Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Kutlu Doğum Haftası

Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (sav) Efendimiz 571 yılında,  Rebîu'l-Evvel ayının 12. günü dünyaya teşrif buyurdular.  Allah Resûlü, Hicrî takvime göre 63, Milâdî takvime göre 61 sene yaşadı. Sünnet-i Seniyyesi kıyamete kadar devam edecek.

Hicrî takvimdeki 12 Rebîu'l-Evvel 571 tarihi, Miladî takvimin 20 Nisan gününe denk gelmektedir. 14 - 20 Nisan tarihleri arasındaki günler, Kutlu Doğum Haftası olarak değerlendirilmektedir.  

Diyanet İşleri Başkanlığı; 1988 yılında, Efendimiz'in doğum tarihini "Gül Günü" ve takip eden altı günü de "Kutlu Doğum Haftası"  olarak belirlemişti. 26 yıldır kutluyoruz. Bu kutlamalara ihtiyacımız var. Dinî vecibelerini yerine getirebilenler, iki cihan serveri efendimizi her gün anıyorlar. Günde beş vakit okunan ezanlarda O'nun mübârek ismini duyuyoruz. Mü'minler her ezanda O'na salât ve selâm gönderiyorlar. Kutlu Doğum Haftası günlerinde İslâmî şuur daha bir yoğun yaşanıyor. O'nun şefaati ile gönüllerimizi yıkamak fırsatını daha bol olarak buluyoruz.  Hassasiyeti yeterli ölçüde olmayan din kardeşlerimiz de bu yoğun anma etkinlikleri içerisinde hisselerine düşeni alabilme imkânı bulabiliyorlar. Nasipleri dâim olur inşallah.

Annesi O'na Ahmed, dedesi ise Muhammed ismini koydu. Muhammed,  methedilen, övülen demektir. Bebekliğinde ve çocukluğunda yüzü çok sevimli idi. Âdetâ etrafına nûr saçıyordu. Bakanların gözleri kamaşırdı. Çabuk gelişti. Gençliğinde; güzel ahlâkı, insanlara görülmemiş şekilde iyi davranması, sâkinliği, yumuşaklığı ve diğer üstün halleri ile herkesin hayranlığını kazanmıştı.  Yirmi beş yaşında iken, kırk yaşlarında dul bir bayan olan Hazret-i Hatice ile evlendi. Bu yıllarda Muhammed Aleyhisselâm ticaretle meşgul olmakta idiler. Çok dürüst bir tüccardı. Ticaret için yola çıkmadığı günlerde, Hira Dağı'ndaki mağaraya gider, orada ibâdet ve tefekkür ettikten sonra Kâbe'yi tavaf edip evine dönerdi.

Kırk yaşında iken Hira Dağı'ndaki mağarada, "Oku !"  diyen bir ses işitti.  Cebrâil Aleyhisselâm ile birlikte Alâk süresinin ilk beş âyetini okudu. İlk vahiy bu suretle başladı ve bütün cihanı aydınlatan İslâm Nûru doğdu.

İlk vahyin gelmesinden sonra geçen 22 sene 2 ay 22 günlük süre içerisinde Kur'an-ı Kerim tamamlandı.

Müşrikler, yâni Cenab-ı Allah'ın varlığını ve birliğini kabul etmeyenler. Hazret-i Muhammed'i Peygamber olarak kabul etmiyorlardı. O'nun sevilip sayılmasını önlemek, Kur'an-ı Kerim'in öğrenilmesine mâni olmak için işkence ettiler, savaş açtılar. Hazret-i Muhammed,  bunlara cevap olarak: "Güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler, yine de Kur'an-ı Kerim'i tebliğ etmekten vazgeçmem. Ya Allah-ü Tealâ bu dîni bütün cihana yayar, vazifem biter veya bu yolda canımı fedâ ederim."  Dedi.

İslâm Dîni bütün dünyaya yayıldı. O, dünyaya öksüz olarak gelmişti. Milyonlarca ümmetini öksüz bırakarak, kendisini "Habibim !"  diyerek çağıran Rabb'ine yürüdü.

Hazret-i Muhammed, Cenab-ı Allah'tan vahiy yoluyla aldığı Âyet-i Kerimelerle ve onların yorumu olan Hadis-i Şeriflerle insanlığı aydınlattı. Aydınlatmaya devam edecek. İdrak etmekte bulunduğumuz hafta içerisinde bu aydınlığı daha yoğun olarak yaşayacağız inşallah.

***

Kutlu Doğum Haftası kutlamaları için; 'Bu kutlama neyin nesidir?' diye soranlar var. Bir kısmı da, 'Neden her sene 20 Nisan günü Kutlu Doğum Günü oluyor. Hicrî ve miladî takvimler arasındaki fark sebebiyle her sene, 10 gün evvel gelmesi gerekmez mi? Diye soruyor.

İzninizle onlara cevap vermeye çalışayım:

Şüphesiz daha mükemmel cevap verecekler vardır. Lütfederlerse, okur, hep birlikte yararlanırız.

Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (sav) Efendimiz, herhangi bir doğum günü kutlaması yapmadığı gibi kendi doğum gününü de kutlamamıştır. Mevlit; yâni Doğum Kandili, Hz. Peygamber'in uygulaması olmadığına göre sünnet değildir. Kitapta da yeri yoktur. Kitap ve sünnette yeri olmayan, sonradan eklenen din uygulamalarına bid'at denilir. Peygamber'i anmaya, Cenab-ı Allah'ı zikretmeye ve belki de fazladan ibâdete vesile olduğu, dînî hayata canlılık verdiği için Kutlu Doğum Haftası, 'bid'at-i hasene-güzel ve faydalı bid'at'  olarak değerlendirilmektedir.

Hz. Peygamber'in doğum gecesi aslında o kadar kesin değildir. Fakat ay takvimine göre 12 Rebiülevvel gecesi genel kabul görmüştür. Zâten önemli olan, net doğum gecesi değil, dînî bir heyecanın yaşanmasıdır. Bin yıldan beri devam ede-gelen bir uygulama var: 12 Rebiülevvel, Suudi Arabistan hâriç İslam âleminin çoğunda, Mevlid Kandili olarak kutlanır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 20 Nisan'ı esas alarak bir Kutlu Doğum Haftası ihdas etti. Kutlu Doğum Haftası'nda, konferanslar, paneller yapılıyor. Halkımız İslamiyet konusunda aydınlatılıyor.

İşin gerçeğine bakılırsa; 12 Rebîü'l-evvel 0571 tarihi, Kamerî takvim ile Miladî takvim arasındaki fark sebebiyle Miladî takvimde her yıl aynı güne denk gelmez. Bunun uygulamasını kandil gecelerinde, Ramazan ve Kurban bayramlarında görmekteyiz.          

Buna rağmen, 12 Rebîü'l-evvel gününün hangi sebeple 20 Nisan günü olarak sabitleştirildiğini soranlar haklıdırlar. Yapılan sabitleme işlemi ile ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığının mutlaka mâkul bir gerekçesi vardır. Karara mesnet teşkil eden gerekçeyi, teşkilatın yetkili kişilerinden birine sordum. Uzun-uzun açıkladı. Ya ben anlayamadım veya muhatabım anlatamadı. 'Birincisi doğrudur.' diye düşündüm ve işin üzerine gitmedim. 

Çünkü yukarıda da belirtmeye çalıştığım gibi çok da önemli bir ayrıntı değil.

***

Alman şairi Goethe tarafından peygamber Efendimiz için yazılmış bir şiir ile konuyu tatlıya bağlayalım...

DAĞ PINARI

Sevinç sevinç berraklık

Yıldız yıldız parlaklık

O ki bir dağ pınarı

Bulutlar üstü aklık

 

Yücelikler eşiği.

Yamaçlar, loş kuytular.

Melek sallar beşiği,

Nur içinde uyuklar...

 

Semâda bir coşkunluk

 Dar geçitler vadiler...

Her pınar oluk oluk,

O pınar'a erdiler.

 

Nefesiyle yeşermiş,

Çimenler ve çiçekler.

Gümüş ışıklar sermiş,

Onun yolunu bekler.

 

Pınarlar haykırıyor:

"Sakın bırakma bizi!

Çöller kızgın, akmak zor.

Kum yutar hepimizi."

 

Peki, der Dağ pınar'ı

Toplayıp pınarları.

Kabarır, coşar, taşar

Yeni ülkeler aşar.

 

Doğar geçtiği yerde

Şehirler, mamureler

Nakışlar mermerlerde,

Alev uçlu kuleler.

 

Bağlılarını taşır.

Eteğin Rahma'a...

Yürür, gider, karışır

O ilahi Ummana.

4/17/2014 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top