IMG-LOGO
Güncel

Çatal Kazık Batmıyor

İdris TÜRKTEN; - 1/27/2015 idristurkten_1@hotmail.com;
IMG

Dünyada hiçbir sosyal, siyasal, ekonomik model ve ideolojiler sonsuza kadar sürüp gitmez. Velev ki kuruluşuna ne kadar halisane, iyi niyetlerle başlanırsa başlansın.

Dünya siyasal tarihini incelediğimizde sanki hiç yıkılmayacak, ebediyete kadar devam edecek sandığımız hatta bazılarının kuruluşunda kan ve gözyaşı olan ideoloji ve partiler birde bakmışsınız çok kısa süre içerisinde tarihin karanlık sayfasına gömülüvermişler.

Türkiye'deki siyasi partileri inceleyecek olursak, CHP ve MHP'nin haricinde diğerleri hep kriz ve ihtilâl'lar dönemi neticesinde doğmuş ve saman alevi gibi birden bire parlayıp, sönmüşlerdir.

Bariz bir örnek verecek olursak, 1960 İhtilâl'ı sonrası Demokrat Partiden sonra kurulan AP (Adalet Partisi), 1980 İhtilâl'ından sonra kurulan ANAP (Anavatan Partisi) ve Doğru Yol Partisi (DYP), 28 Şubat darbesinin sonunda da, bu günkü AKP'nin kuruluş çalışmaları başlamış ve 2002 yılında iktidara gelmiştir.

Bu gün geriye dönüp baktığımızda ne AP ne ANAP ve nede Doğru Yol Partisi kalmıştır. Oy oranı %50-52 seviyesine kadar yükselen AKP ise halen iktidarda olmasına rağmen, inancım odur ki, bundan sonra hiçbir zaman yukarıdaki oy oranını tutturamayacak ve hızlı bir düşüşle belki de bölünerek, darbeler mahsulü benzerlerinin akıbetine uğrayacaktır.

AKP için benzerlerinin akıbetine uğrayacak derken, Türk siyasal hayatında hiçbir iktidar döneminde rastlanmayan yolsuzluklar, baskılar, terör örgütüne verilen tavizler, Türkiye'nin etrafındaki komşularıyla olan sorunların hiç birisi bu günkü AKP Hükümetinde olduğu kadar menfi bir durum yaratmamıştı.

Hele bu sorunlar yumağının içindeki yolsuzluk iddiaları; artık bu partinin değil oy oranını koruması veya oyunu yükseltmesi, başka bir ülkede olsa mevcut Hükümet çoktan istifa etmiş ve sorumlular aynı hızla adalet önüne çıkarılmışlardı.

Dört eski bakan'ın yolsuzluk hikâyeleri bir yılı aşkın süredir güncelliğini korurken, gerek araştırma komisyonundan, gerekse meclisteki oylama neticesinde hiçbir sonuç alınmadığı gibi, hem kamu vicdanı yaralanmıştır, hem de AKP içindeki birçok Milletvekili'nin vicdanında maalesef aklanamamışlardır. Zaten elliye yakın AKP li vekil, Anayasa Mahkemesine gitmeleri yönünde oy kullanmışlar, oylamadan sonra aynı partiden olmalarına rağmen konuşulanların hepsi suçlayıcı nitelikte olmuştur.

Hâlbuki Başbakan Davutoğlu'nun Meclisteki oylamadan üç dört gün evvel bu dört bakanı çağırıp, Anayasa Mahkemesine kendi istekleriyle gitmesini söylemiş, içlerinden birisinin "öyle bir şey olursa birçok kişinin başının yanacağını" söylediğinde Davutoğlu'nun "ucu kime dokunursa dokunsun" diyerek restini çekmiştir.

Hal böyle olunca adı hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşmamış AKP li bakan ve Milletvekilleri neden bu hırsızlık ve yolsuzluk suçlamalarına rıza göstersinler? Nitekim Başbakan Davutoğlu, "Hırsızlık yapanın kolunu koparırız" demesine rağmen.

Oysaki eski Başbakan, Yeni Cumhurbaşkanımız, Davutoğlu gibi düşünmüyor. Bir yılı aşkın süredir yapılan yolsuzlukları, hırsızlıkları görmezden gelip;  paralel yapının darbe planlarıyla geçiştirmeğe çalışıyor ve görünen o ki, eski alışkanlıklarından olacak her fırsatta başbakanın yaptığı hamlelere müdahale etmekten geri durmuyor.  Böyle iki başlı bir hükümetin hiçbir şey olmamış gibi yürümesinin mümkünü varmı?

Bu yüzden önümüzdeki 7 Haziran Genel Seçimleri Muhalefet partileri için çok önem arzediyor. CHP'nin son günlerde kafası hayli karışık. Bir ayağı PKK'nın içinde, diğer ayağı Ulusalcı görünse de bu günlerde ulusalcılar birer birer partiden tasfiye ediliyor.

MHP ise iktidar'ı 7 Haziran sonrasında kucağında bulabilir, çünkü AKP'nin Türkiye de tek alternatif'i MHP'dir. Onun için seçim hazırlıklarına hatalara meydan vermeden, dikkatli hazırlanıp, çok çalışılması gerekiyor.