IMG-LOGO
Güncel

Vefatının 19. Yıldönümü Vesilesiyle Gazeteci, hikâye, roman, oyun ve fıkra yazarı Tarık Buğra ve Eserleri

Oğuz ÇETİNOĞLU; - 3/3/2013 ocetinoglu1@gmail.com;
IMG

2 Eylül 1918 tarihinde Konya ilimize bağlı Akşehir ilçesinde doğdu.  26 Şubat 1994 tarihinde, 76 yaşında iken, İstanbul'da kanser tedavisi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde vefat etti. Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.  İlk ve ortaokulu Akşehir'de okudu. İstanbul Erkek Lisesi'nde okurken, yatılı bölümünün kapanması sebebiyle Konya'ya naklederek1936 yılında mezun oldu.  Yazar olmaya onuncu sınıfta karar verdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaydoldu. İki yıl sonra Hukuk Fakültesi'ne, oradan da Edebiyat Fakültesi'ne geçti. Burada Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mehmet Kaplan'ın öğrencisi oldu. Mezuniyet tezini vermeden ayrıldı. Daha sonra 'Küçük Ağa' adlı romanı Prof. Dr. Mehmet Kaplan tarafından mezuniyet tezi olarak kabul edildi ve Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü'nden mezun oldu. Gazeteciliğe 1947'de Akşehir'de babası Erzurumlu Mehmet Nâzım Bey'le birlikte Nasreddin Hoca gazetesini çıkararak başladı. 1951'den sonra Milliyet, Vatan, Yenigün, Yeni İstanbul gazeteleri ile haftalık Yol dergisinde yazdı. Bu gazete ve dergilerin bazılarında yazı işleri müdürlüğü yaptı. Tercüman Gazetesi'ndeki köşe yazarlığından 1976'da ayrıldı, zamanını bütünüyle edebiyata verdi. Devlet Tiyatroları'nda Edebi Kurul Başkanlığı'nda Edebi Kurul üyeliği yaptı.Tarık Buğra, ilk piyeslerini ve 'Yalnızların Romanı' isimli eserini askerliği sırasında yazmıştı. 1940'da tamamladığı roman, 1948'de Çınaraltı Dergisi'nde tefrika edildi. Edebiyat sahasında adını, 'Kekik Kokusu' isimli ilk hikâyesinin beğenilmemesi üzerine bilenerek bir iddia ile üç saatte yazdığı 'Oğlumuz' isimli hikâyesinin 1948'de Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı yarışmada ikincilik kazanmasıyla duyurdu. Bu yarışmada birinci oldu. Bu isimle hazırladığı ilk hikâye kitabı,1949'da yayımlandı. 1955'te çıkan 'Siyah Kehribar' isimli kitabı ile romana geçti. Tarık Buğra Türk'ün vatanına ve insanına, Türk'ün değerlerine yürekten bağlı bir yazardı. Eserleri tekrar tekrar okunacak değerdedir. Okuyucu her okuyuşta yeni bir derinlik, yeni bir zenginlik keşfeder. O; sanat anlayışı, dili ve üslubu farklı bir yazardı. Bu sebeple kendi neslinden olan yazarlardan koparak modanın ötesinde bir yerlerde yalnız kalmıştı. Bu yalnızlığı üretkenliğe dönüştürebilmeş ve bereketlendirmiştir.  Edebî zevk sâhipleri, Tarık Buğra'nın eserlerinde, ilk yazıldığı günün tâzeliğini, lezzetini, kokusunu ve hazzını bulurlar. O, çıraklık ve kalfalık dönemini yaşamadan usta işi eserler verebilmiş müstesna bir yazardı.    2004 yılında Akşehir'e heykeli dikildi. 

TARIK BUĞRA HAKKINDA YAZILAN KİTAPLAR YAPILAN ARAŞTIRMALAR
Seçkin yazar Tarık Buğra'nın ebedî âleme intikalinden bu yana 19 yıl geçti. Bu süre içerisinde, Tarık Buğra hakkında, mezuniyet veya yüksek lisans tezi şeklinde bir araştırma yapıldığına dair bilgi ve belgeye ulaşmak mümkün olmadı. Oysaki edebiyatımızın yeni Tarık Buğralara ihtiyacı var. Bu ihtiyaç, ancak tez yöneticisi doçent ve profesörlerin öğrencilerini bu konuya yönlendirmeleriyle sağlanabilirdi. Bu sebeple, Tarık Buğra'nın yerini doldurabilen yazar olarak yalnızca Mehmet Niyazi (Özdemir)'in varlığında teselli bulmak durumunda kaldık. Tarık Buğra ile ilgili çalışmalar kısaca aşağıdaki gibidir:*BÜYÜK AĞA - TARIK BUĞRA: Beşir Ayvazoğlu.  Kapı Yayınları. İstanbul, 2006. 148 sayfa.*TARIK BUĞRA - GÜNEŞ RENGİ BİR YIĞIN YAPRAK: Beşir Ayvazoğlu. Ötüken Neşriyat. İstanbul, 1995.*TARIK BUĞRA: Prof. Dr. M. Fatih Andı. Şule Yayınları. İstanbul, 2000. 175 sayfa. *TARIK BUĞRA HİKÂYELERİNİN KRONOLOJİK BİBLİYOGRAFYASI: Hüseyin Tuncer. Kültür Bakanlığı Yayını. Türk Büyükleri Serisi. Ankara, 1992*TARIK BUĞRA'NIN HİKÂYELERİ VE HİKÂYECİLİĞİ: Turan Karataş (*). Bilig Dergisi'nin Kış 2009 dönemine ait 48. sayıda yayınlanan 134 sayfalık makale.(*) Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi. 
KUŞBAKIŞI
OSMANCIKTarık Buğra'nın 1973 yılında yazdığı ve ilk baskısı aynı yıl yapılan tarihî roman, 1996 yılında Ötüken Neşriyat tarafından, 12 X 19,5 santim ölçülerinde 352 sayfa olarak yayınlandı. 'Osmanlı'nın sırrı nedir?' sorusunun cevabını arayan yazarın Osmanlı kuruluş döneminin dinamiklerini ve felsefesini bugünkü dille inşa ettiği romandır. Duvarları süsleyen 'Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; âciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana' gibi sözler bu kitabın eseridir. Usta kalem Tarık Buğra, 13. yüzyıl Türkçesini kitapta çok mükemmel olarak kullanıyor. 600 yıllık tarihimizin başlangıcını anlatan kitap, okuyanların kendilerini farklı hissetmelerine yol açıyor, hem de tarihimizi farklı olarak okuyorlar. Osmancık; 1985 yılında Türkiye Millî Kültür Vakfı tarafından Edebiyat Armağanı'na layık görüldü. 


GENÇLİĞİM EYVAHİlk baskısı 1979 yılında yapılan roman, Ötüken Neşriyat tarafından 1996 yılında 12 X 19,5 santim ölçülerinde ve 352 sayfa olarak yeniden basıldı.  Özellikle yetmişli yıllarımıza kirli bir hava gibi yayılan anarşinin otopsisidir. Boşa giden gençliklerin hikâyesi memleket olarak içine düşürüldüğümüz karışıklık ortamına paralel bir şekilde ele alınmaktadır. İnsana ve toplum hayatına kurulan tuzakları açıklayan, sorumluluklarımızı, görevlerimizi, hassasiyetlerimizi savsaklayan yanıltıcı laf ebelikleri teşhir edilmektedir. Silkinip uyanması gerekenlerin, kişiliğini bulmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir eserdir. Tarık Buğra, 'Gençliğim Eyvah' için 'en önemli eserim' demiştir. 

SİYAH KEHRİBARTarık Buğra'nın ilk romanı olan Siyah Kehribar ilk defa 1955 yılında yayınlanmıştı. 1995 yılında Ötüken Neşriyat tarafından 12 X 19,5 santim ölçülerinde, 320 sayfa olarak yeniden basıldı. Türkiye'yi ve Türk insanını çok iyi tanıdığını sonraki kitaplarında ispat eden yazar bu kitabında sadece 'insan'ı ele alır. Kitabın ilk baskısının önsözünde Mümtaz Turhan şöyle der:  'Tarık Buğra'nın burada iddiasız görünüşüne rağmen büyük bir tezi, 'Yirminci asrın hüznü' dediğimiz hastalığı, ele aldığını sanıyorum. Günümüzün trajedisi romandaki maceralara bir fon müziği gibi baştan sona refakat ediyor.' Romanda anlatılan olay, Mussolini'nin İtalya'sında geçmektedir. 

DÜŞMAN KAZANMAK SANATITarık Buğra'nın deneme türündeki bu kitabının ilk baskısı 1979 yılında basılmıştı. Ötüken Neşriyat 2002 yılında,  344 sayfalık kitabı yeniden okuyucusu ile buluşturdu.  Yazar bu eserinde, Türk Edebiyatı ve Türkçe hakkındaki düşüncelerini okuyucuya sunuyor.  Tarık Buğra meseleleri bulan, onları tartışmaya açan, düşüncelere sunan bir yazardır. Romanlarında, hikâyelerinde, piyeslerinde olduğu gibi bu kitabında da alışılmışlardan, bilinenlerden, beylik görüntülerden titizlikle kaçınmıştır.  Özellikle yazıldığı tarihler göz önünde bulundurulduğunda bir dil ve edebiyat ustasının bu görüş ve düşünceleri ufuk açıcıdır. Tarık Buğra'nın yıllar boyu edindiği yazarlık ilkelerini de açıkladığı kitabıdır.  


YAĞMUR BEKLERKEN1981 yılında yayınlanan romanda, serbest fırka olayı bir kasaba çerçevesi içinde ele alınmaktadır. Romanda, kendi ekonomik ve sosyal problemlerinden ötesini düşünmeyen, birbirleriyle dostça geçinen kasaba insanlarının, kasabalarında ikinci bir parti kurulunca nasıl değiştikleri anlatılmaktadır. Ayrıca romanda, Güldane ile Rahmi'nin sevgisi ve çocuklarıyla ilişkileri de ağırlıklı olarak işlenmiştir. Bu eser, Türkiye İş Bankası'nın Büyük Edebiyat Armağanı'nı kazanmıştır. 

DÖNEMEÇTETarık Buğra bu romanında Türkiye'nin tek parti egemenliğindeki cumhuriyetten çok partili rejime geçiş safhasını, Cumhuriyet döneminin kavşaklarını ele alan öteki romanlarında olduğu gibi, yine Anadolu taşrasından, oraya özgü insanların dünyasından ele alıyor. Ancak bu defa, daha önce mağduriyet hallerinde, hırpalanan, bastırılan yanları ile tipleştirilen bu insanların, Demokrat Partı'nin harekete geçirdiği demokrasi kavramı ile sarmalanmış portreleri ön plandadır. Tarık Buğra, bu eserinde hem bu ortamın demokrasinin yüce siyasî değerleri ve amaçları ile muhataralı ilişkisini sorguluyor, hem de bu ortam ve insan ilişkileri bağlamında bir aşk hikâyesini aşk kavramının labirentlerinde dolaştırarak anlatıyor.1998 yılında yazılan kitap, İletişim Yayınları'nda 1. baskısını 2004, 5. baskısını 2012 yılında yaptı.  

İBİŞ'İN RÜYASITarık Buğra, ilk baskısı 1970 yılında yapılan romanında Osmanlı Tiyatrosunun tanınmış komiği Nâşit'in hayatından bir bölümü konu edinir. Yazarın zıtlıkları ele alma biçimi her satırda hissedilir. Olay son derece hisli, iki kişi arasında geçen fırtınalı bir aşk atmosferi içinde anlatılır. Konusu tiyatro ve sinemanın ilgisini çekmiştir. Devlet Tiyatroları'nda başarıyla sahneye konulmasına rağmen TRT'nin hazırladığı dizi başarılı olamamıştır. Eser, 1996 yılında Ötüken Neşriyat tarafından 12 X 19,5 santim ölçülerinde 256 sayfa olarak yeniden basılmıştır.   

YARIN DİYE BİR ŞEY YOKTURİlk defa 1952 yılında basılan hikâye kitabı, 1996 yılında Ötüken Neşriyat tarafından 12 X 19,5 santim ölçülerinde 224 sayfa olarak yeniden basıldı. Kitabın içeriğini oluşturan hikâyeler, 1948-1949 ve 1950-1952 yılları arasında yazılmıştı. Duygu yoğunluğu ve gözlem gücünün zirveye ulaştığı hikâyelerin kahramanları anne, baba, çocuk, yolcu, hancı, köylü, kasabalı şehirli gibi günlük hayatın içerisindeki insandır. Yazarın kalemi onların hem içlerinde hem de üzerlerindedir.  Bu hikâyelerde insanın/insanımızın değişmeyen yanlarını bulacak ve eskimeyen bir Türkçenin keyfine varacaksınız. 

YALNIZLARTarık Buğra'nın ilk defa 1981 yılında yayınlanan bu romanı, Ötüken Neşriyat tarafından 1994 yılında, 12 X 19,5 santim ölçülerinde 240 sayfa hacimli bir kitap olarak tekrar okuyucuya sunuldu. Yazarın ilk eserim dediği 'Akümülatörlü Radyo' adlı tiyatro oyununun romana dönüşmüş hâlidir. Altın çağında, gençliğinde çektiği yoklukların bir toplum düşmanlığına dönüşmesini önleyen, ama iyi niyetlerinin tepkilerini sertlikten kurtaramayan Doktor Rıza... Onun ölümle karşı karşıya getirip hayata yeniden kazandırdığı genç kız: tek umudun ayakta tuttuğu Şükriye... Mutluluğun bir ameleliği olduğunu kavrayamayan Hürrem ile Murat! Kalbi sevgi ile dolu ama bütün sevgilerin ve sorumlulukların kaçağı, yenik Hüseyin bey!, romanın başlıca kahramanları. Hikâyeleri ilgi ile okunuyor.  


KÜÇÜK AĞAMilli Mücadele dönemine merkezden değil, bir kasabadan bakan, o dönemin Türk toplumunun yaşadığı zorluklara, acılara, ihânetlere değinen ve bütün bu zor şartlar altında kurtuluş mücâdelesi veren Kuva-yi Milliye'yi konu edinen roman, Tarık Buğra'nın önemli eserlerinden biridir. Bir tarafta baskı içindeki İstanbul Hükümeti, padişah ve milis güçlerin aleyhindeki fetvalar öbür tarafta işgaller ve ihanetçi çetelerle mücadele eden Kuva-yi Milliye... romanın konusunu teşkil etmektedir.İlk baskısı 1963 yılında yapılan roman, 1983 yılında TRT tarafından dizi filme dönüştürülmüştür.İlk baskısı 1963 yılında İsmail Dayı'nın sâhibi olduğu Yağmur yayınevi tarafından yapılan kitap, sonraki yıllarda İletişim yayınları arasında tekrar okuyucu ile buluştu. 


AYAKTA DURMAK İSTİYORUMMacarlar Sovyet Rusya destekli Komünist idareyi kaldırmak üzere 23 Ekim 1956da başkaldırdılar. Bir öğrenci mitingi şeklinde başlayan olaylar bir anda tüm ülkeye yayıldı. Fakat Rus tankları devreye girerek hareket kanlı bir şekilde bastırıldı. 10 Kasımda her şey bitmişti. Ruslar Orta Avrupa'da kontrollerini böylece sağlamlaştırdılar.Çatışmaların sonunda 2500 Macar öldürülmüş 13.000'i yaralanmış, 200.000i de mülteci olarak vatanlarından kaçmak mecburiyetinde kalmışlardı. Binlerce Macar, Sibirya'daki çalışma kamplarına ölüme gönderilmişlerdi.1966 yılına gelindiğinde Tarık Buğra 'Ayakta Durmak İstiyorum' ismi ile bir piyes yazdı. Bu piyesinde Macar İhtilali'ndeki bir olayı anlatıyordu. Piyesin adını aldığı bölümde şöyle bir olay geçer: Kendilerine başkaldıran Macar gençlerini bir odaya hapseden Ruslar onlardan ayakta durmamalarını yani oturmalarını isterler.Macar gençlerinden biri bütün uyarılara ve baskılara rağmen oturmaz. Her türlü tehdide rağmen ayakta durmakta ısrar eder ve 'Otur!' emrine karşılık 'Ayakta Durmak İstiyorum' der. Bu cümle piyese ad olur. 


FİRAVUN İMANIBu romanda Tarık Buğra, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluşu konularını bu defa Sakarya Savaşı öncesi ve hemen sonrası dönem bağlamında anlatıyor. Kahramanları yine sıradan halk veya dönemin ikinci, üçüncü plandaki kişilerini temsil eden tipler. Roman Mustafa Kemal'in tartışılmaz liderliği etrafında şekillenen Cumhuriyet'in kurucu kadrosu ve onun iradesine karşı, bizzat Kuvayi Milliye hareketi içinden şekillenmekte olan muhalefetin şekillenişini konu alıyor. Bu tepki ve muhalefetin sonraki yıllarda Mustafa Kemal'i ve onun devrimlerini doğrudan karşısına almak yerine bunu bir anti-komünizm edebiyatı içine yerleştirilmiş imalarla ifade eden bir politik söylem tutturduğu bilinir. Bu bakımdan Firavun İmanı'nda millî-muhafazakâr tepki ve muhalefetin 1920'lerin Sovyetçi ve komünist sıfatlı tiplerine yönelik ve onların üzerinden ifade ediliyor olması, Cumhuriyet'in daha sonraki yıllarını haber veriyor. İletişim Yayınları 229 sayfalık kitabın 1. baskısını 2004 yılında, 8. baskısını 2012 yılında okuyucuya sundu. 
KISA KISA... KISA KISA... Tarık Buğra'nın, aşağıda isimleri ile kısa bilgileri verilen eserlerinin yeni baskıları yapılmamıştır. Bir kısmı ancak ikinci el kitap satıcılarında ve internet üzerinden satış yapan kuruluşlarda bulunabilmektedir. İKİ UYKU ARASINDA: 1954 yılında Yeditepe Yayınları arasında çıktı. 83 sayfa. GAGARİNGRAD: Yuri Gagarin, o zamanki isimlendirme ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) tarafından uzaya gönderilen ilk astronottur. SSCB bu olayı uzun yıllar reklam maksadıyla kullandı. Kitapta, Tarık Buğra'nın Moskova gezisi, bu reklam dönemine rastladığından kitabına bu ismi vermiştir. Kitap, 1962 yılında, 96 sayfa olarak Yağmur Yayınevi tarafından yayınlandı. GENÇLİK TÜRKÜSÜ: 1964 yılında Çeltüt Matbaası'nda basıldı.142 sayfadır.  SIFIRDAN DORUĞA - PATRON: Son olarak 1994 yılında Ötüken Neşriyat tarafından yayınlandı. HİKÂYELER: 1994 yılında Ötüken Neşriyat tarafından yayınlandı. YÜZLERCE ÇİÇEK BİRDEN AÇTI: İkinci Baskısı, 1990 yılında Kültür Bakanlığı Yayınları arasında çıktı. Kitapta, baskı rejimlerinin insanları çirkinleştirdiği, çürüttüğü anlatılıyor. Eser, Devlet Tiyatroları tarafından 1989-1990 mevsiminde sahnelendi. AKÜMÜLATÖRLÜ RADYO: Tiyatro eseridir. Sonraki yıllarda 'Yalnızlar' adı ile 80 sayfalık roman olarak yayınlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları arasında 1988 yılında çıktı. DÜNYANIN EN PİS SOKAĞI: Ötüken Neşriyat tarafından 1989 yılında yayınlandı. 14 X 20 santim ölçülerinde 148 sayfadır. BU ÇAĞIN ADI: Ötüken Neşriyat tarafından 1990 yılında basıldı. Tarık Buğra'nın gazete ve dergilerde yazılan yazılarını ihtiva etmektedir. POLİTİKA DIŞI: Tarık Buğra'nın, gazete ve dergilerde yayınlanan siyaset dışındaki konuları ihtiva etmektedir.  1992 yılında yayınlandı. OĞLUMUZ: Kültür Bakanlığı tarafından 1991 yılında yayınlandı. Yazarın en duygulu hikâyelerinin yer aldığı kitaptır. Hikâyelerin bir kısmı, 1948 yılında Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmıştı.