IMG-LOGO
Röportaj

Yesevi Vakfı’nın Türk dünyasını Türkiye’ye, Türkiye’yi Türk dünyasına tanıtmak için çalışan Başkanı Erdoğan Aslıyüce Röportajın ikinci ve son bölümünde Türk dünyasını anlatıyor.

Oğuz ÇETİNOĞLU; - 10/18/2015 ocetinoglu1@gmail.com;
IMG

Oğuz Çetinoğlu: Alevî vatandaşlarımız,  yalnız Ahmed Yesevî'yi değil, Yunus Emre'yi de kendilerine mal ediyorlar. Bu konuda diyecekleriniz var mı?

Erdoğan Aslıyüce: İfade ettiğimiz gibi Alevi vatandaşlarımız Hoca Ahmed Yesevi gibi Yunus Emre'yi de kendilerine mal ediyorlar.

 

Alevilerin hemen hemen hepsi Oğuz Türklerinin çeşitli oymak ve aşiretlerindendir. Yani Türkoğlu Türk'türler.

 

Hoca Ahmed Yesevi ile Yunus Emre de Türkoğlu Türk olduklarına göre Alevi kardeşlerimizin iki Alperen derviş gaziye de sahip çıkmaları gayet normaldir.

 

Hayatın boşluğa tahammülü yoktur. İyi ki o kardeşlerimiz sahip çıkıyorlar. El Burini'ye, El Farabi'ye biz sahip çıkmadığımız için Acemler sahip çıkıyor.

 

Çetinoğlu: Biraz da Yesevî Vakfı'ndan söz eder misiniz? Neler yapıyorsunuz, hangi hedeflere ulaşmaya çalışıyorsunuz?

Aslıyüce: Efendim, Hoca Ahmed Yesevi Vakfı 1 Mart 1993 tarihinde kuruldu. Hoca Ahmed Yesevi ismini taşıyan Türkiye'de kurulan ilk vakıftır.

 

1993 yılında vakfımız kurulur kurulmaz Uluğ Türkistan toprağında 1992'de verdiğimiz söz gereğince iki tarihi eseri Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden tahsisi yaptırıp onları restore etmek amacıyla yola çıktık.

 

1993 yılı Temmuz ayında Bakanlar Kurulu kararıyla iki yer tahsis edildi:

 

1- Kadırga'da Darüssade Ağası Hüseyin Ağa Medresesi (Küçükayasofya)'ni bi mekanlardan 693 günlük uğraş sonucu kurtararak  restarasyonuna başladık. Boş olsa idi 6.600.000 TL yapılacak işlem seneler sürünce 42.000.000 TL'ye restore edildi.

 

2-İkinci yer ise Şehit Mehmet Paşa yokuşunda Özbekler Tekkesi'dir. Oranın işgalini de 730 günde sona erdirdik. Ama bilmem neden orası için 1996-1997'de 33 kamyon pislik çıkarılmasına ve milyarlarca lira harcanmasına rağmen birçok gizli elin entrikalarıyla karşılaştık sonunda Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü'ne iade etmek durumunda kaldık.

 

-Öncelikle Ocak 1994 tarihinden bu yana Aylık Sevgi Dergisi Yesevi'yi çıkarıyoruz. (Haziran 2009'da 186. Sayıya ulaştı.

 

-Altı ayda bir yayınlanan Türklük incelemeleri dergisi 'Bir'i 10 cilt kadar çıkardık.

 

-Bugüne kadar 40'ın üzerinde özellikle Türk Dünyası'na yönelik kitap yayınlandı.

 

-Ananevi olarak 'Kadim Türk Bayramı' Nevruz'u her sene kutluyoruz.

 

-Ticarî hayatın vazgeçilmez unsuru Ahilik'in kurucusu olan Ahi Evren'i anma toplantıları düzenliyoruz.

 

-Yine Caber'de yatan Süleyman Şah'ı anma toplantıları yapıyoruz.

 

Çetinoğlu: Yesevî Dergisi, Türkiye'de yayınlanan ve çok geniş bir coğrafyaya ulaşabilen ender yayın organlarından biri. Diğer özelliklerinden söz eder misiniz?

Aslıyüce: Yesevi Dergisi, 28 Ekim 1993 tarihinde gönül dostlarının müşterek fikirleriyle oluştu. Dâvet ettiğimiz 115 kişiden 99 kişi katılınca hem Esma-i Hüsna hem de Hz. Pir'in 99 bin öğrencisine işâret saydık. Yalnız bu sayı Hurufiler gibi değildi.

 

'Dünyanın neresinde olursa olsun bir Türk varsa Müslüman olsun veya olmasın; Dünyanın neresinde olursa olsun bir Müslüman varsa Türk olsun veya olmasın onların derdi bizim derdimiz olacak.' ilkesiyle yola çıktık.

 

Türk dünyasını Türkiye'ye, Türkiye'yi Türk dünyasına tanıtmak amacıyla başladığımız çizgiden ayrılmadan devam ediyoruz.

 

Yesevi Dergisi çıktığı günden bugüne birlik-beraberlik yolundan ayrılmadan, insanlarımız arasında nifaka sebep olacak tek satır yazmadan kültürümüze hizmet etmekteyiz.

 

İmkânlarımız nispetinde dergimiz dünyanın birçok ülkesine özellikle Türk dünyasının en ücra köşelerine bile gitmektedir.

Çetinoğlu: Diğer derginiz BİR Dergisi, artık çıkmıyor. Ne tür problemleriniz oldu da kapandı?

Bu vesile ile yayıncılığa başladığınız tarihten bu yana,  Millî Eğitim ve Kültür bakanlıklarının, fikir ve kültür fidanlığı olan dergi yayıncılığına yaklaşımları ile ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyim?

Aslıyüce: Efendim, Bir Dergisi'ni altı ayda bir yayınlamak düşüncesiyle yola çıktık. Vakfımızın mütevelli heyet üyesi Prof. Dr. Metin Akar Beyin sekreterliğinde 'BİR' Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi'ni;

 

Türk Dünyası'ndaki bilim adamlarının ortak dergisi ve ortak ilmî platformu olmak, Latin esaslı Türk Dünyası ortak alfabesinin hayata geçirilmesini kolaylaştırmak amacıyla çıkardık.

 

Bir Dergisi'nin, Dili Türkçe ve makaleler herhangi bir çağdaş Türk lehçeleriyle de yazılabilirdi yani Türk Dünyası ortak alfabesinin kullanılması esas alınmıştı.

 

Yazarlara makalelerden 20 adet ayrı basım ile bir dergi gönderilir şeklinde ilkelerimizi belirlememize rağmen; bazı yazı gönderen yazarlar 3-4 TL kargo ücretini ödemek yerine, yazılarını bize ödemeli göndermeleri Bir Dergisi'nin kapatılmasının en önemli sebebi olmuştur.

 

 

Yesevi Yayıncılık yayın hayatına başladığı 1994 yılından bu yana;

 

-1996 yılında Halk Kütüphaneleri'ne 100 adet Yesevi Dergisi abonesi

-2003 yılında Halk Kütüphaneleri'ne 50 adet Yesevi Dergisi abonesi

 

Kitap yayınlarından ise;

 

-1996 yılında 50 adet Türkmen Edebiyatı kitabı alındı.

-2003 yılında Çağdaş Türk Edebiyatı kitabı alındı.

 

Kısaca ifade etmemiz gerekirse 1994 yılından bu yana Türk Dünyası'nın hafızası Aylık Sevgi Dergisi Yesevi, 54 ülkede okuyucusu olduğu halde T.C. Kültür Bakanlığı kütüphanelerine girebilme özgürlüğü kazanamamıştır.

Çetinoğlu: Türk dünyası ile yakından ilgilisiniz. Türkistan Türk cumhuriyetlerinin görünürde 2 problemi var. Birincisi; Yer altı ve yer üstü zenginlikleri, halkın refah ve mutluluğuna dönüştürülemiyor. İkincisi demokrasi kavramı, bütün kurum ve kurallarıyla işletilemiyor. Bu konudaki gözlemleriniz nelerdir?

Aslıyüce: Türkistan, Türk Cumhuriyetleri'nin de sizin de ifade ettiğiniz gibi yer altı ve yer üstü zenginliklerini 1990 yılına kadar SSCB kendi çıkarları doğrultusunda kullandı.

 

1991 yılından sonra bağımsızlıklarına kavuşan kardeş Türk Cumhuriyetleri yer altı ve yer üstü zenginliklerini öncelikle kendileri işletme noktasına gelmeden halkın refah ve mutluluğuna dönüştürmelerinin zaman içinde olacağına inanmaktayım. Ancak emperyalist güçler buna izin verecekler mi orasını bilemiyorum.

 

Türk Cumhuriyetleri'nde demokrasinin bütün kurum ve kuruluşlarıyla işlemesini hemen beklemek mümkün değildir.

 

Türkiye Cumhuriyeti bile demokrasiye bütün kurum ve kuruluşlarıyla işletebiliyor mu?

 

Türkistan Cumhuriyetleri'nin hepsinin değişik demografik yapısına göre bakmak gerekir.

 

Kırgızistan'da demokrasi adına ayaklanarak her şeyi talan etmediler mi? Hem de dış güçlerin teşvikiyle...Aynı oyunu Özbekistan bozdu, rejimini korudu. Kazakistan'da demografik yapısına göre çok akıllı gidiyor. Azerbaycan'da ve Türkmenistan'da durum daha da değişik.

 

Ama inanıyorum ki kardeşlerimiz kendi problemlerini kendileri halledecekler.

Çetinoğlu: Bu röportajın son sorusu; 'Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleştirilmesi' olarak ortaya konulan gelişmelerle ilgili olsun. Söz sizin Sayın Aslıyüce...

Aslıyüce: Sualinize değişik bir cevap vermek isterim, şöyle ki:

 

Tarihin hiçbir döneminde Ermeni diye bir milletin varlığından haberdar değiliz. Bugün Ermeni denen bu millete Ermeni adı sonradan verilmiş takma addan başka bir şey değildir.

 

Ermeni dediğimiz insanlarda zaten bu ismi kullanmazlar ve kendilerine 'Hay' derler.

 

1879'da Fransa'da neşredilen 'Yeni Umumî Coğrafya Lügati'nde yazılı olan  'Armenia' ismi sami aslındandır.

 

Aram =Yüksek 'tir ve Mezopotamya ovalarına nispetle irtifaî yüksekliği gösterir.

 

*Prof. Dr. N. Marr da 'Ermeni Kilisesi'nin Ortodoks Kilisesi'nden ayrılmasına kadar Ermenilerin millî bir ismi yoktu, Ermeniler tarihin eski zamanlarına naklettikleri masaldan başka bir şey değildir.' Demiştir.

*Daha doğru bir ifadeyle bunlar millet değil birçok ırkların karışımından meydana gelen bir topluluktur.

*Ermenilere ait arkeolojik kazılarda meydana çıkarılmış bir eser bulunamamıştır.

 

*Tarih boyunca Türk'ten hep iyilik ve koruma görmesine rağmen, Türk milletinin en

zor günlerinde hep arkadan hançerlemişlerdir. Yılardır da bıkmadan usanmadan iftira ve yalanlarına devam etmektedirler. Geçmiş değil daha 1993'de Azerbeycan Türklerine yaptıkları katliam ortadadır.

 

(1) Müjgan Cumbur, Ahmed Yesevi'nin Ahi ve Gazileriyle  Anadolu'nun Türkleşmesindeki Yeri. Milletler Arası Hoca Ahmed Yesevi Sempozyumu Bildirileri (26-29 Mayıs 1993); Kayseri Erciyes Üniversitesi Yayınları Nu: 26, Kayseri -1993, Sayfa: 63

(2) Yaşar Nuri Öztürk, Ahmet Yesevi-Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre Zinciri.  Yesevilik Bilgisi; A. Yesevi Vakfı Yayınları, Ankara -1998,  Sayfa: 223 ( Kitabu'l Fevaid  Sayfa:11'den)

 

ERDOĞAN ASLIYÜCE'NİN BİYOGRAFİSİ

Kırıkkale ili, Delice ilçesi, Büyükyağlı kasabasında 1946 yılında doğdu. Babası Ümmetoğulları'ndan Mehmet, annesi Pırıklı köyü eşrafından Hasan Aykanat'ın kızı Nuriye Hanımdır. İlk okula köyünde başladı. Kırıkkale Atatürk İlkokulunu bitirdi. Ortaokulu Kırıkkale'de tamamladı. Liseyi Konya Karatay Lisesi'nde dışarıdan bitirdi. Çalışma hayatına 1970'de MKE- Silah ve Tüfek Fabrikası'nda Kırıkkale'de başladı. Kırıkkale, Seydişehir, Bursa ve Konya'dan sonra 1982'de İstanbul Türk-Metal Sendikası kurucu başkanı oldu. 1996 yılında Türk-Metal Sendikası'nın İstanbul Şube Başkanlığı'nı bırakana kadar aktif sendikacı olarak tanındı.

 

1972 yılında gönüldaşlarıyla Kırıkkale'de Dur Yolcu Gazetesi'ni, 1980'de de Konya' da arkadaşlarıyla Konevi Dergisi'ni çıkardı. 1987'de İstanbul'da çıkardığı aylık İstanbul Metal İşçileri Dergisi'ni 54 sayı devam ettirdi.

 

1 Mart 1993'te İstanbul 'da Hoca Ahmed Yesevi Vakfı'nı kurdu. Küçükayasofya semtindeki Hüseyinağa Medresesi'nin Bakanlar Kurulu kararınca vakfa tahsisini sağladıktan sonra burayı restore edip Hoca Ahmed Yesevi Vakfı Kültür Merkezi yaptı.1994'te Yesevi Yayıncılık şirketini kurdu. Ocak 1994 tarihinden itibaren aylık Sevgi Dergisi Yesevi'yi yayınlamaktadır. Dergi, halen yayınına aralıksız devam etmektedir.Yine 1994'te Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi BİR'i yayın hayatına kazandırdı. Türkiye'nin çoğu ilini köy köy gezdi. Yurt dışında Japonya, Çekoslavakya, İngiltere, Kanada, ABD, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Yugoslavya (Sancak), Romanya, Tuva, Hakasya, Altay Ülkesi, Tataristan, Başkurtistan, Altay Cumhuriyeti, Hollanda, Almanya, İsviçre, Tayland, Sudan, Taiwan (eski milliyetçi Çin), Hongkong, Kırgızistan, Özbekistan, İsrail, Arnavutluk, Moldovya, Gagavuz Yeri, Pridnestrovya, Singapur, Suriye, Yakutistan ve Bosna Hersek'i gezdi. Bu ülkelerde görüp yaşadıklarından 28 kitap yazdı. Gezilerinde, klasik seyyahlar gibi sadece gördüklerini değil, o yerin tarihini, sosyal yapısını, siyasî analizini ve tam bir gerçeklikle güzellikleri ve çirkinliklerini aktardı. Bu tarzıyla kendine has bir gezgin tipini oluşturdu.

ASLIYÜCE'NİN YAYINLANMIŞ KİTAPLARI:

1- Her Yönüyle Kırıkkale (1974)

2- Metal İşçilerinin Mücadele Tarihi (1989, Refik Sönmezsoy 'la),

3- Genç İşçiler (1990),

4- En Büyük Grev (1991, R. Sönmezsoy'la),

5- Adım Adım Türk Yurtları (1997),

6- Turan'dan Kırım'a (2001),

7- 4 Kıta 8 Ülke (2001),

8- Hücreden Cümleye (2001),

9- Türkistan'dan Anadolu'ya Alpler, Erenler (2002),

10- Laleden Yağlı Güreşe: Hollanda (2002),

11- Değişen Komşumuz Suriye (2003),

12- Türkiye'nin Yüreği Kastamonu (2003),

13- Türk'e Gözaltı (2004),

14- Garip Türk'ün Feryadı (2004),

15- Türk'ün Çile Çemberi (2004),

16- İstanbul'dan Adıyaman'a (2004),

17- İstanbul'dan Trabzon'a (2004),

18- Türkistan: İki Dünya Eşiği (2005),

19- Akdeniz'in İncisi: İskenderun (2007),

20- Ah Şu Balkanlar (2007),

21- İlk İşgal, Son Kurtuluş (2008),

22- Türk Tarihinde Yanlış Bilinenler, Yanlış Yorumlananlar (2008),

23- Ceyhan Tarihi - İşgal ve Kurtuluş (2008)

24- Çukurova'nın Yıldızı Ceyhan (2008)

25- Türk Tarihinde İşbirlikçiler ve 150'likler (2009)

26- Adım Adım Türkiye (2009)

27- Çanakkale'den Paşaeli'ne (2009)

28- Türk Dilinin Başşehri Kırşehir (2009)