IMG-LOGO
Röportaj

Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Üyesi Dr. ELÇİN İBRAHİMLİ ile Geçmişten Günümüze TÜRK DÜNYÂSINDA ALFABE PROBLEMİ Hakkında Konuştuk.

08 June 2020

Oğuz Çetinoğlu: Türk Dünyasında ortak alfabe konusunda bu günekadar yapılanlara kısaca göz atabilir miyiz?  

Dr. Elçin İbrahimli: Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazandıktan sonra kültür birliği konuşulmaya başladı. Kültür birliğinin sağlanmasında alfabe birliği önemli olduğu için Kirilden Latin alfabesine geçişle ilgili tartışmalar da gündemdeki yerini aldı.

1991 ve hemen sonrasındaki yıllarda dil alanında Türkiye ve Türk cumhuriyetlerinde önemli görüşmeler ve heyecanlı tartışmalar yapılıyordu. 18-20 Kasım 1991 târihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından ‘Milletlerarası Çağdaş Türk Alfabeleri Sempozyumu’ düzenlenir. Bu sempozyuma katılan delegeler, Türk lehçeleri için tavsiye edilen 34 harfli ortak alfabeye imza atarlar. Bu alfabe, Türkiye Türkçesinde kullanılan Latin temelli alfabeye beş harfin ilave edilmesiyle oluşturulur. İlave edilen harfler şunlardır: açık e ‘Ə’, nazal n ‘ŋ’, ‘x’, ‘q’, ‘w’.

 Bu toplantı ve tartışmalar, meyvesini vermeye başlar ve değişik zamanlarda Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan, kademeli olarak Latin alfabesine geçmeyi kararlaştırırlar.

Azerbaycan, 25 Aralık 1991'de Kiril harflerini bırakıp Latin alfabesine geçme kararı alır. Ancak ‘e’ harfi yerine ‘ä’yi kabul eder. Buna rağmen söz konusu ortak alfabeyi en doğru ve yüksek düzeyde kullanan Azerbaycan Cumhuriyeti olmuştur. Bu alfabenin Türkiye'de yürürlükte olan alfabede bulunmayan karakterleri şunlardır: "ə", "q" ve "x". Yeni Azeri alfabesiyle yazılmış bir metin, kod farklılaşması olmadığı için Latin temelli alfabe kullanan Türkiye Türkleri tarafından kelimelerin rahat anlaşılmasında büyük kolaylıklar sağlamış oldu. 12 Nisan 1993'te Türkmenistan, 2 Eylül 1993'te de Özbekistan Latin alfabesini kabul ederler. Bu iki Türk cumhuriyetinin kabul ettikleri alfabede 34 harfli ortak alfabeden sapma epeyce fazladır. Türkmenistan, farklı kodları benimseyerek, kabul edilen 34 harfli Türk alfabesinin biraz dışına çıkmış oldu ve “ı" yerine “y", “y" yerine “y", “c" yerine de “j"yi kabul etti. Örnek olarak “dizgici" veya “ürün toplayıcı" anlamlarına gelen yıgıcı kelimesi, yygyjy şeklinde yazılınca, bu kelimenin yaşadığı bir başka lehçe ana dili olanlar için ilk andaki hızlı çağrışım yok edilmiş oldu. Türkiye Türk'ü ‘yılını’ kelimesini yylyny şeklinde görünce onda hiçbir çağrışım yapmaz. Özbekistan bir yandan “ş", “ç" gibi harflerin İngilizcedeki yazılışları olan “sh" ve “ch"yi esas alırken bir yandan da yuvarlaklaşan “a" ile “o"nun tek kodla gösterilmesini kabul ederek iki farklı sesi birleştirmiş oldu. Latin temelli alfabeyi kullanan Türkler tarafından çiçek kelimesi ‘chichek’ şeklinde yazılırsa ilk bakışta farklı kod seçimini bilmeyenlerce bu kelimenin İngilizce sanılması kaçınılmazdır. Çocuk çok nazlı bir çiçektir cümlesini ‘Chocukchok nazlı bir chichektir’ biçiminde yazdığımızda bütün kelimelerini çok iyi bildiğimiz Türkçe bir cümle bizden bu kadar uzaklaşırsa, bazı kelimelerini bilemeyeceğimiz Özbekçe bir metnin böyle bir tercihle ne kadar uzaklaşacağını siz düşünün. Bu yaklaşımların bir sonucu olarak kelimeyi anlamak için harcamamız gereken ilk gayreti alfabeyi çözmeye ayırmak durumunda kalıyoruz. Özellikle üzülerek belirtmek isterim ki dünyada hiçbir halkın alfabesi bir asırda üç defa değiştirilmemiştir.

Çetinoğlu: Dünyada Türklerden başka hiçbir millet, 20 ayrı alfabeyi kullanmak mecburiyetinde bırakılmamıştır. Sovyetler Birliği yöneticilerinin, hâkimiyeti altındaki Türk topluluklarının her biri için ayrı alfabe dayatması hakkındaki görüşlerinizi lütfeder misiniz?

Dr. İbrahimli: Sovyetler Birliği tarafından uygulanan ve 1940 yılında kullanılmaya başlanan Kiril alfabeleri her cumhuriyet için ayrı ayrı karakterler göz önüne alınarak hazırlanmıştır. Bu, Rusların özel tercihine dayanıyordu. Paralel karakterler kullanılmış olsaydı, o zaman Türk boylarının değişik lehçelerde yazılmış metinleri, en azından ortak öğeler söz konusu olduğunda, çok kolay anlaşılabilirdi. Ancak alfabedeki farklılık, şuuraltındaki hızlı çağrışıma engel oluyordu. Kiril alfabesi, ayrıca Türkçe için gerekmeyen е”, “ё”, “я”, “ю” (sırasıyla "ye", "yo", "ya", "yu") gibi ses grubunu gösteren harflere sâhipti. Bu şekilde yapılan tercihler, aynı milletin çocuklarını birbirinden uzaklaştırmayı amaçlayan özel bir tasarımın ürünü ve planlanmış bir politikanın devamı ve uygulamasıydı. Türk cumhuriyetlerinin yetkilileri bağımsızlığa kansız/acısız kavuşmuşken Rusya'nın yapmaya çalıştığı şekilde bir tercihle hareket etmemeliydiler. Aksine ihtiyaç duydukları birkaç harfi 34 harfli alfabeden ilave etmek suretiyle aynı karakterleri kullanarak şuuraltını harekete geçirip dilde yakınlaşmayı doğurabilecek paralel kodların kullanılmasına özen göstermeliydiler. Ne yazık ki Sovyetlerin dağılmasıyla hürriyetine kavuşan Türk cumhuriyetleri, alfabe meselesinde gerektiği şekilde hareket edemedi. Bir tek Azerbaycan'dan başka hiçbir ülkede alfabe reformları yapılmadı. Biz bugün bu alfabelerin sıkıntısını yaşıyoruz. Zamanında bunlar yapılmış olsaydı alfabede çok sorunlar çözülebilirdi.

Çetinoğlu: Kazakistan’daki gelişmelerden bahseder misiniz?

Dr. İbrahimli: Kazakistan'da Latin alfabesinin kabulüyle ilgili somut adımlar atılmaktadır. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 27 Ekim 2017 târihinde Latin alfabesine geçilmesi için devletin hazırlıklar yapması için karar vermiştir.

Kazakistan'da 2025 yılına kadar Latin alfabesine geçmekle ilgili hazırlıklar devam etmektedir.

Ancak şu anda kabul edilen Kazak Latin alfabesi, diğer Türklerin günümüzde kullandıkları alfabelerden çok farklıdır. Hâlbuki 18-20 Kasım 1991 târihlerinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen Sempozyumda bütün Türklerin kullanacağı ortak alfabenin projesi hazırlanmıştır. Kazakistan’da görüşülmekte olan alfabe bu projeye aykırıdır.  Fakat ortak alfabeyi kabul etme şansı ve imkânı vardır.

Çetinoğlu: 2018 yılında Marmara Üniversitesi’nde yapılan sempozyumda, Kazakistan temsilcisinin de imzaladığı ‘Sonuç Bildirgesi’nde ‘tavsiye’ mahiyetinde ifadeler var. Bana öyle geliyor ki, bu maddeler, Kazakistan için yazılmıştır. İnşallah dikkate alınır.   

Dr. İbrahimli: Ben de öyle ümit ediyorum. Kazakistan, artık Türk dünyasının önder devletlerinden biridir. Ona yakışan diğer Türk Cumhuriyetleriyle birlikte hareket etmektir.  

Çetinoğlu: Türk dünyasında ortak alfabe konusunda gelecekle alakalı düşünceleriniz nelerdir?

Dr. İbrahimli: Tarihte hiçbir millet Türkler kadar alfabe değiştirmemiş, farklı alfabe kullanmamışlar Bugün için en uygunu Latin kaynaklı olarak bir birimizin alfabesine yakın bir alfabenin kabul edilmesidir.  Böylece birbirimizin yazılı edebiyatını, tarihini okuyalım. Bugün Türkiye ve Azerbaycan birbirini her kademede okuyor, anlamamak zorluğu olabilir tabiîdir. Ancak okuyor. Çünkü alfabeleri bir iki karakterden başka aynıdır.

Çetinoğlu: Efendim, çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok faydalı bir mülâkat oldu. Hatırlanması ve hâfızalara yerleşmesi için bir özet lütfeder misiniz?

Dr. İbrahimli: Türk dünyasında günümüzde de en büyük problem olan alfabeyle ilgili neler yapılabilir, hangi önlem ve öneriler olabilir, kısaca bunları belirtmek istiyorum: İlk olarak, Latin alfabesini sık kullanmayan veya Kiril alfabesiyle eş zamanlı kullanan ülkelerde (Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’da kesin olarak Latin alfabesine geçilmesi lazım.

Yapılması gereken en önemli işlerden biri de bütün Türk devletlerinin, ortak alfabe çalışmalarına bir an evvel başlamalıdır.

Oluşturulacak ortak Latin alfabesinde Türk lehçelerindeki ortak sesler için ortak harfler kullanılmalıdır. Bu alfabe, mümkün olduğu kadar pratik ve kolay olmalıdır. Ortak alfabenin bütün Türk halklarına öğretilmesi ve bu alfabenin kullanılması için dilcilere de önemli görevler düşmektedir. Türk dünyası ortak edebiyatının kaynak eserleri olan destanlar, masallar, ninniler, atasözleri her cumhuriyette yayımlanmalıdır.  Bu edebî eserlerin bütün Türk dünyasının ortak ürünleri olduğu bilinci yaygınlaştırılmalıdır.

Ortak alfabeyle ilgili araştırmalar, çalışmalar yapmak üzere Türk cumhuriyetlerindeki dil enstitülerinin, dil kurumlarının desteğiyle milletlerarası araştırma enstitüsü kurulmalıdır. Bu enstitüde Türk dünyası ortak iletişim dili oluşturulmalı; ortak alfabe, ortak imla, ortak söz varlığı, ortak terimler üzerine çalışmalar öncelikli olarak yürütülmelidir.

Yeni oluşturulacak ortak alfabenin ve gelecekte oluşturulacak ortak iletişim dilinin (ortak Türkçe) siyasî dairelerde büyük oranda kullanılması gerekliliği göz önünde tutularak konunun Türk dilli devletlerin hükümetleri düzeyinde ortaya atılması net sonuçların elde edilmesine sebep olacaktır.

Türk asıllı milletler arasında ortak alfabenin oluşturulması için sürekli dil kurultayları, sempozyumları düzenlenmeli, her yıl bir Türk cumhuriyetinde yapılmalıdır. Kurultaylarda ortak alfabenin oluşturulması şartları bütün incelikleri ile ele alınmalı, gelişmeler takip edilmeli, problemler çözümlenmelidir. Bu kurultaylarda zaman içerisinde ortaya çıkabilecek durumlarla ilgili ortak çözüm yolları, devlete bağlı kuruluşlara teklif şeklinde gönderilmeli ve her ülkede yürürlüğe konulmalıdır.

Belirtmeye çalıştığım bu konuların çözümü hemen hemen hepsi alfabeye bağlıdır. Bugün Türk dünyasının dilde birliğinin temel anahtarı, alfabedir. Alfabede birlik sağlanamazsa asla ortak konuşma (iletişim) dili de ortaya çıkmaz. Yapılacak bu çalışmalarla ortak iletişim dilinin oluşturulması alfabe birliğinin ve söz varlığının etkisi ile sağlanacak ve ortak iletişim dilinin temelini oluşturacaktır.

 

Dr. ELÇİN İBRAHİMLİ:

     15 Mart 1985 tarihinde Azerbaycan Cmhuriyeti Naxçıvan Özerk Cumhuriyeti’nde doğdu.

     Bakü Devlet Üniversitesi Doğu Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans, Kafkas Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.

     Elçin İbrahim Türkolojinin çağdaş meseleleri, karşılaştırılmalı dilbilimi, Türk lehçeleri, ortak Türkçe, Ortak İmla gibi konularda 112 ilmî makalesi yayınlanmış, 4 kitabı, 1 ders programı, çeşitli konularda 6 eserin tercümesini yapmıştır. Birçok milletlerarası ilmî kongre ve sempozyuma katıldı. İlmî makaleleri  Türkiye, ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Polonya, Kazakistan, Özbekistan, Tataristan, Arnavutluk, Romonya. Kırgızistan, Moğolistanda yayınlandı.

      2018’de Dr. unvanı aldı.

     Hâlen Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kuruluna bağlı Tercüme Merkezinin lisanslı tercümanıdır.

     İyi derecede Türkçe, İngilizce orta derece Rusça biliyor.

     Yayınlanmış Eserleri: Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Dil Meseleleri (Azərbaycan Xalq Cümhuriyyəti: Dil Məsələləri) (2018), Türk Halklarının Ortak Alfabe, İmla ve Konuşma Dili (Türk xalqlarının ortaq əlifba, imla və ünsiyyət dili) (2018), Azerbaycan Kahramanlık Salnamesinde Nehremli Şehitler (Azərbaycan qəhrəmanlıq salnaməsində nehrəmli şəhidlər) (2019), Şeyxülislam Yehya Efendi Divanının Söz Varlığı (2019),

     Tercümeleri: Dimitri Glukovski. Metro, Ahmet Haldun Terzioğlu. Tomris Han, Mustafa Yörü. İshak Kuşu, Aynur Tutkun. Hayatta İhmal Edilmeyecekler-Aile ve Çocuk, Baheddin Ögel. Türk Mifolojisi 2 Cilt, Namık Kemal Zeybek. Türk İnancı – Tanrı, Aleksandr Düma. Siyah Lale.