Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

60’lılardan Vatan Kurtarma Hikâyeleri

Türkiye'nin en eski, en saygın ve en etkili sivil toplum kuruluşlarının başında gelen Türk Ocakları'nın 16 yıl genel başkanlığını yapan İşadamı, Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı, Fikir Adamı, Yazar ve Av. Nuri Gürgür, bu defa farklı bir eserle Türk kamuoyunun huzuruna çıkıyor.

 

Gürgür'ün'60'lılardan Vatan Kurtarma Hikâyeleri' isimli, 16,5 X 23,5 santim ölçülerinde 458 sayfalık eserinde; 1960'tan başlayıp günümüze kadar devam eden 54 yıllık süre içinde Türkiye'nin idârî, siyâsî, iktisâdî ve askerî hayatı, fikir hareketleri, 1980 öncesi sağ-sol çatışmaları, idarî ve siyâsî kadrolarda vazife yapan kişilerin özellikleri, kendisinin ve aynı dâvâya gönül vermiş ideal arkadaşlarının hayatı ve inandığı dava için yaptıkları mücadelem ile birlikte okuyucuya sunuluyor.

 

Onlar, elbette kitapta hayat hikâyelerine ve inandıkları dâvâ için verdikleri mücâdelelerine yer verilen 8 kişiden ibaret değildi.  Nevzat Kösoğlu, Ayvaz Gökdemir, Vecihi Öğütçüoğlu, Abdurrahman Çelik, Metin Akın, Mikail Erk gibi Rahmet-i Rahman'a uğurlanan kişilerle, kitapta adı geçmeyen veya sadece adı anılan ve fakat hizmetlerinden, -kitabın makul hacmi aşacağı endişesiyle- söz edilemeyen kişiler de vardı.

 

Bilinmektedir ki bütün hatıra yazıları sübjektiflikle mâluldür. Hiçbir hatırat, bu sakatlıktan ârî kalamamıştır. Bu özürün, hatırat yazarından değil, hatırat yazılarının fıtratından kaynaklandığını düşünmek gerekir. Buna rağmen  '60'lılardan Vatan Kurtarma Hikâyeleri' Türkiye'nin geleceği ile ilgili projeler tasarlayan kişilerin, özellikte gençlerin mutlaka okumaları gereken ciddî ve çok önemli bir eserdir.

 

Kitapta; Acar Okan, Ahmet İyi oldu, Cezmi Bayram, Mustafa Kahramanyol, Nâmık Kemal Zeybek, Şerafettin Yılmaz ve Yücel Hacaloğlu ile kitabın yazarı Nuri Gürgür'ün, aynı ideal zincirinin halkları oluşunun ibret dolu, geleceğe ışık tutan hikâyesi, başarıları ve inandırıcı bil dille sebepleri açıklanan başarısızlıkları, samimi bir dille anlatılıyor. Onlar, Galip Erdem Ağabeylerinin etrafında mürit vecdiyle kenetlenmişlerdi. Vatana ve millete en mükemmel şekilde hizmet etmek dışında hiçbir maksatları yoktu. Bir kısmı farklı partilerde politikaya girip makam sahibi oldularsa da, halkası oldukları zincire tutunmayı, onunla yükseğe çıkmayı düşünmediler. Kimilerine talep geldi, kimileri zincirin diğer halkalarını oluşturanlar tarafından iteklendiklerinden kendilerini politikanın içerisinde buldular. Yeni şartlar içerisinde de yönlerini değiştirmeden yollarına devam ettiler.

 

Zincirin halkaları, Türk Ocakları Genel Merkez Binası'nın, gençlere tahsis edilen odasında bir araya getirildi. Bina, günümüzde Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılmaktadır. Kızılay'dan Ulus'a giden caddeyi dikine kesen ve Gar Binası'nın önünden başlayıp Hacettepe'ye giden yolda, Opera Binası'nı geçtikten sonra başlayan yokuşun sağ tarafında idi. Cumhuriyet'ten önce, 'Namazgâh Tepesi' olarak anılan bölgedeki Etnografya Müzesi ile birlikte Ankara'nın en muhteşem binalarındandı. O muhteşem binada oluşan idealistler grubunun toparlayıcısı, eğiticisi, gençlerin dostu ve her şeyi; 'Galip Ağabey' olarak anılan Galip Erdem'di.

 

Türk Ocakları ile bağlantılar kopartılmaksızın, sonradan adı 'Üniversiteliler Kültür Derneği' (ÜKD)  olarak değiştirilen Üniversiteliler Kültür Kulübü kuruldu, faaliyetlere orada devam edildi. 1980 yılına kadar ÜKD, mûsıkîden satranca,  tarihten sosyolojiye, edepten yardımlaşmaya, ekonomiden felsefeye, yazarlıktan hatipliğe kadar hayatın her safhası için bilgiler veren sonsuz sayıda fakülteleri bulunan bir üniversite görevi yaptı.

 

Bu üniversitede yetişenlere diploma verilmedi ise de diplomadan daha değerli meziyetler kazandırıldı. Bu meziyetle donanan gençler kısa zamanda siyaset ve bürokrasi kademelerinde yükseldiler. Türkiye'nin kaderini değiştiren olayların içerisinde bulundular. Cezmi Bayram'ın ifadesiyle; "Bu nesil hiç genç olmadı. Bir ihtişamlı tarihin ve büyük geleceğin mesuliyetlerini omuzlarında hissettiler. Bu his onları erken olgunlaştırdı. Esasında erken yaşlandırdı. 'Niye yalnız biz?' demediler. Kimse olmasa da tek başına bu mesuliyetin gereğini ifaya kendilerini memur ve mecbur hissettiler. Bu yüzden hep yaşlarının ilerisinde kabul edildiler. Onlar bundan rahatsız olmadılar. Bu kabulün gereğine riayet ettiler. Bu mesuliyet duygusu belki de ömürlerinin yegâne yönlendiricisi oldu."

 

Acar Okan, Muhafız Alayı'nda teğmen rütbesi ile görevli subay olması sebebiyle Albay Talat Aydemir'în 22 Şubat 1962 tarihindeki birinci, yakından ilgilendiği için bildiği 21 Mayıs 1963 tarihindeki ikinci ihtilal teşebbüslerinin, bâzı mekânlarda anlatılmış olsa bile hiçbir yerde yazılmayan içyüzünü anlatıyor. Aksiyon filmlerini gölgede bırakacak kadar heyecanlı.

 

Kitapta; Nuri Gürgür'ün yönelttiği sorulara cevaben gerek hayatlarını, gerekse yaşadıkları olayları anlatan 8 kişi, şahısları itibariyle belli bir başarıya ulaşmış olmakla birlikte, grup olarak istenilen seviyeye ulaşamadıklarını da itiraf ediyorlar. Bunun sebebi sorulduğunda Ahmet İyioldu'nun verdiği cevap ilgi çekici ve de deniz feneri gibi kat edilecek yolları aydınlatıcıdır:

 

"Bir Hadis-i Şerif'te Efendimiz (s.a.v.) imanı şöyle tarif ediyorlar: 'İman dil ile ikrar, kalb ile tasdik, diğer organlarla amel etmektir.' Burada işaret buyrulan iman-eylem birlikteliğindeki yaşadığımız zaaflar ve yetersizlikler giderilmedikçe, selamete ulaşmamız mümkün değildir. Allah da (c.c.) nusretini lütfetmez. Demek ki iman etmeli ve gereğini de amel olarak yapmalıyız. Bu bir zarurettir ve olması gerekendir."  İyi oldu, noksanlıkları da şu veciz sözlerle dile getiriyor: "Topluma yeniden büyük ve millî, manevi, insanî hedefler sunulamıyor. Bu değerler istikametinde rehberlik edecek münevverler pek görünmüyorsa, ortada ciddî seviyede bir 'aydın problemi' var demektir. Ülkemiz açısından bu buhran yeni değildir. Osmanlı Devleti'nin son 150 senesinde, münevverlerin, yöneticilerin doğu ile batı, eski ile yeni, klasik ile modern tercihlerin ikileminde kalmaları aynı zamanda aydın sorumluluğu problemidir."

 

Buradan şu neticeye ulaşmak mümkün: Kitabın başrolündeki Üniversiteliler Kültür Derneği (ÜKD), bünyesinde kıymetli elemanlar yetişmiş fakat onların gücü Türkiye'nin kaderini değiştirmeye yetmemiştir. Yalnız Ankara'da değil, Türkiye'nin o zamanki duruma göre 67 vilâyetinde ve 500'e yakın ilçesinin her birinde ÜKD'ler kurulmalıydı. Açıkça yazmamış olsa bile Nuri Gürgür bu mesajı veriyor.

 

Kitap, Temmuz 2014'te Ötüken Neşriyat tarafından kültür hayatımıza kazandırıldı.

 

ÖTÜKEN NEŞRİYAT:

İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 65/3 Beyoğlu 34433 İstanbul.  Telefon: 0.212-251 03 50  Belgegeçer: 0.212-251 00 12 www.otuken.com.tr e-posta: otuken@otuken.com.tr

 

 

 

NURİ GÜRGÜR:

 

1940 yılında Erzincan vilayetinin Kemaliye ilçesinde doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1963 yılında mezun oldu. Öğrenciliği sırasında 1958-1961 yılları arasında Türk Ocağı Gençlik Kolunda kurucu ve yönetici olarak görev yaptı. 1961 yılında bir grup arkadaşıyla Üniversiteliler Kültür Kulübü (Derneği)'ni kurdu. Bu dernek uzun yıllar milliyetçi gençlerin fikrî ve kültürel çalışmalar yaptıkları önemli ve etkili bir alan oldu. 1961-1963 yılları arasında Millî Türk Talebe Birliği (MTTB) adlı öğrenci kuruluşunda Ankara İcra Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü. Bu yıllarda Son Havadis Gazetesi ve Düşünen Adam Dergisi'nin Meclis Muhabiri, Ankara Ticaret Postası Gazetesi'nin köşe yazarı olarak gazetecilik yaptı. 1967 yılında başladığı Avukatlığı 1970 yılında ticarete başlayıncaya kadar devam ettirdi. 1968 yılından 1971'e kadar Üniversiteliler Kültür Derneğinin yayın organı olarak çıkarılan Ocak Dergisi'nin yazar ve yönetmenliğini yaptı. 1969 yılından itibaren Devlet Dergisi'nin yazarları arasında yer aldı.

 

1975 yılında MHP Genel İdare Kuruluna girdi ve partide 1976 - 1978 yılları arasında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptı.

 

Türk Ocakları'nın yeniden faaliyete geçirilmesi ve Türk Yurdu Dergisi'nin yeniden yayınlanması çalışmalarında yer aldı, derginin yazı kurulunda görev yaptı. 1993 - 1994 yıllarında Türk Ocağı Ankara Şubesi Başkanı oldu. 1996 Kurultayında Türk Ocakları Genel Başkanlığına seçildi. 2011 yılında yapılan Kurultay'da, Başkanlık görevine tâlip olmadı. Bir müddet Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi olarak hizmetlerine devam ettikten sonra sağlık sebebiyle Türk Ocakları Genel Merkezi'ndeki fiîlî görevlerinden ayrıldı. Hâlen kitap çalışmaları yapmakta, Türk Yurdu Dergisi'nde ve çeşitli gazetelerde yazmaktadır.

 

Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı'nın Kurucuları arasında yer alan Nuri Gürgür 1989 -1992 yıllarında Vakıf Mütevelli Heyeti'nde görev yaptı.

 

1995 yılından bu yana Ankara Ticaret Odası Meclis üyesidir. 1999 yılında Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı seçildi. Dokuz yıldır aralıksız devam ettirdiği bu göreve 2009 yılında yenilenen seçimlerde dört yıl için yeniden getirildi. Aralık 2003 tarihinden bu yana TÜBİTAK Bilim Kurulu Üyesi'dir.

 

Yorumlar ve Yankılar, Milliyetçilik Üzerine, Yüzyılın Eteklerinde ve 60'lılardan Vatan Kurtarma Hikâyeleri isimli basılı eserleri vardır.

 

 

 

12/4/2014 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top