IMG-LOGO
Güncel

Derin Devlet – II

17 July 2020

Derin devletlerin çoğu komplo teorisi, fakat bir tane gerçeği var, bunu anlatacağım demiştim. Sözümü tutayım.

“İdrakimize giydirilen deli gömlekleri”

İdeolojilerin insanda neredeyse tıbbî bir etkisi var. Kuvvetli uyuşturucular, LSD gibi. İnsanlar gördüklerine değil, ideolojinin kendilerine telkin ettiğine inanıyor. Normal insan çevresine baktığında, eşyadan yansıyan ışık gözüne girer, oradan beynine geçer ve beyin gelen görüntüye anlam verir. Ha, demek burası yol, şu bir ağaç, burada da bina var der. Veya burası dünya, burada insanlar “millet devleti” veya “ulus-devlet” veya “nation-state” denilen teşkilatlar içinde yaşıyorlar deriz. Bu dünyanın zembereği asırlardır böyle işliyor deriz.

İdeolojinin kör ettikleri, dışardan, eşyadan yansıyıp gözlerine, oradan da beyinlerine giden sinyalle amel etmez. Ne göreceklerini ideolojileri peşinen söylemiştir. Onlar etrafı gözleyen fotoğraf veya video makinesi gibi değil, projeksiyon makinesi gibi, sinemalarda perdeye filmi yansıtan makineler gibi çalışır. Dünyayla aralarında bir perde vardır ve beyinlerine önceden yüklenmiş senaryo gözlerinden bu perdeye yansır. Yüklenen neyse onu görürler. Bir araya geldiklerinde de küçük yaştan beri kulaklarına fısıldanan o ön yüklemeli manzarayı bir birlerinden teyid ederler ve demek ki bu söylediklerimiz “maruf ve meşhur” imiş derler. Kendi özel maruf ve meşhurlarıdır. Ve o marufu emrederler. Toplum biliminde bu grupça, birlikte aldanmaya “yankı odası- echo chamber” deniyor.

Üç kozmoplitler 

Bir zamanlar, “Ne milleti? Ne devleti? Burası dünya, burada sınıflar var, en büyüğü proletarya sınıfı, gittikçe büyüyor, dünyanın tamamında iktidara geliyor, bunun da zararı yok, çünkü yakında proletaryadan başka bir sınıf kalmayacak!“, diyen projeksiyon makineleri revaçtaydı. Sonra gerçek onların motorunu durdurdu, perde kalktı. Şimdi sol milliyetçidir.

Türkiye’de de bir süre, “Ne milleti! Dünya da, Türkiye’de çok kültürlülüğe gidiyor, yakında hepimiz İngilizce konuşacağız, AB üyesi olacağız, yaşasın multi-kulti”, diyorlardı. Sonra Almanya ve İngiltere multi-kulti öldü dedi. Onlar öldü deyince öldü de.

Siyasî ümmetçilerin marufu başkaydı. Mesela Hürriyet gazetesinin başlığındaki slogana, “Türkiye Türklerindir” sözüne kızıp, şöyle derlerdi: “Ahlaksız bu şerefsiz. Türkiye Türklerindir diyor. Hâlbuki burada şu var, bu var, öteki var… ” Millet sayımız ben saymayı bıraktığımda 36’yı geçmişti. Türkiye’nin her yanına vatanın paylaşılması gerektiğini, “ortak vatan“ı anlatıp halkı ikna edecek heyeti nasihalar gönderiyorduk… Yok yok, o mütareke sırasındaydı, bu sefer akil adam heyetleri gönderiyorduk. Millet filan hikâyeydi. Bizi birbirimize bağlayan asıl kuvvet Müslümanlıktı.

Bahs itmez oldı kimse, kesildi lisanları

Sonra bu sesler sustu. Bir daha tekrarlanmaz oldu. Şöyle medya, böyle medya, havuz falan deniyor denmesine de slogan hâlâ orada duruyor. Demek ki “Türkiye Türklerindir” ahlaksız ve şerefsiz değilmiş. Kaldırmak da o kadar kolay değilmiş. Son zamanlarda burada şu da var, bu da var, öteki de var lafları duyuyor musunuz? Baki rahmet istedi, “Bahs itmez oldı kimse kesildi lisânları”

Her devletin bir milleti vardır ve o milletin mensuplarının aziz bildiği değerler vardır. Eğer halkı dinlerseniz, hislerine, tepkilerine kulak verirseniz, sonunda derin devlet, yani millî iradeye ram olursunuz. Bugün bütün siyasî partiler hemen her ay yaptırdıkları anketlerle halkı dinliyor.

36 milletli zamanlarda, Habur rezaletinden hemen sonra bir anket yaptırıldı. Anket sonuçlarını sıcağı sıcağına alan Ak Partili bir milletvekiliyleydim. O olup biteni tasvip etmeyenlerdendi. Telefonu kapattı, bana döndü ve “Hadi bakalım buyurun“, dedi. “Trakya’da %10’un altındayız.” İşte ben liberal kozmopolitim diyenlerin de, kozmopolit İslamcıyım diyemeyenlerin de çarpıp, aman bu noktaya dokunmayalım dedikleri derin devlet, daha doğrusu derin millet budur. O derin millet şimdi onları  yerli ve millî yapmıştır.

Üç bin yıldır egemendir kendileri. Biline. Öğrendiniz zaten. (Alıntı: Milli Düşünce Merkezi)