IMG-LOGO
Akademik

İslam ve Bilim – 1

22 May 2020

Yaklaşık 4.6 milyar yıl yaşında olan Dünya üzerindeki ilk yaşam belirtileri 3.8 milyar yıl öncesine gitmektedir. Yaklaşık 12 bin yıl önce ilk yerleşik düzene geçtiği düşünülen insanoğlu, 9 bin yıl önce ilk taştan aletleri kullanmaya başlayarak bilim ve teknolojideki gelişimine de başlamış oldu. Bunu 6 bin yıl önce Mısır ve Mezopotamya’da hiyeroglif benzeri ilkyazının geliştirilmesi ve bronz ’un kullanılması, 3 bin beş yüz yıl önce de demirin kullanılması izlemektedir. Günümüzdeki bilim ve teknolojinin kurucuları sayılan Yunan filozofları Aristoteles ve Platon 2400 yıl önce yaşamışlardır. Bin yıl önce Çinlilerin geliştirdiği matbaa, 7 yüzyıl önce Ockham’lı Williams’ın ilk bilimsel deneyi, 3 yüzyıl önce teleskopun keşfi, 2 yüzyıl önce sanayi devriminin İngiltere’de başlaması, yüz yıl önce izafiyet teorisinin ortaya atılması, 50 yıl önce DNA yapısının ortaya çıkarılması, 20 yıl önce ilk organ nakli… Kilometre taşlarının sayısını arttırmak, tarihleri daha da detaylandırmak elbette mümkün ama kısaca bakarsak 12 bin yıldır yerleşik düzende yaşamaya başlayan insanoğlunun son 2 yüzyıldır hızlı bir ilerleme içinde olduğunu görüyoruz.

Peki, Müslümanlar bu bilimsel gelişmelerin neresinde? İnsanlığın gelişimine ne kadar katkı sağlayabildiler? Bunun cevabını aramak için Antik Yunan’a dönmemiz gerekecek.

Yunanlılar, özellikle yaşadıkları dönemde daha çok popüler olan Platon ve daha az popüler olan Aristoteles’in yadsınamaz katkıları ile felsefe ve bilim alanında düşünsel gelişimi oldukça yüksek bir noktaya çıkarmışlardır. Her iki filozof bilimin tarihsel gelişiminde rol alan önemli isimler (Aristarkos, Erastotenes, Hipparkhos, Batlamyus, Öklid, Apollonius, Arşimet, Heroplius, Erasistratus, Galen bunlardan bazılarıdır) üzerinde oldukça etkili olmuşlardır. Batıda, Avrupa’nın düşünsel gelişimi Rönenans olarak bilenen döneme kadar bir daha bu düzeye ulaşılamamıştır. Bunda kuşkusuz, Roma İmparatorluğu’nda Doğa Felsefesi’nin düşüşe geçişi, İmparatorluğun ikiye bölünmesi ve Platon’un okulu Akademi’nin Hıristiyan Roma İmparatoru Jüstinyen tarafından MS 529’da fonlarının sona erdirilmesi ile zorla kapatılmasının etkileri büyük olmuştur.

Ancak Akademi’nin kapatılması başka sonuçlara yol açacaktı. Burada bulunan ve kendilerine Yeni Platoncular denilen Akademi üyeleri, değerli edebiyat, bilim ve felsefe parşömenlerini de yanlarına alarak Sasani Kralı 1. Hüsrev’in koruması altına girdiler. 532 yılında Bizans ile yapılan antlaşma sonucunda Yeni Platoncuların güvenlikleri garanti altına alındı. Yeni Platoncular Sasani Kralı’nın garantisi altında, Sasani İmparatorluğunun başkenti Ctesiphon’da (günümüz Bağdat şehrinin 35 km güneydoğusu), Harran ve Edessa (Urfa)’da Akademi çalışmalarına devam ettiler. Yeni Platoncular’ın en büyük özellikleri, Aristoteles’in Platon’un görüşlerine karşı yapmış olduğu güçlü eleştirilerin aslında Platon’un görüşlerini zayıflatmadığını savunmaları, buna bağlı olarak Platon ve Aristoteles’i uzlaştırmaya çalışmalarıydı. Böylece Platon ve Aristoteles’in düşünsel yapısı Mezopotamya’da kök salmaya başladı.  

610 yılında İslamiyet’in ortaya çıkmasıyla yeni bir özgüven anlayışına sahip olan Araplar, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve hatta İspanya’yı ele geçirdiler. 651’de Sasani İmparatorluğunu Müslümanlaştıran Araplar’da veya daha doğru bir tanımlamayla İslamiyet’te, bilim Antik Yunan’dan beri olmadığı kadar gelişmeye başladı. Bu gelişimde önemli olan iki özellik ön plana çıkıyordu: Birincisi, İslamiyet’in sahip olduğu ibadet tarzı, ikincisi Yeni Platoncular’ın getirdiği ve devam ettirdiği akım.

İbadet ederken Mekke’ye dönmeleri gereken Müslümanlar, sık sık seyahat ettikleri ve/veya sefere çıktıkları için Mekke’nin hangi yönde olduğunu bilmek zorundaydılar. Ayrıca günde beş kere kılınması gereken namazın saatlerinin de belirlenebilmesi gerekiyordu. Bu yüzden İslamiyet gökbilimcilere özellikle ihtiyaç duyuyordu. (Ancak burada, halen 21. Yüzyılda, imsak vakti üzerindeki itilafların devam ettiğini, Ramazan ayına farklı ülkelerde farklı tarihlerde başlandığını da belirtmekte fayda vardır). Küre şeklindeki Dünya üzerinde Mekke’ye nasıl dönüleceğinin bilinmesi ihtiyacı küresel trigonometride önemli ilerlemelere yol açtı. İslam hukukuna göre mirasın hesaplanmasında kullanılan aritmetik yöntemler de yeni bir cebir alanının gelişmesini sağladı.

Sasani topraklarındaki yönetim sistemlerinin Araplaştırılması 5. Emevi halifesi Abdülmelik zamanında başlatılmıştı. Birbirini izleyen halifeler, El-Mansur, Harun Reşid ve El-Memun, Yeni Platoncuların beraberinde getirdikleri Antik Yunan metinlerinin yeniden bulunup Arapça’ya çevrilmesini teşvik etmiş ve buna destek vermişlerdi. Böylece sadece tıp, gökbilim veya diğer pragmatik yapıtlar değil, Platon, Aristoteles gibi büyük düşünürlerin yapıtları da okunmaya ve öğretilmeye başlanmıştı. Bununla birlikte, İslam düşünürleri neyin Platon’a, neyin Aristoteles’e ait olduğunun ayırt edilmesinde büyük sorunlar yaşamışlardı. Temelde Platon düşüncesinin dinsel boyutunu genişletip, bunu vahiy yerine akla dayanan karmaşık bir teolojiye dönüştürmüş olan Yeni Platoncular’ın örnekleri çoğunlukla din temalıydı ve bu yüzden İslam doktrinleri için birer tehditti. Oysa Aristoteles teolojik konularla çok daha az ilgilenmiş, dolayısıyla İslam düşünürlerine yüksek düşünme düzeyi sunmuştur. Bu yüzden İslam filozoflarınca, Aristoteles “birinci öğretmen” olarak tanımlanmıştır. Aristoteles’ten sonra “ikinci öğretmen” ünvanlını Farabi almıştır. İsterseniz Farabi ve diğer önemli İslam düşünürlerinin kısa hayatları bir sonraki yazının konusu olsun.

Şimdilik kalın sağlıcakla…      

Yararlanılan Kaynaklar:

David C Lindberg, The Beginnings of Western Science, The European Scientific Tradition in Philosophical, Religious, and Institutional Context, Prehistory to AD 1450, The University of Chicago Press, 2007 Pp.489. ISBN-I0: 0-226-48205-7

Peter Adamson, Richard C. Taylor, The Cambridge Companion to Arabic Philosophy. Cambridge: Cambridge University Press, 2005. Pp. 448. ISBN 0­521­52069­X

Tobby E. Huff, The Rise Of Early Modern Science Islam China And The West, Cambridge University Press, 2017, Pp. 443, ISBN: 9781316417805



KAO TV

Bülten

KAO'dan haberdar olmak için epostanızı bırakın.