahya Kemal Beyatlı şiirlerinin bestelenmesinden pek hoşnut olmazdıdiye anlatılır. Çünkü O şiirlerinin güzelliği ve ahengindeki yüksek seviyeyi iyi biliyordu. Muhtemelen hissettiği duyguyu yansıtmayan bir melodi giydirilmesiyle şiirinin bir artı değer kazanmayacağını düşünüyordu.

Mesela "dâhî" bir bestekâr ve önemli bir hanende olan Münir Nurettin Selçuk, Yahya Kemal'in bazı şiirlerini bestelemiştir. Yahya Kemal, Münir Nurettin sevdiği bir dostu olmasına rağmen, bu bestelere karşı "şiirlerimi ne hale soktu?" diye tepki verirmiş. Musiki meclislerinde hangi eseri dinlemek istediği sorulduğunda "yeter ki benim şiirlerimden bestelenmiş olmasın" dermiş.

*********************************************

Deniz Faciasının İlhamıyla Muhteşem Beste

1953 tarihinde Çanakkale Nara burnunda İsveç bandıralı bir gemiyle çarpışan Dumlupınar denizaltımız 81 denizcimize mezar olur. Yaşanan faciayı ve şehitlerin "vatan sağ olsun" diye biten son sözlerini anlatan haberi radyodan dinleyen (dede) Süleyman Erguner çok etkilenir.

O gece Yahya Kemal'in "Ömrün Şu biten neşvesi tam olsun erenler" mısraıyla başlayıp, "Evvel giden ahbaba selam olsun erenler" diye biten şiirini Uşşak makamında besteler.

Yahya Kemal'e "sizin şiirinizi Süleyman Erguner besteledi" haberini verenlere ünlü şairin tepkisi şu olmuş: "Eyvah, bunu bana Süleyman da mı yaptı?"

Fakat daha sonra bu besteyi dinleyen Yahya Kemal eseri çok beğenmiş "işte böyle olur" diyerek Süleyman Erguner'i kucaklayarak tebrik etmiş.

Yahya Kemal şiirlerinden yapılmış bestelerden sadece ikisini takdir edermiş. Diğer eser de Selahattin Pınar'ın bestesi olan Bayâtî makamındaki "Kalbim yine üzgün seni andım da derinden" şarkısı imiş.

*********************************************

Neyzen Süleyman Erguner ve Bestekâr Amir Ateş

Şarkıların ve sözlerinin hikâyesini bilerek dinlemek veya söylemek onlardan çok farklı lezzetler algılanmasına sebep oluyor. Hele de bu hikâyeleri birinci elden dinleme imkânı bulmuş iseniz. Yukarıda anlattıklarımı ney virtüözü (torun) Süleyman Erguner ve Udî Dr. Fatih Borlu eşliğinde, büyük bestekâr, hanende Amir Ateş ile ikili olarak şarkı ve ilahi söylemek bahtiyarlığına kavuştuğumuz bir dost meclisinde öğrendim. Bizi misafir eden Şair Aynur Saydam Hanımefendinin Boğaz’daki konağında bu iki değerli sanatçımızdan dinlediklerimden naklediyorum. 

O Amir Ateş ki Türkiye'nin yaşayan en büyük bestekârlarından. "Seni ben unutmak istemedim ki", "Bir kızıl goncaya benzer dudağın", "Ben seni unutmak için sevmedim" ve daha birçok (800'e yakın) bestelediği güzel şarkıları ve ilahileriyle musikimizde önemli yeri olan bir sanatçı. Aynı zamanda hanende, mevlithan ve Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde Hoca ve Yönetim Kurulu Başkanı.

Dost meclisine bir de ney virtüözü (aynı zamanda TRT Müzik Dairesi Başkanı, koro şefi, araştırmacı yazar) torun Süleyman Erguner de dâhil olunca sözün sanata ve sanatçıya devri kaçınılmazdı.

*********************************************

Girift

(Torun) Süleyman Erguner, Giriftzen Asım Bey adlı büyük bestekârdan sonra kimsenin ilgilenmediği bir Türk enstrümanı olan "girift"i tekrar kültürümüze kazandırmış.

"Görünüş olarak ney'e benzemekle beraber neyden oldukça farklı bir yapısı ve boğuk tatlı bir sesi olan" bu saz üzerine çok ciddi çalışmalar yapmış. 

Bugüne kadar hiçbir ses kaydı bulunmayan bu sazın yapımı ve icrasını öğrenmiş. "Girift" icrasıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından yayınlanan "Girift" adlı albümünü çıkarmış.

Bu albümü ve açıklayıcı bilgileri "en tepedeki iki devlet yöneticimize" göndermiş. Ama bir kuru teşekkür yazısı dahi gelmemiş.

"Maalesef bu dönemde gerçek sanatçılara iltifat ve alaka yok." Mesela Azerbaycan’da olsa, bu hizmetleri yapan virtüöz bir sanatçının heykeli dikilir, müthiş ödüller verilirdi.

*********************************************

Amir Ateş’ten “YUNUS” İlahisi

Bir dernek Yunus Emre üzerine yazılmış şiirlerden yeni bestelenmiş ilahi yarışması hazırlamış. Hoca kendisine gelen mektubu masasında unutmuş. Kendisine son gün hatırlatılınca, Hoca elinin altında bulunan Bekir Sıtkı Erdoğan'ın şiir kitabına göz atmış. 

Hikâyenin devamını Amir Hoca’dan dinleyelim: "İçimde bir dertli bülbül, Öter Yunus Yunus diye başlayan şiiri seçtim. O gece hicaz makamında besteyi yaptım. Yarışma kuralı gereğince isim yazmadan bir rumuzla notaya aldım. Sabah dernek binasının önünde arabayla durduk. Doç. Dr. Emin Işık notayı alarak dernek binasına çıktı. ‘Kimse olmadığı için kapı altından kâğıdı içeri attığını’ söyledi.”

Bu olayı neredeyse unuttukları bir zamanda, bazı arkadaşları Amir Hoca'ya "Ahmet Özhan 'Yunus' diye bir ilahi albümü çıkardı, sizin eserinize benziyor" demişler.

Amir Hoca hemen telefona sarılarak "Ahmet çiğim çok güzel bir ilahi okumuşsun, tebrik ederim" demiş. 

Ahmet Özhan, "70-80 senelik olduğunu tahmin ettiğin çok güzel bir eser elime geçti. Ağabey darılma sen de bestekârsın ama her kimse adam çok harika bir beste yapmış" cevabını vermiş.

Bunun üzerine Amir Hoca'nın "Bekir Sıtkı Erdoğan'ın yaşı 60 civarında. Şaire haksızlık yapma" şeklindeki cevabı ve takiben bestenin de Hoca'ya ait olduğunu öğrenen Ahmet Özhan çok çok özür dilemiş.

****

NOT: Akıl ve gönül zenginliğinden uzak tartışmalarla gerginiz. Sanat ve estetikten mahrum ruhlarımızın nefes alabileceği bir pencere açabilmek için 2012’de yazdığım bir yazımı kısaltarak yeniden paylaştım.