Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Davasız Yargılama / Yargısız İnfaz…

5 sene önce bugün, 25 Temmuz 2008'de, duruşmada görevli mahkeme, Ergenekon Dâvâsı'nın iddianâmesini kabul etti.

Ergenekon İddianâmesi'nde 47'si mevkuf, 86 sanığın suçları ve haklarında istenilen cezalar belirtiliyor. İddianâmede yer alan isimlerden bâzıları ile ilgili suçlamalar ve cezaları:

İlhan Selçuk, Veli Küçük, Kemal Alemdaroğlu, Doğu Perincek, M. Fikri Karadağ, Sevgi Erenerol, Muzaffer Tekin'e yöneltilen suçlamalar: Silahlı terör örgünü kurma ve yürütmek. Zorla hükümeti düşürmeye teşebbüs. TC hükümetine karşı silahlı isyana tahrik. Cezası: Ağırlaştırılmış müebbet.

Oktay Yıldırım: (Emekli Astsubay) Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba atılması, Mehmet Öztürk: (Emekli Astsubay) Evinde bomba bulundurmak. Fikret Emek: (Emekli Binbaşı) Evinde patlayıcı madde bulundurmak. Gazi Güder (Yüzbaşı iken istifa etti) Başkalarına ait şahsî bilgileri kaydetmek. Mehmet Demirtaş: Evinde bomba bulundurmak. Muzaffer Şenocak: (Asker). Bombalarla ilgili sanıklar: Aydın Yüksek (Eski polis memuru), Bekir Öztürk: (Kuva-yı Milliye Derneği Genel Başkanı), İsmail Yıldız: (Strateji Geliştirme Merkezi Başkanı) Evinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile ilgili bilgiler bulundu). Mete Yalazangil: (DYP Kadıköy İlçe Sekreteri) Akın Birdal suikastı ile ilgili. Zekeriya Öztürk: (Emekli Yüzbaşı) Danıştay baskını ile ilgili. Mehmet Yüce: (Eski Uzman Çavuş) Muzaffer Tekin'in ifâdesi üzerine gözaltına alındı. Kahraman Şahin: Kuya-yı Milliye Başkan Yardımcısı) Şahıslara takip ettiği iddia ediliyor. Erol Ölmez: Kuva-yı Milliye derneği Çaycısı) Telefon görüşmesi sebebiyle gözaltında. Erkut Ersoy: Ergenekon Teşkilatı'nınÖzel Büro Sorumlusu. Av. Kemal Kerinçsiz: Bâzı kişiler aleyhinde başlattığı kampanyalar sebebiyle suçlanıyor. Sâmi Hoştan: Veli Küçük ile bağlantısı sebebiyle göz altında. Kuya-yı Milliye Derneği Yöneticileri: Oğuz Alpaslan, Hüseyin Gazi Oğuz, Abdullah Arapoğlu. Vatan Bölükbaşı: (Türk İntikam Tugayı üyesi) Sikast planları hazırladığı iddia ediliyor. Orhan Tunç: (Emekli öğretim üyesi) İnternet sitesindeki yazıları sebebiyle gözaltında. Doç. Dr. Emin Gürses: Öğretim üyelerini fişlemekle suçlanıyor. Hüseyin Görüm: (Kuva-yı Milliye üyesi) Teşkilat elemanlarının nikâhlarını özel törene dönüştürmekten suçlu. Vedat Yenerer. (Gazeteci) İşyerinde çok sayıda kişi ile ilgili doküman bulundu.

Ergenekon'un 1 numarası için isim belirtilmiyor, eşkali veriliyor: 60-65 yaşlarında sarı ve seyrek saçlı, göçmen tipli,  sert mizaçlı, bıyıksız, sakalsız. Çevresi kendisine 'Komutanım' diye hitap ediyor.

Ergenekon sanıklarından; Emekli Orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur ile Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün için ek iddianame hazırlandığı açıklandı.

OLAYIN YORUMU:

İddianâmeden şöyle bir sonuç çıkıyor: Ergenekoncular, askerleri hükümet darbesi yapmaya mecbur edecek bir ortam hazırlamakla suçlanıyorlar. Bu hazırlıklar, kanundaki; '...hükümeti görev yapmaktan alıkoymaya teşebbüs' suçu ile ilişkilendiriliyor.

Yabancı basın ise Ergenekon dâvâsını; 'İslamî eğilimli hükümet ile aralarında emekli ordu mensuplarının da bulunduğu laik elitler arasındaki mücâdele' olarak isimlendiriyor.

İddianâmenin kabul edilmesi, sanıkların suçlu konumuna düşürüldükleri anlamını taşımıyor. Bu geçiş, duruşmalardan sonra mahkeme kararı ile olacak. Buna rağmen daha duruşmalar başlamadan televizyon ekranlarına çıkanlar, ortalığı toz dumana kattılar.

Dünyanın her yerinde, sanık olarak duruşmalarda yargılanmak, insan haysiyetini zedeler. Medenî ülkelerde, sanık veya sanıklar beraat ederse, zedelenen haysiyetlerin onarılması için temyiz yolları açıktır. Bizde bu yol kapalı. Kapalı olduğu için de dikkatli olmak gerekiyor. Fakat televizyon ekranlarına çıkanlarda bu dikkat yok.

Asıl dikkatli olması gerekenlerde ise, 'dikkatli olmak' diye bir kavramdan eser yok... Sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasıyla memleketin kurtulacağını zannedip, gök gürültüsünü andıran tonlarda konuşuyorlar. Ne kadar yüksek sesle konuşurlarsa, o ölçüde haklı konuma yerleşeceklerini zannederek...

Bu isimlerin birçoğunun, değil hükümeti devirmek gibi çok ciddî, idamlık suç olan bir iş için bir araya gelmeleri; çay içmek için bir çayhânede karşı karşıya oturmaları, geyik yapmak için deniz kenarında bir bankta yan yana oturmaları bile mümkün değil. Bunun böyle olduğunu, ülkede olup bitenlerle uzaktan ilgilenenler bile biliyorlar. Sorumluların bilmemesi çok acı. Herkesi korku içinde yaşamaya mahkûm etmek ne büyük haksızlık, ne fecî bir adaletsizlik...

Bizler; 'Bin suçlunun arasında, hangisi olduğu bilinmeyen bir suçsuzu mahkûm etmektense, suçluların tamamını serbest bırakmanın daha insancıl bir hareket...' olduğunu söyleyen bir kültürün mensuplarıyız. Pek çok şey gibi kültürümüzün bu insanî yönü de unutulmuş, unutturulmuş ve yozlaşmış ise... Asıl felâketin bu olduğu bilinmelidir.

İddianâme, adı üstünde iddia yazısıdır. O kadar. İddianâmede yazılı olanların gerçek olup olmadığına mahkeme heyeti karar verecektir. İdam talebiyle yargılananların suçsuz bulunmaları sıkça rastlanan olaylardandır. Bu basit gerçeği bilmeyenler, kendilerini tanıtmak, tanınmış olanlar şöhretlerini pekiştirmek için ekran bülbülü kesilebilirler. Fakat sorumluluğunu müdrik televizyon yöneticilerinin böylelerini ekrana yaklaştırmamaları gerekir. Ancak çok ilkel toplumlarda, hak-hukuk kavramının bulunmadığı-bilinmediği totaliter rejimlerde dâvâsız yargılama veya yargısız infaz olabilir. Türkiye'nin böyle bir ülke olduğunu zannedenler veya Türkiye'yi dünyaya bu şekilde bir ülke olarak tanıtanlar, tanıtılmasına aracı olanlar... düşünmeli ve utanmalıdırlar.    

7/25/2013 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top