IMG-LOGO
Güncel

Kurumlar, Kurullar, Kurallar

04 June 2020

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçmeden önce de yazmıştım: Türkiye’nin temel meselelerinin yüzde 80’i, bunlara sebep olabileceğini düşündüğümüz ilk on sebepten ikisinden kaynaklanıyor.

Bunlardan birincisi kurumların işletilmemesi, ikincisi ise devletin kurallarının her zaman ve herkese eşit uygulanmamasıdır.

Kurumların işletilmemesinin ilk iki sebebi olarak,

a) Devletimizin bin yıllık bilgi ve tecrübesinin heba edilmesi,

b) Kurumlarda liyakat yerine lidere / partiye sadakatin esas alınmasını gösterebiliriz.

Kuralların uygulanmaması sorununun ise ilk iki sebebi olarak da,

a) Kuralların kime uygulanacağı, objektif hukuk normlarına göre değil, güç sahiplerinin işaretine göre belirlenmesi.

b) Yargının tam bağımsız ve tarafsız olmaması, yürütmenin kontrolüne girmesi veya yargı kararlarının muktedir olan tarafından, işine gelmediği zaman, “yok hükmünde” sayılabilmesini kabul edebiliriz.

Bütün bunların hepsinin kök sebebini araştırdığımızda ise meselelerimizin yüzde 80’ini doğuran ana sorunun devlet yönetiminde ortak akıl yerine bir tek kişinin aklının ve ihtiraslarının esas alındığı bir sistemle yönetilmemiz olduğunu tespit ederiz.

Bu tespitleri yazdığım 2018 yılbaşında dahi ortak akıl yerine tek adamın aklı yönetime hâkim olmuştu. (16 Nisan 2017 referandumuyla yapılan Anayasa değişikliği ile yeni hükümet sistemi kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, bütün hükümleriyle birlikte, 9 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girdi.)

Yeni sistem ile TBMM ve yargı dâhil devletin kurumlarının etkinliği iyice azaldı. Devlet çarkının işlemesi bir kişinin işaretine bağlı hale geldi. Merkez Bankası, BDDK, TÜİK, YSK, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bağımsız ve tarafsız olması gereken kurumlar bile iktidar partisi güdümünde kararlar alıyor.

Bunun bir istisnai uygulamasına koronavirüs salgını sürecinde şahit olduk. Salgında Türkiye’nin en başarılı olduğu konularda Sağlık Bakanlığının oluşturduğu Bilim Kurulu’nun çok önemli ve belirleyici etkisi oldu.

Bilim Kurulu kararlarının uygulanması konusunda elbette siyasi müdahaleler oldu. Fakat siyasilerin müdahalesi ne kadar az ise o kadar başarılı sonuçlar alındı.

Bu bakımdan en önemli meselemiz dediğim tespitime “devletin kurumlarının ve kurullarının işletilmesi ile kurallara uyulması” şeklinde küçük bir ilave yapmak istiyorum. Devlet yönetiminde ortak akıl esas alınmalı hükmümde de, ortak akıl ve bilim esas alınmalı şeklinde değişim yapmayı gerekli görüyorum.

**************************************

Cumhurbaşkanlığı Sistemine Eleştiriler

Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Sistemi içinde yaşadıklarımızdan sonra, anketler bu sistemden memnun olmayan vatandaşların oranının yüzde 66,7 iken, memnun olanların ise yüzde 24,1 olduğunu gösteriyor. Anlaşılan daha 2 yıl geçmeden sistemin yaşattığı sıkıntılar vatandaşı etkilemiş.

Bu sisteme geçtiğimizde ekonomide, dış politikada ve diğer her alanda uçacağımıza, yabancıların bizi kıskanacağına dair sözler verilmişti. Tam aksine sistemin arızalar verdiğini artık neredeyse herkes görüyor.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik sistemde “yer yer kireçlenmeler, bazı yerlerinde de tıkanmalar oluştu” diye bir özeleştiri yapmaya kalktı. Belli mercilerden uyarı almış olmalı ki son beyanatında “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güçlü bir şekilde işlemektedir” dedi.

Milletvekilleri kendilerini işlevsiz hale getiren sistemden “Züğürt Ağa gibi olduk” diye yakınmaktalar.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tutmadı.  İnsanlar nefes alamıyor. Biz bir çözüm önerisi ortaya koyduk: İyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistem” mesajlarını vermeye devam ediyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “Tüm toplumsal ve siyasal birimlerin katılımıyla, kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı yeni bir anayasa yapalım. Yeni anayasanın omurgasını yeni ve güçlü bir demokratik parlamenter sistem oluşturmalıdır" çağrısı yaptı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, yargı bağımsızlığı vurgusu yaparak iktidara, "Demokratik Parlamenter sisteme geçmediğimiz sürece ülkede huzur olmaz" uyarısı yaptı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ekonomik krizin sebebi olarak CB sistemini gösterdi: Başkanlık sistemine geçtikten iki ay sonra Türkiye’de büyük bir ekonomik kriz baş göstermeye başladı. Sadece ilkelerde değil değerlerde de sapma meydana geldi. Türkiye’de her alanda sorunlar büyüdü. Hükümetin aşırı müdahalesi, Merkez Bankası’nın bağımsızlığının tamamen ortadan kalkması, kurumsal yapıların güvenirliğini yitirmesi, zayıflaması…”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na göre de, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi etkin olmadığı gibi hem keyfi bir yönetime yol açtı, hem de TBMM’yi etkisizleştirdi.”

Davutoğlu bu sistemden sonra yoğunlaşan “siyasal kriz, hukuk krizi, adalet krizi ve en önemlisi yönetim krizi yaşadığımız için ekonomik kriz yaşıyoruz” dedi.

**************************************

Kendi Koydukları Kurallara da Uymuyorlar

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, eğer bir “sistem” ise, en azından yeni getirilen kurallara uyulması, “sistemin” kurumlarının işletilmesi gerekirdi. Oysaki tek adam yönetimine evrilen Türkiye’de, muktedirlerin kendi getirdikleri düzenlemelere dahi uymaması en büyük sorundur.

Anayasa Hukukunun en yetkin isimlerinden Prof. Dr. Kemal Gözler’in “bu sistem hakkında, teorik eleştirilerle yetinmeyip, uygulamaya da baktığı ve uygulamanın bir buçuk yıllık bir bilançosunu da” değerlendirdiği makalesinin son sözleri ile bitirelim:

“Devletimiz için en kötü şey, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değil, bu kötü sistemin dahi hiç veya zamanında işletilmemesidir. Kaldırılıncaya kadar bu sistemin etkili bir şekilde çalıştırılması gerekir.

Kendi koyduğunuz bu kurallara uymayacaksanız neden bu kuralları koydunuz? Bu kuralları koyan sizlersiniz. Kendi koyduğunuz kurallara kendiniz uyunuz!”