Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Gamalı Haç İle Kızıl Yıldız Arasında

 

Neşe Sarısoy Karatay, Sinemis Yayınları arasında, Nisan 2011'de çıkan 14 X 21 santim ölçülerinde 450 sayfalık 'Gamalı Haç İle Kızıl Yıldız Arasında' isimli kitabında; İkinci Dünya Savaşı'ndan bir kesit veriyor. Trajik olaylarla örülmüş bu kesit,  Alman ordusu ile Rus ordusu arasındaki savaşta, Kırım Türklerinin yaşadıkları çileli hayatın yürekler dağlayan hikâyesidir.

İkinci Dünya Savaşı, 1 Eylül 1939 tarihinde, Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle başladı. 20 Nisan 1945 tarihinde Sovyetler Birliği ordularının Berlin'e girmesi üzerine, 7 Mayıs 1945 tarihinde Almanya'nın teslim oldu. Böylece savaş Avrupa Cephesi'nde bitti.  10 Ağustos 1945 tarihinde ise Japonya'nın teslim olması üzerine Pasifik Cephesi'nde de sona erdi.

İkinci Dünya Savaşı, pek çok romana, belgesele konu oldu. Filmler çevrildi, tiyatrolarda sahnelendi. Fakat hiçbirinde, Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında ezilen, yok olan Kırım Türklerine yer verilmedi. Tarih kitaplarında da onlardan söz eden olmadı. Batılı tarihçilerin, sanat çevrelerinin yok saydığı milyonlarca Müslüman Türk'ün trajik hayat hikâyesini Neşe Sarısoy Karatay filme aldı. Belgesel film, 2006 yılında TRT'de yayınladı. İki yıl süren çalışmalarını, belgeselde zaman kısıtlaması sebebiyle yer verilemeyen bölümleri ile birlikte'Gamalı Haç İle Kızıl Yıldız Arasında' isimli kitap olarak tarihleştirdi.

Sovyetler Birliği yönetimi; Azerbaycan, Kırım, Kazakistan, Tataristan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Karaçay ve Ahıskalı Müslüman Türklerinden, Kafkasya Müslümanlarından 10.000.000'a yakın insanı, savaş eğitimi vermeden cepheye gönderdi. İki kardeşten esir düşen biri Alman cephesinde, Komünistler tarafından esir muamelesine tâbi tutulan diğeri Rus cephesinde karşı karşıya getirildiler. Savaşta ölenler en talihlileriydi. Hayatta kalanlar; esir kamplarında açlıktan, salgın hastalıklardan, bitlenmekden ve işkenceden acı içerisinde can verdiler. Buralardan sağ çıkabilenler daha korkunç yıllar yaşadılar. Sibirya'da sürgünde ve çalışma kamplarında insanlık dışı muamelelere mâruz kaldılar. Milyonlarca Müslüman toplu mezarlara gömüldü. Ancak birkaç bin kişi hayatta kalabildi. Onlar da çoluk çocuklarıyla birlikte 1944 yılında yük ve hayvan naklinde kullanılan tren vagonlarına çuval ve odun istif eder gibi doldurularak sürgüne gönderildi. Savaştan ve sürgünden arta kalanlar; sürgün yerlerinde ve İngiltere'den Amerika'ya kadar geniş bir bölgede kendilerine sığınak aradılar. Belgeselde ve romanda onlar konuşturuldu.

Televizyon belgeselinin hazırlayıcısı, kitabın yazarı Neşe Sarısoy Karatay, çâresiz, vatansız ve geleceksiz çilekeş insanların trajedisini, geçmişe gömülmüş karanlık ve kaybolmuş hayatların hikâyelerini utanç vesikası olarak kalıcı hâle getirdi. New York'ta, Münih'te, Ankara'da, Bakü'de, İstanbul'da Londra'da, İzmir'de, Eskişehir'de, Bilecik'te, Yalova'da, Berlin'de, Nurnberg'de, Roma'da, Avusturya'nın Bregenz şehrinde, Isparta'da, Bonn'da, Köln'de, Hannover'de ve daha başka onlarca şehirde bulup konuştuğu; Kazakistan, Tararistan, Kırım, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Çeçenistan, Dağıstan doğumlu kişilerin çoğu belgeselin hazırlanmasından sonraki kısa zaman dilimleri içerisinde birer-ikişer ebediyete intikal ettiler. Onlar, görüntüleriyle, sesleriyle ebediyen yaşamaya devam edecekler.

Kitapta yer alan trajik hayatlardan:

1919 Kazakistan doğumlu Âlim Almat, Sovyet esiri olarak yaşadığı Alman Nazi kamplarındaki korkunç günleri anlatıyor: 'Benim kaldığım kampta 80.000 kişiydik. 6 ay zarfında 3.000 kişi kaldık. Bitleri tek tek ayıklamak yoktu. Başımızı şöyle bir tuttuğumuzda onlarcası elimizde oluyordu. Günde 50-100 kişiyi arabalarla taşıyıp çukura gömüyorduk. Acayip bir şey oluyor insan. Yatarken, yanımızdaki ölünce, üşümemek için onun üzerindekini kendi üzerimize örtmek için alıyorduk. İnsan hayvanlaşıyor.'

Alman araştırmacı Rolf Keller: 'Cenevre Antlaşması'na aykırı olmasına rağmen Almanlar esirlere hayat şartlarını zorlaştırmak ve hayatta kalma şartlarını azaltmak için özellikle çok az gıda veriyorlardı. Ayrıca bilinçli olarak cin3ayetler işlendi, katliamlar gerçekleştirildi. Gestapo, sürekli olarak kamplarda aramalar yaparak kendilerine göre gereksiz ve istenmeyen insanları sebepsiz olarak kurşuna diziyorlardı.'

New York'ta yaşayan Kırım 1913 doğumlu Kurt Veis Karaman: 'Gestapo ve SD birliklerinin, esir kampı sâkinlerine karşı Nazi ırkçılığından kaynaklanan insafsız davranışları; esirlerin açlık, soğuk, salgın hastalık ve kötü muameleden dolayı kütle hâlinde ölmelerine sebebiyet vermiştir.'

1914 Kazakistan doğumlu, New York'ta yaşayan Ata Bek: 'Belarusya'nın bir şehrinde 20.000'e yakın esir vardı. Tel örgülerin içinde. Bina yok. Mevsim kış. Soğuk ve biz açıkta yatıyoruz. Suda haşlanmış patates kabuklarını yemek olarak veriyorlar. Onu da herkes alamıyor. Kuyrukta bekleniyor. Kamptakilerin ancak yarısı alabiliyor. Bizi gece-gündüz yürütüyorlar. Yürüyemeyenlere Almanlar dayak atıyorlar. Yolda birçok arkadaşım öldü.'

Kırım 1923 doğumlu, New York'ta yaşayan Ahmet Bozkurt: 'Ben Sovyet ordusuna 1940 senesi alındım. Silah kullanmayı bilmiyordum. 17 yaşındaydım. 60 yaşındaki adamları evlerinden aldılar, doğru Almanlara karşı sürdüler. Almanlar bizi esir aldı. Kartofel'e götürdüler. Saman üzerinde yatıyoruz. Samanda bitler var. Yemek yok. Dediler ki asker olmak isteyen varsa burudan çıkacak Çıkmasak öleceğiz. Askere yazıldık, çıktık. Romanya'ya, Macaristan'a, Avusturya'ya, İtalya'ya götürüldük. Almanya teslim olunca Amerikalılar bizi esir aldılar 2,5 sene tuttular.'

New York'ta yaşayan 1919 Kırım Doğumlu Abdurrahman Emek: 'Türkiye'deki olayları televizyondan seyrediyorum. Marşlar çalınınca ağlıyorum. Ne mutlu vatanında yaşayan insanlara. Fakat insanlar nankör. Vatanında yaşamanın kıymetini bilmiyorlar. Vatansız olmanın ne demek olduğunu bilmiyorlar. Vatansızlık çok zor çok... Allah kimseyi vatansız bırakmasın.'

NEŞE SARISOY KARATAY

Ayancık'ta doğdu. İlk ve ortaokulu Ayancık'ta okudu. 1986-1988 yılları arasındeki üniversite yıllarında  çeşitli gazete ve dergilerde stajyer muhabirlik  yaptı. 1989 yılında  İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV bölümünden mezun oldu. 1989 yılında staja başladığı TRT'de,  halen Yönetmen olarak çalışmaktadır.

Yaptığı belgesellerde bir insan sevgisi, bir mücadele azmi, doğallıkla ve detaylarla örülmüş bir 'bütün' vardır. Belgesellerinde genellikle tarihî ve siyasî olayları konu edinir. Umutsuzluk temaları yerine umut temasını, detaylardan oluşan parçalanmış bir hayatı değil, detayların oluşturduğu hayatı, uyumlu bir bütün olarak göstermeyi hedef almıştır. İyi insan olmakla zorun başarıldığına inanan yönetmen, 'marjinallik iyi insan olmaya çalışmaktır...' sözünü de kendine ilke edinmiştir.

Hazırladığı filmlerden ve belgesellerden bâzıları:

*Kırımoğlu, Bir Halkın Mücadelesi: 2012, 9 bölüm.

*Cengiz Dağcı: 2010 (Marmara Üniversitesi Kemal Çapraz İletişim Ödülleri Yılın Belgeseli ödülü)

*Ölümün 1.Yılında Uluslararası Cengiz Dağcı Sempozyumu Açılış filmi: Kırım 23 Eylül 2012

*Göç Doğuya: 2010.

*Renklere Dokunmak: 2008

*Özü-Türk / Karaylar: 2007, 2 Bölüm. (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödülleri Televizyon Ödülü) Ayrıca bu serinin, 2 Bölümlük Kumanlar, 2 Bölümlük Polonya ve Litvanya Tatarları belgeselleri.

*Avrupa'da Müslümanlar: 2007.

*İsmail Bey Gaspıralı: 2004, 4 Bölüm. (İstek Vakfı- Bilge Kaan Okulları öğrencileri tarafından Yılın Belgeseli ödülü)

*Ayancık'a Bir Tutam Temre Otu: 2002,  3 Bölüm.

*Fatih Ve Fetih: 2003.

*Osmanlı Devleti'nin Doğuşu: 2000, 9 Bölüm. (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Televizyon Ödülü)

*Halil İnalcık İle  Sözlü Tarih:1999, 50 Bölüm.

*Arşivdeki Osmanlı Hazineleri: 1999, 3 Bölüm.

*Tüketici Dünyası: 1995 -1999, 140 Bölüm.

NOT: Neşe Sarısoy Karatay'ın Kırım Türklerinin efsânevî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile ilgili olarak hazırladığı belgesele ait bilgilere, www.kirimoglu.org adresinden ulaşılabilir.


KUŞBAKIŞI

'GÜN', 'O GÜN'DÜR

Banu Avar'ın 352 sayfalık kitabının adı;  Attila İlhan'ın 21 Ocak 2005 tarihinde, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yazısından alınmış.

Kitabın tanıtım yazısında şöyle deniliyor: 'Türkiye, yüz yıl önce emperyal odakların oyununu bozan tek ülke! Batı yüz yıldır bozulan oyunu yeniden sahnelemek peşinde. Hedeflerine çok yaklaştıklarını düşünüyorlar.

Yüz yıl önce de öyle düşünmüşlerdi. Hedeflerine en yakın oldukları noktada düşmüşlerdi. Birbirinden farklı cenahlardan gelip omuz omuza veren bu insanların verdiği dillere destan mücadele, yedi düveli şaşkına çevirmiş, emperyalizmin kalelerini indirmiş, onun maskeli oyuncularını ise ecnebi gurbetinde vatansız bir ölüme itmişti. Onları bu millet yendi! En ummadıkları zaman ve yerde! Tarih tekerrür etti, benzer bir noktaya geldi. 'Gün', 'O Gün'dür!

Banu Avar'ı, uzun gazetecilik / televizyonculuk geçmişine rağmen, çoğumuz 2004-2008 yılları arasında TRT'de yayınlanan 'Sınırlar Arasında' adlı programı ile tanıdık. Bugüne kadar Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Avrupa'dan dosyalarla 82 ülkeden ekrana gelen program, 2008 Mayıs ayında ABD, İsrail, Gürcistan, İsveç büyükelçilerinin şikâyetleri sonucu âniden yayından kaldırılmıştı. Avar, bu tarihten sonra, takipçilerine yazarak ulaştı. Yayınlanan kitapları:  'Sınırlar Arasında', 'Avrasyalı Olmak', 'Hangi Avrupa', 'Böl ve Yut!', 'Hangi Dünya Düzeni' adlarını taşıyor. Kitaplarında görünmez güçlerin nasıl görünür olduğunu, delilleriyle gözler önüne seriyori. Attila İlhan'ın 'Yıldız-Hilal-Kalpak'düsturu ile ülkemizin içinde bulunduğu ahval ve şeraite ait önemli detayların altını çiziyor.

REMZİ KİTABEVİ A.Ş.

Genel Merkez: Akmerkez E 3 Blok Kat: 14 Etiler, İstanbul 
Telefon: 0.212-282 20 80 Belgegeçer: 0.212- 282 20 90 www.remzi.com.tr  e-posta:post@remzi.com.tr

Akmerkez: 0.212-282 25 75, Akbatı: Telefon: 0.212-397 72 30, Florya: 0.212-573 63 83,Nişantaşı: 0.212-234 54 75,

İçerenköy: 0.216-448 03 73, Mecidiyeköy: 0.212-217 12 25, Suadiye: 0.216-361 90 71,Levent: 0.212-353 05 00,

Bakırköy: 0.212-466 61 70

ALMANYA'NIN KISA TARİHİ

Almanya, müfredatımızda Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkileri ve etkileri bağlamında ele alınır; bununla da yetinilir. Almanya bâzen müttefik ülke, bâzen de üzerine Hitler'ın karanlık gölgesinin çöktüğü faşist fikirlerin toprağıdır. Fakat dönemlerle sınırlı kırılmaların ön kabulleriyle yazılmış bir Almanya tarihi objektiflikten uzak kalacak, kaygan zemin üzerinde gerçeklikten payını alamayacaktır. Mesela Alman kimliğinin milliyetçi tarih açısından farklı, küreselleşme ışığında yazıldığında farklı tanımlara maruz kaldığını görürüz. Bu anlamda siyaset, sanayi, edebiyat, felsefe, bilim ve daha pek çok alanda mihenk taşlarını sabırla döşeyen bu coğrafyanın kısa tarihinin anlatılması tarihçilik adına büyük önem taşıyor. İşte Almanya tarihini yazan Mary Fulbrook'un hangi tuzaklarla karşı karşıya olduğunun bilinciyle kaleme alınmış bir kitap var karşımızda. Kapsamlı bir tarihî malzemenin sentezi olan eserde, Almanya'nın dönüm noktaları ile araştırmacıların tartışmalarına malzeme olan sosyal, siyasî ve kültürel unsurlar önyargı sisinden arınmış bir zihinle kaydedilmiş. Alman toprakları, halkı ve dili hakkında detaylı bilginin sunumuyla başlayan kitap, basmakalıplaşan Alman tipinin reel dünyayla uyumu hususunda da fikir vermekten geri kalmıyor. Mezhepçilik çağı, sanayileşme, demokrasi ve diktatörlük zamanları, iki Almanya'nın değişim sürecine kadar bütün dönemleriyle mercek altına alınıyor. University of College London'da Alman tarihi profesörü Mary Fulbrook'un muhteşem üslubuyla, Orta Çağ'dan Milenyum Almanya'sına ne zaman vardığınızı anlayamayacaksınız.263 sayfalık kitap, İstanbul'da 2011 yılında basıldı.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ VAKFI YAYINLARI: Cengiz Topel Caddesi Boğaziçi Üniversitesi Uçaksavar Kampüsü Garanti Kültür Merkezi Arka Giriş Etiler, İstanbul.

Telefon: 0.212-257 87 27 Belgegeçer: 0.212-257 87 27 www.boun.edu.tr  e-posta:bupress@boun.edu.tr

PONTUS'TA HESAPLAŞMA

Bilgi yayınevi tarafından İstanbul'da 2007 yılında basılan kitap 185 sayfadır.

Kitapta ileri sürülen ve ispatlanan tez şudur: 'Pontus Devleti Yunan Devleti değildi. Devletin kurucusunun da, hanedanın da, halkının ve ordusunun da Yunanlılarla hiçbir ilgisi yoktu.

Müslüman Türkler, 1071'de Anadolu'ya girdiklerinde buraları Hıristiyan soydaşlarıyla meskûn buldular. Anadolu, özellikle de Doğu Karadeniz Bölgesi Hun, Uz, Karluk, Bulgar, Avar, Macar, Hazar, Kuman/Kıpçak ve Peçenek boyları tarafından Türkleştirilmişti. Türkleştirme süreci, Osmanlıların bölgeye hâkim olmasıyla devam etti.'

Mevcudu kalmayan kitap; Anadolu'nun aslî sâhibi olanTürklüğü, etnik unsurlardan sadece biri hâline getirip, Türk evladını hâkim konumdan çıkararak Türkiye'yi sahipsiz ve savunmasız bırakmak isteyen düşman gizli servisleriyle Etnik Çete'nin Kuzeydoğu Anadolu'da yürüte geldiği bozguncu faaliyetlere millî dikkati çeken bir alarmdır.

BİLGEOĞUZ YAYINLARI: Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B Cağaloğlu, İstanbul.

Telefon: 0.212-527 33 65 Belgegeçer: 0.212-527 33 64  e-posta: bilgi@bilgeoguz.com.tr  www.bilgeoguz.com.tr

GENÇLİĞİM EYVAH

İlk baskısı 1979 yılında yapılan roman, Ötüken Neşriyat tarafından 1996 yılında 12 X 19,5 santim ölçülerinde ve 352 sayfa olarak yeniden basıldı.

Özellikle yetmişli yıllarımıza kirli bir hava gibi yayılan anarşinin otopsisidir. Boşa giden gençliklerin hikâyesi memleket olarak içine düşürüldüğümüz karışıklık ortamına paralel bir şekilde ele alınmaktadır. İnsana ve toplum hayatına kurulan tuzakları açıklayan, sorumluluklarımızı, görevlerimizi, hassasiyetlerimizi savsaklayan yanıltıcı laf ebelikleri teşhir edilmektedir. Silkinip uyanması gerekenlerin, kişiliğini bulmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir eserdir. Tarık Buğra, 'Gençliğim Eyvah' için 'en önemli eserim' demiştir.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT: İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 65/3 Beyoğlu 34433 İstanbul.

Telefon: 0.212-251 03 50  Belgegeçer: 0.212-251 00 12 www.atuken.com.tr  e-posta:otuken@otuken.com.tr

ALLAH İNANCI

Prof. Dr. Bekir Topaloğlu 157 sayfalık kitabında; insanı dünya ve âhiret mutluluğuna eriştirecek Allah inancını ele alıyor. Eser, zihni ve gönlü gerçeğe açık herkese hitap etmektedir. Eserde kâinatın yaratıcısı ve yöneticisinin varlığını ispatlama yöntemleri hakkında bilgi verildikten sonra O'nun birliği konusu işlenmektedir.

İSAM - İSLAMÎ ARAŞTIRMALAR MERKEZİ: İcadiye Bağlarbaşı Caddesi Nu: 40 Üsküdar 34662  İstanbul.

Telefon: 0.216-474 08 50 Belgegeçer: 0.216-474 08 74 e-posta: isam@isam.org.tr   www.isam.org.tr

KISA KISA KISA KISA

1- FETVÂLAR IŞIĞINDA OSMANLI ESNAFI: Tahsin Özcan. Kitabevi Yayınları / Mehmet Varış: Alemdar Mahallesi Çatalçeşme Sokağı Nu: 46/A Cağaloğlu - İstanbul

Telefon: 0 212-511 21 43 Belgegeçer: 0.212-513 77 26 e-posta: kitabevivaris@gmail.com / www.kitaevi.com.tr

2- YENİLMEZ TÜRK KANUNİ: Nicolae Jorga. Yeditepe Yayınevi.

Telefon: 0.212-528 47 53 e-posta: bilgi@yeditepeyayinevi.com  www.yeditepeyayinevi.com

3- EVLİLİK ÖNCESİ DOĞRU KARAR: Dr. Hamdi Kalyoncu. Boğaziçi Yayınları: Prof. Dr. Kâzım İsmail Gürkan Caddesi, Nu: 12 Ortaklar Han Kat: 1 Cağaloğlu, İstanbul 
Telefon: 0.212-520 70 76 Belgegeçer: 0.212-526 09 77 www.bogaziciyayinlari.com.tr  e-posta: yayin.bogazici@gmail.com

4- YOKTUR GÖLGESİ TÜRKİYE'DE / SEZAİ KARAKOÇ: Sıdık Akbayır. Turkuvaz Kitapçılık: Barbaros Bulvarı Nu:153 Balmumcu, Beşiktaş 34349 İstanbul.

Telefon: 0.212-354 30 00  Belgegeçer: 0.212-288 50 67 e-posta:info@turkuvazkitap.com.tr  //  www.turtuvazkitap.com.tr

5- GRİNİN ELLİ TONU: E. L. James. Çeviren: Sevinç Tezcan Yanar. 576 Sayfa, Basım Yılı. 2013. Pegasus Yayınları.

Telefon: 0.212-244 23 50  e-posta: info@pegasusyayinleri.com

 

 

4/21/2013 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top