IMG-LOGO
Güncel

Ayasofya İçin Öncelik İbadet Değil Siyaset

13 July 2020

Ayasofya’nın müze olmasını sağlayan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı Danıştay tarafından iptal edildi.

Bu suretle Ayasofya 1934 tarihli karardan önceki hale yani cami statüsüne döndü. Cumhurbaşkanı bu kararı onayladı ve Ayasofya Diyanet’e devredildi.

“Ayasofya ibadete açıldı” denilmesi tam doğru değil. Çünkü Ayasofya’nın Hünkâr Mahfili ile Topkapı Sarayı tarafından girişteki müştemilatında ezan okunup, namaz kılınmakta idi. Müze yerine cami statüsü kabul edilince bu tarihi eserin ana bölümünde de namaz kılınacak.

Danıştay’ın önceki yıllarda verdiği kararların tam zıddına karar vermesi, kararın “siyasi etki altında” verildiğinin bir işareti. Zaten Cumhurbaşkanının ve AKP’li yetkililerin açıklamaları da Ayasofya’nın camiye çevrilmesi kararının “siyasi bir karar” olduğu yönünde. Zaten “Danıştay kararında siyasi etki yok” deseler, bu kararın siyasi getirisinden faydalanamazlar.

Cumhurbaşkanı, kendi yetkisi olmasına rağmen, Ayasofya’yı kararname ile açma yerine topu Danıştay’a attı. Böylece dışarıya “yetki yargının ve yargı bağımsız” diyecek. İçeriye ise “biz açtık” propagandası yapacak.

Danıştay’ın siyasi iradenin etkisi ile karar vermesine dair beyanlar, zaten yargının bağımsız ve tarafsız olmadığına dair güçlü algıyı iyice kuvvetlendirdi.

***************************************

Erdoğan’ın Önceki Beyanları

16 Mart 2019’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yerel seçimler öncesinde yaptığı Tekirdağ mitinginde Ayasofya’nın ibadete açılması tartışmalarıyla ilgili konuşmuştu: "Bu işin bir siyasi boyutu var. Yan tarafta Sultanahmet'i doldurmayacaksın, 'Ayasofya'yı dolduralım' diyeceksin. Büyük Çamlıca Camii'ni yaptık, 4-5 tane Ayasofya eder" diyen Erdoğan, şöyle devam etmişti: "Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgâh. Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız.”

Yine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 19 Mart 2019’da, “Ayasofya’nın cami olmasının bir götürüsü var. Ayasofya’nın açılmasını isteyenler, yurtdışındaki camilerimizin başına ne gelir düşünüyor mu? Bunlar dünyayı tanımıyorlar. Ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim” demişti.

***************************************

AKP Lideri Erdoğan Zorda

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın haklı olarak beyan ettiği gibi, olayın siyasi yönü önceliklidir, ibadet yönü tali unsurdur. Çünkü yeni ibadet alanı ihtiyacı yoktur, mevcut cemaat var olan camileri doldurmamaktadır.

Olayın siyasi boyutu ise iç ve dış siyaset alanını da kapsayacak genişliktedir. Yurtdışındaki camilerimizin durumu, dış politikada Batının bize yaşatabileceği sıkıntılar, turizm cephesinde muhtemel kayıplarımız dış siyaset ve ekonomi ile alakalı yönlerini oluşturuyor.

İç siyasette, yıpranmış AKP’nin yeni başarılara ihtiyacı var. Ekonomik kriz ve korona salgını yıpranmaya tuz biber ekti. AKP anketlerde yüzde 30’a düşmüş oy oranı ile seçimleri kaybetme riski altında.

Hazine tamtakır, vergi gelirleri çok azaldı. İnsanlarımızın ekonomik ve sosyal refahını artırmak imkânsıza yakın. Yeni kaynak ihtiyacı ülkenin bir beka sorunu haline geldi. Borç ihtiyacı dış politikada da büyük tavizleri gündeme getirebilir.

Bu şartlarda milliyetçi ve muhafazakâr kesimin ortak hassasiyet konularından olan Ayasofya’ya yeniden cami statüsü verilmesi kurtarıcı bir siyasi hamle olarak görüldü.

Dini ve milli duyguların köpürtülmesiyle olumsuz tablonun örtülmesi amaçlandı. Gelirleri ve umutları yok olan / azalan insanlarımızın bir kısmının “Ayasofya’yı açan” AKP’ye oy vereceği hesaplandı.

Hesap ne kadar tutar bu günden kestirmek kolay değil. Ama belli ki Erdoğan zorda.

***************************************

Ayasofya Siyasete Açılmasın

18 Haziran’daki köşe yazımda “Siyasal İslamcıların” derdi “Ayasofya’nın ibadete açılması” değil, “Ayasofya’nın siyasete açılmasıdır” demiştim.

Nitekim T. Erdoğan konuşmasında, altında Atatürk’ün imzası bulunan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı için “tarihe ihanet” tabirini kullandı.

Bazı AKP yandaşları Atatürk’e hakaretler ettiler. Bazıları da “Sıra 5816’da” pankartı taşıdılar. Yani 1951’de Demokrat Parti tarafından çıkarılan, 5816 sayılı ATATÜRK ALEYHiNE iŞLENEN SUÇLAR HAKKINDA KANUN’un kaldırılmasını istediler.

Görünen o ki, gerçek gündemi değil, Ayasofya ve Atatürk’ü tartıştıracaklar.

Bunları öngördüğüm için Ayasofya kararı çıkınca, sıcağı sıcağına sosyal medyada şu satırları paylaştım:

 

Ayasofya 86 yıl sonra tekrar cami oldu. Hayırlı olsun.

Duygularım karışık. Bir yandan içimde buruk bir sevinç var. Çocukluğumdan yetişme dönemime uzanan süreçteki hayallerimizin bir parçası gerçekleşti diye seviniyorum.

Diğer taraftan bu kadar sıkıntılı bir zamanda gündeme gelmesi sebebiyle “zamanlaması manidar” bir siyasi hamle olduğunu bilmenin sıkıntısı içindeyim.

Şimdi neler olacak?

Sanki İstanbul’u yeni fethetmişiz gibi bir hava oluşturulacak.

Milli ve dini duyguları kabartılan kitlelerin bir zafer coşkusu ile temel meselelerimizi unutması sağlanacak.

Turist göndermeleri için yalvardığımız “küffara” meydan okumaktan milletimiz gurur duyacak.

Salgın esnasında vatandaşına nakdi yardım etme konusunda en başarısız hükümetlerden biri olan TC hükümeti yedi düvele meydan okuyan bir devlet yönetimi havası verecek.

Turizm gelirlerinin düşmesi Haçlı zihniyetine bağlanacak.

Dış borçları ödeyemezsek ödeyeceğimiz bedeller için bahane hazır olacak.

Ayasofya’nın cami statüsüne dönmesi belki de bir erken seçimin en önemli kozu olarak kullanılacak.

AKP açısından kârlı bir siyasi hamle gibi görünüyor.

Ama ekonomisi, dış politikası, eğitim sistemi ile berbat bir halde olan Türkiye bu hamleden ne kazanacak?

Ayasofya’nın sadece ibadete değil, daha çok siyasete açılması bu.

İnşallah atılan taş ürküttüğümüz kurbağaya değer.

Ayrıca Sultanahmet Camisini de, Ayasofya’yı da dolduracak cemaati buluruz.

Daha da önemlisi Cami cemaatini ve halkımızın tamamını gerçekten büyük devlet olmanın ne olduğunun idrakinde olmasını sağlarız.

Başkasının parasına, teknolojisine, silahına muhtaç isen, bilim ve sanat üretemiyorsan, hukuk devleti standardın düşükse, Ege’deki adalarına sahip çıkamıyorsan, borç içinde yüzüyorsan büyük ve kudretli devlet olmak iddiası havada kalır.

Ayasofya'nın ibadete açılmasına seviniyorum.

Ama Ayasofya’nın “siyasete açılmamasını” ve temel meselelerimizi örten bir şal olarak kullanılmamasını diliyorum.