Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı, Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. BİNGÜR SÖNMEZ Hoca’nın Yayına Hazırladığı SARIKAMIŞ Hakkında Kitapları

GİRİŞ: Edebiyat geleneğimizde, önemli şahıslar ve hâdiseler hakkında yazılmış kitaplar, grup ismi ile anılır. Yavuz Sultan Selim Han ve O'nun dönemiyle alakalı kitaplar: 'Selimnâme', mühim fetihler için yazılanlar: 'Fetihnâme', Hz. Süleyman'ı mevzu edinen ve Kanûnî Sultan Süleyman Han ve dönemi için yazılanlar: 'Süleymannâme', Kerbelâ şehitleri için yazılanlar 'Maktel-i Hüseyin' veya 'Ravzâtü'ş- Şühedâ' gibi... Ayrıca önemli savaşlar için yazılmış kitaplar grubu 'Gazavatnâme', seyahat hakkındaki kitaplar: 'Seyyahâtnâme' olarak anılır. 'Fütüvvetnâme' olarak isimlendirilen eserler, fütüvvet hakkındadır. Bilindiği gibi 'fütüvvet', başlangıçta tasavvufî bir mâhiyet taşırken, 13. yüzyıldan itibâren içtimâî, iktisâdî ve siyâsî yapılanmaya dönüşen kurumun adıdır. Bu kurum, ülkemizde Ahi Evran ile özdeşleştirilmiştir. Çanakkale Savaşları için; şiiriyle, roman ve hikâyeleriyle, sahne eseri ve film senaryosu gibi yazılı metinler zengin bir külliyat meydana getirir. Prof. Dr. Bingür Sönmez tarafından yayına hazırlanan, aşağıda isimleri ve muhtevâsı hakkında bilgi verilen kitaplar da 'Sarıkamışnâme' olarak anılmaya sezâ eserlerdir. Yakın târihinizde cereyan eden Sarıkamış Fâciası, gerek şehit olan vatan evlatlarının çokluğu ve şehâdet sebepleri, gerekse sebebiyet verdiği neticeler itibâriyle, hakkında daha pek çok eser yazılmasını gerektirecek ehemmiyettedir. Kısaca Sarıkamış ilçesi Sarıkamış, Kars ilinin 59 km Güneybatısında yer alan ilçe merkezidir. Deniz seviyesinden 2097 metre yüksekliktedir. Yüzölçümü 1.851 Km2'dir. 28.181'i köylerde, 17.662'si ilçe merkezinde olmak üzere nüfusu 2015 yılı itibâriyle 45.843 kişidir. Roma İmparatorluğu döneminden beri yerleşim sâhasıdır. 646 yılında Müslüman Araplar tarafından fethedildi. 1064 yılında Müslüman Türklerin yönetimine alındı. Saltukoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti, Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletlerinin idâresinde kaldıktan sonra bir müddet Emir Timur'un kontrolünde kaldı. Kanunî Sultan Süleyman Han zamanında Osmanlı Devleti topraklarına dâhil edildi. 1828'den sonra birkaç defa Rus işgaline mâruz kaldı. İşgal sırasında, 22 Aralık 1914 - 5 Ocak 1915 tarihleri arasında Sarıkamış Fâciâsı yaşandı. 29 Eylül 1920 tarihinde Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk ordusu tarafından Ermenilerin hâkimiyetinden kurtarıldı. Kısaca Sarıkamış Fâciâsı: Osmanlı Ordusu'nun Başkomutan Vekili Enver Paşa, işgal altındaki Kars'ı kurtarmak için, büyük bir güçle, Rusları hiç beklemedikleri bir yerden, Allahüekber dağlarından aşarak vurmayı ve Kars'ı yeniden vatan topraklarına katmayı hedeflemişti. Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu. Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık üniformalar vardı. Enver Paşa, emrindeki ordunun sayıca yetersiz olduğunu anlayınca, takviye güçleri bekledi. Bekleme sırasında Rus ordusunun takviye güçleri daha kısa zamanda geldi. Türk ordusu, Sarıkamış'a girmeyi başardı ise de, 1-2 saat sonra çekilmek mecburiyetinde kaldı. Harekât sırasında bâzı kaynaklara göre 60.000, bâzı kaynaklara göre de 80.000 askerimiz, donarak şehit oldu. Sarıkamış'ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif Bey 'Sarıkamış' adlı kitabında şöyle anlatıyor: 'Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevketmek istedim. Beni hiç görmedi. Çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik.' Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç'in kitabından: 'İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar... İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kâinattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler... Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda... Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Onlar, Allah'larına teslim olmuşlardı.'

OĞUZ ÇETİNOĞLU 9. Baskısı 2013 yılında yayınlanan 13,2 X 21 santim ölçü- lerinde, 416 sayfalık eser Prof. Dr. Bingür Sönmez ve Reyhan Yıldız tarafından yazılmış, Çizmeli Kedi Omnia Yayınevi tarafından okuyucuya sunulmuş- tur. 7 tanesi tam sayfa, 50 tanesi değişik ölçülerde fotoğrafın, 8 adet belge fotokopisinin bulunduğu kitapta, Metin Kocamuğan'ın her biri 5 mısralı 182 kıt'alık Sarıkamış Destanı, Sözleri Tümgeneral Muzaffer Erendil'e, Bestesi Bando Binbaşı Halil Çolakoğlu'na ait Sarıkamış Marşı'nın notası, şiirler, 1914- 1918 yıllarında Kafkas Cephesi'nde şehit düşen sağlık subaylarına ait 164 kişilik liste ve Sarkamış Fâciâsı ile alakalı şiirler dikkat çekiyor. Reyhan Yıldız ve Prof. Dr. Bingür Sönmez, kitabın 7. baskısı için Kasım 2009'da kaleme aldıkları 'Önsöz' de, çalışmalarının maksadını şöyle açıklıyorlar: Yola çıkarken maksadımız; yakın tarihimizin en tartışmalı dönemlerinden biri olduğunu düşündüğümüz süreç (dağılış sürecinde Osmanlı'nın I. Dünya Savaşı'na dâhil oluşu) ile en dramatik ve karanlık olaylarından biri olduğunu düşündüğümüz Sarıkamış Harekâtı üzerine genç okurların düşünmesini, okuma ve araştırma yapmasını teşvik etmek konusunda mütevazı bir katkıda bulunabilmekti. Bu konuda araştırma yapan, kitaplar yazan birçok tarihçi varken çalışma alanı tarih olmayan bizim bu çalışmamızın gayesi; olsa olsa bu konudaki kaynakların ne kadar zengin olduğunu işâret etmenin yanı sıra pek çok araştırmacı ve tarihçinin dikkatinden kaçan eski veya yerel ölçekli yayına dikkat çekmek olabilirdi. Yıllardır Sarıkamış Harekâtı ile ilgili tartışmaların -anlaşılmaz bir sebeple- ordunun verdiği kayıp sayısı üzerinden yürütülmesi tarihçi ve araştırmacılar için bu konunun câzip bir çalışma alanı olmasına engel olduğu gibi okurun da temel meseleler üzerine düşünmesini, tartışmasını engellediği kanısındayız. Sarıkamış Harekâtı, üzerinden 94 yıl geçtikten sonra bugün her yönüyle tartışılabilmelidir. 1952 yılında Sarıkamış'ta doğdu. Pendik Lisesi'ni 1969 yılında bitirerek İstanbul Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976 yılında tıp doktoru olarak mezun olduktan sonra, dil öğrenmek maksadıyla burslu olarak bir yıllığına İngiltere'ye gitti. 1977-1984 yılları arasında uzmanlık eğitimini İstanbul Tıp Fakültesi'nde tamamlarken bir yıl Londra St. Thomas Hastanesi'nde kalp cerrahisi asistanı olarak çalıştı. 1987 yılında aynı hastanede tekrar üç yıl çalışarak koroner cerrahisi eğitimini tamamladı. 1988 yılında doçent, 1997 yılında profesör oldu. 1990 yılı sonunda İngiltere'den kesin dönüş yaparak İstanbul Üniversitesi Kardioloji Enstitüsü'nde göreve başladı. 2001 yılına kadar Kadir Has Üniversitesi ve Florence Nightingale Hastanesi'nde Kalp Cerrahisi Bölüm Başkanı olarak çalıştı. Hâlen İstanbul Memorial Hastanesi'nde Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı olarak çalışıyor. 2003 yılında Sarıkamış Dayanışma Grubu'nu kuran Bingür Sönmez yurtiçi ve dışında 22 derneğe üye. Millî ve milletlerarası yayınlarda yayınlanmış yüzden fazla makalesi, Dr. Neslihan İskit ile birlikte hazırladığı Kalp Yogası adlı bir kitabı var. Ayrıca kalp cerrahisi ile ilgili çeşitli kitaplara bölümler yazdı. Sönmez evli ve iki çocuk babasıdır. 1973 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Özel televizyonlarda muhabir, program yapımcısı, metin yazarı, editör olarak çalıştı. Halen özel bir televizyon kanalında program yapımcısı - editör olarak çalışıyor. 'Unutulan Savaş Kore', 'Ortadoğu'da Medcezirler', 'Çankaya'nın Hanımefendileri', 'Nefes Nefese Bir Ömür: Yılmaz Çetiner', 'Nezihe Araz' belgesellerinin yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptı. Diclenin Gözyaşları ve Gücünüzü Bilin isimli kitaplarını yayına hazırladı. 16 Türk yazarının cezaevi hâtıralarını içeren 'İçeriden' adlı kitabı yazdı. Yazı ve rö- portajları, gazete ve dergiler ile internet sitelerinde yer almaktadır. 13,5 X 21 santim ölçü- lerinde, 126 sayfalık eserin 3. baskısı Şubat 2015'te Bab-ı Âli Kültür Yayıncılığı tarafından yapıldı. Nargin, Azerbaycan'ın başşehri Bakü'nün karşısında, Hazar Denizi'nde bir adadır. Nargin 3.100 metre uzunluğunda, 900 metre genişliğinde 900 dekarlık yüzölçümüyle bölgenin en büyük adasıdır. Su kaynağı ile bitki örtüsü bulunmayan ada, yılanlarıyla tanınmıştır. Ruslar burayı uzun yıllır 'Hapishâne Adası' olarak kullandılar. 1915-1917 yılları arasında 10- 15.000 kişililik kafileler hâlinde 40-45.000 kişi belli sürelerle burada tutuldu. Sarıkamış'ta Ruslar tarafından esir alınan Türk askerleri ile, Rusların işgali altında bulunan Kars, Erzurum, Ardahan gibi şehirlerden toplanan sivil halktan insanlar da buraya getirildi. Âkif Aşırlı'nın yazıp Prof. Dr. Bingür Sönmez'in yayına hazırladığı kitapta, Azerbaycan Türklerinin hapis ve ölüm dâhil her türlü Rus işkencesini-zulmünü göze alarak, Nargin Esir kampına getirilen Türklere büyük fedâkarlıklarla yardım ettikleri anlatılıyor. Nargin Adası 'bir dünya cehennemi' idi. Tahtadan yapılmış barakaların pencerelerinde cam yoktu. Işık çatıda açılmış deliklerden geliyordu. Tuvaletler de, barakaların içinde idi. Mahpuslara, içerisinde yağ ve et olmayan, kaynar sudan ibâret ve yalnızca 100 gram kara ekmek veriliyordu. Yıkanma imkânından mahrum olan esirler, kolera ve tifodan kırılıyordu. Kış aylarında esirlerin hayatı tam bir cehennem azabına dönüşüyordu. Canlı insan mezarlığı olan adadaki hayatın daha fazlası yazmaya da okumaya da yürek dayanmaz, gözyaşları yetmez... Ve bu cehennemden Türk esirleri kaçırmaya çalışan Azerbaycanlı gençler... Yine felâket, yine ıstırap ve yine gözyaşı... 13,5 X 21 santim ölçülerinde, 304 sayfalık, Hasan İzzet Altınanıt tarafından yazılıp Prof. Dr. Bingür Sönmez tarafından yayına hazırlanan eserin 3. baskısı Nisan 2016'da, 4. baskısı ise tarihsiz olarak Bab-ı Âli Kültür Yayıncılığı tarafından okuyucuya sunuldu. Eserin yazarı, Enver Paşa'nın; 'Hocam olmasaydınız sizi idam ettirirdim' diyerek görevden aldığı 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa'nın torunudur. Eserin birinci bölümü Sarıkamış fâciâsını da içine alan Birinci Dünya Savaşı'nın çıkış sebepleri hakkındaki bilgileri ihtiva ediyor. Rusya'nın 1 Kasım 1914'te Sarıkamış'a hücumu ve Kafkas Cephesi Savaşı ile başlıyor. Hazırlanacağı üzere Goben ve Breslau isimli Alman gemileri, Çanakkale ve İstanbul boğazlarını geçerek Karadeniz'e açılmışlar, Yavuz ve Midilli isimlerini alarak Rusya'nın kıyı şehirlerini bombalamışlardır. Kafkas Cephesi'nin açılış sebebi budur. Yazar, bir kurmay subay gibi cephe şartlarını tahlil ediyor. Bu satırları okuyanlar anlıyorlar: Cephedeki Türk ordusunu felaketler beklemektedir. Bölgenin şartlarını çok iyi bilen müdebbir komutan Hasan İzzet Paşa'nın raporuna rağmen sonrasında akl-ı selim değil, yetersiz tecrübeyle mâlül ihtiraslarla hareket edilir. Eserin bu sayfaları, krokilerle donatılarak Kara Harp Akademisi'nde okutulan ders kitabı görünümündedir. Buna rağmen düzgün Türkçesi ve akıcı üslûbu sebebiyle aksiyon romanı gibi okunabilmektedir. On altıncı gün, 6 Ocak 1915'te Netice: 'Er değil, paşa yenilgisi...' 13,3 X 21 santim ölçülerinde, Temmuz 2015'te Bab-ı Âli Kültür Yayıncılığı tarafından okuyucuya sunulan kitap 245 sayfadır. Prof. Dr. Ali Berat Alptekin ve Prof. Dr. Abdurrahman Güzel'in derlediği muhteva, Prof. Dr. Bingür Sönmez tarafından yayına hazırlanmıştır. Eserde; Sarıkamış coğrafyası hakkında bilgi verildikten sonra Çukurovalı, Ağrılı, Ankaralı, Ardahanlı, Artvinli, Denizlili, Erzincanlı, Erzurumlu, Gümüşhâneli, Kahramanmaraşlı, Karamanlı, Karslı, Malatyalı, Mersinli, Sivaslı, Uşaklı, Yozgatlı âşıkların deyişleri yer alıyor. Son âşıklar Bulgaristan'ın Kırcaali ve İran'ın Ucan şehrinden. Geçmişten Günümüze Âşıkların Dilinden SARIKAMIŞ: NARGİN SARIKAMIŞ Sarıkamış-Kafkas Cephesi Esirlerinin Dramı: Ülkem Ateş Çemberi ile Kuşatılmış iken... 1932 yılında babasının görevi sebebiyle Halep'te doğdu. İlk tahsiline bu şehirdeki bir Fransız okulunda başladı. Hatay, Türkiye tarafından ilhak edilince ailesi ile birlikte Hatay'a kaçtı ve burada ilkokul tahsilini, 1944 yılında İstanbul'a gelerek orta ve lise tahsilini tamamladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne devam ettiyse de tamamlayamadan 41. dönem yedek subay olarak vatanî görevini yaptı. Askerlikten sonra Türkiye İş Bankası'nda çalışmaya başladı ve 1980 yılında şube müdürü iken emekliliğini istedi. Evli ve üç çocuk ile üç torun sahibi olarak Bodrum'da ikamet etmektedir

13,5 X 21 santim ölçü- lerinde, 126 sayfalık eserin 3. baskısı Şubat 2015'te Bab-ı Âli Kültür Yayıncılığı tarafından yapıldı. Nargin, Azerbaycan'ın başşehri Bakü'nün karşısında, Hazar Denizi'nde bir adadır. Nargin 3.100 metre uzunluğunda, 900 metre genişliğinde 900 dekarlık yüzölçümüyle bölgenin en büyük adasıdır. Su kaynağı ile bitki örtüsü bulunmayan ada, yılanlarıyla tanınmıştır. Ruslar burayı uzun yıllır 'Hapishâne Adası' olarak kullandılar. 1915-1917 yılları arasında 10- 15.000 kişililik kafileler hâlinde 40-45.000 kişi belli sürelerle burada tutuldu. Sarıkamış'ta Ruslar tarafından esir alınan Türk askerleri ile, Rusların işgali altında bulunan Kars, Erzurum, Ardahan gibi şehirlerden toplanan sivil halktan insanlar da buraya getirildi. Âkif Aşırlı'nın yazıp Prof. Dr. Bingür Sönmez'in yayına hazırladığı kitapta, Azerbaycan Türklerinin hapis ve ölüm dâhil her türlü Rus işkencesini-zulmünü göze alarak, Nargin Esir kampına getirilen Türklere büyük fedâkarlıklarla yardım ettikleri anlatılıyor. Nargin Adası 'bir dünya cehennemi' idi. Tahtadan yapılmış barakaların pencerelerinde cam yoktu. Işık çatıda açılmış deliklerden geliyordu. Tuvaletler de, barakaların içinde idi. Mahpuslara, içerisinde yağ ve et olmayan, kaynar sudan ibâret ve yalnızca 100 gram kara ekmek veriliyordu. Yıkanma imkânından mahrum olan esirler, kolera ve tifodan kırılıyordu. Kış aylarında esirlerin hayatı tam bir cehennem azabına dönüşüyordu. Canlı insan mezarlığı olan adadaki hayatın daha fazlası yazmaya da okumaya da yürek dayanmaz, gözyaşları yetmez... Ve bu cehennemden Türk esirleri kaçırmaya çalışan Azerbaycanlı gençler... Yine felâket, yine ıstırap ve yine gözyaşı... 13,5 X 21 santim ölçülerinde, 304 sayfalık, Hasan İzzet Altınanıt tarafından yazılıp Prof. Dr. Bingür Sönmez tarafından yayına hazırlanan eserin 3. baskısı Nisan 2016'da, 4. baskısı ise tarihsiz olarak Bab-ı Âli Kültür Yayıncılığı tarafından okuyucuya sunuldu. Eserin yazarı, Enver Paşa'nın; 'Hocam olmasaydınız sizi idam ettirirdim' diyerek görevden aldığı 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa'nın torunudur. Eserin birinci bölümü Sarıkamış fâciâsını da içine alan Birinci Dünya Savaşı'nın çıkış sebepleri hakkındaki bilgileri ihtiva ediyor. Rusya'nın 1 Kasım 1914'te Sarıkamış'a hücumu ve Kafkas Cephesi Savaşı ile başlıyor. Hazırlanacağı üzere Goben ve Breslau isimli Alman gemileri, Çanakkale ve İstanbul boğazlarını geçerek Karadeniz'e açılmışlar, Yavuz ve Midilli isimlerini alarak Rusya'nın kıyı şehirlerini bombalamışlardır. Kafkas Cephesi'nin açılış sebebi budur. Yazar, bir kurmay subay gibi cephe şartlarını tahlil ediyor. Bu satırları okuyanlar anlıyorlar: Cephedeki Türk ordusunu felaketler beklemektedir. Bölgenin şartlarını çok iyi bilen müdebbir komutan Hasan İzzet Paşa'nın raporuna rağmen sonrasında akl-ı selim değil, yetersiz tecrübeyle mâlül ihtiraslarla hareket edilir. Eserin bu sayfaları, krokilerle donatılarak Kara Harp Akademisi'nde okutulan ders kitabı görünümündedir. Buna rağmen düzgün Türkçesi ve akıcı üslûbu sebebiyle aksiyon romanı gibi okunabilmektedir. On altıncı gün, 6 Ocak 1915'te Netice: 'Er değil, paşa yenilgisi...' 13,3 X 21 santim ölçülerinde, Temmuz 2015'te Bab-ı Âli Kültür Yayıncılığı tarafından okuyucuya sunulan kitap 245 sayfadır. Prof. Dr. Ali Berat Alptekin ve Prof. Dr. Abdurrahman Güzel'in derlediği muhteva, Prof. Dr. Bingür Sönmez tarafından yayına hazırlanmıştır. Eserde; Sarıkamış coğrafyası hakkında bilgi verildikten sonra Çukurovalı, Ağrılı, Ankaralı, Ardahanlı, Artvinli, Denizlili, Erzincanlı, Erzurumlu, Gümüşhâneli, Kahramanmaraşlı, Karamanlı, Karslı, Malatyalı, Mersinli, Sivaslı, Uşaklı, Yozgatlı âşıkların deyişleri yer alıyor. Son âşıklar Bulgaristan'ın Kırcaali ve İran'ın Ucan şehrinden.

Geçmişten Günümüze Âşıkların Dilinden:

13,3 X 21 santim ölçülerinde, Temmuz 2015'te Bab-ı Âli Kültür Yayıncılığı tarafından okuyucuya sunulan kitap 245 sayfadır. Prof. Dr. Ali Berat Alptekin ve Prof. Dr. Abdurrahman Güzel'in derlediği muhteva, Prof. Dr. Bingür Sönmez tarafından yayına hazırlanmıştır. Eserde; Sarıkamış coğrafyası hakkında bilgi verildikten sonra Çukurovalı, Ağrılı, Ankaralı, Ardahanlı, Artvinli, Denizlili, Erzincanlı, Erzurumlu, Gümüşhâneli, Kahramanmaraşlı, Karamanlı, Karslı, Malatyalı, Mersinli, Sivaslı, Uşaklı, Yozgatlı âşıkların deyişleri yer alıyor. Son âşıklar Bulgaristan'ın Kırcaali ve İran'ın Ucan şehrinden.

Prof. Dr. ABDURRAHMAN GÜZEL

942 yılında Antalya'da doğdu. Viyana Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun olarak 1973'te 'Edebiyat Doktoru', 1980'de Hacettepe Üniversitesi'nde 'Doçent' 1985'te Gazi Üniversitesi'nde 'Profesör' oldu. 1983-1984 yıllarında Almanya'da 'misafir öğretim üyesi, 1989-1994 tarihleri arasında Millî Eğitim Bakanlığı Tâlim ve Terbiye Kurulu üyesi olarak çalıştı. 1994'te Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğü'ne tâyin edildi. 1998-2001 yılları arasında da KKTC Girne American Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim üyesi olarak çalıştı. 2003'de emekli oldu. Hâlen Başkent Üniversitesi Türkçenin Eğitimi Bölümü Başkanı ve Başkent Üniversitesi Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü olarak çalışmalarına devam etmektedir. Eserlerinden bazıları: Kaygusuz Abdal, Dilgûşâ, Mutasavvıf Yunus Emre, Zeynel Baba, Mustafa Kemal Atatürk'te Millî Birlik ve Beraberlik, Avustralya Resmî Tarihinde Gelibolu, Vidin Türkleri, Türkiye'de Hilâfetten Cumhuriyete Geçiş, Güldeste, Dini- Tasavvufi Türk Edebiyatı El Kitabı

Prof. Dr. ALİ BERAT ALPTEKİN

1953 yılında Mersin ili Silifke ilçesinin İmamuşağı köyünde doğdu.İlokulu köyünde, ortaokul ve liseyi Silifke'de, Yüksek tahsilini Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu'nun öğrencisi olarak tamamladı. İki yıl, Silifke'de Edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Mezun olduğu üniversitede, Fırat, Selçuk, Yüzüncü Yıl, Erciyes, Niğde, Milletlerarası Ahmet Yesevî Üniversitelerinde görev yaptı. 1985'te Elazığ Fırat Üniversitesi'nde Yardımcı Doçent', 1996'da 'Doçent', 2002'de Selçuk Üniversitesi'nde profesör oldu. Lisans ve lisanüstü dersler verdi. 21 öğrencinin yüksek lisans ve doktora tez danışmanlığını yaptı. Alptekin'in çalışma alanıyla ilgili bir kısmı ortak çalışma olarak 40 kitabı ve 300 den fazla makale, derleme ve bildirisi yayımlandı. Uzun yıllar Erzurum'da bulunması sebebiyle Sarıkamış ve fâciâsı hkkında araştırma yapma imkânı buldu. Prof. Alptekin evlidir, doktur kızı, inşaat mühendisi oğlu vardır.

 

 

6/1/2016 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top