IMG-LOGO
Güncel

Bayram Sevinci

30 July 2020

Rahmetli Barış Manço’nun “Bugün bayram erken kalkın çocuklar / Giyelim en güzel giysileri / Elimizde taze kır çiçekleri / Üzmeyelim bugün annemizi” diye bir şarkısı vardı.

Toplumun tamamını kuşatan bir bayram sevincinin izlerini taşıyordu. Fakat kaybettiklerimizle bu bayramı paylaşamamanın hüznünü de yaşatan bir şarkıydı bu.

Bugün Kurban Bayramı. Toplumun tamamını kuşatan bir bayram sevinci yaşayabiliyor muyuz?

Yoksa içimizde geçmişe olan özlemin sızısıyla ve geleceğe dair titrek bir mum alevi gibi kalan umutlarımızla baş başa mı kaldık?

Bilmem kaç bayramdır kutlama mesajı yerine, “bayram olsun bayramlarımız” temennisini paylaşıyorum.

****

2020 yılı önceki yıllardan da karamsar bir tablo sundu bize. Koronavirüs salgını ile kaybettiklerimiz oldu. Evden dışarıya çıkamadığımız, sevdiklerimizle bile yüz yüze görüşemediğimiz günler yaşadık. Karantina günleri bitti ama hala normalleşemedik. Dostlarımızla, akrabalarımızla bile mesafeli yaşıyoruz.

Ekonomimiz zaten krizdeydi. Dünyada da yaşanan üretim ve talep azalması üstüne geldi. Milyonlarca yeni işsiz evlerinde tencerelerde et değil, dert kaynatıyor. Milyonlarca insanımızın da işleri bozuldu, gelirleri azaldı. Herkes hayat pahalılığından mustarip.

Bu yıl, önceki yıllar kadar da, özgür değiliz. Bu bayrama sosyal medyayı da kısıtlayan yeni yasal düzenlemelerle girdik.

Suriye sınırımızda kurulmakta olan PKK terör devleti kurumlarını tamamlamakla meşgul. İçimizde 5,5 milyon Suriyelinin memleketlerine dönüşü için çözüm üretemedik. İstatistiklerde görünmeyen, kişi başına milli gelir hesabında dikkate alınmayan bir kitle bu. Sosyal, psikolojik, siyasi ve güvenlik meseleleri yaratan bu devasa mesele çözülmeyi bekliyor.

Bütün partilerin desteği ile Ayasofya’nın ana binasının da ibadete açılması birleşme ve kaynaşma vesilesi olamadı. Böyle bir sevinçli günü bile ayrışma ve tartışma sebebi haline getirdik.

*******************************

Bayramlarımız nasıl bayram olacak?

Ekonomide kötüye gidiş durdurulursa… Büyüme artar, döviz kurları yerinde durur, gelir dağılımı düzelmeye giderse… Bölgesel gelişmişlik farkları azaltılırsa…

İşsizlik, fakirlik azaltılırsa… Kurban eti ve zekât verecek insan bulmakta zorlandığımızı görürsek…

Her gün şehit haberleri almazsak, askere gönderdiklerimizin sağ salim döneceğinden endişe duymaz olursak…

Adalet, hak, hukuk kavramlarına inancımız artarsa… “Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu” bir devlet ve sosyal yapı kurabilirsek…

Devletimizi yönetenlerin, din görevlilerinin, kanaat önderlerinin ve yargı mensuplarının dürüst, ahlaklı, vicdanlı olduğuna ve konumlarının gereği olan sorumlulukları taşıdığına inanabilirsek…

Dinimizi ve devletimizi en yüksek mertebede temsil eden şahısların, bizi esaretten kurtaran, Türkiye Cumhuriyeti devletimizin kurucusu Atatürk’e lanet okumak yerine; O’na şükranlarını ifade eden, O’nun ilkeleri doğrultusunda ve O’nun tecrübelerinden yararlandığını görürsek…

Bayramlarımız bayram olacak…

*******************************

Bayramları Hak Etmek İçin

İktidarların, devleti yönetenlerin asli görevi, sadece bayramlarımızı bayram yapmak değil, her günümüzü bayram sevinci ile yaşamamızı sağlamaktır.

“Biz ve onlar” diye toplumu kutuplaştıran, ayrıştıran; sevgi dili ile değil, öfke ve kindar söylemlerle siyaset yapan muktedirler kimyamızı bozuyor. Birleştirici, toplumu motive edici lider/ liderler çıkarmak zorundayız. 

“Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.”

Atatürk’ün bu sözlerindeki gibi, kendisi yerine milleti önceleyen, milletine moral ve özgüven aşılayan yüksek liderlik özellikleri taşıyan ifadelere hasretiz.

Devletin temelini “ben” değil, “Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü” olarak gören, “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmayı” hedef gösteren anlayışa dönmek zorundayız.

Çağdaş medeniyet seviyesini üstüne çıkmanın yolu da “müspet ilim” ve “geçen zamana nispetle, daha çok çalışmaktır.”

Böylece “daha az zamanda, daha büyük işler başaracağımızı” söylemek hakkına sahip oluruz.

Bayramlarımız bayram olsun istiyorsak, “milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmeyi millî ülkü” kabul edeceğiz.

Bunları yapabilmeyi, bundan sonraki bayramlarımızı “daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamak” hakkına ve imkânına sahip olmamızı diliyorum.