Gürkan Uysal

Gürkan Uysal

Hukuk Müşaviri - Av.

gurkan.uysal83@gmail.com

Bilgi Asimetrisi ve Türk Siyaseti

Asimetrik enformasyon, enformasyon asimetrisi veya asimetrik bilgi olarak da adlandırılan "bilgi asimetrisi", bir ekonomi teorisidir. 2001 yılında George Akerlof, Michael Spence ve Joseph E. Stiglitz asimetrik enformasyonlu piyasalardaki analizleri için Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanmışlardır.

Bilgi asimetrisi, bir alım-satım ilişkisinde satıma konu malla alakalı olarak bir tarafın diğer taraftan daha fazla bilgi sahibi olmasıdır. Satılacak mal hakkında daha fazla bilgi sahibi olan taraf doğal olarak satıcıdır.

Teorinin kurucularından Akerlof, 1970 yılında yazdığı "The Market for 'Lemons': Quality, uncertainty and the market mechanism" adlı makalede ikinci el araba piyasasını örnekleyerek teorisini izah eder.

Kullanılmış bir araba almak istediğinizi varsayalım. Buna göre ya iyi bir araba (şeftali) alacaksınız ya da kötü bir araba (limon). İlanları didik ettiniz ve aradığınız arabayı buldunuz. Araba tam istediğiniz fiyat aralığında. İyi birisi gibi görünen satıcıyla buluştunuz ve arabayı satın aldınız. Yeni aldığınız arabayla evinize giderken araba bozuldu. Yani arabanız "limon" çıktı. Garantiniz yok, anlaşmadan geri dönüşünüz yok ve iyice sinirlendiniz. Sizce ne oldu?

Satıcı, tabii ki de, arabayla ilgili sizden daha çok şey biliyordu. Motorun yüksek devirde kullanılıp kullanılmadığını, arabanın düzenli bakıma girip girmediğini ve garajda iyi bir şekilde muhafaza edilip edilmediğini biliyordu.

Bu sonuç zavallı araba alıcısı için acıklı bir hikâyedir, fakat bir iktisatçının bakış açısından daha kötüsü de olabilirdi. Her şeyden öte, alışveriş gerçekleşti.

Siyasette de durum aslında bundan farklı değil. Bu köşeyi takip edenler, aslında ekonomik birer argüman olan halkla ilişkiler (PR), marketing (pazarlama) gibi kavramların siyaset için de ne kadar hayati öneme sahip olduklarına daha önce de pek çok defa değindiğimizi hatırlarlar. Bu paralellik siyasetin yapısı gereği ticarete fena halde benzemesiyle alakalıdır.

Siyasette aslında bir ürün pazarlanmaktadır ve pazarlanan bu ürün siyasi partinin ve hatta liderin bizatihi kendisidir. Bu ürünün müşterisi ise seçmendir. Tıpkı ikinci el araba piyasasında olduğu gibi siyasetçi ve seçmen arasında da ürün hakkında bilgiye sahip olma konusunda bir dengesizlik (asimetri) söz konusudur.

Siyasetteki bilgi asimetrisinden doğan dengesizlik, Türk seçmenin alternatif siyasiler arasında seçim yaparken ilgili siyasetçilerin ekonomik yaklaşımlarını, eğitim politikalarına bakış açılarını, güvenlik ve dış politikaya dair stratejilerini, bireysel hak ve özgürlüklere dair düşüncelerini irdelemeden tercihte bulunması sonucunu doğurmaktadır. İkinci el araç piyasasında müşterinin kaliteye hiç bakmadan ucuz fiyat odaklı tercihte bulunması gibi, Türk seçmen de ucuz seçim rüşvetleriyle ve ideolojik söylemle manipüle edilen tercihlerde bulunur.

 

Bir noktaya itiraz ettiğinizi duyar gibiyim ve kesinlikle hak veriyorum. Türk milleti ikinci el araba alırken sigorta sisteminden hasar kaydını mutlaka sorgular; alacağı arabayı en az iki ustada ekpertize sokup boyasına, değişenine, kilometresinin orijinalliğine baktırır. Ancak Türk seçmen, ikinci el araç alırken gösterdiği hassasiyetin onda birini siyasi tercihlerinde göstermez.

Sonuçta da her seçim sonrası siyasetçilerin "limon" çıkmaları gerçeğiyle yüzleşiriz.

 

 

12/13/2018 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top