Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Unutanlar, Unutturulanlar Veya Hatırlayamadıklarımız Kıbrıs 20 Temmuz 1974 / ve Sonrası

Kıbrıs adası resmen 1924'de Türkiye'nin kuruluş anlaşmaları olan Lozan Barış Antlaşması ile İngiltere'nin toprağı olmuştu.

1950'lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve milletlerarası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum Ortak Devleti kuruldu. Fakat Rum Kesimi böyle bir Ortak Devlet'e razı olmadı. Kıbrıs'ın bütün yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; milletlerarası anlaşmaları çiğneyerek, Türklere saldırılarda bulunarak, Rumlar 1963 yılında ortak devlet'i yıktı. Bununla da iktifa etmedi, Kıbrıslı Rumlar, Yunanistan'ın asker, silah ve para desteğini alarak Türklere saldırdılar. Çocuk ve yaşlı ayırımı yapmadan katliam yaptılar.

5 Temmuz 1974'te Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanları Birinci Cenevre Konferansı çalışmalarına başladı. Fakat netice alınamadı. Bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Kıbrıs'taki duruma müdâhale etme kararı aldı.

Türkiye Zürih Anlaşması'nın 3. Maddesi gereğince İngiltere ve Yunanistan ile birlikte, üç garantör devletten biri olarak, Kıbrıs'ta yaşayan ve Ada'nın aslî ve yerli halkı olan Türklerin can ve mal emniyetini korumak maksadıyla 20 Temmuz 1974 günün sabahında Kıbrıs'a asker çıkardı. Bu harekât, milletlerarası hukuka ve Türkiye -  İngiltere - Yunanistan arasında imzalanan Londra ve Zürih Anlaşmaları'na uygundur.

Atina Yüksek Mahkemesi 21 Mart 1979 tarihinde aldığı kararla Türkiye'nin müdahalesinin, Garanti Anlaşması'nın ilgili maddesine göre hukukî olduğunu tasdik etmiştir. Avrupa Konseyi de 29 Temmuz 1974 tarihinde almış olduğu 873 sayılı karar ile Türk müdahalesinin yerinde olduğunu kabul etmiştir.

Üst teğmen rütbesiyle Kıbrıs Barış Harekâtında Bölük Komutanı olarak görev alan Emekli Yarbay ve Kıbrıs Gazisi Atilla Çilingir, duygu dolu ifâdeleriyle fakat gerçekçi bir görüşle Kıbrıs Barış Harekâtı'nı anlatıyor. Bol miktarda fotoğraflarla ve belgelerle zenginleştirilen kitap; Mehmetçiğin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Kıbrıslı Mücâhitlerin ve topyekûn Türk Milleti'nin gurur tablosudur.

Birinci ve İkinci basımı Ağustos 2004'te yapılan 14,5 X 21 santim ölçülerinde, mahallinde çekilmiş fotoğraflarla değeri artan 290 sayfalık kitapta ayrıca 80 sayfa gazete kupürlerinin fotokopileri bulunmaktadır.

Kitapta Türk askerinin komutanına bağlılığı, cesâreti ve fedakârlığı, ölüm anında bile vakur tavırları, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapın subayların Yunanlı esirlere yaptığı insancıl muameleler, Kıbrıslı ve Yunan Rum askerlerinin vahşi davranışları ve cinâyetleri, Papazların kin ve intikam duygularıyla dolu kendi kendilerini aşağılayıcı düzenbazlıkları, savaşın acı yüzü, zaferin gurur ve sevinci millî duyguları zirveye taşıyan duygu yüklü kelimelerle anlatılıyor.

Kitap, kelimelerle hazırlanmış bir gurur tablosudur. Görev üstlendiği her dönem ve mekânda tarih yazan Mehmetçiğin şanının nesiller boyunca bilinmesi ve devam ettirilmesi gereken hasletlerini en mükemmel ve gerçekçi bir şekilde anlatıyor.

Otopsi Yayınları

Salkım Söğüt Sokağı Nu: 8 Keskinler İş Merkezi 604-605 Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-519 68 48                        Belgegeçer: 0.212-519 68 49 e-posta: otopsiyayinevi@hotmil.com

 

Atilla Çilingir:

12 yaşındayken Selimiye Askerî Orta Okulunda başladığı askerlik mesleği sırasında Teğmen rütbesiyle 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na katıldı. Gazi unvanı ile taltif edildi. 1985 - 1987 yıllarında tekrar Kıbrıs'ta görevlendirildi. Güneydoğu Anadolu'da terörle mücâdele etti.  Yarbay rütbesinde iken çocuklarının tahsili sebebiyle ve kendi isteğiyle emekli oldu. 25 yıldan beri Türkiye Sigorta Sektöründe yönetici olarak çalışmaktadır. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

Yayınlanmış eserleri:

Yayınlanmış Eserleri:

*Kırılmadık Ne Kaldı? *10'ların İzleriyle Türkiye, *Sigortalı Hayatın Gerçekleri, *Tarihten Gelen Çığlık, *Andımız Olsun ki O Topraklar Bizim, *Elveda Kıbrıs, *Unutanlar-Unutturulanlar-Hatırlayamadıklarımız, *Girne'den Doğan Güneş, *Özgürlük Nefesi.

 

 

KUŞBAKIŞI:

Memleketten ve Memleketin Solundan İnsan Manzaraları 'Hikâyeler'

 

Kitabın yazarı Dumrul Ölçen, Yüksek Mühendis Dr. Ali Nejat Ölçen'in oğludur. Ali Nejat Ölçen; 1946 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Su Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1960 yılında 'İktisat Doktoru' unvanına hak kazandı.  4. ve 5. Dönemde İstanbul milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı. 1976-1978 yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili görevini üstlendi. 17 adet kitap yazıp yayınladı.

Bu sayfada Annesi, (28 Ağustos 2015 tarihinde ebedî âleme intikal eden) Makbule Ölçen Hanımefendi'nin 'Özürlüler Yokuşu' ve Babası Dr. Ali Nejat Ölçen'in 'Kendini Yok Eden Osmanlı' isimli kitabının tanıtımı yapılmıştı. Demem odur ki 'Dumrul Ölçen, düşünen, düşündüğünü ustalıkla yazan, kalem erbabı bir ailenin ferdidir. Anne ve babasından bu özellikleri aynen tevârüs etmiştir.'

'Kendini Yok Eden Osmanlı' ve özellikle 'Özürlüler Yokuşu' isimli kitaplar Türkiye'yi tanımak isteyen herkesin okuması gereken kitaplardır. Hele 'Özürlüler Yokuşu'; bir annenin evlat sevgisini en üst seviyede anlatan bir taç eserdir. Eserde, topluma hizmet maksadı ile giriştiği mücâdeleleri dâima başarı ile neticelendiren ve bu özellikleriyle efsâne kahramanı olmayı, irâdesinin gücü, yüreğinin cesâreti ve şahsiyetinin asâleti ile hak eden annenin kaleminden anlatılan, herkesin bilmesi gereken olaylar zincirinin hakîkaten yaşanmış hikâyesidir.

Dumrul Ölçen kısa adı ile 'İnsan Manzaraları' adı ile anılabilecek olan eserini lütfedip adıma imzalamış ve 2015 yılının başlarında adresime göndermişti. Kitabında her Türk vatandaşının bilmesi gereken olaylar zincirini 'amatörce ' denilebilecek samimiyetle, kendi ifâdesi ile söylemek gerekirse 'içtenlikle' anlatıyor.

Kitapta anlatılan olayların kahramanı yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) mensuplarıdır. Bakanlık seviyesindekilerle, milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla il genel ve belediye meclisi üyeleriyle, il ve ilçe teşkilatı başkan ve üyeleriyle ve hatta ister delege olsun ister, yalnızca parti üyesi ve hattâ siyasî bir sıfatı olmaksızın yalnızca taraftarları ile bütün bir siyâsi parti kadrosu...

Hikâyelerin kahramanları beceriksizliklerde de, entrika çevirmekte, yalancılıkta ve atlatmacılıkta da pek bir mahâret sergiliyorlar. Kitapta olayların kahramanları, isim ve şâhitler de zikretmek suretiyle naklediliyor.

Doğru mu yapılıyor, intikam mı alınıyor? Buna okuyucu karar verecektir. Şu var ki, kitabı okuyan her kademedeki siyasîler, ister güneşin altında olsun, ister ay ışığının... isterse de insanoğlunun keşfi olan aydınlatma araçlarının altında cereyan etsin... hiçbir olayın gizli kalmayacağını, unutulmayacağını, unutturulamayacağını bir kere daha anlamış oluyorlar. Ders alanlar kârlı, ders alabilenlerin yönettiği bir ülkede yaşayanlar ise mutlu olma şansını elde edebiliyorlar.

Düşünülmeli ki o CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün, mutlak hâkim olduğu 1920-1938 dönemi hâriç, 1938'den 1950ye kadar 12 yıl kesintisiz, sonraki dönemlerde de kesintili olarak Türkiye'nin kaderi üzerinde söz sahibi olmuş bir siyasî partidir. Azınlıkta olsalar bile ihmal edilemeyecek bir seçmen kütlesinin ümidi olma vasfına sâhiptir.

'Bu siyasî parti, neden asil ve necip Türk milletinin çoğunluğunun teveccühünü kazanamamış, neden kendi gücüyle meşru bir iktidar olamamıştır?' sorusunun cevabını Dumrul Ölçen, yazdığı kitapta bütün içtenliğiyle anlatıyor. 'Yazdıklarımı okuyup anlayabilen her bir seçmen, CHP bu tarzını devam ettirdiği müddetçe ve, hayatı boyunca her bir seçimde bir milyon oy kullanma hakkına sahip olsa bile, bir taneciğini bile CHP'ye vermesinler...' Dercesine...

Ne denilebilir ki? CHP'yi sevemeyenler, kalbî teşekkürlerini, şükran duygularıyla yazara sunarlar.

Ümit edilir ki CHP'liler de yukarıdan aşağı ve soldan başlayıp, sağa asla geçmemek şartıyla ortanın soluna kadar kendilerine çeki düzen vermek ihtiyacını hissederler.

13,5 X 19 santim ölçülerinde, 206 sayfalık kitap, Ankara'da 2013 yılında, (anlaşıldığına göre) yazarın kendi yayını olarak okuyucuya sunulmuştur.

DERKENAR:

Başkalarının Hatâlarını Görmek ve Yaymak.

İnsanoğlu kendini temize çıkarmak, ayıplardan ve kusurlardan yana temiz olduğunu göstermek ister. İnsanın kendi ayıp ve kusurlarını görmesi ve onlardan arınması nefse zor gelir.  Kolay olan tercih edilir ve kusur hep başkalarının üzerine atılır. Veya herkesin kusurlu-ayıplı olduğunu iddia eder ki, kendi kusur ve ayıpları normal karşılansın.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, insanların gizli hâllerini araştırmayı yasaklamıştır. Bu emir, 'Müslüman'ım' diyen herkesedir.  İki cihan serveri örnek ve kâmil insan; Müslümanların ayıplarını, gizli hâllerini araştırmakla, fesat (*) çıkarılmış olacağını belirtir.

Ancak peygamberler kusursuz insanlardır. Bizlerin, hepimizin hatâları, kusurları ve günahları vardır. Herkes kendi kusuruyla meşgul olsa ve onları düzeltmeye çalışsa başkalarının ayıplarını araştırmaya fırsat bulamaz. Zâten insanın kendisini düzeltmesi, başkalarını düzeltmesinden çok daha kolaydır. Herkes kendisini düzeltirse, kusur ve ayıplardan arındırabilirse, dünyada hatâlı insan kalmaz. Ayrıca ayıp ve kusurlarımızın affedilmesi için kendi hatalarımızla yüzleşmeli, kardeşlerimizin hatâlarını örtmeliyiz. Zira kim bir Müslüman'ın ayıbını örterse, Cenab-ı Allah da kıyamet günü onun ayıplarını örter.

(*) fesat çıkarmak: insanlar arasında barış ve huzurun bozulmasına ve yok olmasına sebebiyet vermek. Bir mânâ da da 'gıybet etmek'tir. Gıybet ise; bir kimseden, kendisinin hoşlanmadığı sözlerle bahsetmektir. Kur'an-ı Kerim'de gıybet yasaklanmış,gıybet yapmanın, ölmüş bir din kardeşinin etini yemeye benzetilerek çirkinliği ortaya konulmuştur. Esâsen mevcut olan kusurun söylenmiş olması, fesat ve gıybeti ortadan kaldırmaz. Zâten o kusur, sözü edilen kimsede yok ise, yapılan 'iftirâ 'dır ki, kanunen de suçtur.

Oğuz Çetinoğlu

KUŞBAKIŞI:

 

Yol Ayırımı:

Eskiden rahmet yağardı, şimdi yağmur yağıyor. Eskiden kazancın öncelikle bereketli olması istenirdi, şimdi kazancın sadece bol olması isteniyor. Eskiden israftan kaçınılırdı, şimdi sınırsızca ve sorumsuzca harcamak yüceltilen ve özlenen bir hayat tarzı oldu. Eskiden mahrem olan şeyler örtülür ve orta malı olması önlenirdi, şimdilerde ise teşhir ediliyor, herkesin ilgi ve arzusuna sunuluyor. Eskiden çocukların iyi insan olması istenir ve çocuklar buna göre yetiştirilirdi. O zamanlar iyi insan olmak, hayırlı bir evlat, insanlara yararlı kişi, çevresine faydalı bir insan, Allah'a karşı sorumlu bir kul olmak... anlamlarına gelirdi. Şimdi maaşı yüksek bir iş sahibi olmak, güzel veya yakışıklı olmak anlamına geliyor. Nasıl elde edilmiş olduğuna bakılmaksızın şöhret sahipleri ise el üstünde tutuluyor.

Eskiden çocuklara Rabbin kim? Kimin ümmetisin? Ne zamandan beri Müslümansın? Diye sorulur ve böylelikle hayatlarını anlamlı ve değerli kılacak en önemli bilgilere sâhip olmaları sağlanırdı. Şimdilerde futbolcuların şarkıcıların, mankenlerin isimleri, vücut ölçüleri, sevgilileri soruluyor. Eskiden alın teri önemliydi, değerliydi. Şimdi en kısa zamanda köşe dönmek için çabalanıyor. Eskiden hak, adâlet, iyilik her yerde ve her işte idi, şimdi ise menfaat, bencillik, sorumsuzluk en itibarlı ölçüler oldu. Eskiden iyiliği emredip kötülükten sakındırmak Müslüman olmanın gerektirdiği bir sorumluluktu, şimdi ise haddi aşmak, üstüne vazife olmayan işe karışmak anlamına geliyor. Eskiden Allah her yerde ve her işteydi; hiçbir şey Allah'tan gizlenemezdi. Şimdi ise...

Celaleddin Vatandaş'ın 13,5 X 21 santim ölçülerinde, 332 sayfa hacimle, 2015 yılında yayınlanan ve alaka ile, hüzünle okunacak kitabında ele alınan konulardan birkaçı bunlardır.

Pınar Yayınları:

Alemdar Mahallesi, Çatalçeşme Sokağı Nu: 27, Defne Han Oda: 15 Cağaloğlu, Fatih, İstanbul. Telefon: 0.212-520 98 90 Belgegeçer: 0.212-527 06 77  e-posta: bilgi@pinaryayinlari.com www.pinaryayinlari.com

 

 

Taraktaşskaya Trajedisi:

Kırım Türklerinden İbrahim Abdullayev'in hazırladığı monografi kitabında, Çarlık Rusya'sı döneminde Türklere uygulanan soykırımın yürek yakan hikâyesi anlatılıyor.

Kitapta; 1868 yılında idam edilen Taraktaşlı Seytoğlu Seydamet ve köydeşlerinin trajik hayat hikâyeleri yer alıyor. Bu kişilerin isimleri Kırım Türklerinin halk şarkılarında ve ağıtlarında da adı geçmektedir. Kitap, onların aziz hatırasına ithaf edilmiştir.

22 Ağustos 1866 tarihinde Kızıltaş manastırının papazı Parfeniye, herhangi bir iz bırakmaksızın kayıplara karışmıştır. Titiz aramalardan bir netice alınamamış. Rus Ortodoks kilisesinin şerefini korumak için Kilise idarecileri bir din adamının öldürülmesini komşu Taraktaş köyünün sâkinlerine yüklüyorlar.

Askerî mahkemenin açık celsede sözde yargılamasından sonra, Taraktaşlı köylüler, halkın gözü önünde idam edilmişlerdir. Bu katliamın yankıları Kırım'da günümüze kadar devam edegelmiştir.

Kitabın yazarı İbrahim Abdullayev, Kırım Muhtar Cumhuriyeti'nin devlet arşivindeki belgeleri araştırıp tetkik ederek ölüme mahkûm edilmiş Taraktaşlıların suçsuzluklarını kesinlikle ispat etmiş ve papaz Parfeniye ile Rus Ortodoks Kilisesi arasındaki sürtüşmelerin ve papazın görülecek olan dinî mahkemesinin arefesinde kayboluşunun sebeplerine ulaşmıştır.

Kırım Türkleri, Taraktaşlı evlâtlarının suçlu olduğuna inanmamış, onlar için ağıtlar yakmış, onların faciasını vatan Kırım'ın faciasının bir parçası olarak günümüze kadar kalbinde saklamıştır. Abdullayev, bu meselenin üzerine kitabıyla kuvvetli bir ışıldak tutmuş ve katliamı bütün detaylarıyla ortaya koymuştur.

Taraktaş köyü Sudak kasabasının 7-8 kilometre kuzeyindedir. Taraktaş'tan Sudak'a inerken yolun sağ tarafında, taştan dev bir kurbağanın bir kayaya tırmandığını görürler.

İbrahim Abdullayev, 18 Mayıs 1944 tarihinde sürgün edilen Kırım Türklerindendir. Özbekistan'da Tarih Fakültesi'nden mezun oldu.  Kırım 'a döndükten sonra İstanbul'a gelip Osmanlı Arşivlerinde staj gördü. Tekrar Kırım'a döndükten sonra uzun yıllar belgeler üzerinde inceleme yapmak ve canlı şâhitlerle görüşerek bu eserini meydana getirdi. Eser, 2010 yılında, Kırım Muhtar Cumhuriyeti'nin başşehri Akmescid'de Kırım Türkçesi ile basıldı.

 

KISA KISA / KISA KISA...

1- ÇERKES SOYKIRIMI: Ali Kasumov-Hasan Kasumov. Tercüme: Orhan Uravelli. Kafkasya Derneği Yayını

2- TÜRKİYE'DE ALEVİLİK BEKTAŞİLİK: Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı / Selçuk Yayınları.

3- AHİR ZAMAN GÜLÜŞLERİ: Fatma Barbarosoğlu. Profil Kitap:

4- ÇİNGENELER: Prof. Dr. Ali Arayıcı / Ceylan Yayınları.

5- TEKNONOMİ / TARİHÎ AÇIDAN TEKNOLOJİ-EKONOMİ İLİŞKİSİ: Yaşar Bülbül.

Kitabevi Yayınları / Mehmet Varış

 

 

 

 

5/10/2016 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top