IMG-LOGO
Güncel

Tekfir(Kâfir) kelimesi mana itibarıyla her ne kadar dini manada kullanılıyor olsa da, günümüzde ilmi ve siyasi alanda da sık sık kullanılır hale gelmiştir.

Şurası bir gerçek ki, bilimde kesin doğru diye bir şey yoktur. Eğer benim söylediğim kesin doğrudur diyen ilim adamı varsa ki, böylelerine bilim adamı da denmez, işte o mutlak tekfirciliğe kaçıyordur. Düşünün bir kere maddenin en küçük parçasını insanlık atom olarak bildi ve tarifini öyle yaptı. Ama yıllar sonra atom parçalandı ve daha küçük zerrelere ayrıştı.

Şu da bir gerçek ki, bilim dünyamızda tekfirciliğe kaçmayan bilim adamı oldukça fazla, yoksa ilmi yoldan ilerleme nasıl olurdu düşünülmesi dahi abesle iştigal sayılır. İlim adamı Karl Poper’in arkadaşı Sir John Eccles bakın ne anlatıyor: “Popper’in bilim düşüncesindeki tespitlerini okuyana kadar, bende teorilerin çok dikkatli gözlemler sonucu kurulduğunu ve bir teorinin hatalı çıkmasının bilim adamının dikkatsizliğine işaret ettiğini düşünürdüm. Popper, hayır dedi, teoriler yanlışlanmak için vardır ve bilim yanlışlanan teorilerle ilerler. Sen de teorilerini bütün delilleriyle neşret, karanlık gördüğün noktaları işaret et, öyle ki sahanda çalışanlar onu kolayca yanlılışlayabilsin.” (1)

Maalesef ilim dalında olduğu kadar, siyaset dünyamızdan o kadar iyimser değilim. Özellikle son yılların Türkiye’sinde insanımız, karşısında olduğu fikirlere karşı oldukça katı, hoşgörüsüz, nobran ve acımasız. Karşı karşıya geldiklerinde bir işitçi’nin karşısındakinin kellesini uçuracak katılıkta tavır sergiliyorlar. Bu olaya her akşam karşısına geçip oturduğumuz televizyonlardaki sözde aydınların tartışmalarında şahit oluyoruz.

Hatta bazıları da var ki, kraldan daha fazla kralcı oluyorlar. Reis, bakıyor ki yandaşlar kendi adına yağcılık ve tekfirlik derecesinde sınır tanımıyor, o bile dayanamayıp müdahale etmek zorunda kalıyor. “Kimse benim adıma racon kesmesin, kesilecekse eğer o raconu ben keserim!”

Varsın yandaşı olduğu lider, dün başka, bugün başka konuşsun onun için bir şey fark etmiyor, sahibinin sesi misali liderin ağzından çıkan söze bakıyor. Fikrin namusu evlere şenlik!

Devleti temsil eden hükümet üyeleri hep mi yanlış yapar, hiç mi iyi işlerin altında imzaları bulunmaz? Ama burada da karşı tekfirciler, hemen her konuda bu defa da onlar hücuma geçerler. İçerisinden geçtiğimiz şu Kovid-19 krizi sebebiyle Bazı bakanlıklarda olağanüstü tedbirler uygulanmaya başlandı. Bu uygulamalarda iyi işlerin olduğu gibi bazı hatalar bilerek veya bilmeyerek olabiliyor. Her görülen hatanın arkasından aslı astarı olmayan suçlamalarda bulunmak tek kelimeyle yazıktır günahtır. Ve işte asıl bu tekfirçiliktir. İnsanların özgeçmişleri yalan yanlış bilgilerle ve yedi sülalesi çarşaf, çarşaf sosyal medya da ortaya dökülüyor.

Milli Eğitim bakanı; gerek AKP’liler, gerek muhalefet partileri CHP ve İYİ partililer tarafından sevilen bir isim. Ama uzaktan eğitim konusunda, kendisinin bilgisi dışında büyük bir hata yapılmış, ortaöğretim öğrencilerine hiçte alakası olmayan Adnan Menderes’in idam görüntüleri gösteriliyor. Sosyal medya ve basın koro halinde: “vay, sen ‘misin bunu yapan urun kellesini!”

Bu saldırılar karşısında hemen karşı cenah, kartını alıp o da başlıyor saldırıya. Hoşgörü, anlayış, empati hak getire.

İktidardakiler, icraat yapmak için işbaşına gelir. Muhalefet partileri ise, onların eksik bıraktıklarını, yapamadıklarını, görmediklerini usul-ü kaidesince eleştirmek, hükümeti denetlemek ve uyarmak için o meclisteler. Hükümet, eleştirilmekten çekinmemeli eleştirilecek ki; daha iyi işler yapılsın, daha iyi çalışsınlar. Demokrasinin çarkı böyle döner.

Şu KOVİD virüsünün ülkemizi ve dünyayı bir an önce terk etmesi dileklerimle hepinize sağlıklı günler dilerim. Kalın sağlıcakla

(1)-Prof. Dr. İskender Öksüz (Bilim, Din ve Türkçülük