IMG-LOGO
Güncel

Belli Yaş Gruplarına Konulan Sokağa Çıkma Yasağı

25 April 2020

Değerli okuyucular, malumlarınız olduğu üzere, 65 yaş üzerinde bulunan vatanDaşlara konulan sokağa çıkma yasağı süresi bir ayı geçmiş bulunmaktadır. Takdir edersiniz ki, bu zaman dilimi yaşlılar için oldukça uzun bir süre sayılır. Bu yasağa maruz kalanlar artık, evlerinde de olsa oldukça sıkılmaya başladılar. Nerede ise,   psikolojileri bozulup, ruhi bunalıma girecekler. Üstelik bu yasağın ne kadar daha devam edeceği de belli değil. Amiyane tabirle ucu açık bulunmaktadır.  Haliyle, bu belirsizlik de ayrı bir huzursuzluk ve tedirginliğe sebep olmaktadır.

            Ayrıca doktorların ifadesine göre, uzun süre hareketsiz kalan ve güneş görmeyen 65 yaş üstü insanlarımızın D vitamini eksikliği, kas ve kemik problemleri ve bağışıklık sisteminde zayıflama olacağı (enfeksiyon kapma riskinin artacağı) bildirilmektedir.

            Bu arada ehemmiyetine binaen şu hususu ifade edeyim ki, yaşlıların sağlık ve sıhhatini koruma maksadı ile alınan yasak kararları, zaman geçtikçe, koruma gayesine matuf olmaktan çıkmış olup, adeta yaşlılara bir zülüm haline gelmiş bulunmaktadır.

Bugün bir TV kanalında Dr. Serdar Savaş diye uzman birini dinledim. Doktor Bey’in söylediği şu: “Yaşlılar ile alakalı olarak bu kadar katı yasak kararı, dünyanın hiçbir memleketinde bulunmamaktadır. Yaşlıları Koronavirüsten koruyalım derken, onların başka hastalıklardan ölmelerine kendi elimizle zemin hazırlıyoruz. Mutlaka yasak kararları gevşetilmeli, yaşlılar rahatlatılmalıdır.

En azından genel sokağa çıkma yasağının olduğu hafta sonlarında bir gün bile olsa, 65 yaş üstü vatandaşlarımızın sokağa çıkmalarına izin verilmeli, yürümelerine, güneşlenmelerine fırsat verilmelidir” diyor.

Ne kadar haklı bir talep değil mi?

Âcizane kanaatime göre, insanoğlunun hayatında hiçbir zaman karşılaşmak istemeyeceği husus belirsizliktir. Üç aşağı beş yukarı süre, az çok belli olsa insanlar ona göre şartlanır, tedbirini de ona göre alırlar.

            Sokağa çıkma yasağı konulduğu tarihten beri hiçbir işimizi halledemiyoruz. Elimiz kolumuz bağlandı kaldı. Bu işler öyle zannedildiği gibi, söylendiği gibi ısmarlama ile olmuyor. Herkesin kendine göre bizzat kendisinin yapması icap eden bir sürü işi oluyor. Bu itibarla, İşlerini takip edip, halledememenin verdiği sıkıntıyı tarif etme imkânsızdır. Başına gelmeyen bunu bilemez, anlayamaz.

Bir aydan beri saç tıraşı filan da olmadığım için hiç sevmediğim hippi kılıklı insanlara benzemeye başlamıştım. Bu duruma daha fazla tahammül edemediğim içinde bu gün bu yaştan sonra kafamı, torunum Enes’e sıfır numara tıraş ettirdim. Bu suretle, adeta oldu kafam bir su kabağı. Düştüğüm halleri düşünebiliyor musunuz? Bu arada şu hususu da ifade edeyim ki, yasaklar başladığından beri, ayağıma ayakkabı ve pantolon, sırtıma ceket giymedim. Bu husus da tabii ki,  ayrıca psikolojik olarak insana sıkıntı veriyor.

            KORONAVİRÜS sebebiyle alınan muhtelif tedbirlerin faydalarına inanmakla beraber, bazı yaş grubuna konulan tedbirlerin bu kadar katı olmasını bir türlü kabullenemiyorum. Türk Ceza Kanunu hükümlerine istinaden, işlemiş oldukları suçlar sebebiyle cezalandırılıp hapse atılanlara dahi, bildiğim kadarıyla,  muayyen zaman aralıkları ile evlerine gitme izni verilmektedir.  65 yaş üstü olanlara, bu kadar dahi hak tanınmayıp, kat’i surette,  her ne olursa olsun sokağa çıkmalarına müsaade edilmemektedir.

Hiç değilse haftada bir gün dahi olsa izin verilebilir veya başka bir hal çaresi bulunabilir diye düşünüyorum.

ESNAFIN HALİ

Geçen gün bir arkadaş facebook’ta yapmış olduğu bir paylaşımda  “virüs sebebiyle meydana gelen açlık ve yoksulluk tehlikesi, koronavirüs tehlikesini bastırmış, bulunmaktadır” diyordu. Bu arkadaş yerden göğe kadar haklı.  Şöyle ki, bilindiği üzere, bugün birçok işyeri kapanmış,  AVM ’lerde satışlar durmuş,  adliyeler çalışmadığı için bütün avukatlık büroları kapanmış, buralar da çalışan binlerce eleman aylık ücretlerinden mahrum kalmıştır. Bunun neticesi olarak da kiralık evde oturanlar kiralarını dahi ödeyemez hale gelmiş bulunmaktadır. Bu durum ise, en basitinden ev sahipleri ile kiracı arasındaki ihtilaflarının artmasına sebep olmaktadır.

            20 Yaş Altı

Bilindiği üzere, bundan bir süre önce de 20 yaş altında bulunanlara sokağa çıkma yasağı getirilmiş bulunmaktadır. Hadi diyelim ki, biz yaşlılar olarak, konulan bu yasakların sebebini az çok anlayabiliyoruz. Fakat bunun sebebini hâlihazırda buluğ çağında olan delişmen gençler ile daha küçük yaşta bulunanlara anlatmak mümkün değildir. Sebebi her ne olursa olsun, alınan bu yasak kararları onların hafızalarında hiçbir zaman müspet intiba bırakmayacaktır. Bir de mühim olarak gördüğüm şu husus var ki, gözden kaçtığını tahmin ediyorum. O da şudur:  

20 yaşın altında bulunan bütün gençlere sokağa çıkma yasağı getirildiğine göre, bu yasağa hiç tereddütsüz 40 günlük bebek de, 2 yaşındaki çocuk da  dâhildir. Zira genelgede bu hususta hiçbir ayırım bulunmamaktadır. Şimdi bu durumda, 25 yaşında bir anne düşünün.  İki yaşında bir çocuğu var. Diyelim ki bu annenin eşi çalışıyor. Çocuğunu  evde  bırakacak  kimi kimsesi de olmadığı için çocuğunu  bebek arabasına  bindirmek suretiyle çarşıya pazara, bakkala, manava gitmek üzere, sokağa çıktığı takdirde, muhtemelen polis memuru bu annenin önünü kesip, “hanımefendi 20 yaşından küçüklerin sokağa çıkmasının yasak olduğun bilmiyor musunuz? Size bu yasağı ihlal ettiğiniz için 3.150.oo TL ceza kesiyorum” dese ne olacak. Bazıları “hiç böyle şey olur mu? Bu kadarı da fazla olur” diye düşünebilirler… Fakat şu hususu hiçbir zaman unutmamak lazımdır ki, Devletin dili yazıdır. Yasaklar Genelgesinde ve Kanunda ne yazıyorsa o uygulanır. Bunun aksine herhangi bir yorum yapılamaz.

            Seyahat Yasağı

            Bu arada iller arası seyahat yasakları sebebiyle bir aydan beri Balıkesir’de mahsur kaldım. Denizli’den gelirken buraya uğramıştım. Fakat geldiğimin ertesi günü yasaklar başladı. Bu sebeple de o günden beri Balıkesir’de mahsur kaldım.  Burada mecburi ikametim   halen devam etmektedir.

Muhterem okuyucular, ben hayatın içinden sade bir vatandaş olarak duygu ve düşüncelerimi yazdım. Tabii ki, takdir sizlerindir. Bu haklı taleplerimizin yetkili merciler  tarafından mutlaka nazarı itibara alınması gerektiğine inanıyorum.