IMG-LOGO
Röportaj

Fazlı Köksal ile Akıl ve Düşünce Üzerine Sohbet

21 June 2020

Kur’ân- kerîm, aklı rehber kılmamızı emrediyor

Oğuz Çetinoğlu: Biliniyor ki İslâmiyat akıl ve mantık dinidir. Kur’ân ve akıl ilişkisini özetler misiniz?

Fazlı Köksal:  “Oku” emriyle başlayan Mukaddes Kitabımız Kurân-ı Kerîm muhatabına, “Ey İman Edenler”, “Ey İnsanlar”, “Ey Ademoğulları” diye hitap ettiği gibi yer yer de “Ey Akıl Sâhipleri” diye de hitap eder… Bir başka ifadeyle Kuran’ın muhatabı  “Akıl Sâhibi İnsan”dır…

Çetinoğlu: 100’den fazla ayette; ‘Aklınızı kullanınız’, ‘Siz hiç akletmez misiniz?’ meâlinde ikazlar var

Köksal: ‘Kur’ân’ı okuyarak bir insan O’nun “Akıl”a, “Düşünce”ye ne kadar önem verdiğini anlar… Ama Müslümanlar nedense mukaddes kitaplarının emrine rağmen okumadıkları gibi 15. yüzyıldan itibaren düşünmeyi ve aklın rehberliğini terk ettiler… Kur’ân’ın “Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayanlardır” uyarısını dikkate almadılar… Allah katında canlıların en kötüsü hâline geldiler. Ve bugünkü zelil hâle düştüler.

Çetinoğlu: Mevzu hakkında araştırmalar, tahliller yaptığınız anlaşılıyor. Ulaştığınız neticeler hakkında ipuçları şeklinde de olsa bilgi verir misiniz?

Köksal: Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı Kur’ân-ı Kerîm mealini tarayarak, akletmeyi ve düşünmeyi emreden ayetlerin bir dökümünü yapmaya çalıştım…

İşte düşünmeyi ve akıl yürütmeyi emreden ayetlerden bazıları;

Bakara-2/76- Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?

Bakara-2/164- Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

Bakara-2/242-Düşünesiniz diye ALLAH size ayetlerini böyle açıklamaktadır.

Çetinoğlu: Müjdeler de var…

Köksal: Evet! Bakara-2/269’da Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sâhipleri anlar.

Ali İmran- 3/65- Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?

Ali İmran- 3/190 Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sâhipleri için elbette ibretler vardır.

Maide- 5/103- ……….Fakat, inkâr edenler ALLAH’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.

En’âm- 6/32- Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu ALLAH’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

Çetinoğlu: İkazlar hakkındaki Âyetlerden bahseder misiniz?

Köksal: En’âm- 6/151- (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça ALLAH’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size ALLAH bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.”

A’râf-7/169- Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. ALLAH hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? HalbukiALLAH’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?

Enfal 8/22- Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.

Çetinoğlu: Peygamberimiz (sav) Efendimiz de Kur’ân’dan aldığı emirle insanları îkaz ediyor… 

Köksal: Evet! Yunus-10/16- De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’ân’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?”

 Hûd- 11/51- Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

Yunus-12/2- Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.

Ra’d 13/4 Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.

Nahl-16/12- O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.

Çetinoğlu: Bütün bu kesin emirlere rağmen, Cenab-ı Allah, kullarını tercih edecekleri hayatı seçmekte serbest bırakmış…

Köksal: İmtihan içindir. Nahl-16/67- Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.

Enbiya 21/10- Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

Enbiya 21/67- Yazıklar olsun, size de; Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?

Mü’minûn- 23/80- O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?

Furkan 25/44- Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.

Kasas-28/60- (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?

Ankebut- 29/35- Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavim için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

Rum- 30/24- Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.

Rum- 30/28- Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sâhip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.

Yasin- 36/62-  Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?.

Yasin- 36/68- Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?

Sâffât 37/137,138- Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hâlâ düşünmeyecek misiniz?

Mü’min- 40/67- O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. ALLAH bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.

Zuhruf  43/2,3- Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’ân yaptık.

Hucurât 49/4- (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.

Hadid- 57/17- Bilin ki ALLAH, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye gerçekten, size âyetleri açıkladık.

Mülk- 67/10- Yine şöyle derler: “Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık.”

Çetinoğlu: Meallerini verdiğiniz Âyetlerden ilham alarak okuyucularımıza vereceğiniz mesaj nedir?

Köksal: Cenab-ı Allah'ın, başta aziz milletimiz olmak üzere, bütün Müslümanları, taassuptan kurtarmasını aklı ve bilimi rehber edinen insanlardan eylemesini niyaz ediyorum.

 

FAZLI KÖKSAL:

1954 yılında Yozgat’ın ilçesi Boğazlıyan’da doğdu. İlk ve ortaokulu Kayseri’nin Talas ilçesinde liseyi Kayseri’de okudu. 1976 yılında Ankara İktisâdî ve Ticârî İlimler Akademisi’nden mezun oldu.

     Bir süre Kayseri’de özel sektörde çalıştı. 1982 yılında PTT’de müfettiş yardımcısı oldu. 1985'de müfettişliğe, 1993'de başmüfettişliğe tâyin edildi. 1995'de PTTnin bölünmesi sonucu Türk Telekom’a başmüfettiş olarak geçti. Haziran 2000-Temmuz 2003 arasında Türk Telekom Pazarlama Dairesi Başkanlığı görevini yürüttü. Türk Telekom'un özelleşmesi sonrası, 2008 yılında da Orman Genel Müdürlüğüne müfettiş olarak geçti. 2019 yılı Ekim ayında OGM Başmüfettişi iken emekli oldu.

     PTT Müfettişler Derneği ve Telekom Müfettişleri Derneğinde başkan yardımcısı ve sekreter, DENETDE (Devlet Denetim Elemanları Derneği)'de Genel Başkan, Başkent İktisatçılar Derneğinde Genel Sekreter, Telekomcular Derneğinde Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

     Yazı ve makaleleri; Akpınar, Başkent İktisat, Bozkurt, Çini Roman, Denetim, Erciyes, Kapı, Müdafaa-i Hukuk, Telepati, Telekom Dünyası, Türk Boyları, Türk Telekom, Türk Yurdu, Orman ve İktisat, PIT Bülteni, Postel gibi çeşitli dergilerde yayınlandı.

     Ayrıca, bazı internet gazetelerinde ve kendi bloglarında yazmaktadır.

Telekomcular Derneği için, ‘Bir Talanın Hikâyesi-Türk Telekom’un Özelleştirilmesi’ isimli raporu hazırladı.

     ‘Türk Telekom Personeli İçin Bilişim Sözlüğü ve ‘Artık Telgrafın Tellerine Kuşlar Konmuyor’ isimli kitapların editörlüğünü yaptı.

     ‘Türk Telekom’da Değişen Pazarlama Anlayışı’, ‘Posta Telekomünikasyon Târihinden Portreler’ ve ‘Meyve Tadında Romanlar’ isimli üç kitabı yayınlanmıştır.

     En büyük hobisi okumak olan Fazlı Koksal evli ve iki çocuk babasıdır.