Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Karadağ

Marmara Grubu Stratejik Araştırmalar Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Akkan Suver, Karadağ Cumhuriyeti tarafından Türkiye Fahrî Başkonsolosluğu'na tayin edilmesinin, kendisinde oluşturduğu şükran duygularına 'naçizane bir karşılık' olarak muhteşem bir kitap hazırlamış.

 

21,5 X 30 santim ölçülerinde 120 gram kuşe kâğıdına basılı 172 sayfalık kitap, iplik dikişli, sert kapaklıdır. Şık bir gömlekle, lüks baskı özelliğine kavuşturulmuştur.

 

Karadağ Cumhuriyeti'nin bulunduğu topraklar, 180.000 önce insan yerleşimlerine mekân oldu. İlk gelen İlliryalılardı. M.Ö. 6. yüzyılın sonlarına doğru Slav göçleri ile birlikte Karadağlılar gelmeye başladı. Slavlar, kısa zamanda nüfusun çoğunluğunu oluşturdu.

 

Karadağ, 1478 yılında Osmanlı toprağı oldu.  1609 yılında özerklik kazandı. Osmanlı Devleti'nin en imtiyazlı Hıristiyan tebaası olan Karadağlılar, tam 400 yıl devam eden Osmanlı hâkimiyetinden sonra 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile bağımsızlığına kavuştu.

 

Özetin özeti olarak verilen bu bilgiler, Dr. Akkan Suver'in eserinde, en ince detayları ile ve kuyumcu titizliğiyle okuyucuya sunuluyor. Kitaptan öğreniliyor ki Karadağ halkı, savaşçı, inatçı, hürriyetine düşkün ve sert tabiatlıdır.

 

Dr. Suver eserinde; 1860'tan 1910'a kadar Karadağ Prensi, 1910'dan 1918'e kadar Karadağ Kralı olarak ülkesini yöneten Birinci Nicola'dan sitayişle söz ediyor.

 

Esere 'Önsöz' yazan Karadağ Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şerbo Rastoder, Karadağ ile ilgili tarih kitaplarının çok az olduğunu, ilkinin 1754 yılında Piskopos Vasiliye Petroviç tarafından yazılıp St. Petersburg'da yayınlandığını belirtiyor ve şu bilgiyi veriyor: 'Karadağ Tarihi başlığını taşıyan kitaplara kendi isimlerini koymaya cesaret eden yazarlar, son 100 senede sadece birkaç taneydi.' Buradan anlaşılıyor ki Dr. Akkan Suver, büyük bir boşluğu cesaretle ve başarı ile doldurmuştur.

 

Gazetecilikten gelme tecrübeli bir yazar olan Dr. Suver, akıcı Türkçesiyle kaleme aldığı eserine alt başlık olarak; 'Prenslik'ten Krallığa, Krallık'tan Cumhuriyete, Osmanlı'dan Türkiye'ye' isimlendirmesini uygun görmüş. Bir başka ilgi çekici tespiti ise bir gizli gerçeğe kapı açıyor: 'Türkiye'de, Karadağ'da yaşayan Karadağlıların yarısı kadar insan var. Bu insanlar, vatandaşlarımız olarak İstanbul'da, İzmir'de, Bursa'da, Denizli'de, Balıkesir'de yaşamaktadır.'

Tarih kitapları, genelde siyasi ve askerî olaylar ile savaşlardan söz eder. Geniş ufuklu bir aydın olan Dr. Suver, klasik tarih yazıcılığı anlayışına aykırı hareket etmemekle birlikte, dostluk ilişkileriyle örülmüş insanî hareketleri, sanat faaliyetlerini, iktisadî gelişmeleri, ticareti ve Türk müteşebbislerin Karadağ'daki yatırımlarını da ihmal etmiyor. Sayfalar arasına, Karadağ'la ilgili freskleri, Karadağ tarihinde yer etmiş kişilerin renkli tablolarını, hanedan armalarını, haritaları, heykellerin ve sanat eseri binaların resimlerini, Karadağlı liderlerin yağlıboya tablolarını, tarihî toplantılara ait fotoğrafları cömertçe yerleştirmiş. Okuyucu, samimi ifadelerle örülmüş satırlar arasında, kendisini Karabağ'da hissediyor. Zaten Yazar Başkonsolosu olduğu devleti, 'Balkanlarda Dost Bir Ülke' olarak tanıtıyor. Öyle görülüyor ki Akkan Suver, aynı zamanda aktif bir ticaret ataşesi gibi çalışacak, yakın bir gelecekte iki ülke arasındaki dış ticaret hacmini ve Türk iş adamlarının Karadağ'daki yatırımlarını milyar dolarlara yükseltecektir. Karadağ'ın da Türkiye'nin de bu işleri başarı ile yürütecek akıllı ve çalışkan insanlara ihtiyacı var. Özetle Dr. Akkan Suver, kullanılması faydalı ve gerekli bir şansı temsil ediyor.

Bir milletin 1000 yıllık tarihini yazarken, önemli olmakla birlikte bâzı detaylara ulaşılamamış olabilir veya gözden kaçabilir. Dr. Suver, dikkatli ve titiz bir kalem erbabı olarak kendisini bu tür hatalardan arındırmış. Okuyucunun yakından ilgileneceği hâdiseleri kitaba almayı ihmal etmemiş. Dikkatinin ürünü olan tadımlık bir bölüm:

'Mustafa Kemal, 1913'ten 1915 yılına kadar, Sofya ile birlikte, Belgrat ve Çetince Ataşemiliterlikleri görevinde bulundu.

Orijinal metinlerde Osmanlıca olarak Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi'nde bulunan bilgi ve değerlendirmelerde Yarbay Mustafa Kemal'in Genelkurmay Başkanlığı'na 7 Mart 1914 tarihinde el yazısı ile yazdığı 13 maddelik raporun 10. ve 12. maddeleri aynen şöyledir:

10-Son günlerde Sırbistan ile Karadağ'ın bir hükümet kuracaklarından çok söz ediliyor. Karadağ Kralı'nın hükümdarlığını, Sırp hükümdarlığının altına koyacağına ihtimal verilmezse de dolaşan söylentilere göre Karadağ kamuoyu böyle bir birliğe taraftar bulunmaktadır. Bugün, her ikisinin arasında pek samimi ve sıkı bağların kurulmakta olduğu inkâr edilemez.

12- Selanik'in geleceğine ilişkin bakış açılarını şöyle buluyorum. Yunanlılar: Selanik gibi önemli bir şehre, bir defa sâhip olduktan sonra, onu kaybetmeyi, başşehirlerini kaybetmek derecesinde önemli görmekteler ve onu korumak hususunda bütün kuvvetlerini harcama kararındadırlar.

Bulgarlar. 'Makedonya' dedikleri zaman, Selanik'i Makedonya'nın olmazsa olmazı kabul ediyorlar.  Buralara er veya geç sahip olmak,  kendilerinin aslî gayelerinden birini oluşturuyor. Gayelerine ulaşmak için, her türlü fedakârlığı göze alacakları da uzak ihtimal değildir.

Sırplar; Selanik üzerinde en büyük hırs sahibi olacak bir devlettir. Sırbistan arzu ettiği şekilde genişlemişse de bu gün kendisine çıkış sağlayacak bir limandan mahrumdur. Sırbistan için ya Adriyatik Denizi'nde veya Adalar Denizi'nde mutlaka bir limanın kendi hâkimiyetinde bulunması, çok önemli bir meseledir. Karadağ ile birlikte bir hükümet kursa bile Karadağ'ın çok küçük sahili üzerinde arzuladığı çıkış bulunamayacaktır.

Adriyatik demir yollarının sonunda ve Arnavutluk kıyısı üzerinde bir çıkışa sahip olunsa bile bu çıkış kapısının diğer bir hükümetin kıyısında bulunması ve özellikle demir yollarının Arnavutluk'tan geçmesi Sırpları tatmin edecek mahiyette değildir. Hâlbuki Selanik Limanı, bugünkü Sırp hududuna 60 km bir mesafede ve her türlü donanımı haiz bir çıkış olduğu için, buraya sâhip olmak Sırbistan'ın geleceği için olmazsa olmazdır.'

Mustafa Kemal'in raporlarında, Karadağ siyasetçilerinin Kral'a rağmen bağımsızlıktan yana olmadıklarını, aksine Sırbistan'la birleşeceklerini ön görüyor, Osmanlı diplomasisinin hesaplarını bu birleşme üzerine tertiplemesini istiyordu. Tarih, O'nun düşüncelerini dört yıl sonra doğruladı.'

 

Her sayfası; biri Lâtin harfleriyle Karadağ dilinde diğeri Türkçe olmak üzere iki sütunlu olan ve 2013 yılında Podgorica'da basılan kitap, Karadağ'ı her yönüyle tanımak isteyenler için mükemmel bir rehberdir.

 

MARMARA GRUBU STRATEJİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR VAKFI: Barbaros Bulvarı İBA Blokları Nu: 42 Giriş Katı Balmumcu, Beşiktaş, İstanbul. Telefon: 0.212-213 05 56                                            e-posta: marmaravakfi@gmail.com www.marmaragrubu.org

 

 

 

Dr. AKKAN SUVER:

Hâlen Türkiye'nin en prestijli sivil toplum kuruluşu olan Marmara Grubu Vakfı'nın başkanlığını yürütmektedir. 1998 yılından beri aralıksız olarak gerçekleşen Avrasya Ekonomi Zirveleri'nin kurucusu olan Dr. Akkan Suver, Azerbaycan Tefekkür Üniversitesi tarafından Fahri Doktora, Kırgızistan Bişkek Üniversitesi tarafından Fahri Profesörlük unvanı ile taltif edilmiştir.

 

Kültürler arası diyalog alanında yaptığı uluslararası barış hizmetlerinden dolayı 2007 yılında Papa 16. Benedict tarafından Papalık Madalyası ile onurlandırılan Dr. Suver'e bugüne kadar Azerbaycan Devleti tarafından 2 madalya, Moğolistan Devleti tarafından 3 madalya ve Gagavuzya tarafından da 3 madalya verilmiştir. Dr. Suver Türkiye'nin tanımış gazeteci ve yazarlarındandır. Karadağ Cumhuriyeti'nin İstanbul Başkonsolosudur.

 

 

2/24/2015 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top