Musa ORDU

Musa ORDU

İktisatçı - Danışman -

ordumusa@gmail.com

15 Temmuz Darbe Teşebbüsü

Herkesin malumu olduğu üzere, 15 Temmuz da Memleketimiz çok büyük bir badire atlattı. Allah'a şükürler olsun ki, hiç beklenmedik bir zamanda gelen bu darbe teşebbüsü, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN olmak üzere, Hükümet Erkanının ve bütün Milletvekilleri ile birlikte Devletine bağlı askeri birlikler, Emniyet Teşkilatı mensupları dahil, vatanını seven Savcı ve Hakimlerimizin vazife şuuru ile dik ve kararlı tutumu, Halkımızın da canı pahasına Hükümetin yanın da yer alması sayesinde büyük bir tahribata sebebiyet vermeden bertaraf edilmiştir..Memleketimizin verilmiş sadakası varmış. Büyük geçmiş olsun. Cenab-ı Allah Devletimizi bir daha böyle kazalardan belalardan muhafaza buyursun.

Üzüntü veren husus şudur ki, Darbe teşebbüsü, Memleketimiz bakımından her şeyin yolunda olduğu, kalkınma hamlesinin olanca hızıyla devam ettiği, Osman Gazi köprünün açılıp, boğaza yapılan dünyanın en geniş Yavuz Sultan Selim Köprünün açılma hazırlıklarının yapıldığı , Boğazın altından geçecek olan AVRASYA tünelinin kısa bir zaman sonra tamamlanıp hizmete açılacağı bir dönemde , hiçte tahmin edilmeyen bir zamanda ,dost olarak bilinen (zannedilen) bir grup tarafından yapılmıştır. Amiyane tabirle koynumuz da zehirli engerek yılanı beslemişiz de hiç kimsenin haberi olmamış. Allah, bu darbeye teşebbüs edenlerin müstehakını versin.

Allah, bir şekilde bunların yaptıklarını ayaklarına dolandırdı. Rabbimize hamdolsun ki, 15 Temmuzda demokrasiye, milli iradeye sahip çıkan Yüce Milletimiz, bunların en az kırk yıldır sinsice yapmış oldukları hazırlığı ve planlarını bir gecede bertaraf etmek suretiyle adeta bir tarih yazmış oldu.

Ben bu yazımda, darbe teşebbüsünden sonra, Memleketimizin huzuru, birlik ve beraberliği bakımından ehemmiyetli gördüğüm bir iki hususu, halkın içinden birisi olarak kısaca okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Şöyle ki,

Bilindiği üzere, darbe teşebbüsünden sonra bazı memurlar açığa alınmakta, bazılarının da iş akitleri feshedilmektedir. Bu arada birçok kimse de FETÖ ile irtibatı olduğu gerekçesi ile gözaltına alınmaktadır. FETÖ terör örgütü ile bağlantısı olup suç işleyenlere verilen cezalara hiçbir kimsenin itirazı yoktur.. Öyle ki, Hükümeti devirip, Devletimizi yıkmaya çalışan teröristlere, hukuk hükümleri dahilinde layık oldukları cezalar verilsin.

Ancak, bildiğim ve duyduklarım kadarıyla, FETÖ cüler ile mücadele edilirken kurunun yanında birçok yaşta yanmakta, böylece bir kısım masum insanlarda mağdur edilmektedir. Bu gibi durum da olanların sayılarının da her geçen gün arttığı basın ve yayın organlarında sıkça yer almaktadır.. Hakiki FETÖ cüler takıya yapmayı çok iyi bildikleri için hemen araziye uyarak ortadan kayboldukları tahmin edilmektedir bir kısmının ise bayraklarını kaparak şehir meydanlarında yapılan Demokrasi Mitinglerinin en önünde saf tutmak suretiyle kendilerini temize çıkarma gayreti içine girdikleri ve bunda da büyük ölçüde muvaffak oldukları hususu yaygın bir kanaat halindedir. Bu meyanda şu hususu ifade edeyim ki,

mağdur olan insanların tamamına yakın kısmının ise mütedeyyin, vatanına ve milletine bağlı insanlardan müteşekkil olduğu kanaatinde bulunmaktayım

Âcizane olarak diyorum ki, FETÖ cü suçlaması ile gözaltına alınacaklar hiç değilse bir ön incelemeden geçirilmek suretiyle haklarında suç teşkil eden bir belge veya bilgi varsa göz altına alınsalar daha iyi olur diye düşünüyorum. Kanunen suç teşkil etmeyen bir husus göz altına alınma sebebi olmamalı. Tatbikatta öyle uygulamalar olmaktadır ki, makam mevki sahibi, yaşını başını almış kimseler FETÖ cü olduğu gerekçesi ile eline kelepçe vurularak önce nezarete, arkasından da ceza evine gönderilmektedir. Birkaç gün sonra da suçsuz olduğu anlaşılarak serbest bırakılmaktadır. Buna da şükür ama, böyle bir durumda o şahsın haleti ruhiyesini ve üzerinde yaptığı tahribatı okuyucularımın takdirine arz ediyorum .

15 Temmuz darbe teşebbüsünün yapıldığı gece, okunan salalar ve ezanlarında heyecanı ile millet olarak sabaha kadar dua ve niyaz da bulunduk. Şimdi maruz kalınan mağduriyetler sebebiyle kırılan kalpleri, incinen gönülleri kim ve nasıl tamir edecek?  Zira, kurunun yanında yaşlarında yanması gönülleri de yakar. Bu cümleden olarak, duaların bedduaya dönmemesi için azami hassasiyetin gösterilmesi hususu büyük bir ehemmiyet arz etmektedir.

Birde yıllarca önce FETÖ.nün okullarından mezun olanlar var ki, bunların durumu fecaat arz etmektedir. Çok affedersiniz bunlar şu anda adeta damgalı eşek muamelesi görmektedir. Bu okullardan mezun olanlar, herhangi bir iş müracaatında bulundukları zaman, daha baştan FETÖ. nün okullarından mezun olanlar boşuna müracaat yapmasınlar denilmektedir. samimi olarak ifade edeyim ki, bu husus Devletin temeline dinamit koymaktan farksız bulunmaktadır. Bugün birçok Bakan ve Milletvekili çocuklarının veya torunlarının dahi bu okullardan mezun olduğu veya dershanelerinde kurs gördüğü bilinen bir husustur. Hiçbir suçu olmayan sayıları yüz binleri bulan bu çocuklar sokağa atılıp, açlığa mı mahkum edileceklerdir.?

Bir önemli hususta şudur ki, Devletin müsaadesiyle kurulmuş ve faaliyetine Devletin denetimi altında devam etmiş olan ( üstelik kayyuma devredilmiş bulunan) Bank Asya'da bir hesabı olduğu için ve yine Devletin denetimi altında devam etmekte olan okullarda çocuklarını okuttuğu veya öğretmenlik yaptığı için , basımı yayımı serbest kitap ve gazeteleri okuduğu için insanların cezalandırılmaları ne kadar hukuka uygun olur bilemiyorum. Bu hususlarda tereddüdüm bulunmaktadır. Şayet, bunlar suç ise, 17 - 25 Aralık darbe teşebbüsünden sonra bunların faaliyetlerine pekala son verilebilirdi. Bu suretle de kimseye suçlu nazarı ile bakılmamış olurdu. ( Bu paragrafı Ruhittin Sönmez Bey 'in bir yazısından kısmen iktibas ettim. Ruhittin Beyden Hakkını helal etmensi istirham ediyorum.)

Muhterem Binali YILDIRIM Başbakan olduktan hemen sonra, dış politika ile alakalı olarak yaptığı bir konuşmada "Düşmanlarımızın sayısını azaltıp, dostlarımızın sayını çoğaltacağız" demişlerdi. Bu çok güzel temenninin dış politikada olduğu kadar iç politikada da uygulanmasının çok faydalı olacağı hususu izahtan varestedir.

Şu anda, Hükümetimiz, Devletin bekası için yurt dâhilinde ve haricinde çok çetin bir mücadele vermektedir. Böyle bir zamanda birlik ve beraberlik ihtiyacı her zamankinden daha fazla ehemmiyet arz etmektedir. Bu itibarla, içinde bulunduğumuz kritik bir dönemde birlik ve beraberliğimizi bozacak hareket ve uygulamalara meydan verilmemesinin çok faydalı ve elzem olduğu hususunu samimiyetle ifade etmek istiyorum. Zira, böyle kritik bir zamanda birlik olmayacağız da ne zaman olacağız?

 

9/8/2016 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top