IMG-LOGO
Güncel

Sisteminiz İyi ise Kahramanlara İhtiyaç Azalır

06 July 2020

Koronavirüs salgını mücadelesinde sağlık çalışanlarımızın ne idüğü bilinmeyen bu düşmana karşı mücadelesindeki kahramanlığına saygı duyuyoruz. Dünyadaki meslektaşlarından daha fedakârca ve insanüstü bir gayretle çalıştıkları için onlarla gurur duyuyoruz.

Bu mücadelenin bir başka cephesinde yer alan meslek lisesi müdürü olan bir arkadaşımı dinlediğimde, “Garcia’ya Mektup” hikâyesindeki teğmen gibi, övünebileceğimiz nice vatan evlatları olduğunu düşündüm.

Salgın başlayınca her ilde belli meslek liseleri maske üretimi ile görevlendirildi. Arkadaşım, müdür olduğu lise maske üretimi ile görevlendirilince, bu alanda hiçbir bilgi ve tecrübeleri olmadığı için gerekli teknik bilgileri nereden alabileceğini sorar.

Görevlendiren yetkililerden, onlar da bu bilgilere vakıf olmadığı için, “araştır ve en kısa zamanda üretime başlayın!” cevabını alır.

****

GARCİA’YA MEKTUP: Bu olayın bana hatırlattığı “Garcia’ya Mektup” hikâyesini Elbert Hubbart'ın 1899 Şubat  ayında yazılmış ve tarihin en fazla okunan makalesinden öğreniyoruz.

Amerika Kurtuluş Savaşı sırasında,  İspanya Ordusu'nu tecrit edebilmek için, Küba'daki isyancıların önderi  General Garcia'ya  bir haber göndermek icap etti. Cumhurbaşkanı Mc Kinley, General Garcia'ya bir mektup yazdı. Mektubun süratle yerine ulaşması isteniyordu.

Fakat Garcia, hangisinde olduğu bilinmeyen Küba dağlarından birinde ve nerede oldukları bilinmeyen onlarca sığınaktan birinde saklanıyordu. Başkomutanlık karargâhında Garcia hakkında bilgi yoktu, neredeydi, nasıl gidilirdi, hepsi meçhuldü.

Mektubu götürmeye Teğmen Rowan görevlendirildi. Başkan O’na yalnızca, 'bu mektubu Garcia'ya teslim ediniz' dedi. 

Teğmen Rowan mektubu alınca, "Bu Garcia da kimdir? Nerede bulunuyor? Oraya nasıl gidilir?
Atla mı, trenle mi? Harcırahımı kim verecek? Arkadaşım Thomas ata daha iyi biner, onu gönderseniz olmaz mıydı? Eşim biraz rahatsız, hem bu hafta izin sırasındaydım" demedi.

Teğmen mektubu aldı, torbasına koydu, tekmilini verdi ve gitti.

Teğmen Rowan dört gün sonra Küba kıyılarına ulaştı. Küba’nın balta girmemiş ormanlarına dalarak, bu düşman ülkeyi bir uçtan öteki uca yürüyerek geçti ve Garcia'ya mektubu teslim etti.

****

Bu hikâyenin verilen görevi sorgusuz sualsiz kabul edip, kendi iradesi ve yeteneği ile sonuçlandıran örnek asker Teğmen Rowan tarafı anlatılır.

Oysa düşünülmez ki; teğmene bu görevi veren karargâhın yeterli istihbaratı, teknolojisi ve iletişim becerileri olsaydı, Rowan gibi kahraman bir teğmen olmasa da, sıradan bir görevliyle dahi aynı görev başarılabilirdi.

Nitekim günümüzde ABD, İsrail ve Rusya gibi yüksek savaş teknolojileri kullanan ve güçlü istihbarat örgütlerine sahip ülkeler sıradan görevlilerle, son derece özel bireysel kahramanlık hikâyeleri ile anılan silahlı güçleri yenebiliyor.

Ordumuz İHA’ları, SİHA’ları kullanmaya başladıktan sonra çatışmalarda “kahramanca şehit olan askerlerimizin” sayısı azaldı.

Eğer çok kahramana ve kahramanlıklara ihtiyacınız varsa karargâhınızın eksiklerini gözden geçirmeniz gerekir.

**************************************

Salgınla Savaşın Kahramanları

Küresel koronavirüs salgını başladığında da sağlık çalışanlarımız, Sağlık Bakanlığı ve oluşturulan Bilim Kurulu üyelerinin de çok sınırlı bilgileri vardı. Fakat bu belirsizliklere rağmen yürütülmesi gereken bir savaş vardı.

Bir yandan zaman kazandırıcı tedbirler, bir yandan virüs hakkındaki bilgilerin artırılması çabaları ile bir mücadele verildi, veriliyor. Çok sayıda da sağlık çalışanımızı şehit verdik.

Birçok farklı görev alanlarında yüzbinlerce Teğmen Rowan benzeri insanımız salgınla mücadele görevini sadakatle kabullendi. Görevlerini eksiksiz yapmaya çalıştılar.

İşte bunlardan biri olan Meslek Lisesi müdürü arkadaşım maske yapma görevini alınca çok yoğun görüşmeler yapar. Örnek almak için Türkiye’de üretim yapan bir fabrika ararlar, bulamazlar. Dünya maske üretiminin lideri Çinli firmalarla temas kurulur. Çinliler salgın öncesi makine fiyatlarının 5-6 katına ve 45-60 gün sonrasına montaj teklifi verirler.

“Bir şekilde sorunların üstesinden gelerek yerli imkânlarla üretim başlatıldı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün malzeme ve kaynak tedarikindeki ciddi destekleriyle, salgının en yoğun sürecinde il içindeki resmi görevlilerin acil maske ihtiyacı karşılandı. Kocaeli’de görevli 4 meslek lisesi ile Halk Eğitimlerin ürettiği maske sayısı 2 milyonu geçti.”

Burada takdir edilmesi gereken esas konu, onların bahane üretmeyen görev şuuru yanında, “verilen görevi kendi iradeleri ile sonuçlandırma idrakine ve eğitimine de sahip olarak iş üretmeleridir.”

Ancak aradan 2 ay geçince Çinli firmalardan teknoloji satın alarak yüksek kapasitelerle üretime başlayan firmalar, daha ucuza üretim yapıp, piyasaya maske vermeye başladı. Bu yüzden meslek liseleri seri maske üretimini durdurdu, sipariş aldıkça üretim yapar hale geldi.

**************************************

Yaşadıklarımızdan Ders Çıkaralım

Şimdi salgın sürecinde hizmeti geçenlerin bütün bireysel kahramanlıklarını alkışlayalım. Fakat sistem üzerinden yeni bir değerlendirme yapalım.

Tekstil ülkesi bir ülkede başlangıçta maske sıkıntısı çekilmesini ve dağıtımdaki beceriksizlikleri de sorgulayalım.

Meslek Liselerinde ve bazı belediyelerin oluşturduğu atölyelerde sona erdirilen maske üretimleri yerine bu makineleri ve işgücünü başka üretimlerde kullanalım. Salgın sona erip, yaygın maske kullanımı sona erdiğinde ihtiyaç fazlası olacak makineler, fabrikalar hurdaya çıkmasın. Buralarda hangi tür ürünleri üreteceğimizi şimdiden planlayalım.

Bazı stratejik ürünlerde, kâr edilmese de, üretimi devam ettirecek destek mekanizmaları oluşturalım. Hıfzıssıhha gibi müesseselerin kapatılmasının zararını görüp, aşı ve test kiti gibi çalışmalara devlet desteği sağlayalım.