IMG-LOGO
Güncel

İçi Boşaltılan Kavramlar

31 May 2020

Geçmişinden çok söz edenler için: “Yaşlılık alameti” tabirini kullanırlar doğrudur. Ama hiçbir zaman unutulmamalı ki, Hava, su ekmek ne kadar gerekliyse, sonradan gelen nesillerin önlerini görebilmesi için geçmişin de bilinmesi o kadar ihtiyaçtır. Zaten bunun aksi olmuş olsaydı vakanüvisler tarih yazma zahmetine katlanmazlardı.

Gazi Paşa İlkokulu 2. Sınıfındayım, Pazartesi sabahı okulun önünde toplandık coşku içinde bütün okul, İstiklâl Marşımızı söylüyoruz. Okul müdürümüz Zeynel Bıçakçı(Allah rahmet eylesin) aniden istiklâl Marşının okunmasını kestirdi ve okul bahçesinin dışında yürüyen bir vatandaşı durdurup seslendi: “İstiklâl Marşının okunduğunu duymuyor musun?” Adamın bu sual karşısında ne söylediğini hatırlayamıyorum ama okul müdürümüzün verdiği tepkili hareket, benim için o gün de doğruydu bu gün de.

Çocukluk ve gençlik yıllarımız da milli olan her şey bizleri heyecanlandırır, Milli bayramlardaki resmigeçitler, okunan şiirler ve öğretmenlerimizin çektiği nutuklar fazlasıyla bizi duygulandırırdı.

Ordumuzun milli bayramlarımızın Türk Milleti için çok büyük önemi var. Bizler bu vatanı hazır kurulu, müreffeh bir imparatorluktan devir almadık. Türkiye’den daha büyük Balkan topraklarını kaybettik, işgal edilmiş bu vatan toprakları, şühedanın döktüğü kanla yoğrulmuş, bunun için önemlidir milli bayramlarımız.

Ama uzun sürmedi bu milli heyecan. Türk Milletinin milli bağlarını çözmek için değerlere saldırılmalıydı ve öyle de oldu.

Amerika zaten içimizdeydi, 1980 darbesinde “bizim çocuklar” vasıtasıyla daha da girdi içimize ve üzerine titrediğimiz, göz nurumuz Türk ordusu şortla denetlenmeğe başlandı ve ne olduysa ondan sonrasında oldu bütün olanlar.

Milli bayramlar veya on kasımlarda başbakanların, cumhurbaşkanlarının ya kulakları ağrıdı ya da bir mazeret uydurup, bayram törenlerinden kaytarmanın yolunu buldular.

Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük asker Mustafa Kemal Atatürk için, ilk hakaretler bu tarihten sonra başlar. “Kurtuluş savaşını Mustafa Kemal kazanacağına, keşke Yunan kazansaydı” diyecek kadar milli şuurunu yitirmiş, meczuplara şahit olduk hep birlikte. İşin acı tarafı, bu meczuba devlet yöneticilerinin itibar gösterip değer vermesiydi kanımızı donduran.

Dini görünümlü hükümetimizin dindar görünümlü hem de bir bayan bakanının ağzından bütün ahlaki kurallar hiçe sayılarak, öğrenci yurdundaki tecavüz vakası karşısında: “Bir kereden bir şey olmaz” sözlerine şahit olduk.

Yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşvet ve ahlâksızlığı kutsal dinimiz yasaklamasına rağmen, bir zamanların en güvenilir din âlimi olarak bildiğimiz Hayrettin Karaman’dan devlet adamlarına, gerekçeler uydurarak hırsızlık ve yolsuzluk yapmalarının kapıları aralanmıştır.

Bu fetvalar neticesinde iyice azgınlaşan bakaracı-makaracı hırsızlar, devletin en üst mevkilerinde yerlerini koruyabilmişlerdir.

TC yi resmi devlet binalarından kaldırtan hükümet, nedense toplantı ve mitinglerde bayrağa çok önem verir oldu. Miting alanına gelenlerin hepsinin eline bir bayrak tutuşturulur, o bayrağı kapanlar da popoları üşümesin, kirlenmesin diye kıçlarının altına yayarlar. Miting alanını terk ederken de, yerlere atarlar, bayrağın bir milletin şerefi ve bağımsızlık sembolü olduğunu düşünmeden.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in cenneti dahi anaların ayaklarının altına serdiği halde, “al ananı da git buradan!” sözünü de gene bu süreçte yaşadık.

Kalın sağlıcakla…