IMG-LOGO
Şiir Defteri

     Zor hayat şartları içinde bunalan insan; biraz nefes almak, sıkıldığı ortamdan uzaklaşmak, bambaşka bir hava solumak istiyorsa, seyahat etsin. İstediği bir ülkeye geziye çıksın.

     Yeni çehreler görsün. Yeni insanlar tanısın. Değişik manzaralar temaşa etsin. Zihnen, dimağen bulunduğu yerden uzaklaşıp, sorunlarını geride bıraksın.

    Çünkü tebdil-i mekânda ferahlık vardır. Ayrı bir mekân, farklı bir ortam, yeni his ve duygulara yol açar. İnsanın ruhen dinlenmesini sağlar.

     Zaten en iyi dinleniş şekli; hareketsizlik ve durağanlık değil. Yeni bir harekete yönelmek, başka konulara eğilmekle olur.

     -İyi güzel de neyle, nasıl, ne şekilde? Kısaca hangi maddî imkânlarla yapacağız bütün bunları? Dediğinizi duyar gibiyim.

     -Hangi parasal, hangi maddî güçle gerçekleştireceğiz? Dediğinizi de duyar gibiyim.

     -Ayrıca, var mı ki zamanımız veya kullanacak iznimiz, ya da yeteri kadar buna ayıracak vaktimiz? Diye itiraz edip, karşı çıkacağınızı da duyar gibiyim. Ve tabii sizlere hak vermiyor değilim.

     Fakat benim edeceğim teklifte, sunacağım tercihlerde, kabul etmeyeceğiniz, tercihte bulunmayacağınız bir durum yok! İş yerinizden izin almaya falan da gerek yok! Dönüşte işinizi yerinde bulamayacağınız gibi bir endişe de söz konusu değil!

     Siz yeter ki isteyin. İstediğiniz yere, istediğiniz zaman gitmek sizin elinizde. Sadece isteyin yeter.

 

          Bu proje ne para ister senden ne pul!

          Önce şöyle bir iyice yerine kurul;

 

          Düşün, tercihini yap, gerekli kitabı ara.

          Tanıtım kitaplarını, teker teker bir tara.

 

          Araştır ve karar ver, gideceğin ülkeye önce.

          Seç, enteresan bir seyahat kitabını iyice.

 

          Sonra otur yerine, rahatça gömül koltuğa.

          Sayfaları aç birer birer, başla yolculuğa.

 

          Endişe etme, bu yolculuk ne su ister ne aş;

          Okudukça, tayyı mekân edeceksin yavaş yavaş.

 

          Aşacaksın denizleri, dağları durduğun yerde.

          Bu ettiğin yolculuk; emin ol derman olacak derde!

 

          Çünkü gözden ırak olan, gönülden de olur ırak.

          Sen cancağızım, dertlerini artık geride bırak.

 

          Hatta geliyorsa elinden, et terki de terk.

          Sana, sanki can bağışlayacak bu yeni erk.

 

          Okudukça edeceksin, aynı zamanda tayyı zaman.

          Nice insan tanıyacak, göreceksin epey kahraman.

 

          Konaklayacaksın, kim bilir hangi kuytu ıssız derede.

          Uzanacaksın çimenlere, boylu boyunca sere serpe.

 

          Derenin derinlerden gelen mest edici ninnisi,

          Ağlayacaksın, rahatlamanın yok böyle gibisi.

 

          Ezası cefası, gerçekten oraları sadece gezene.

          Sana düşecek olan; bunlarla ruhun huzurla bezene.

 

          Bilirsin, bazen görmek çok üstündür işitmekten!

          Görmek gibisi var mı hele uzaklara gitmekten?

 

          İşitileni reddetmek, kabul etmemek belki mümkün.

          Ama ya görüleni inkâr etmek, gel gör ki ne mümkün.

 

          Ortamından bunalan kimseler; çıksın biraz dışarı.

          Binsin kitaba, alsın dizginleri ele, olsun dağlar aşarı.

 

          Epey zaman, az git uz git, bakma sakın geriye.

          Gam, keder ve kasavetler; damla damla eriye.

 

     Seyahat esnasında nice olay yaşayanlar -özellikle- tabiatla başbaşa kaldıklarında, insanlardan uzak  yerlerde yol alırken, binbir tehlikeye maruz kalır. Belki hayatlarından bile olur. Hatta tehlikeli hastalıklara yakalanabilirler.

 

          Oysa kitabın satırlarında ilerlerken heyecanla,

          Hiçbir şekilde karşılaşmazsın, tehlike denen o anla.

 

          Hem yaşarsın o anları her nefeste, hem alırsın lezzet.

          Hem uzak kalırsın korkulardan, görmezsin asla eziyet.

 

          Can derdine düşerek, orada olan çekmişken cefa!

          Sürdürürsün, ruhu okşayan keyifli ne hoş bir sefa.

 

          Üstelik istediğin zaman, ara verir duraklatırsın safari.

          Çünkü oraya ulaşmak için, lüzum yok olmaya seferî.

 

          İşte varken, böyle manevî bir seyahat acentesi.

          Bütün mesele, yolculuk yapmaya olmalı hevesi.

 

          Üstelik yok bunun resmen pasaportu vizesi.

          Sorulmuyor; kim bu gelenler hem kimin nesi?

 

          Öyleyse yârenler, kalkın hemen bugünden yok tezi.

          Kılalım kendimize malûm; meçhul olan bilinmezi.

 

          Kalmasın beynimizde, hiçbir sorunun karmaşık izi.

          Çıkalım seyahate, olsun bu bize bitmeyen dizi.

 

          Haydin canlar ruha ferahlık için, çıkalım seyahate beraber.

          Bilinmezden alalım, ruhu rahatlatacak, haber üstüne haber.

 

          Varken böyle bir imkân, rûhu sükûna erdiren.

          Rûha yazık değil mi, varken gam keder verdiren?

 

          Önemli olmasaydı kul için, dedirir miydi o ulu Resul?

          “Şefaat” yerine “Seyahat” diye söyletir miydi o kulu Resul?

 

          Kıl seyahat ol rahat.

          Kalma bedbaht bul rahat.

 

          İşte sana sâlim ruh için budur reçete.

          Önüne çıkamaz olur artık hiçbir çete.

 

          Böyle bir imkân vermişken İlâh;

          Demek düşer kula “Hamden lillah.”

         

          Bize de düşer ey kaari!

          Demektir “Eyvallah” gayri.