IMG-LOGO
Güncel

Soyu Kırılan Kim? / Ermeni Meselesi

Oğuz ÇETİNOĞLU; - 1/13/2016 ocetinoglu1@gmail.com;
IMG

Kafkasya'nın taşeron devletlerinden Ermenistan, sadece Türkiye'nin ve Türkiye Türklerinin değil, 1800'lü yıllardan itibaren batılı devletler ve Rusya tarafından bütün bir Türk dünyasının gücünü kırmak ve sıfırlamakla görevlendirilmiştir.

Ermenistan'ın, Rusya'dan destek alarak zarar verdiği ülkelerin başında Azerbaycan vardır.

Azerbaycan Türklerinin şuurlu-vatansever bir aydını olan Prof. Dr. Hanım Halilova, 'Soyu Kırılan Kim? / Ermeni Meselesi' isimli eserinde, Hıristiyan batının bilmek ve anlamak istemediği gerçekleri güvenilir ve aksi ispatlanamaz kaynakları ve belgeleri delil göstererek, anlayabilecekleri tarzda ortaya koyuyor.

Prof. Halilova, Ermeni Meselesi ile alakalı bilgileri açıklamaya, Ermenilerin tarih sahnesine çıkışlarına dair söylentilerle başlıyor. Kronolojik bir sıra tâkip eden eserde Osmanlı Ermenileri arasındaki ilk ayrımcılık, düşmanlık ve ihânet hareketlerinin 1860 yılında başladığı belirtiliyor.

Kendilerine verilen vazifeyi yapabilmek için kurdukları ilk dernek, 'Hayırsever Cemiyeti'dir. Sonra 'Fedakârlar Cemiyeti', 'Araratlı', 'Okul Sevenler', 'Doğu' ve 'Klikya', 'Silahlılar Cemiyeti', 'Kadınlar Cemiyeti', 'Anavatan Savunucuları', 'Kurtuluş İçin Birlik Cemiyeti', 'Kara Haç Cemiyeti' ve diğerleri kuruldu.  Bu cemiyetler, Rus Ermenileri ve Rus Konsoloslarının yardımlarıyla; 1862, 1865, 1875, 1878, 1879 yıllarında Zeytun, 1862 yılında Van, 1863 yılında Muş, 1865 yılında Çarsancak'ta isyanlar çıkardılar.

İhtilalci faaliyetleri gerçekleştirmek üzere, ilk Ermeni siyasî partisi 'Armanekan Cemiyeti' 1885, 'Hınçak Komitesi' 1887, 'Taşnaksütyun Cemiyeti' 1890 yılında kuruldu. Bu cemiyetlerin ortak hedefi, 'Bağımsız bir Ermenistan Devleti' kurmaktı. Hınçak ve Taşnak üyeleri birleşerek 15.000 Osmanlı Ermenisi, Rus ordusuna katılarak, vatandaşı oldukları Osmanlı Devleti'nin ordusuna karşı savaşmayı kararlaştırdılar.

Yahudiler, Hitler Almanya'sı tarafından katledilen bir aile için filmler çevirip, romanlar, sahne eserleri yazarak-yazdırarak bütün dünyayı ayağa kaldırdılar. Ermenilerin 1910-1922 yılları arasında yaptığı soykırımlarda katledilen Müslüman Türklerin sayısı birkaç milyonu aşmasına rağmen, batılı ülkelerin haberi olmadı.

Acı gerçekler; tanınmış Rus roman yazarı Tolstoy'un kızı Lvovna Tolstaya'nın kaleme aldığı hâtırâlarında şu cümlelerle yer alıyor:

'Van 'da biz, Ermenilerin insanlık dışı gaddarlığını gözledik. Ermenilerin, kadınların göğüslerini kestiklerini, kollarını bacaklarını tersyüz ettiklerini ve kırdıklarını söylüyorlardı. Bu insanlık dışı gaddarlığın kurbanlarını, bizzat ben kendim gördüm. Biz Van 'a geldiğimiz zaman, esirlerin bir bölümü ölmüştü. Yaklaşık 800 kadar insan kalmıştı. Beslenme işini organize ettik; insanların ve çamaşırların yıkanması için su ısıttık. Malzemeleri askeriyeden alıyorduk. Ancak birçok şey bulunmuyordu. Sabun bulmak mümkün değildi. Gölden sodalı-tuzlu kum kullanıyorduk. Bu kumla çamaşırları yıkamak mümkündü. İlkel bir çamaşırhane kurduk. Bir defasında, canlı bir Türkü gömmeye götürdüler. Her gün 15-20 cesedi eski çukurlara yuvarlıyor ve toprakla üstünü gelişi güzel kapatıyorlardı.

100-200 kadar hasta, yaralı Kürt ve Türk kadınları, mobilyasız, yataksız, yiyeceğin çok kıt olduğu eski Amerikan okullarında, bakımsızlıktan öldüler. Günde yaklaşık olarak 20 kişi ölüyordu.'

Prof. Halilova'nın yazdığı kitapla bunun gibi pek çok trajik sahneler yer alıyor.

132-198. sayfalarda soykırımdan kurtulabilen şâhitlerin ifâdelerinden inanılması güç katliam hâdiseleri yer alıyor. Bu ifâdelerden birinde şu satırlar var: 'Şatak'ın Serir karyesi ahâlisindeniz. Etrâfımızda bulunan Sortikin, Akçanis, Mezre'a, Purs karyelerinin bütün Ermenileri, bir sabah erkenden köyümüzü sardılar. Dînimize, îmânımıza söğerek üzerimize ateş açtılar ve karyemize doldular. Altmış nüfustan ancak, on beş erkek kaçabildik. Diğerlerinin kâffesini yakdılar. Malımızı, eşyamızı, kadınlarımızı götürdüler.'

199-216. sayfalarda ise Ermenilerin itiraflarıyla Ermenilerin yaptıkları soykırımlar anlatılıyor. Sasun isyanlarının elebaşısı olan Andranik Çelebiyan'ın ifâdesinden birkaç cümle: 'Sasun için hiçbir yarar sağlamadan kırıldılar. Bu bir iftiradır. Daima kırıldığımızı hatırlarlar da aynı şekilde kırdığımızı niye konuşmazlar? Türklerin gücü bizi kırmaya yetmemiştir. Yiyeceğimizin az olması bir gerçekken bizler kırılmadık. Elçiliklere sunmaları için sahte adlar kullanarak 7000 (yedi bin) kişinin öldüğü yalanını uydurduk.

Prof. Halilova'nın kitabında; Taşnaksutyun Partisi'nin kurucu lideri ve 1918 yılı Temmuz ayında kurulan Ermenistan Devleti'nin ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni'nin 1923 yılında Bükreş'te yapılan Ermeni meselesi ile alakalı Taşnak Partisi toplantısında sunduğu rapor, gerçekleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Uzun raporda şu cümleler dikkat çekiyor: 'Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bu gün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Olayların sebebi biziz! Barış teklifini reddettik ve Türklere karşı ayaklandık ve de savaştık.'

Kitabın diğer sayfalarında; 'Mustafa Kemal Atatürk'ün Ermeni Meselesine bakışı ve Kafkasya'da Ermeniler', 'Kafkaslarda 1917 sonrasında Ermeniler', 'Kafkas İslam Ordusu',  'Bakü'nün işgali', '31 Mart 1918 Bakü soykırımı', 'Karabağ meselesi', 'Hocalı soykırımı', 'İşgal edilen Azerbaycan toprakları', 'Ermeni saldırılarına karşı kurulan Kadın Taburu', 'Yakın Tarihte Ermeni Terör Örgütleri' başlıklı; yüksek sesle ağlamadan ve ayağınızı kırmak istercesine yere vurmadan, masanızda iseniz masayı, yakınında iseniz kapıyı veya duvarı yumruklamadan okuyamayacağınız insanlığın yüz karası, utanç belgesi bölümler yer alıyor.

Ermenilerin Avrupa ve ABD şehirlerinde katlettikleri Türk diplomatları ile alakalı âdi cinayetlerin anlatıldığı sayfalar, insan hakları savunucusu batılıların suratlarına çarpılan Osmanlı tokadı gibidir.

Bir başka bölümde; 'Çırpınırdın Karadeniz' şarkısının hikâyesi ve  Zeki Velidi Togan ile Lenin arasındaki konuşma dikkat çekiyor:

Togan: Sen söz verdin, hani Tataristan bağımsız olacaktı?

Lenin: Sen siyâset ile ahlakı birbirine karıştırıyorsun.

Togan: Böyle ahlaksız siyâset olur mu?

12,5 X 20 santim ölçülerinde, 408 sayfalık resimlerle ve belgelerle zenginleştirilmiş kitap, 2015 yılında, Töre-Devlet Yayınları tarafından okuyucuya sunuldu.

Dağıtım ve Satış Hizmetleri:

BİLGE KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK DAĞITIM SANAYİ VE TİCARET LTD ŞTİ:

Nuruosmaniye Caddesi Nu: 3 Kardeşler Han Kat: 1 Cağaloğlu 34110 İstanbul.

Telefon: 0.212- 520 72 53 Belgegeçer: 0.212-511 47 74

e-Posta: bilge@bilgeyayincilik.com //  www.bilgeyayincilik.com

 

Prof. Dr. Hanım Halilova:

 

Azerbaycan'ın Kobalt kasabasında ailesi sürgündeyken doğdu. Babası Aziz Halilov Azerbaycan'da valilik yapmaktaydı. Sovyet rejimine karşı çıktığı için 1937'de sürgüne gönderildi. Annesi Merife (Mustafa kızı); Van'ın Erciş ilçesindendi. 1915 yılında Ruslar Van'ı işgal ettiğinde Ermeniler, Hanım Halilova'nın dedesi Mustafa Çavuşoğlu'nu ve bütün akrabalarını şehit ettiler. Azerbaycan'da kurulmuş olan İslamî Yardım Teşkilatı, Van ve çevresinde birçok yetim çocuk ile birlikte Hanım Halilova'nın, o sırada 7 yaşında olan annesi Merife Hanımı da Azerbaycan'a götürüp evlatlık verdi. Annesi Türk olduğu için O'nu da babası ile birlikte sürgüne gönderdiler.

 

Hanım Halilova, 1969 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Kimya Fakültesi'ni bitirdi. Yeni bir ilim dalı olan biyo-jeokimya ilmi, dünyada yalnızca orada araştırılıyordu. 1974 yılında Moskova'da doktorasını tamamlayarak 'doktor' unvanını aldı. 1979'da doçent oldu. 1983 yılında, Azerbaycan İlimler Akademisi başkanı tarafından Hanım Halilova'nın genç ve başarılı bir ilim insanı olduğu gerekçesiyle zamanından önce profesörlük unvanını alması gerektiği talimatı verildi. Ancak Sovyet Bloku'nda profesör olmak için Komünist Partisi'nin üyesi olması gerekmekteydi. Halilova'ya, Komünist Partisi üyeliğini reddettiği için profesörlük unvanı verilmedi.

 

Hanım Halilova, 20 yaşından itibaren Ebülfez Elçibey ile birlikte Sovyet İmparatorluğu'na karşı Azerbaycan'da gizli mücadele veren ilk kadındı. 1975'de Elçibey, R. İsmailov, KGB tarafından 'Panturanist ve Panislamist' suçlaması ile gözaltına alındılar. Hanım Halilova da evde nezarete alındı. Her şeyi Elçibey üzerine aldığı için yalnızca o tutuklandı.

 

1988'de 'Meydan Özgürlük Hareketi 'nde Halilova kadın hareketinin lideri idi. 20 Ocak 1990'da 5.000 kadına rehber olarak Rus tanklarına karşı yürüyüş yaptılar. 1992'de Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Halilova'ya devlet bakanlığı teklif etti. Halilova, teklif edilen makamları reddederek Ermenilere karşı Azerbaycan 'Kadın Taburu 'nu kurdu ve savaş bölgelerinde Ermenilerle savaştı. 1993'de Elçibey'e karşı darbe yapıldığında darbeciler, Elçibey ve Halilova'yı öldürmek istediler. Elçibey, kendi köyü olan Keleki'ye gitti. Halilova ise Türkiye'ye geldi. 1994'te Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi olarak göreve başladı; 2010 yılında profesör oldu.

 

Hanım Halilova KKTC, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya, İngiltere, Almanya, Rusya, ABD ve Türkiye'de üniversiteler başta olmak üzere Polis Akademisi, Millî Güvenlik Akademisi ve Jandarma Okulu'nda Türkiye'nin Jeopolitik ve Stratejik önemini, Türk ve İslam Dünyası'nda tek lider ülke olduğunu anlatan konferanslar vermiştir. Hâlen bu çalışmalarına devam etmektedir.

 

Prof. Dr. Hanım Halilova'nın ilmî 15 projesi, 10 eseri, yurtiçinde ve yurt dışında 200'den fazla makalesi yayınlanmıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün 2006-2009 yılı programında görev almıştır. Hâlen T.C. Sağlık Bakanlığı Kanser Danışma Kurulu'nun alt birimi olan 'Medikal Jeoloji Alt Kurulu'nda danışman olarak bilgi ve tecrübelerini Türkiye'nin istifadesine sunmaktadır.  Ayrıca Çankırı Valiliği ile 'Çankırı Tuz Mağarasında Doğal Tedavi Merkezi ' projesi üzerinde çalışmaktadır.

 

Yayımlanan kitaplarından bâzıları:

Ders Kitapları: İyot, İnsan Sağlığı, Çevre: 1998, Mikro Elementlerin Biyo-jeokimyası: 2004, Doğadan Gelen Sağlık: 2008

Diğer Kitaplar: Tarihten Bugüne Türk Kadını: 2005, Bey / Ebülfez Elçibey: 2009, Soyu Kurulan Kim? Ermeni Meselesi: 2015

KUŞBAKIŞI:

İlmî Heyetin İstanbul ve Çanakkale Seyahati:

 

1915 yılının Şubat ayında başlayan Çanakkale Savaşları'nın, aynı yılın sonlarına yaklaşıldığında Türk ordusunun zaferiyle neticeleneceği anlaşılmıştı. 9 Ocak 1916 tarihinde muzaffer taraf kesin olarak belli oldu. Buna rağmen Osmanlı topraklarında yaşamalarına rağmen resmî yollarla duydukları olaylardan ve haberlerden şüphe edenler vardı. Zira karada ve denizde düşman kuvvetlerinin güçlü olduğu zihinlerde yer edinmişti. Bu durumu Bahriye Nazırı ve Suriye bölgesindeki 4. Ordu kumandanı Ahmet Cemal Paşa fark etti. Osmanlı Devletinin sınırları içerisinde bulunan merkeze ve savaş bölgesine uzak bölgedeki güvenilir bir grup insanı, zaferin Türkler tarafından kazanıldığını mahallinde görmeleri, savaş alanını ve İstanbul'u gezmeleri için temsilci olarak gönderdi. Bu insanlar, geri döndüklerinde bölgelerindeki insanlara, gördüklerini anlatacaklar ve herkes, zaferin kazanıldığına inanacaktı. Bu heyet başşehir İstanbul'da kaldığı zaman içerisinde halka karışacak ve bu sâyede hükümet merkezindeki durum ve devlet kuruluşları hakkında da bilgi sahibi olacaktı. Bildiklerini, çevresindeki insanlara anlatacak, onların devlete olan güvenini tâzeleyip kuvvetlendireceklerdi.

 

Bu maksatla Suriye-Filistin heyeti kara yoluyla İstanbul'a, oradan da Gelibolu Yarımadasına gitmek üzere yola çıktı. Milletlerin var oluşunda Allah'ın azametine kendi gözüyle şâhit oldu: Heyet, düşman bayraklarının alçaldığını ve Osmanlı bayrağının dalgalanıp yükseldiğini gördü. Heyettekiler iki ay sonra bölgelerine döndüklerinde, gözlerinin şâhit olduğu benzersiz manzarayı çevrelerindeki insanlara anlattılar. Ayrıca bu kutlu seyahatin gelecek nesillere doğru olarak aktarılması için müşâhadelerinin kayda geçirilmesinin ve kitap olarak basılmasının faydalı olacağını düşündüler.

 

Heyetteki şahıslardan El-Belâğ Gazetesi Sahibi Muhammed el-Bâkir,  El-Muktebes Gazetesi Sahibi Muhammed Kürd Ali, Ebâbîl Gazetesi Sahibi Hüseyin el-Habbâl, El-İkbâl Gazetesi Sahibi Abdulbâsit el-Unsî, görüp düşündüklerini yazdılar. Yazdıkları, Beyrut'ta Yusuf Sâdır'ın matbaasında 1916 yılında basıldı.

 

Bahse konu eser, Halil İbrahim Şanverdi ve Gürkan Dağbaşı tarafından Türkçeye çevrildi. Prof. Dr. Ömer Çakır ve Yrd. Doç. Dr. Lokman Erdemir tarafından notlarla yayına hazırlandı. Kitabın tertip heyetinde: Dr. D. Mehmet Doğan, Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç, İbrahim Ulvi Yavuz, Ferhat Koç, Fâtih Gökdağ, Memiş Okuyucu, Mustafa Güvenç, İrfan Çalışan bulundu. Böylece meydana getirilen eser, T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türkiye Yazarlar Birliği ve Çankırı Karatekin Üniversitesi'nin desteğiyle 13,5 X 19,5 santim ölçülerinde, 494 sayfa olarak Ekim 2015'te kültür hayatımıza kazandırıldı. Eserin 188 sayfası Türk alfabesiyle, 306 sayfası eski yazıyla basılmıştır.

 

Yazar Yayınları:

Müdafa Caddesi Nu: 10 Müdafa Apartmanı Kat: 7, Daire: 13 Kızılay, Ankara. Telefon: 0.212-417 34 72

Belgegeçer: 0.212-232 05 71 e-posta. yazar@yazaryayinlari.com // www.yazaryayinlari.com

 

Dünyayı Değiştiren Şaşırtıcı Buluşlar:

 

İş Bankası Kültür Yayınlarının Çocuk - Bilim Dizisi grubundan çıkan kitap, dünya tarihindeki şaşırtıcı dönüm noktalarını konu ediniyor.

 

Otomobil veya bilgisayar icat edilmese, acaba dünyamız nasıl bir yer olurdu?

 

İnsanlık tarihi televizyondan matbaaya, helikopterden fotoğrafa kadar birçok şaşırtıcı buluşla doludur. Günümüzün dünya düzenini ve hayat tarzlarını da bu buluşlar şekillendirmiştir. Kitabı, Philip Ardagh'tan  akıcı bir dille, roman gibi Türkçeye çeviren Sevgi Atlıhan bilim tarihini ve tarih okumayı sevmeyenlere bile sevimli gelecek bir kitap sunuyor.

 

13 X 20 santim ölçülerinde112 sayfalık kitap 2014 yılında yayınlandı.

 

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları:

İstiklal Caddesi Meşelik Sokağı Nu: 2 Kat: 4 Beyoğlu, İstanbul (T. İş Bankası Parmakkapı Şubesi üzeri)

Telefon: 0-212 252 39 91 Belgegeçer: 0.212-252 39 95 www.iskultur.com.tr e-posta: info@iskultur.com.tr

 

Efsane Komutanlar ve Zaferleri:

 

İnsanlık tarihinin 2.500 yıllık askerî ve siyasî zaferleriyle dolu bir serüvendir. Bütün tarihin en ünlü ve önemli askerî liderlerinin hayat hikâyeleri, askerî hayatları ve katıldıkları seferler bir kitapla toplanmış.

 

*Tarihte iz bırakan savaş ve seferler

*120'nin üzerinde özel hazırlanmış, olağanüstü güzellikte sefer haritası, muharebe planı ve üç boyutlu canlandırmalar

*Portrelerden muharebe tasvirlerine, silahlardan üniformalara detaylandırılmış 400'den fazla resim

*A'dan Z'ye efsane komutanlar listesi

 

Ve daha pek çok merak edilen detaya açıklık getiren bir başvuru kaynağı olarak kabul edilebilecek eser, 27 X 32 santim ölçülerinde, 304 sayfa hacimle, 2014 yılında yayınlandı. Yazarı: Jeremy Bleck. Türkçeye çeviren: Özgür Kolçak.

 

Timaş Yayınları:

Alayköşkü Caddesi Nu: 11 Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-511 24 24 Belgegeçer: 0.212-512 40 00

e-posta: timas@timas.com.tr /  www.timas.com.tr

Kısa Kısa / Kısa Kısa...

 

1-KEMAL'LE İHTİMAL: M. Kayahan Özgül. Dergâh yayınları

2- İSTANBUL İÇRE İSTANBUL: İstanbul Kalkınma Ajansı. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yayını

3- TÜRKİYE NASIL KALKINIR? Mehmet Turgut. Nobel Yayın.

4- İSLAM'A GİRİŞ: Heyet Tarafından. Genel Koordinatör: Mehmet Görmez. Diyanet İşleri Başkanlığı

5-Türkiye ile Almanya arasında SİLAH TİCARETİ 1871-1914: Doç. Dr. Fahri Türk. IQ Kültür Sanat Yayıncılık.