IMG-LOGO
Güncel

Mübarek 11 Aylar

23 May 2020

Allah rahmet etsin, mekânı Cennet olsun bir Ömer Ağabeyimiz vardı. Feneryolu’nda tam da Bağdat Caddesi üzerinde kardeşi Önder Ağabey’le birlikte bakkal işletiyorlardı: Cumhuriyet Gıda. Zaten Bağdat Caddesi üzerindeki tek bakkal oydu. Ağabey – kardeş her ikisi de tasavvuf ehli gönül insanlarıydı, Ömer Ağabey’de biraz muziplik de vardı. O tarafa ne zaman yolum düşse muhakkak uğrar bir çaylarını içer, sohbet ederdik.

 

            Sıcak bir Ramazan günü iş için Kızıltoprak tarafındaydım. İkindi vaktinde işim bittikten sonra halini hatırını sorayım diye Ömer Ağabey’e uğradım. O sıcak havada saatlerdir oruçlu olmanın vermiş olduğu yorgunluk yüzünden okunuyordu. “Selamın aleyküm ağabey, nasılsın?” diye sordum. Hem verdiği cevabı hem de cevap verirken yüzünün aldığı o çocuksu, mazlum ama bir o kadar da muzır ifadeyi bugün gibi hatırlarım.

 

            “Ne olsun bekliyoz işte. Mübarek 11 aylar gelmedi gitti!”

 

Bir Garip Misafir

 

            Şehr-i Ramazan her sene aynı hislerle geçer. İlk hafta o kutlu misafirin atmosferinin getirdiği huzur ve huşuyu duyarsınız. İkinci haftayla birlikte orucun getirdiği fiziki ve ruhi ağırlığın yoruculuğunu hisseder ve “mübarek 11 ayların” hasretini çekmeye başlarsınız. Ama son hafta hele hele o son gün geldiğinde içinizi bir burukluk kaplar. O kutlu misafirin ayrılıp gidiyor olmasının burukluğu... O son iftar sofrasına oturduğunuzda tüm günü oruçlu geçirmiş olmanıza rağmen hiçbir şey yemek gelmez içinizden. Bir aydır hayatınızda olan ve artık hayatınızın bir parçası haline gelen bu bir garip misafiri yolcu ediyor olmak midenize oturur.

 

Nerde O Eski Bayramlar

           

            Bu sene Corona etkisiyle Ramazan Bayramı geçen senelere göre çok farklı geçecek. Bir kere sokağa çıkma yasağı var ve bayram alışverişi denen şey bu arefe günü mümkün değil. Bu bayramda, bayrama bayram namazı ile start veremeyeceğiz. Zilimizi şeker toplayan çocuklar çalmayacak.  Kimseyi ziyarete gidemeyecek ve kimse de bize misafir olamayacak. Önümüze tatlılar ve kola bardakları konup kaldırılmayacak. Her gittiğimiz ziyarette o tepsi tepsi yapılan ev baklavalarından ev sahibi hanımefendinin yoğun ısrar ve baskıları karşısında “ayıp olmasın” diye hiç olmazsa bir dilim yiyip bırakamayacağız. Çocuklara bayram harçlığı veremeyeceğiz. Yeni gelinler ne ev işlerindeki hamaratlıklarını ne de dirseklerine kadar taktıkları bileziklerini misafirlerine gösteremeyecekler!

 

Ne Yapmalı?

 

            Madem bu bayramda eski bayramlardaki adetler yerine gelemeyecek, o halde gelin eski köye yeni adetler getirelim. Bu bayramda misafir ağırlayamayacağımız, kapıya gelen çocuklara şeker ve/veya harçlık veremeyeceğimiz için bu işlere tahsis edilen bütçeyi hayırlı bir iş için kullanalım. O bütçeyle muhtaç aileleri, minik yavruları sevindirelim. Başka insanların yüzlerinde bir gülümseme, hayatlarında bir mutluluk meydana getirelim. Bayramları gerçekten bayrama çevirelim. Ve bunu sadece 3 günlük bir bayram sürecine değil, mübarek 11 ayların tamamına yayalım. Bu dünyamızı Cennet’e, hayatı da bayrama çevirelim.

 

            Herkese mutlu bayramlar diliyorum...