IMG-LOGO
Güncel

Sağlık Bakanlığı Başarılı mı?

10 July 2020

Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun salgın sürecinde yaptığı işlerin “çok başarılı olduğu” kanaati yaygındır. Bu kanaate sürekli kendi iç bilgi kaynaklarımızdan tekrarlanan haber ve yorumlara göre varıyoruz.

Son hafta içinde iki dış kaynaklı bilgi bu yargımızın doğruluğunu sorgulamamızı zorunlu kılıyor.

Almanya Türkiye’ye en çok turist gönderen, en çok turizm geliri elde ettiğimiz Avrupa ülkesi. Almanya, vatandaşlarının yurtdışı seyahat yasaklarını kaldırırken, Türkiye’ye seyahati yasak kapsamından çıkarmadı.

Gerekçesi “Türkiye’nin koronavirüs tedavisinde kullandığı, etken maddesi hidroksiklorokin olan, sıtma ilacının çok zararlı olduğunu, vatandaşlarının sağlığını tehlikeye atmak istemediği” idi.

Bunun üzerine Sağlık Bakanlığımız açıklama yaparak bu ilacı istemeyen hiçbir hastada kullanılmadığını, turist hastalara da istemedikleri takdirde kullanılmasının söz konusu olmayacağını anlattı.

Oysaki Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulu üyelerimiz “bu ilacın, hem de diğer ülkelerden farklı olarak, belirtiler görülmeden uygulanmaya başlanmasının, can kayıplarını azalttığını” söyleyerek övünüyordu.

Demek ki, bu ilacı kullandığımız halde, bunun faydalı olduğuna bilimsel verilerle Almanya’yı ve diğer ülkeleri inandıracak çalışma yapamamışız.

Almanya’nın Türkiye’ye turist göndermemesi demek, Türkiye için 10 milyar dolarlık bir gelir kaybı demek.

"Biz veriyoruz çok etkili olduğunu görüyoruz" şeklindeki sözlerin bir değeri yoktur. Yapmamız gereken şey, bilimsel araştırmalarla dünya bilim çevrelerini uygulamamızın faydasına ikna etmektir.

**************************************

Açıklanan Veriler Güvenli mi?

Almanya’nın ardından, AB ülkeleri toplu olarak içinde Çin, Gürcistan ve bazı Afrika ülkeleri dâhil onlarca ülkeye seyahat yasağını kaldırdı. Fakat, Türkiye hala yasak kapsamında.

Gerekçe olarak, “Türkiye’nin salgın ile ilgili paylaştığı bilgilerin doğru olduğuna inanmıyoruz” diyorlar.

AB ülkelerinin bu tavrının bize bedeli 20 milyar dolar. Şu ağır ekonomik krizde, inanılmaz değerli bir meblağ bu.

Yunanistan’da oteller doldu, Türkiye’de oteller boş. Bu zararı kaldıramayan otellerin el değiştirmesi ile turizm gelirlerimiz kalıcı olarak düşebilir.

“Sağlık Bakanlığı verilerinin doğru ve güvenilir olduğuna” AB ülkelerini inandıramazsak, 45 milyar dolar kapasiteli turizmden, 15 milyar dolarlık bir gelir bile iyimser bir tahmin olur.

Turizm için bu sene tek ümidimiz Rusya ve İran’dan gelecek turistler. Fakat her iki ülkede de koronavirüs salgını bizden daha ağır seyrediyor. Buralardan turist gelse bir bela, gelmese başka bela.

Öyleyse “verilerinin doğru ve güvenilir olduğuna” AB ülkelerini inandıramayan bir Sağlık bakanlığı başarılı sayılabilir mi?

“AB bize düşman, İspanya, İtalya ve Yunanistan’ı kayırmak için böyle bir mazeret üretti” diyenler var. “Düşman” ülkelerden turist dilenilir mi? Biz bunlara vatandaşımıza veremediğimiz maske ve sağlık malzemelerini göndermedik mi? Bu nasıl düşmanlık?

AB ülkeleri Türkiye’ye bu kadar “düşman” ise mazeret üretmeden de, başka türlü mazeretlerle de turist göndermeyebilir.

Sağlam, güvenilir ve bilimsel bilgilerle AB kamuoyunu ikna etmemiz lazım. Böyle verilere kimse itiraz edemez, AB ülkeleri de etmez.

Elimizde böyle sağlam veriler varsa ve AB ikna edilemiyorsa, o halde de dış politikamız başarısızdır.

**************************************

Verilere Bizim de Güvenmemiz Lazım

Ben dâhil, Türk vatandaşların büyük çoğunluğu Sağlık Bakanlığımıza ve Bilim Kuruluna bir güven duygusu içindeydik.

Bilim Kurulunun tavsiyesiyle oluşturulan tedavi protokolünde sıtma ilacının kullanılmasının ölümleri azalttığına inanıyorduk. Hatta aynı etken maddeyi kullanarak yerli sıtma ilacı üretilmiş olmasını da gururla ve sevinçle karşılamıştık.

Şimdi Almanlar bu sevincimizi kursağımızda bıraktı.

Yetkililerin salgın konusunda “kasten yanlış bilgi verdikleri, verilerin belli maksatlarla ve istenen sonuca göre algı oluşturmak maksadıyla değiştirilerek açıklandığı” iddialarına inanmıyorduk.

Covid 19 yanında başka hastalığı olup da ölenlerin bir kısmının, hastane bazlı farklı yorumlar yüzünden, ölüm sebebi olarak covid 19 değil, bazen diğer hastalık olarak gösterildiğini düşünüyorduk. Ama bunların genel istatistikleri anlamlı bir şekilde bozacak boyutta olmadığı, diğer ülkelerdeki uygulamalarda da buna benzer ölçekte hataların olduğu kanaatindeydik.

Her ne kadar vaka ve ölüm sayıları gibi istatistikleri il ve ilçe bazında (hatta ismen) verilmemesi ve covid’den kaybettiğimiz bazı ünlülerin bile istatistiklerde görülmemesi şüpheler yaratsa da, bunların kasten değil, sehven olduğuna inanıyorduk.

Ama AB bu inancımızı da sarstı. “Türkiye’nin verileri inandırıcı değil” dedi.

Şimdi bizim içimize de bir kurt düştü.

TÜİK’in enflasyon, milli gelir ve işsizlik rakamlarına inanmayan, Yüksek Seçim Kurulu’nun rakamlarından şüphe duyan vatandaşlarımızın tek tük güvendiği kurumlara da güvenmez oluşunun ağır bedelleri olur.

Sağlık Bakanlığımız ne yapıp etsin lütfen, AB ülkeleri ile birlikte, bizi de ikna edici sağlam ve detaylı veriler açıklasın.