IMG-LOGO
Güncel

Londra Kraliyet Sanat Akademisinde T ü r k l e r (Royal Academy of Arts: Turks)

22 June 2020

     Londra Kraliyet Sanat Akademisinde Türklerin ve İngilizlerin girişimleriyle bir sergi, bir fuar açıldı. Konu Türklerdi.

     600 - 1600 tarihleri arasında geçen 1000 yıllık Türk tarihine bir yolculuktu bu.

     (A journey of a thousand years, 600 - 1600) Bu tarihî yolculuk; Londra’da, Kraliyet Sanat Akademisi’nin 1000 yılın dökümanlarını sergilediği sanat galerilerinde gerçekleşti. (22 January - 12 April 2005) 22 Ocak - 12 Nisan 2005 tarihleri arasında.

     İngiltere’ye bu üçüncü gelişimde, ayağımın tozu ile hemen soluğu Londra’da aldım.

     Royal Academy of Arts: TURKS’ün açılışından epey zaman sonra, 3 Nisan 2005 tarihinde gittiğime göre diyordum; ilk heyecanlar, ilk üşüşmeler kalmamıştır artık diye düşünüyor; şöyle rahat bir şekilde, her birinin üstünde iyice durarak bu sergiyi, bu fuarı gezmek istiyordum.

     Nerdeee! Ne gezer! Hâlâ bilet kuyruklarının izdihamı devam ediyordu. Sıra kuyruğu ta dış giriş kısmından başlıyor. Avluyu geçiyor. Galeri’nin girişinde, gişede son buluyordu. Belliydi ki içerisi de lebaleb / tıklım tıklım doluydu. Desenize galerinin içinde de gezi ve seyir kuyruğu bizi bekliyordu. Demek izdiham üstüne izdiham vardı!

     Bu duruma, bütün sıkıntılara rağmen yine de sevinmiştim. Çünkü dünyanın alâka ve ilgisini hâlâ üzerimize çekebiliyorduk. Demek ki diyordum, Türkler hâlâ ilgi odağı olmaya devam ediyor. Bu hem sevindirici, hem de gurur vericiydi.

     Çünkü öyle silinmez iz bırakmıştık ki arkamızda, bizi izlememeleri imkânsızdı âdeta. Fakat bizi, ummadığımız acı bir sürpriz bekliyordu, cümle kapısı önünde.

     Koskocaman, korkunç mu korkunç bir Şeytan!

     İlk karşılayan, bu resim oldu bizleri maalesef!

     T.U.R.K.S. kelimesinin altında iki ayrı ucunda yer alan iki şeytan resmini; hiç olmazsa, sergiyi organize edenler arasında yer alan Türk kuruluşlarının, önlemesi gerekmez miydi?

     Her şeye rağmen, güzel bir girişim olan bu sergiyi gölgeleyen tek şey; girişin iki yanından sarkıtılan çirkin, korkunç şeytan şekilleriydi!

     En iyi intiba / izlenim, ilk intibadır kavlince; özellikle gençlerin ve çocukların gözlerine hitap eden bu şeytan görünüşleri, belki onları hayatları boyunca terk edemeyecek bir menfî Türk imajına dönüşecek; hafıza ve belleklerinde, Türk intibaı olarak kalmaya devam edecekti!

     “Sehl’in bu mertebesi cehl olmaz.” / “Bu kadar kolay yapılan yanlışlık cehl olmaz, bilmezlikten ileri gelmez.” diyor ve sebep olanları kınıyorum. Pek tabii ve doğal olarak, daha çok Türk mes’ul ve sorumlularını.

     Evet, cadde kapısından içeri girdik. Geniş avluda biraz yürüdük. Gösterişli binanın ön cephesiyle, yüz yüze geldik. Geldik ama biraz önce belirttiğimiz gibi, gördüğümüz bez afişler karşısında, sanki ödümüz koptu. İrkildik, şaşırdık. Biraz da afalladık!

     Bu vasfedişi, bu nitelemeyi hafife alıp, sakın çok görmeyin! Çünkü sıradan İngiliz veya başka ülke insanları için, hele çocuklar, gençler ve kadınlar için, gerçekten şaşırtıcı, sersemletici, tuhaf, hatta dehşetli bir karşılama oluyor; ilk anda göze çarpan bu afişlerdeki görüntüler.

     Böylece daha binaya girmeden evvel; söylenen söylenmiş, verilmek istenen imaj ve mesaj verilmiş oluyor. İşin başında şartlandırma yapılmış, istenen sonuç alınmış oluyor. Beyin dimağ ve hafızalar, menfî intiba ve izlenimle doldurulmuş bulunuyor.

     Ziyarete gelenler; istenen menfî / olumsuz kıvama; zihnen getirilmiş oluyor. Sonraki izlenimler, ister istemez ilk intiba ve ilk gözlemin gölgesi altında olacaktır.

     Hani derler ya: İftira et, hiç olmazsa izi kalır. İşte bu silüetler en azından böyle bir etki bırakıyor. Bundan kurtuluş artık mümkün olmayacaktır.

     Çünkü atılan ok hedefini bulmuş, ilk adım, ilk görüş, ilk hissiyat, insanın hafızasında yer etmiş, en iyi yere konulmuştur. Onu oradan çıkarmak artık hiç de kolay olmayacaktır.