IMG-LOGO
Kültür - Sanat

Tüfek, Mikrop ve Çelik

26 May 2020

Tıp doktoru Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik isimli eserinde dünya insanlarının 13.000 yıllık tarihini anlatıyor

 

İnsanlık tarihi; devletler, savaşlar, keşifler, icatlar ve yeniliklerle doludur. İmparatorluklar kurulup yıkılırken, tarihin seyrini değiştiren, kıtaların kaderlerini belirleyen olaylar yaşandı. Ancak insanlık tarihi nasıl başladı ve nasıl şekillendi? Anadolu ve Orta Doğu coğrafyası tarihin akışında neden bu kadar önemli? Neden Avrasya’da atlar evcilleştirilebilirken Afrika’da zebralar evcilleştirilemedi? Neden Amerika kıtasının yerlileri Avrupa’yı istila etmedi de tersi oldu? Neden bazı toplumlar zenginken diğerleri fakir kaldı?

 

Tüfek, Mikrop ve Çelik, insanlık tarihinin en can alıcı ve önemli sorularını soran ve ilmî delillerle cevaplandıran bir eser. Biyoloji, coğrafya, dilbilgisi ve tarih gibi birçok sahadan faydalanılarak yazılmış.

 

Jared Diamond eserinde dinlerin nasıl doğduğunu, devletlerin nasıl kurulduğunu, mikropların ve onlara bağlı hastalıkların nasıl oluştuğunu, tarım ve hayvancılığın hayatımızdaki önemini, yazının neden ve nasıl icat edildiğini, insanoğlunun teknolojiyi nasıl ve neden geliştirdiğini, insanlık tarihinin temellerinin neler olduğunu anlatıyor.

 

13,5 X 21 santim ölçülerinde, 664 sayfalık kitapta bütün bu konuların hikâyesi, bundan 13.000 yıl önce Orta Doğu’da yaşayan bir insanın bir buğday tanesini toprağa ekmesiyle başlıyor.

 

Buğdayın hikâyesiyle başlayan eser, bir tarım tarihi, bir coğrafya, jeoloji ve biyoloji ile alâkalı gelişmeleri anlatan kitap değil. İnsanlığın bugünkü duruma gelmesini sağlayan bütün coğrafya, jeoloji, tarım, antropoloji, arkeoloji ve dönüşümlerin tamamını ihtiva eden geniş bir araştırma ve gözleme dayalı tarih kitabıdır. 

 

Dünyanın ve insanlığın kısa tarihi olan eserde herkes ve her şey anlatılıyor. Farklı kıtalardaki farklı toplumların farklı gelişmelerini ikna edici ve ilmî bir şekilde açıklayarak ırkçı yaklaşımları yerle bir ediyor. İlk iki sayfayı okuduktan okuyucu artık kitabın, sayfaların ve satırların esiri oluyor. İnsanla alâkalı her şeyi merak edenler için bu kadar itinalı ve geniş kapsamlı çok az kitap yazılmıştır. Kitabın bir hususiyeti de özetlenmesinin mümkün olmayışıdır. Bu sayfanın hacmine uygun miktarda örnek olarak alınacak bölüm, kitabın bütününe haksızlık olacaktır.

 

Dünya tarihi, (büyük ölçüde) sâhip olanlarla olamayanlar arasındaki mücadeleden ibarettir. Günümüzde bir miktar değişiklik olduğu söylenebilir: Daha fazlasına sâhip olmak isteyenlerle, belli imanlara sâhip olanların mücadelesi…

 

Oysaki dünya herkese yeter. Tabiat mevcut dünya nüfusunun 2 veya 3 katını besleyecek imkâna sâhiptir. Yeni teknolojilerin uygulanması ile 10 kat olsa bile açlık-kıtlık tehlikesi söz konusu olmaz. Günümüz dünyasındaki açlık-kıtlık olgusu, tabiatın yetersizliğinden değil, tüketim hırsı ile israf alışkanlığının neticesidir.

 

Tabiatın işleyişi örnek alınırsa hiçbir problem kalmayacaktır. Düşünelim: tabiat üretkendir ve üretimi insanlar içindir. Tarlalar buğdayı, ağaçlar meyveyi, bahçeler sebzeyi, inekler-koyunlar ve keçiler sütü, tavuklar yumurtayı insanlar için üretiyor. Üretimlerinin bir kısmından bile kendileri istifade etmiyor. Buzağının, kuzunun rızkına bile göz diken aç gözlüler var. ‘Süt vurgunu’, ‘süt yanığı’ tabiri, yeterli ölçüde ana sütü emmediği için kavruk kalan süt emenler için kullanılır. Bu tabirler varsa, buna sebebiyet verenler de var demektir. Deve yavrusu bidik ve patlak da aynı haksızlığa maruz kalmaktadır.

 

Kitap muhtevasının çağrıştırdıklarına burada noktayı koyup, yazarının söylediklerine dönersek efendim; ‘İnsanlar çeliği kullanmaya başlayınca tüfeği icat etti, güç oldu ve bu güçle kendisinden daha az gelişmiş insanların imkânlarını ellerinden almaya yöneldiler.’ 

 

Tabiatın insana sunduğu yabanî hayvanları ve bitkileri evcilleştirerek ziraat yapan insanlarla bunu başaramayanların aralarındaki fark, günümüze yansımıştır.’

 

Cümlede ‘teknoloji üretenlerle, teknoloji satın alanlar…’ ifadeleri de pekâlâ kullanılabilir. Günümüz milletleri arasındaki gelişmişlik farkını daha mükemmel ifade eder.

 

Amerika’nın keşfi ile yerli halkın yok edilmesi için tüfek, sonraki yıllarda sömürgeleştirilmek için ‘virüs’ denilen mikrop kullanılmıştır. Yazar, ikinci metotla sebebiyet verilen ölümlerin, birincisine nazaran daha fazla olduğunu ileri sürüyor.

 

Koronavirüs’ü, Covid 19’u mu kast ediyor?’ sorusunun cevabını, komplo teorisyenlerine bırakmak daha doğru olur.  

 

Jared Diamond tarafından telif edilen eseri, beğenenler olduğu kadar tenkit edenler, önceki yıllarda yayınlanmış kitaplarla büyük ölçüde benzerlikleri olduğunu iddia edenler de var.

 

Prof. Diamond, Avrasya insanlarının üstünlüğünün (ki hepsinin, Avrasya dışındaki insanlardan daha üstün olduğu söylenemez), fikrî, ahlâkî veya doğuştan gelen genetik özelliklerimden kaynaklandığı düşüncesini reddediyor. İnsan toplulukları arasındaki güç ve teknoloji farkının coğrafî faktörlerden kaynaklandığını ileri sürüyor. Bu düşüncenin yanlış olduğu, aynı coğrafyada yaşayan Güney Kore ile Kuzey Kore, İspanya ile Portekiz, Nijer ile Nijerya örnekleri gösterilerek temelinden çürütülebilir. 

 

Kaliforniya Üniversitesi coğrafya ve fizyoloji profesörü Jared Diamond'un 1997'de yazdığı, Türkiye’de 2018 yılında yayınlanan eseri,  Ülker İnce Türkçeye tercüme etti.

 

Hemen belirtilmeli ki tenkitler, kitabın hafife alınmasını, reddedilmesini gerektirmez. Eserde yeni bilgiler, (tartışmaya açık olsa bile) yeni ve dikkat çekici fikirler var. Daha da önemlisi, incelenmesi gereken, ufak tefek değişiklikler ve takviyelerle insanlığa faydalı olabilecek yepyeni düşünceler var.  

 

PEGASUS YAYINCILIK TİCARET VE SANAYİ LTD. ŞTİ.

 Gümüşsuyu Mahallesi, Osmanlı Sokağı Nu: 27/9 Taksim, İstanbul. Telefon: 0.212- 244 23 50

Belgegeçer: 0.212-244 23 46  e-posta: info@pegasus.com  //  www.pegasus.com 

  

 

Prof. Dr. JARED DİAMOND

10 Eylül 1937 tarihinde Boston'da dünyaya geldi. Babası doktor annesi ise öğretmendir. 1958 yılında Harvard üniversitesinden mezun oldu. Doktora eğitimini safra kesesi zarları ve fizyoloji üzerine yaptı.

Volkanlar, cinsellik, kuşlar, tekerlek, safra kesesi, kabile insanları gibi konularda araştırmaları vardır ve bu konularda makaleleri yayınlamıştır. 

Yazar ‘Üçüncü Şempanze’ isimli kitabında on dil bildiğini on birinci dili de öğrenmeye başladığını yazmıştır. İlk eserini 1972 yılında yayınlamıştır. Bilim alanında birçok armağana layık görülmüş, Marc Arthur Vakfı tarafından 1985 senesinde Jared Diamond'a senelik 45.000 $ dolar olmak üzere beş yıllık burs verilmiştir.   Eşi Marie Diamond, California Üniversitesinde hocalık yapmıştır. 

Yazarın yayınladığı beş adet kitabının tamamı Türkiye'de yayınlanmıştır.

Yapılan anketler sonucunda dünyanın ilk 100 entelektüel isimlerinden biri olmuştur. Bu listede 2005 yılında 9. sırada 2008 yılında ise 31.sırada yer almıştır. 

Diğer kitaplarından üç tanesi: Çöküş, Seks Neden Keyiflidir, Üçüncü Şempanze isimleriyle yayınlandı.

 

 

Türk Dünyasının Velâyet Sâhibi Bilgesi

KORKUT ATA

 

Dede Korkut olarak da anılan Korkut Ata, Oğuz Türklerinin eski destanlarında yüceltilen ve saygı gösterilen; bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen, kabile teşkilâtını koruyan yarı-efsanevi bir bilgedir ve Türklerin en eski destanı olan Dede Korkut Kitabı'ndaki hikâyelerin anlatıcısı ozandır.

 

Azerbaycan’da ve Türkiye’de 40’tan fazla kitabı, 180 adet ilmî makalesi yayınlanan Azerbaycan Türklerinden Prof. Dr. Fuzuli Bayat, 12 X 19,5 santim ölçülerindeki 195 sayfalık eserinde Türklerin Korkut Ata’sını anlatıyor.

 

Korkut Ata’ya uygun gördüğü ‘Velâyet Sâhibi’ deyimindeki ‘velâyet’ kelimesi pek çok mâniaya gelmektedir. ‘Velî=ermiş’ olmak, ‘sözü dinlenir, dediği yapılır insan’, ‘insana dost / Allah’a dost olan’ gibi sıfatlar yanında; ‘yardım eden’, ‘bir işin veya kişinin sorumluluğunu üstüne alan’, ‘otorite / sultan’, ‘kâinatın işleri kendi uhdesinde bulunan ve o işleri yürüten’… Gibi. Bu sonuncusu, aynı zamanda Cenâb-ı Allah’ın sıfatlarındandır. Prof. Bayat’ın kast ettiği, birinci gruptaki mânialar olmalı. 

 

Korkut Ata’nın kitabı iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde ‘Şâman’dan Evliyaya Korkut Ata veya Türk Dünyasının Velâyet Sâhibi Bilgesi’ başlığını taşıyor. Bu bölümde Oğuz Coğrafyası Yahut Oğuznâmelerin Dili  isimli makale dikkat çekiyor.  

 

Birinci bölümden tadımlık bir bölüm:

 

Korkut Ata, Allah Teâlâ'ın (cc) kendisinin veya herhangi bir aracı ile insanın gönlüne feyz yoluyla koymuş olduğu ve kulun Hak'la râbıtasının devam ettiğinin ispatı olan bir ilham sâhibidir. İlham, Allah Teâlâ (cc) tarafından kalbe gelen mâni, sezgi, doğuştur; bir sözle içten, iç hayattan alınan bilgidir. Vahiy gibi ilham da Allah’tan gelir. İlhamın vahiyden birkaç önemli farkı vardır. Şöyle ki: Vahiy ancak melek aracılığıyla gelir. İlham ise melekle değil, melekler vâsıta kılınmaksızın Allah'ın seçtiği kula ulaşır. O bakımdan vahiy kati olup ilham zannîdir. Vahyin ilhamdan esaslı farkı da buradadır. Vahiy zamana, mekâna uyacak şekilde gelir. İlham ise kıyamete kadar devam eder. Vahiy geldikten sonra kendisinden önceki vahiy hükmünü kaldırabilir. İlhamda ise böyle bir şey yoktur. Vahiy tek manalı, iki ve daha çok manalı olabildiği halde ilham yalnız tek manalıdır. Vahiy hakiki ve mecazi olabilir. İlham ise hakikîdir, mecazi mâniası yoktur.

 

İkinci Bölümde Korkut Ata’ın 31 adet efsanesi var.

 

Bilindiği gibi efsane; Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları ve olayları konu edinen hayalî hikâye demektir. ‘Söylence’ olarak da anılır.  Efsaneler ait oldukları çağların inanç, gelenek, görenek ve tabularını anlatmaktadır.

 

Efsane masala göre kısadır. Efsanenin inandırıcılık özelliği vardır. Efsanenin dinî yönleri daha fazladır. Masallarda kalıplaşmış ifadeler (tekerlemeler vs.) vardır. Efsanelerde ise yoktur.

 

Nakledilen efsanelerden bazlarının başlıkları: *Korkut Ata Kopuzu Nasıl yaptı? *Korkut Evliya. *Korkut’un Ölümden Kaçması. *Korkut ve Kırk Kız. *Korkut Ata’nın Nasihati. *Korkut Ata’nın Ad Koyması. *Korkut Ata Ezgileri. *Hak Teâlâ’nın Korkut Ata’ya Dahi Vermediği Bilgiler. *Korkut Ata’nın Deyimleri.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

 

Deyimlerden örnekler:

 

-Atalar sözünü tutmayan yabana atılır. Ahirette cehennem ehline katılır.

 

-Atalara; Atam öldü demişler: iş başına düştü; anam öldü: öksüz kalmışsın; oğlum öldü: yüreğine ok saplandı; kardeşin öldü: garip olmuşsun; düşman geldi: al atlı alnında sakar kılıçlasın demiş.

 

Oğuz Ata’ya demişler: Âlemde ne bilemedin? Oğuz Ata demiş: Kimin ölüp kimin kalacağını bilemedim.

 

Dedem der ay öte, yıl dolana; zamaneler koup gele. Dağ otları tükene, tiken kala.

 

‘Allah Teâlâ’ demeyince işler düzelmez. Kadir Tanrım vermeyince er bayımaz (zengin olamaz). Güveyi oğul olmaz, gelin kız olmaz. Kar ne denli çok yağsa, yaza kalmaz.

 

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

 

 

DİL VE EDEBİYAT

 

Necip Fâzıl Kısakürek 1904-1983 yılları arasında yaşamış Türk fikir hayatının en parlak yıldızlarından biridir. Fikir ve iman istikametinde hiçbir sapma olmadan ömür tüketmiş, okuyucuyu kendi irtifa seviyesine yükseltmeyi başarmıştır. Birkaç neslin mümtaz hocasıdır. Onların şahsiyetinin şekillenmesini, karakterlerinin millî-manevi değerlere perçinlenmesini ve inkişafını sağlamıştır. Günümüzde, Hayri’m-halef oğulları Mehmet ve Osman Kısakürek idaresindeki Büyük Doğu Yayınları ile a’mâl defteri açık tutulmakta, günümüz gençlerinin geleceğini aydınlatan deniz feneri ışık saçmaya devam etmektedir. 91 adet telif eseri, muhtelif gazete ve dergilerde yayımlanan makalelerinden, konularına göre tasnif edilen 8 adet muhteşem kitap, yeniden ve defalarca basılarak kültür hayatımızın diri tutulmasını sağlanmaktadır.

 

Dil ve Edebiyat isimli çok kıymetli kitap 12,5 X 19,5 santim ölçülerinde, 283 sayfa hacimle Aralık 2016’da okuyucunun istifadesine sunuldu. 1939-1980 yılları arasında kaleme alıp yayınladığı dil ve edebiyat, edebiyat ve sanat mevzulu makalelerle başlayan eser, kendisiyle yapılan sanat-şiir, tiyatro ve güzel sanatlar hakkındaki röportajlarla devam ediyor.  Son bölümde Aydınlar Ocağı, Türk Edebiyatı Vakfı ve benzeri sivil toplum kuruluşları tarafından tertip edilen Sultan-üş Şuara Gecesi’nde yaptığı konuşma yer alıyor. Bilindiği gibi aziz üstat, adı geçen kuruluşların yönetimleri tarafından kabul edilen ortak kararla ‘Şâirlerin Sultanı’ unvanına layık görülmüştü.  

 

Söz konusu gecedeki konuşmasından birkaç cümle:

 

Muhterem davetliler!

İçinde yaşadığımız cemiyet...

İnsanın başlıca dört cihazından, dimağı olanını kişniş şekeri kadar küçültmüş, asabî, hazmî ve tenasülî olanlarını da yumak yumak ve tepe tepe urlaştırmış bir cemiyet…

 

Sizi, böyle bir cemiyette hâlâ sanat ve edebiyat câzibesi duymakta devam eden aydınlar olarak ihtiramla selâmlarım.

 

Edebiyat... Bizde sadece şiir, roman, tiyatro, hikâye gibi bazı ifade kalıplarını kuşattığı sanılan bu mefhum, Batı adamının kafasında, sınırsız bir genişlik ve derinlik belirtir.

 

Büyük İskender, taş üstüne taş kalmamacasına yıkılmasını emrettiği bir şehrin meydan yerindeki şair büstüne dokunulmamasını irade etti.

 

Bütün acılığı içinde ilân ve itiraf edeyim ki, bugün bizim edebiyat diye bir şeyimiz kalmamıştır! Öyleyse biz, millet olarak, var mıyız, yok muyuz? Bu korkunç sualin cevabını siz veriniz!

 

Ruhun pabuçlukta beklediği, maddenin de mihraplaştırıldığı son yarım asırlık devrimizde, bir buçuk asırdır reçel kavanozunu dışından yalama an’anesiyle gelen, kurbağaları bile güldürücü şahsiyetsizlik ve aidiyetsizlik belâmız zirve noktasına çıkarken, Kültür Sarayı isimli bu süslü kafeste hangi kuş nev’ine yer verileceğini sormak başlıca haktır.

 

İşte size, tepeden inme, kurbağaca bir cümle: ‘Türkiye’yi batıran nedenlerin bir nedene bağlanamamasındaki neden, nedendir ve nedir?’

 

Dilimizin nasıl bir gaga şangırtısına terk edildiğini lütfen görünüz!

 

Ben, taş kafalı komünistlerin, köksüz başıboş liberallerin, kanser virüsü siyonistlerin, iç tahrip ajanı devrimcilerin ortaklaşa düşmanı olduğu ve sistemli şekilde mahkûm ettiği, okuma kitaplarından ismini kazıdığı, fakat buna rağmen İlâhî bir tecelli ile toprağı altından kaynatmayı ve üstüne meltemler estiren, ürpertiler hissettiren ve etrafına çelikten bir gençlik hisarı çekmeyi gâye edinen ve tam 44 yıl tek derece yön değiştirmeyen belâlı adamım.  Bedbaht olduğum kadar mesudum!

 

Şimdi en belâlı suâl:

 

Hayalimizdeki fert içi ve fert dışı tantanalı oluşa, zaman ve mekân müsait midir? Sakın, zaman geçmiş ve mekân pörsümüş olmasın?

 

 ‘Romeo ve Jülyet’de, Şekspir, bu sualin cevabını kahramanına verdiriyor:

Jülyet, sabaha kadar penceresinin dibinde kendisine dalan Romeo’ya seslenir:

-Artık git, vakit çok geç!

Divâne âşık cevap verir:

-O kadar geç ki, erken kabûl edebiliriz!

Bu noktada bir ân sükûtu dinleyelim...

Ve haykıralım:

GÜNEŞİN DOĞMASINA YAKIN VAKİT ERKENDİR!

 

Muhabbetle selamlarım!

 

BÜYÜK DOĞU YAYINLARI:

Uzunçayır Caddesi Sarılar İş Merkezi Nu: 24/16 Hasanpaşa, Kadıköy-İstanbul.Telefon: 0.216-546 10 25 Belgegeçer: 0.216-546 10 24 e-posta: irtibat@buyukdogu.com.tr  www.buyukdogu.com.tr

 

 

 

MÜZİK SOHBETLERİ

 

Yazar, şâir, bestekâr, viyolonsel sanatkârı, ûdî ve heccav… Ayrıca fotoğraf sanatkârı ve müzik hocası Fırat Kızıltuğ, çevresindeki müzisyenlerle yaptığı 12 adet mülâkatı müzikseverlere sunuyor. 12,5 X 19,5 santim ölçülerinde 136 sayfalık şirin eser 2015 yılında yayınlandı.

 

AKIL FİKİR YAYINLARI

Alemdar Mahallesi, Alayköşkü Caddesi, Küçük Sokak Nu: 6/3 Cağaloğlu, Fatih, İstanbul

Telefon: 0.212-514 77 77 e-posta: bilgi@akilfikiryayinlari.com  www.akilfikiryayinlari.com 

 

 

KISA KISA… / KISA KISA…

1-Mrs OSMOND: John Banville – İlknur Özdemir / Kırmızı Kedi Yayınları.

2-KONVANSİYONEL OLMAYAN SAVAŞ TEORİLERİ: Şafak Oğuz / Akçağ Yayınları.

3-İKİNCİ EŞ SERÜVENİ: Andrew Finkel – Işılar Kür / Everest Yayınları.

4-BÜYÜK OLAYLARIN KISA TÂRİHİ: Prof. Dr. Tufan Gündüz / Yeditepe Yayınları.

5-BİLGE TONYUKUK: Hüseyin Adıgüzel / Bilgeoğuz Yayınları.