IMG-LOGO
Güncel

Dilin Tetiği Bozuldu

Oğuz ÇETİNOĞLU; - 5/23/2013 ocetinoglu1@gmail.com;
IMG

 

Kültür, bir milleti, diğer milletlerden ayıran özelliklerin toplamıdır. Bu toplam içerisinde en önemli iki unsurdan birincisi dil, ikincisi dindir. Dil ön sıradadır. Çünkü insanların dinlerini öğrenmeleri için dile ihtiyaç vardır.

Türk milleti tarihte; vatanını, bayrağını ve hatta dinini değiştirmiş, dilini asla değiştirmemiştir. Dilini ve kültürünü kaybeden milletler önce esâret altına alınmışlar sonra da tarih sahnesinden silinmişlerdir.

Dilimizin bozulması, kültürümüzün erimesine, kültürümüzün erimesi de millî kimliğimizin yok olmasına sebebiyet verir.

'Millî kimlik de neymiş?' diyenlere sözümüz yok. Onlar, 'Milletim nev-i beşer, vatanım ruy-i zemin' felsefesini benimsemişlerdir. Türk ve Müslüman olmakla herhangi bir batılı ülkenin vatandaşı-Hıristiyan olmak arasındaki farkı idrak edemeyenler, tercihte hatâ ettiklerini, Türk topraklarına, Müslüman gibi gömülmeyi isteme noktasına geldiklerinde anlayabiliyorlar.

Bağımsızlığımızı korumak, dinimizi yaşamak, vatanımızda ve ay-yıldızlı bayrağımız altında haysiyetimizle gelecek asırlara-yeni beş bin, on bin yıllara ulaşmak istiyorsak, Türkçemizi doğru konuşmalı, doğru yazmalıyız.

C. Yakup Şimşek; Türkçe ile ilgili hassasiyeti çok üst seviyelerde olan bir Türk münevveri olarak Türkçemizdeki bozulmaları önleyebilmek için makaleler yazıyor.

Hazırlamış olduğu Dilin Tetiği Bozuldu isimli kitabında, Türk Dil Kurumu'nun yaptığı fâhiş hatâları, ilmî ve derin araştırmaları ile gözler önüne seriyor. Kullandığı dil, herkesin anlayacağı temiz-doğru ve yaşayan Türkçemizdir. Üslup fevkaladedir. Şiir gibidir, edibânedir, nezih bir mizahla bezenmiştir. Bu özellikleri kitabın ilk bölümünde görmek mümkün:

'Türkçeleşmiş binlerce kelimeye Türk Dil Kurumu (TDK) savaş açtı. Hedef, onları hafızalardan silmekti. Halbuki bu kelimelerin çoğu Türkçenin boş bir sahasına adım atmış, bir açığını kapatmış, dile yepyeni bir mefhum katmıştı. Böylece herkes tarafından benimsenip sevilerek asırlarca kullanılmış; dilden dile geçmiş, nesilden nesile zenginleşip miras kalmıştı. Ne yazık ki bu sözleri feci bir akıbet bekliyordu: TDK tarafından 'Arapça, Farsça, Osmanlıca, yabancı kelime' gibi sıfatlarla yaftalanmak ve mezarlığa postalanmak...

Bu kelimelerimizden biri de 'edebiyat'tı. Üç çeyrek asırdır 'edebiyat'ın başına getirilenlere şimdi bir bakalım...'

Bu girişten sonra yazar, TDK'nun 'edebiyat' kelimesinin Osmanlıca olduğu gerekçesiyle kullanılmamasını, yerine 'yazın' kelimesinin tercih edilmesini istediğini belirtiyor ve sonucu şöyle açıklıyor: 'Milletimiz 'ebediyat'ı bir türlü terk etmedi, bildiğinden çark etmedi; TDK' 'yazın'ı da neredeyse fark etmedi. TDK de aklına gelen 'yazın', 'gökçe yazın', 'betikler', 'yazınlar', 'yazma' gibi bütün alternatiflere rağmen 'edebiyat'ı lügatinden çıkar(a)madı. Ama 'yazın' ve benzeri tuhaf icatlarından da henüz vazgeçmedi.

Bu ısrar niçin?'

Yakup Şimşek; TDK tarafından, edebiyat kelimesini boğmak maksadıyla; 'gökçe yazın', teklif edildiğini, 'gökçe' kelimesine de Kurum tarafından yayınlanan sözlüklerde şu karşılıkların verildiğini belirtiyor: 1- Gökyüzü. 2- Hamsiye benzer bir çeşit tatlı su balığı. 3- Yeşil, yemyeşil. 4- Bir çeşit armut. 5- Gri renkli öküz. 6- Taşlık alanda yetişen, yaprakları küçük ve dikenli bir çeşit ağaç. 7- Melek. 8- Azrail. 9- Kuş gözü gibi ve üzüm şeklinde çamlarda biten bir çeşit hayvan yemi. 10- Yaban güvercini. 11- Mavi gözlü (kimse).

Sayın Şimşek Hoca soruyor: 'Gökçe' için TDK tarafından verilen üçüncü (gökle ilgili, semavî) ve dördüncü (güzel, hoşa giden) mânâlar neden bunların tamamından farklı acaba?

Yazar, tespitlerini doğrulayacak çarpıcı örnekler veriyor. Bunlardan biri 'edep' kelimesiyle ilgilidir. 'Edep' kelimesinin yerine; 'saygıbilirlik' biçiminde bir söz kuranların; 'edepli, edeplice, edepli-edepli, edep yeri, edepsiz, edepsizlik, edepsizce, edepsizleşmek, edeplenmek, edeplendirmek, edep etmek, edebini bilmek, edebini takınmak, edep dairesi, edep dâhilinde, edep dışı, edep erenlere, edep-erkân' kelimelerinin yerine ne koyabileceklerini soruyor.

Bir başka örnek 'edep' kelimesiyle bağlantılı 'edîb' kelimesidir. TDK, 'yazar' kelimesini yerleştiriyor. Böylece; muharrir, musannif, müellif, , kâtip ve münşî, kelimelerini dilimizden atıyor.  Sayın Şimşek bu işgüzarlığı şöyle yorumluyor: 'İşte Türkçenin 'kurumlu' hâli: Beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on... kelime yerine bir kelime... Dilde gaflet, dalalet, cehalet, felaket, rezalet, sefalet, zillet ve ölet... Uyuma ey millet!'

'Dilin Tetiği Bozuldu' herkesin; özellikle ister 'yazar' olsun, ister muharrir, edip veya müellif... yazı yazanların, söz sanatlarıyla ilgili olanların, öğrencilerin, özellikle edebiyat fakültelerinde okuyanların,  siyasetçilerin, öğretmenlerin ve de profesörlerin... okuması gereken bir kitap. 'Neden özellikle profesörler? Diye sorulursa, derim ki: Türkiye'de profesör olmak için yabancı dil bilme şartı aranır da Türkçe bilme şartı aranmaz. 'askerî lise' ile 'Türk askeri' ifâdelerindeki 'askerî' ve 'askeri' kelimelerindeki yazılış farkını bilmeyenler, 'Bugün ne Ahmet ne de Mehmet okula gelmedi' diye yazanlar... öğrencilerine güzel ve doğru Türkçeyi, ancak ve ancak bu kitabı okuyup ezberlemekle öğretebilirler.

'Dilin Tetiği Bozuldu' her Türk'ün başucu kitabı olacak değerde emsalsiz bir eserdir.

13,5 X 21 santim ölçülerinde, 253 sayfalık eser, Ocak 2013'te yayınlandı.

YAZAR YAYINLARI: Müdafaa Caddesi Nu: 10 Müdafaa Apartmanı Kat: 7, Daire: 23 Kızılay, Ankara.Telefon: 0.212-417 34 72                                                  Belgegeçer: 0.212-417 34 71 e-posta. yazar@yazaryayinlari.com // www.yazaryayinlari.com

C. YAKUP ŞİMŞEK

1962 yılında Adana'nın Kozan ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Kozan'da, liseyi Adana'da bitirdi. 1980'de girdiği Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1984'te mezun oldu. 1985'ten itibaren Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak Türkçe / Türk dili ve edebiyatı hocalığı yaptı. 2009'da müdür yardımcılığına geçti. Hâlen bu görevine devam ediyor.  2010-2012 yıllarında İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge ve Kitap Yazma Komisyonlarında 'dil uzmanı' olarak çalıştı.

C. Yakup Şimşek, resmî vazifesinin yanı sıra redaktörlük yapmaktadır. Türkçe hakkında araştırmalar yapan Şimşek, Türk Dil Kurumu (TDK) çalışmaları ve bilhassa lügatleri üzerinde tetkiklerde bulunuyor; bunlardaki cümle, tarif, imla, noktalama hataları vs. üzerine tenkitler yazıyor.

Türkçe üzerinde Dil Devrimi'yle başlatılan devlet icraatlarını (resmî, ilmî ve kültürel dili teşkil eden kelimelerin büyük ölçüde unutulup gitmesi için yerlerini başka sözlerle doldurma çalışmalarını) TDK'nin lügat ve kılavuzları temelinde takip eden Şimşek, Türkçenin 1935'ten bu yana başına gelenleri araştırıyor. 2009'dan beri TDK lügatlerinde gördüğü eksik ve yanlışları 'TDK'den Bir Düzine Hata' başlıklı seri makaleleriyle ele almakta, TDK'ye bildirmekte ve bunların düzeltilip giderilmesinde yardımcı olmaktadır. Bu yazılarının yanında, meşhur medya muharrirlerinin Türkçe ifade ve cümle hatalarını ele aldığı 'Medya Pazarında Defolu Türkçe' başlıklı seri yazılarını bazı internet sitelerinde okumak mümkündür.

Şimşek, 'Dilin Tetiği Bozuldu' adlı kitabında birçok kelimeden hareketle Türkçenin bugünkü hâle nasıl geldiğini anlatıyor; eski ve yeni TDK'nin dil hatalarına yüzlerce misal veriyor.

Evli ve iki çocuğu olan C. Yakup Şimşek resmî işine ve Türkçe araştırmalarına devam ediyor.