IMG-LOGO
Güncel

Şehir Kültürü

Oğuz ÇETİNOĞLU; - 12/2/2012 ocetinoglu1@gmail.com;
IMG

 

Robinson Cruose;  içerisinde bulunduğu gemi fırtınadan batınca, yüzerek tek başına bir adaya çıktı. Adaya çıktığı günü, bir kazık çakarak üzerine iliştirdiği tahtaya yazdı: 30 Eylül 1659. Robinson'un bu adada geçen 28 yıllık hayatı, İngiliz yazar Daniel Defoe tarafından roman hâline getirildi.

Aradan geçen 425 yıl içerisinde şüphesiz Robinson hayatına özenip ıssız bir yerde yalnız başına yaşamaya teşebbüs edenler olmuştur. Fakat onlar, değil 28 yıl, 28 gün bile tahammül edememişlerdir. Çünkü insanoğlu, yaratılışı gereği, topluluk hâlinde yaşamak mecburiyetindedir. İnsanların topluluk hâlinde yaşadıkları yerler, 'köy' veya 'şehir' olarak adlandırılır. Aynı köyde veya şehirde yaşayan insanlar, köy veya şehir kültürünü oluştururlar. Köyler ve şehirler, kültürleriyle yaşarlar.

Kültür, maddî ve mânevî unsurlardan oluşur. Giyim-kuşam ve günlük hayatta kullanılan bardak, tabak, tepsi ve tencere, yatak, yorgan ve minder gibi her türlü eşya, oturulan evler, taşıma araçları ve onların aksesuarları ve diğer malzemeler ile âletler, kültürün maddî unsurlarıdır. Şarkılar, türküler mahallî oyunlar, maniler, espriler, hatta bölgeye has küfürler, mahallî ağızlar, davranış biçimleri, doğum-evlenme ve ölüm ile ilgili âdetlerin ve geleneklerin tamamı ise kültürün mânevî unsurlarıdır.

Bunların iyi, güzel ve yararlı olanlarını yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak, şehirlilik şuuruna sâhip insanların görevidir. Bir millete aidiyet nasıl iftihar vesilesiyle, bir şehre ait olmak da gurur ve övünç kaynağı olarak kullanılır. Her şehrin kültüründe, sonraki nesillerin başını dik tutmalarına katkı sağlayan özellikler mutlaka vardır.

Şehir kültürü zamanla oluşur, gelişir ve değişime uğrar. Bir kısım örf ve âdetler unutulur. Unutulanlar arasında faydalı ve güzel olanlar da bulunabilir. Şehir kültürüne ait yazılar ve kitaplar, şehir kültürünün bütün özellikleriyle aynen yaşanmasını sağlayamasalar da, bilinmesine hizmet ederler.  Bu tür kitaplar, zevkle okunur.

Şehirler de insanlar gibi şahsiyet sâhibidir. O şahsiyet, 'şehir kültürü' kavramı ile tanımlanır. Her şehrin, kendine has kültürü vardır. Şehir kültürünün yaşayabilmesi için tanıtımı gerekir. Tanınmayan kültürlerin seveni olmaz. Seveni olmayan kültürler yaşayamaz, gelişemez.

Şehir kültürüne ait yazılar, kitaplar bir anlamda şehir târihini anlatır. Bu tür kitaplar yazıldıkça, 'geçmiş' diye bir şey olmayacaktır. Örfler, âdetler, kültürler tâze ve sıcak olarak yaşayacaktır.

BAFRA AH  BAFRA...

Bafralı işadamı Alptekin Ahıshalıoğlu'nun yazıp yayınladığı 13,5 X 21 santim ölçülerindeki 462 sayfalık hâtıra kitabı, tam bir şehir kültürü ansiklopedisidir.

Kitapta Bafra kültüründen beslenen ve Bafra kültürünü şekillendiren renkli ve derinlikli kişiler âdeta tarih galerisinden çıkıp resmigeçit yapıyorlar. Ki o kişilerde kimileri büyük dedesini, kimileri babasını ve hatta kendilerini bulabiliyorlar.

Resim sanatına ilgi duyanlar bilirler: Abidin Dino'ya ait olduğu zannedilen 'Mutluluğun Resmi' isimli tablo, 1939 doğumlu ABD'li ressam Diane Dengel tarafından yapılmıştır. Yağlıboya tablonun adı: 'Home swet home = evim güzel evim'dir.

Bafra Ah Bafra, mutluluğun resmi değilse de Bafra'nın panoramik sosyal tablosudur. Ustalıkla seçilmiş kelimelerle oluşturulan bir tablo.

Alptekin kardeşimiz belki güçlü bir edebiyatçı değil. Fakat kalemini; samimiyetinden, objektifliğinden, insancıl ve haksever, hatır-kadir bilir özelliklerinden aldığı güçle kullandığından, etkileyici bir şehir kültürü kitabı oluşturmuş. Okuyucuyu tebessümden kahkahaya, hüzünden gözyaşına sürükleyen met-cezirlerle minik seyahatlere gönderiyor.

'Teşbihte hatâ olmaz' özdeyişinin ardına sığınarak 'künefe tadında bir kitap' demek mümkün. Sıcak, tâze, râyihalı ve lezzetli...

Yazdıklarından anlıyoruz: Alptekin, liseden sonra okulu bırakmış. Fakat okumayı bırakmamış. İyi bir satranç oyuncusu olmak isteyenler, ancak mecburî eğitim sürecini tamamlarlar. Engin bir tefekkür yeteneğine sâhip olmak için aynı şartın gerekli olduğunu iddia eden olmamışsa da yücelerdeki Yunus Emre'nin ümmî olduğu hatırlanırsa, yaşadıklarını ve hissettiklerini ustalıkla anlatabilmek için fazla okumaya gerek olmadığı kanaatine varılabilir. Peyami Safâ gibi başka örnekler de vardır.

Alptekin, anlatım gücünü belki de, kafasını kendisine lâzım olmayacak bilgilerle doldurmamış olmasından alıyor. Dikkatli bir gözlemci ve güçlü bir hâfıza ile başarıyı sağlayabilmiş. Sosyoloji veya felsefe okusaydı kimbilir neler yapardı, neler yazardı...

Bafra Ah Bafra, kendi alanında mükemmel bir eser. Her güzelde mutlaka bir kusur bulunur. Çünkü insanoğlunun üretimi olan eserler, tam ve mükemmel olamayabilirler. Eğer öyle olsaydı, gelişme-ilerleme dururdu. Boşuna söylenmemiştir: İyinin iyisi, güzelin güzeli vardır. Daima...

Bafra Ah Bafra da bu gerçeklere uygun kalıptadır.

Bu gerçeği görüp de yazmamak, okuyucuyu, bu satırların yazarının samimiyetinden şüpheye düşürürdü. O halde kusur ve eksikler de belirtilmeli:

Bafralıların bir kısmının küfürlü konuşma alışkanlıkları vardır. Nokta noktalarla geçiştirilmiş olsa bile, hoş olmayan bu alışkanlıklar kitapta bol bol sergilenmiş. 'Yaşanan hayatta, şehir kültüründe bu varsa... kitapta da olmalıydı.' Diyenler de elbette haklıdır. Fakat örnek alınması ve o alışkanlıkların devam ettirilmesine meydan açmanın olumsuzluklarını da düşünmek gerekir.

İyi, doğru ve nezih olanı örnek alıp uygulamak mümkündür de, çirkin, yanlış ve kaba hareketleri görüp; 'Bu kötüdür, ben aksini yapmalıyım...' Diyebilmek, yanlışa bakarak

doğruyu bulabilmek... her insanın harcı değildir. Üstün vasıflar gerektirir. Umulur ki Bafralılar, o vasıflara sâhiptirler. O zaman mahzurlar ortadan kalkar.

Ramazan ayının 15. günü akşamı Bafralı çocukların sevinç ve heyecanla katıldıkları sele-sepet top kandil gösterileri, yalnızca Bafra'ya has bir uygulamadır. Yalnızca Bafralılar tarafından kullanılan, başka şehirlerde bilinmeyen kelimeler vardır. Bu kelimelerin bir kısmı; satır aralarında geçmekte ve dipnotlarda açıklamaları verilmektedir. Söz konusu kelimeler ve karşılıkları, kitapta kullanılanlardan daha fazladır. Bu konuda genişçe bir araştırma yapılıp, kitabın son sayfasından sonra 'Bafra Lügatçesi' başlığı altında verilebilirdi. İnşallah 3. baskıda diyelim.

*   *   *

Bölgesinde özel bir konuma sâhip olan Bafra kültürünün böyle bir kitapla yaşatılması, gelecek nesillere intikal ettirilmesi gerekiyordu. Alptekin Ahıshalıoğlu'na teşekkür borcumuz vardır.

Bir teşekkür borcumuz da kitabın redaksiyonunu yapan 'Hezarfen - bin hüner sâhibi' sıfatını hak eden Bafra'nın medar-ı iftiharı, değerli müzisyen sanatkâr, müzikolog ve yazar, kültür adamı Mehmet Güntekin'e...

***

Bafra Balkanlardır. Bafra Kafkasya'dır. Bafra doğudur, Bafra batıdır, kuzeydir ve güneydir. Laz'ı, Kürt'ü, Çerkez'i, Abaza'sı, Ahıskalı'sı Ermeni'si, Rum'u Bafra'da bir arada yaşamıştır. Buna rağmen Bafra, bir kültürler, etnisiteler mozayiği değildir. İnce belli veya ajdar modeli çay bardağı içerisinde karıştırılmış su, dem ve şeker gibidir. Birbirinden ayrılamaz. Bardağa; dem mi önce konulmuştur, su mu veya şeker mi? Bilemezsiniz.

Farklılıklara rağmen, insanların yekdiğerlerini ötekileştirmeden bir arada ve birlikte yaşamaları, erişilmesi zor bir üstünlüktür. Bafra, o üstünlüğe sâhip kültürlü-kâmil insanlar şehridir. Bafra Ah Bafra; okuyucuya, ustaca ve gizlice bu mesajı da veriyor.

Sağ olasın, var olasın Alptekin Kardeşim. İyi ki varsın! İyi ki yazdın, yazıyorsun. Yazmaya devam etmelisin. Yaşadığın şehrin kültürü yüzyıllar boyunca yaşadıkça sen de yaşayacaksın. 
ALPTEKİN AHISHALIOĞLU KİMDİR?

1946 yılında Bafra'da doğdu.  İlk, orta ve liseyi Bafra'da bitirdi. Bir müddet Ankara Yükseliş Koleji'ne devam etti.

Okulu terk ettikten sonra Van'da askerlik hizmetini tamamladı. 1970 yılında Bafra'da Bedestan'da kuyumcu dükkânını açtı. 1988 yılında kuyumculuk mesleğini bırakıp Samsun'da  saat satış mağazası sâhibi oldu. 25 yıldır bu işine devam ediyor. Aylık olarak yayınlanan Türkiye'nin en lüks ve gösterişli yayın organı olan Bafra Haber Gazetesi'nde köşe yazıları yazıyor.

Alptekin Ahıshalıoğlu, 1973 yılında evlendi.  Biri kız diğeri erkek 2 çocuk babasıdır.  
KUŞBAKIŞI

BİR ELEŞTİRMEN OLARAK AHMET HAMDİ TANPINAR

Edebiyatımızda tenkidin önemi gün geçtikçe fark ediliyor. Kendi içinde tutarlı ve olabildiğince gerçekçi ve taraf tutmayan bir yaklaşımla kaleme alınan metinlerin edebiyatımıza katkısı fark ediliyor. Tenkidin geçmişteki olumsuzluğu dâvet eden çağrışımları ötelenerek hissî yaklaşımlar terk ediliyor. Bu bakış açısından etkilenerek aslında tenkidin bütün şartlarını haiz olmasına rağmen eserlerini deneme olarak sunma çelişkisinden yazarlarımız da uzaklaşıyor.

Mehmet Erdoğan'ın 'Bir Eleştirmen Olarak Ahmet Hamdi Tanpınar' isimli kitabı, Tanpınar'ı hem bir edebiyat tarihçisi, hem şair hem de bir edebiyat münekkidi olarak tanımamıza yardımcı oluyor. Mehmet Erdoğan 'Eleştirinin Kaderi' adlı bölümde ve kitapta yer alan diğer bölümlerde Tanpınar'ın bütün eserlerinde tenkidin izlerini tâkip ediyor.

DERGÂH YAYINLARI: Merkez: Binbirdirek Mahallesi, Klodfarer Caddesi Nu: 3/20 Altan İş Merkezi Sultanahmet - İstanbul.

Telefon: 0.212-518 95 78

Belgegeçer: 0.212-518 95 81

e-posta: bilgi@dergahyayinlari.com, www.destek@dergahyayinlari.com

Satış Yeri: Molla Fenari Sokağı Nu: 28 Yıldız Han Giriş Kat (Katlı otoparkın yanı) Cağaloğlu, Eminönü - İstanbul

Telefon: 0.212- 526 99 41

Belgegeçer: 0.212-519 04 21

e-posta: kitap@dergahyayinlari.com, www.dergahyayinlari.com

GÖÇ ÖYKÜLERİ

Balkan Savaşları'nın yüzüncü yılı vesilesiyle hazırlanan bu kitapta yaşanan acıların vicdanlarda dinmeyen bir sızı gibi yaşadığına şâhit oluyoruz. İstanbul Eyüp Belediyesi ve Eyüp ilçe Müdürlüğü lise öğrencilerine yönelik düzenlediği hikâye yarışması ile genç nesil için bu acıları hem bir tarih bilincine dönüştürmeyi hem de estetik bir yaklaşımla yeniden ele almayı sağlayacak bir projeyi yürürlüğe koymuştu. Bu güzel girişimi, liselilerin Balkan Savaşları'nın yüzüncü yılı vesilesiyle kaleme aldığı hikâyeleri kitaplaştırarak taçlandırmış oldu.

Bu çalışma birçok kurumun birlikte çalışması ile meydana geliyor: Eyüp Kaymakamı Osman Kaymak, Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkan Yardımcısı Nevzat Bayhan, Eyüp İlçe Müdürü Muhammet Öztürk, katkıda bulunanlardan birkaçıdır.

EYÜP BELEDİYESİ: Nışanca Mahallesi, Feshâne Caddesi Nu: 41 Eyüpsultan, İstanbul.

Telefon: 0.212-440 0 500
Belgegeçer: 0.212-440 0 449 
e-posta: basin@eyup.bel.tr www.eyup.bel.tr

KÜLTÜRÜN RENKLERİ

Nevzat Bayhan; 'Kültürün Renkleri'nde 'Kültürü yorumlamayı çok önemli millî bir görev olarak ele almaya çalıştık.' Diyor. Ve geniş bir konu yelpazesi sunuyor. Yazıların bütününe ve bütün yazılara vicdanî bir duyarlılık duygusu eşlik ediyor. 'Kamu, kültür-sanatla mesafesini nasıl azaltabilir?' başlıklı yazı; 'Devletin kültürel alanın dilinden uzak ve kopuk kalmışlığına dikkat çekerken ne gibi problemler yaşandığını tespit etmekle kalmıyo, çözüm önerileri de sunuyor.

Bürokrasinin azaltılarak iş becerileri artırılmış kamu ile ilgili yeni yapılanmalarla birlikte kamu kurumları arasındaki kültürel çalışmaların da kaynak israfına yol açmayacak şekilde koordine edilmesi teklifler arasında yer alıyor. Özellikle yerel yönetimlerin, bakanlıkların sorumluluk alanındaki konuları üstlenmesine vurgu yapan yazıda, kültürümüzün popülerliğin esiri hâline getirilerek yozlaştığı bir zaman diliminde, bunun önemli bir kaynak israfı oluşturduğuna dikkat çekiliyor.

ZAMAN KİTAP: Çobançeşme Mahallesi, Kalender Sokağı Nu:21 Yenibosna 34530 İstanbul

Telefon: 0.212-454 1 454
Belgegeçer: 0.212-639 34 99  
e-posta: bilgi@zamankitap.com, www.zamankitap.com

KORKUNÇ YILLAR

Henüz öğrenci iken, askere alınan ve ikinci Dünya Savaşı'na sürülen Kırımlı bir gencin, Teğmen Sadık Turan'ın acıklı hikâyesi. Kırım Türklerinden Cengiz Dağcı'nın romanında, Teğmen Sadık Turan'ın hatıraları olarak anlatılmaktadır. Rusların zulmünden kaçarken Almanlara esir düşer ve esir kampında bir arada tutunmaya çalışan bir avuç arkadaşıyla Almanlar tarafından kurulan Türkistan Kurtuluş Lejyonuna katılır. Ruslarla Almanların arasında kalan ve birinden zulüm diğerinden iki yüzlülükten başka bir şey görmeyen Kırım Türklerinin yalnızlıkları...

ÖTÜKEN NEŞRİYAT: İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 63 Kat: 3 Beyoğlu İstanbul.

Telefon: 0.212-251 03 50
Belgegeçer: 0.212-251 00 12

e-posta: otuken@otuken.com.tr,  www.otuken.com.tr     
ORTAÇAĞDA İSTANBUL

Paul Magdalino kitabında; Fatih Sultan Mehmed Han'ın eski sarayı ile Topkapı Sarayı'nın, Bizans saraylarının üzerine inşa edilmediğini, Ayasofya dışındaki kiliselerin camiye dönüştürülmediğini açıklıyor. Belirttiğine göre Osmanlı, görkemli camilerini İstanbul'un tepelerine inşa etmeyi tercih etmiştir. Antik şehirden Ortaçağ şehrine dönüşümde İstanbul'da neler yaşadığı da kitapta yer alıyor. Kitap, Bizans'tan Osmanlı'ya geçişteki şehir hayatının devamlılığını anlatmayı hedefliyor. Başlangıçta üniversite ve müzelerde Bizans tarihi üzerine araştırmalar yapan kişiler için hazırlanan kitap, Türk okuyucular için yeniden derlenerek herkesin ilgisini çeken bir muhtevâya sâhip kılınmış. Tarihî çerçeve, Doğu Roma İmparatorluğu'nun 330 yılında Birinci Konstantin tarafından İstanbul'da kurulması ile başlayıp, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed Han'ın bu şehri Osmanlı'nın başşehri ilan etmesi ile son buluyor. Bu hâliyle; İstanbul'un Konstantin iken önemi ve gelişimini merak edenler için bilgiler ihtiva ediyor. Yazar kitabı için; 'Kayıp bir dünyanın keşfidir.' Diyor. Çünkü bugün İstanbul'un 15. yüzyıl öncesine ait çehresinin neredeyse tamamı toprak altında kalmış durumda. İstanbul öyle bir şehir ki, Konstantin burayı inşa ederken, 21. yüzyılda merkez şehir olma idealinin hâlâ hayatta kalacağını tahayyül etmemişti şüphesiz. Vakayinameler, konuşmalar, mektuplar ve azizlerin hayatlarının anlatıldığı metinlerde, merak uyandıran pasajlar var.

KOÇ ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI: 0.212 -338 17 97 kup@kuedu.tr

KISA KISA / KISA KISA...

1- MİLLÎ ŞEHİT KAYMAKAM KEMAL BEY: Prof. Dr. Mustafa Erkal. Aydınlar Ocağı Genel Merkezi Yayını. 
Telefon: 0.212 - 531 92 64 e-posta: aydinlarocagi1970@hotmail.com

2-TÜRK'ÜM BEN / Şiirler: Behçet Kemal Çağlar. Boğaziçi Behçet Kemal Çağlar Lisesi Vakfı.

Telefon: 0.212 - 277 99 32

3- İŞPORTACILAR: 5 Kişilik Heyet tarafından hazırlanmıştır. Erguvan Yayınevi.

Telefon: 0.212 - 526 38 96

4-KAYIP TAMGA: Dr. Fatih Karayandı. Çukurovalı Yayınları.

Telefon: 0.322 - 363 24 76
e-posta: drfatihkarayandi@gmail.com

5- BİLGE KAĞAN'IN VASİYETİ: Doç. Dr. Ahmet Taşağıl. Turan Kültür Vakfı Yayını.
Telefon: 0.216-310 89 05