Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Ölüm Tacirleri

1983-2002 yılları arasında 5 dönem milletvekilliği, Sağlık Bakanlığı, Turizm Bakanlığı yapan, TBMM bünyesindeki pek çok komisyonda vazife üstlenen Bülent Akarcalı, aynı zamanda sıkı bir sigara aleyhtarıdır. Aleyhtarlığını lafta bırakmamış; bilgilerini, birikimlerini, inceleme ve araştırmalarının neticelerini belgeleriyle birlikte, Ölüm Tacirleri isimli kitapta insanlığın istifadesine sunmuştur.

Diplomalarını ölüm tacirlerinin menfaatlerine kiralayan milletlerarası hukukçularla dişe diş cansiperane mücadeleyi göze alabilmek, her kişinin değil, ancak er kişinin harcıdır. Bu sebeple Bülent Akarcalı'nın çalışmaları her türlü takdirin üstündedir.

Akarcalı'nın verdiği bilgilere göre sigara; sadece içenin bedenini mahvetmekle kalmıyor, ülkelerin ekonomisini kemiriyor, milletlerin refahından çalıyor. Sigara kartelleri, güçlü ve karizmatik şöhrete sahip tanınmış kişileri kendi menfaatlerinin savunucusu konumuna getirmek için özel yöntemler kullanarak milletlerarası ahlaksızlık rezaletine de bulaşıyorlar. Dahası var: PKK'nın en istikrarlı ve mühim gelir kaynağı sigaradır. Mehmetçiği şehit eden, polisimize, vatandaşlarımıza, sevdiklerimize ve sevenlerimize sıkılan, onları; ciğerimizi söker gibi aramızdan, bu dünyadan çekip alan her kurşunun içerisinde, PKK'nın sigara kaçakçılığından elde ettiği gelir vardır.

Sigara reklamlarına yasak uygulanmaması, kanun çıktıktan sonra da yasağın kaldırılması için yapılan özel ödemelerin miktarı dudak uçuklatıcı boyuttadır. Millî ve milletlerarası istatistiklerde yer alan rakamlar, aysbergin görünen kısmıdır. Bu özel ödemelerin ahlak kavramı üzerindeki yıkıcı tesirlerini önlemenin mümkün olmadığını söylemeye lüzum yok.

İstatistiklere göre dünyada toplam tütün üretimi 2000 yılında 6,7 milyar ton iken, 2012 yılında 7,5 milyar tona yükseliyor. Artış, yaklaşık % 12'dir. Peki, bu artıştan Türkiye'nin hissesine ne düşüyor? Hiçbir şey! Aksine, azalma var. 405.000 olan tütün üreticisi, 66.000'e düşüyor. Netice: Geçimini tütünden temin eden 100 ailenin % 84'ü, açlığa mahkûm ediliyor. 2016 yılına ait rakamların bilinmesi için kitabın yeni baskısının yapılması gerekecek.

Bir ucu içeni, diğer ucu hepimizi yakan sigara için, sigara üreticilerinin göze alamayacakları hiçbir fedakarlık yoktur. Hatta her türlü kanun dışı hareketlere tevessül edebilecekleri söylenebilir. Sigara kartelleri, satın aldıkları kişiler için göze aldıkları fedakârlıkların rakamlarını, bir şekilde ve 'gelin siz de bize hizmet edip karşılığını alın' dercesine kendileri dışarıya sızdırıyorlar.

'Mafya' olarak da bilinen yer altı dünyası bile 'erkeklik', 'mertlik', 'harbîlik' gibi düşüncelerle rezaletlerden kaçınırken, sigara kartellerinin pervasızlığının sebebi elbette yüksek kazançlardır. Üstelik bu kazançların vergileri de çeşitli boşluklardan faydalanılıp tam olarak ödenmiyor.

Meselenin acı yönleri de var. Bir taraftan sigara reklamı yasaklanırken, diğer taraftan yabancı sigara üreticileri, satın aldıkları gençlere araba tahsis edip arkadaşlarına bedava sigara dağıttırıp, yeni tiryakiler oluşturma yoluna gidiyorlar. Üstelik bu iş için yaptıkları masrafları da gider olarak yazıp, vergiden düşüyorlar. Sigara üretim tesislerini gezdirmek maksadıyla yapılan davetlerde rezaletin genişliğini ve derinliğini tahmin etmek zor değil.

Sigara aleyhtarlarının cansiperane çalışmalara rağmen neden netice alınamadığının sebepleri araştırıldığında tatmin edici bilgiye ulaşılamıyor. Olsa olsa insanlarımızın; 'istenmeden verilen akıla, talep edilmeyen yardıma itibar etmeme zafiyeti' gösterilebilir. Bu sosyolojik vakıanın erbabınca incelenmesinde fayda vardır.

13,6 X 21 santim ölçülerinde 382 sayfalık eseri ile Bülent Akarcalı, ülkemizde; sigara ile mücadele eden kişi ve kuruluşlar içerisinde müstesna bir konuma sahiptir. Başarılarının devamını diliyorum. Eser okundukça tiryakilerin sayısında mutlaka azalmalar olacaktır.

Sigara içmeyenler, sigara içmekte olan dostlarına kitabı hediye ederlerse hem dostlarına hem de insanlığa büyük hizmette bulunmuş olurlar. Kitapta, sigarayı bıraktıracak altın değerinde bilgiler var.

DESTEK YAYINLARI: Harbiye Mahallesi Maçka Caddesi Nu: 24 Narmanlı Apartmanı Kat: 5 Daire: 33 Nişantaşı, Şişli-İstanbul. Telefon: 0.212-252 22 42 Belgegeçer: 0.212-252 22 43 e-posta: info@destekyayinlari.com // www.destekyayinlari.com

BİR HÂTIRA: 1996 yılından bu yana, (yöneticilerin konuşturacak kimse bulamadıkları durumlarda) dernek ve vakıfların sohbet-konferans salonlarında ve hatta cami kürsüsünde konuşmalar yapmaktayım. Soru cevap faslında ve bâzen de ikili görüşmeler sırasında, sorular sorulur. Sigara aleyhinde konuştuğum toplantılarda soru soranların sayısındaki azalma dikkat çekicidir. İkili görüşme ise hiç olmamıştır. Konuyu çok iyi anlattığım için değil tabii ki... İçmeyenin bilgi açığı da sorusu da yoktur. İçen ise, 'Bu adan benim sağlığımla neden bu kadar alakadar oluyor ki?' diye düşünmüş olabilir... mi acaba?

ABD'de faaliyet gösteren bir sigara şirketinin, 1983 yılında dönemin tanınmış sinema yıldızı, Sylvester Stallone ile beş filmde sigara içerken görüntülendiği sahnelerin yer alması karşılığında 500.000 dolarlık anlaşma imzaladığını... biliyor muydunuz?

BÜLENT AKARCALI: 1943 yılında İzmir'de doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi birinci sınıfında iken burs kazanıp gittiği Brüksel Üniversitesi Ekonomi İlimleri Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı Üniversiteden Siyasî ve İktisadi Analiz mastır derecesi aldı. Öğrenci iken Brüksel'de borsa aracılık şirketinin yöneticisi olarak iş hayatına atıldı. Daha sonra Brüksel Üniversitesi'nin yeni kampüs inşaatının mali ve fizikî hesaplar uzmanı olarak çalıştı. Yedek subaylığı sırasında Silahlı Kuvvetler vakıflarının kuruluşunda, Ordu Yardımlaşma Kurumu'nda, Belçika'nın Ankara Büyükelçiliğin ekonomi müşavirliğinde üst düzey görevler üstlendi. Eskişehir'de Eti Bisküvileri'nin, İstanbul'da AXA Sigorta'nın genel müdürlüklerini yaptı. 1983 yılında Anavatan Partisi'nden İstanbul Milletvekili seçildi. Bu görevi 2002 yılına kadar 5 dönem devam etti. Sağlık ve Turizm ile Kültür Bakanı olarak hükümette bulundu. 1983-1985 ve 1991-1994 dönemlerinde Avrupa Konseyi Üyesi, 1984-1985 yıllarında Cezaevlerini İnceleme Komisyonu Kurucusu ve Üyesi, 1985-1987, 1997-2002 dönemlerinde ANAP Genel Başkan Yardımcısı, 1988-1991 ve 1997-1999 dönemlerinde Avrupa Parlamentosu Karma Parlamenterler Komisyonu Başkanı olarak görev yaptı. Dışişleri, Adalet, Anayasa, Millî Eğitim, Bosna-Hersek, Partilerarası Uzlaşma gibi komisyonlarda üyelikleri oldu. TBMM'de İnsan Hakları Komisyonunun Kurucusudur. Sivil Toplum kuruluşlarında Türk Demokrasi Vakfı Kurucu Başkanı, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, İstanbul Galatasaray Üniversitesi Kurucu ve Mütevelli Heyeti üyelikleri, TESEV Kurucu Üyesi, Avrupa Demokratik Birlik Üyesi gibi görevler üstlendi. ATAF Mütevelli Heyeti Üyesidir. 1988 yılında Belçika'nın Büyük Liyakat Şeref Madalyası ile taltif edilmiştir. Honduras Fahri Konsolosu ve Belçika Ekonomik Diplomasi Danışmanı olan Bülent Akarcalı evlidir, biri kız diğeri erkek iki evladı, bir de kız torunu vardır.

Mitten Târihe, Sözden Yazıya Dede Korkut Oğuznâmeleri:

2016 yılı, UNESCO tarafından 'Dede Korkut Kitabı'nın Bulunuşunun 200. Yılı' olarak değerlendirilmektedir. Azerbaycan Türklerinden Prof. Dr. Fuzûlî Bayat'ın kaleme aldığı, 12 X 19,6 santim ölçülerinde, 176 sayfalık kitap; Mart 2016'da bu vesile ile yayımlanmıştır.

Bilindiği gibi Dede Korkut kitabının ilim dünyasında iki nüshası vardır. Biri Almanya'nın Dresden Kütüphânesi'nde 'Kitab-ı Dedem Korkud Âlâ Lisan-ı Taife-i Oğuzân' adı ile kayıtlıdır. Diğeri ise Vatikan'dadır. 'Hikâye-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı' adı ile bilinmektedir.

Prof. Bayat'ın bu eseri, kültürel kodlarımızın asırlardır kesintisiz olarak devam ettiğini gösterdiği gibi sosyal bilimcilere de yeni ufuklar sunmaktadır. Türklüğün, târihin eski döneminde atılan temellerinin bugün modern bir toplumda, özellikle de kültürel ve ilmî sahada anlam bulabilmesi ancak bu gibi kitaplarla mümkündür. Bu açıdan bakıldığında Dede Korkut ve hikâyelerinde, her zaman Dede Korkut'un kişiliğini aşan ve anlatılanların ötesine geçen Türklüğün kadîm kodları mevcuttur. Fuzûlî Bayat, bu kitabında Türklüğün, bugünün dünyasında ve dolayısıyla bugünün değerlerinde nasıl bir öneme sâhip olduğunu Mekân-Zaman, Kaos-Kozmos gibi başlıklar eşliğinde duru bir anlatımla işlemektedir.

Milletimizi kendi değerlerine yabancılaştırmak isteyen beynelmilelci görüşleri etkisiz hâle getirmek için bu tür kitaplara ihtiyacımız var.

Kitabın gurur verici bir tarafı mutlaka belirtilmeli: Prof. Bayat, eserini İstanbul Türkçesiyle kaleme almıştır. Böylece 'Bir millet - iki devlet' özdeyişinin, kelimenin tam manasıyla hakîkat olduğunu bir defa daha ortaya koyuyor. Eser bu hâliyle; balon gibi şişirilerek dünya şöhreti hâline getirilen 'Türkiyeli' (!?) yazarın ensesine, 'Türkçe budur' diyerek Osmanlı tokadı indiriyor.

Ötüken Neşriyat: İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 65/3 Beyoğlu 34433 İstanbul. Telefon: 0.212-251 03 50 Belgegeçer: 0.212-251 00 12 www.otuken.com.tr e-posta: otuken@otuken.com.tr

Türk Destanları:

İnsan topluluklarını 'millet' hâline getiren unsurlar hakkında birbirinden farklı iki ana görüş vardır: 1-Kültür birliğini esas alan görüşler, 2-Irk ve dil birliğini esas alan görüşler. Bu görüşlerin birincisi az, ikincisi ise çok eksiktir. Birinci görüşteki eksiklik, 'kültür' kavramının târifindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Sosyoloji ilmi ile meşgul olanlar da farklı millet tarifleri yapmışlardır. Gerçekte, her milletin teşekkülü için ayrı şartlar söz konusudur.

Bizleri alakadar eden, Türk milletini meydana getiren unsurlardır. Bu unsurları; dil, din, örf ve âdetler, müşterek bir geçmiş (yani tarih), gelecekte de bir arada yaşama irâdesi olarak tespit edebiliriz. Bu unsurların varlığı ve birliği, yine de insan topluluklarını 'millet' hâline getiremeyebilir. Bu unsurları benimseyen yeni ve çok mühim bir unsur olarak 'aidiyet' unsurunu hesaba dâhil etmemiz lâzımdır.

Bütün bu unsurların bir potada eritilip, birbirinden ayrılmaz hâle getirilip insan toplulukları tarafından benimsenmesinde destanların rolü çok büyüktür. Destan, insan topluluklarının hayatında derin izler bırakan hâdiselerin ve hâdiselerin içinde bulunan büyük kahramanların efsanevi hikâyelerini anlatan edebî eserlerdir.

Bizler, destanı seven ve destanları bol olan bir milletiz. Belli başlı destanlarımız; Yaratılış Destanı, Ap Er Tunga, Oğuz, Bozkurt, Ergenekon, Satuk Buğra Han, Türeyiş, Göç, Şu, Dede Korkut, Manas, Alıp Mamaş, Çora Batır, Edigey, Cengiz Han, Seyit Battal Gazi, Danişmend Gazi, Genç Osman, Köroğlu, Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale destanları olarak sıralanabilir.

Tarihi en eski milletlerden biri olan Türklerin destanları başlangıçta sözlü iken sonradan yazılı hâle getirilmiştir. Şiir ve nesir şeklinde olabilir. Hepsi de bizim ortak değerlerimizdir.

Hüseyin Adıgüzel, bu değerlerimizin 11 tânesini akıcı bir dille, ilköğretim seviyesindeki çocuklar için yeniden bir araya getirdi. Eser; millî değerlerimizi çocuklarımızın, torunlarımızın bilmesi, ecdadı ile gurur duyması ve geleceğini bu duygularla planlamasına yardımcı olmak maksadıyla hazırlanmış. 15,9 X 24 ölçülerinde 82 sayfalık resimli kitap hâlinde Nisan 2016'da kültür hayatımıza kazandırıldı.

Bilgeoğuz Yayınları: Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-527 33 65 Belgegeçer: 0.212-527 33 64 e-posta: bilgi@bilgeoguz.com.tr www.bilgeoguz.com.tr

Kudatgu Bilig / Yusuf Has Hacib:

Günümüz Türkçesi ile adı, 'Devlet Olma Bilgisi' veya 'Mutlu Olma Bilgisi' şeklinde ifâde edilebilen Kutadgu Bilig; 11. yüzyılda Karahanlı Uygur Türklerinden Yusuf Has Hacib'in, Mesnevî tarzında yazıp Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han (diğer adı ile Ebû Ali Hasan bin Süleyman Arslan'a takdim ettiği Türkçe eserdir.

Kitap, 4 soyut kavram üzerine kurulmuştur: Kün Togdı (hükümdar, kanun, adâlet); Ay Toldı (Vezir, mutluluk, saadet); Odgurmış (bilge, vezirin oğlu, âkıbet, hayatın sonu); Ögdülmiş (Vezirin kardeşi, akıl, zekâ)

Kitap, baştan sona bu 4 sembolik şahsiyetin karşılıklı konuşma ve münâzaralarından oluşmaktadır. Eserde; Allah, Peygamber, Dört Halîfe ve Kara Buğra Hân methedilikten sonra; iyilik etmenin, bilgi ile aklın meziyet ve faydaları, devletin sıfatı; âdalet vasfı, hükümdârın vasıfları, vezirin, kumandanın, ulu hâcibin, kapıcıbaşının, elçilerin, kâtibin, hazinedârın, aşçıbaşının, içkicibaşının, hizmetkârların vasıfları, dünyanın kusurları, ahiretin kazanılması, beylere hizmet etmenin usûl ve nizâmı, hizmetkârlarla nasıl geçinileceği, avâm ile nasıl münâsebet kurulacağı, Ali evlâdı, âlimler, tabipler, efsûncular, rüya tâbircileri, müneccimler, şâirler, çiftçiler, satıcılar, hayvan yetiştirenler, zenâat erbâbı, fakirler ile münâsebet; evlilik, çocuk terbiyesi, hizmetçilere nasıl muâmele edileceği, ziyâfete gitme âdabı; ziyâfete dâvet usûlü; memleketi tanzim etme usûlü; doğruluğa karşı doğruluk, insanlığa karşı insanlık gösterilmesi, zamanın bozukluğu ve dostların cefâsı konuları işlenmiştir.

Eser, 6645 beyit, 85 bâbdan oluşmaktadır. Ayrıca ilaveler vardır. İlavelerde; 1- Gençliğine Acıması ve İhtiyarlığı, 2- Zamanın Bozukluğu ve Dostların Cefâsı, 3- Kitap Sâhibi Yusuf'un Kendisine Nâsîhat Etmesi... gibi bölümler bulunmaktadır.

Türk klasiklerinin taç eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig, 2013 yılında 13,1 X 21 santim ölçülerinde 96 sayfa olarak Türkçe ve Almanca dillerinde yayınlandı.

Türk Dünyası Vakfı: Orta Mahalle, Şeyh Şemseddin Sokağı Nu: 10 Odunpazarı, Eskişehir. Telefon: 0.222-230 28 38 e-posta: tdv@turkdunyasivakfi.org.tr www. tdv@turkdunyasivakfi.org.tr

KISA KISA... KISA KISA...

1-Büyük İstanbul Tarihi: Kolektif Çalışma / İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür A.Ş. Yayını. 2-DİVAN EDEBİYATINA YENİDEN BAKIŞ: Nuran Tezcan / Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık 3-YENİ TÜRKİYE'NİN TOPLUM YAPISI: Derleyen İbrahim Kaya / İmge Kitabevi 4-BENDEN TÂRİHE HABERLER: Kadir Mısıroğlu / Sebil Yayınları 5-TÜRKÇENİN TADI VE ÂHENGİ / MEMLEKET YAZILARI - 9: Refik Hâlid Karay / İnkılâp Kitabevi

Derkenar:

Gebersin 'Bay Bay' Kelimesi:

Dünya dilleri arasında 'Güle güle' den daha güzel bir vedâ kelimesi yok. 'Allah'a emânet olunuz', 'Sağlıkla kalınız' ve benzerleri... ne kadar sıcak, ne kadar zarif, ne kadar mübârek ifâdelerdir. Şimdi bizim, batı karşısında teslim bayrağı çeken birtakım aşağılık, zilli kimseler uzak ruhlu geberesi 'Baaay' veya' 'Babaaay' kelimeleriyle ağızlarını kapatıyorlar. Onlardan iğrendiğimi bilmelisiniz. Gebersin gitsin 'babaaay' kelimesi...

Yavuz Bülent Bâkiler

 

 

8/24/2016 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top