Cevat NAS

Cevat NAS

Eğitimci -

Güneyimize Doğru Gelen Bahar Esintileri

 

Türkiye'nin savaşa katılması için herşey yapılıyor. Defalarca yazıldı çizildi, ancak gelinen noktada Türkiye savaşa karışmış durumda. ABD ve Batılılar, çeşitli manevralarla, uzun uzun yapılan tartışma ve toplantılar sonucunda Türkiye'yi istenilen noktaya getirmiş durumdalar. Türkiye'de, Suriye'de ajan kaynıyor. Planlanan oyunun bölümleri kararlaştırıldığı gibi oynanıyor. Amaç Türkiye'nin Suriye'ye saldırması ve müslümanları birbirine kırdırmaktır. Türkiye'yi de Arap Baharının bir parçası haline getirmektir. Bu vesile ile bir taşla birkaç kuşu vurmak ve bu oyunu planlandığı gibi iyi oynamak, Emperyalizme kusursuz hizmet etmek en önemli amaç konumunda.
Suriye'nin ve bazı Arap ülkelerinin birçok üniversite öğrencileri, gençleri bazı Avrupa ülkelerinde kaç yıldır ABD'nin ve bazı AB ülkelerinin ve İsrail'in finansörlüğünde yetiştirilip, eğitildiler. Örgütlü bir biçimde eğitilen bu gençler ajanlar önderliğinde bugün Arap Baharı denen zinciri gerçekleştiriyorlar. Birçok ülkenin idaresi Emperyalist ülkelerin istediği gibi şekilleniyor. Buradan şu sonuçta çıkmasın; o ülkeler krallıklarla mı yönetilse idi? Elbetteki hayır, halkın kendi iradesini ortaya koyduğu, Emperyalistlerin ellerini sokup karıştırmadığı Cumhuriyet yönetimlerinin olmasını isteriz tabii ki.

Bazı AB ülkelerinde yetiştirilen bu insanlar bu günlerde Arap Baharı denen zincirin halkalarını oluşturuyorlar. Bu insanlar Suriye' de ve birçok Arap ülkesinde Emperyalizme hizmet görevlerini yapıyorlar. Arap Baharı denen zincir Suriye'de de kopmuş durumda. Her gün yüzlerce müslüman katlediliyor.

Türkiye'nin bu savaşa katılması için Batı ve ABD, İsrail resmen büyük bir gayretin içindeler. Acaba Türkiye'nin savaş uçağının düşürülmesi kimlerin daha çok işine yaramıştır? Bu uçağın düşürülmesinde ABD ve AB deki bazı odakların parmağı yok mudur? İsrail ne tür planlar ve anlaşmalar içine girmiştir? Özellikle İsrail'in bu kargaşada hiçbirşey yapmadığına inanır mısınız? İki tane dağ gibi pilotumuz öldü, ateş tabii ki düştüğü yeri yaktı. İdarecilerimiz yine her zaman ki gibi demişlerdir, PKK'nın öldürdüğü şehitlerimiz için dedikleri gibi ''Kanları yerde kalmayacak.'' sonrada unutulup gidecekler tabii, şu an herkes bu pilotlarımızı, bir çok şehitlerimizi unutmadı mı ? İnanın aileleri hariç çok insan bu ölen insanlarımızı unutmuştur bile.

Şimdi ise Akçakale'ye düşen 3 top mermisi, beş vatandaşımızı öldürmüştür. Batı ve ABD şimdi el ovuşturuyordur, hadi yine atın, biraz daha Türk vatandaşı ölsün de Türkiye Suriye'ye saldırsın diye nasılda özlem içindedirler. İslam Devletlerinin liderliğine soyunan Türkiye'yi bugün yönetenler, ABD ve AB'nin gazına gelmiyorlar mı? Oysa Türkiye yıllardır PKK'yı ortadan kaldırmak için bu devletlerden defalarca destek ve yardım istemiştir. Ancak Suriye muhaliflerine verdikleri desteğin çeyreği bile Türkiye'ye verilmemiştir. El altından PKK ya silah veren de bu ülkeler değil miydi?
Bu dönemde askerlerimizin başına çuval geçiren ABD'lileri daha sonra bizler misafir olarak ağırlamadık mı? Suriye'nin kuzeyinde çöreklenen PKK'lıları da Türk hükümetine gösteren ABD, ey Türkiye Suriye'ye saldırmazsan Güneyinde Kürdistan kurulur, sinyalini veren ABD, ortalığı ve beyinleri karıştırmıyor mu? Irak'a demokrasi getireceğim diye, binlerce Müslüman katledilirken, başımıza çuval geçirilirken, Türkiye'de BOP eş başkanlık etiketi olduğu halde, Türkiye bu durumlara sessiz kalmamış mıdır? Ama şimdi, son birkaç yıldır PKK ile özellikle mücadele eden komutanlarımız içeri tıkınmış, aileleri ile birlikte perişan edilip, bizim komutanlara sıra gelince kartal, çuvalı başımıza geçirenlere, o kadar müslümanı öldürenlere sıra gelince karga olunmamış mıdır? Maalesef ve maalesef....

Barzani denen adam Türkiye'nin parçalanmasını dört gözle beklerken, onu zılgıtlarla karşılayan ve' Türkiye seninle gurur duyuyor' diyenler ve bu insanların çocukları gitsin PKK'lılarla ve Suriye sınırında savaşsın bakalım. O duruma sıra gelince herkes hemen doktor raporu almaya koşar!!!

Bu oyunda Türk Milletinin evlatları, birilerinin keyfi ve çıkarı için niçin ölsünler? İkide bir ABD ve Yahudilerin nakış nakış işledikleri ince siyaset potasının tuzaklarına girenlerin verdiği tavizler sayesinde, Suriye sınırındaki illerimize, kasaba ve köylerimize bombalar düşmektedir. ABD, muhalifleri biraz daha kışkırtıp, Esad'ın askerlerinin üzerine saldırmaları ile sınırlarımızdaki yerleşim yerlerine bomba yağdırılması devam edecektir. Bu durumda

Türkiye mecburen Güneyini korumak ve oradaki PKK varlığını yok etmek için bu bölgede savaşa girme konumuna getirilmiş durumunda kaldı ki, şu an Türkiye, zaten mecliste aldığı kararla artık resmen savaşa girmiş sayılır. ABD ve İsrail, bazı AB ülkeleri, Güneyimizde kullanacakları bir kukla devlet için ve oranın yer altı zenginliklerini yutmak için Türkiye'yi de bu savaşa katıştırmış oldular. Hergün şehitlerimiz gelirken Dışişlerimiz Suriye ile yatıp Suriye ile kalktı. Gelinen nokta ise hiç de iç açıcı değildir. Türkiye elmecbur Güneyindeki pislikleri temizlemek için artık sessiz kalamayacak. Oysa ABD'nin tuzaklarına düşülmüştür, bu tuzaklara düşülmemeliydi .
Türkiye, ABD'nin çıkarları doğrultusunda hareket etmemeli. Şu andan itibaren Türkiye, iktidarı, muhalefetiyle bir araya gelip, O bölgede kendi çıkarlarını, PKK'nın silinip atılmasını, bir ayrılıkçı Kürt Devletinin kurulmaması için acilen politikalarını gözden geçirmesi gerekir. Madem Türkiye'ye ihtiyaç var, bu kozu Türkiye iyi kullanmalı, kazançlı çıkmayı becerebilmelidir.

MHP bu tezkereye destek verirken, bu saydığım tehlikeleri bertaraf etmek için destek verdiğini ifade ediyor. Hükümetler geçmişlerde de olduğu gibi, bu hayati meselelerde vatansever ve milliyetçi duygularından faydalanarak MHP'den gerekli her desteği almışlardır. Ancak fırtına geçince zarar gören yine hep MHP olmuştur. Şimdi de yine çatlak sesler bu teskereden dolayı çıkmaya başlamıştır. Umarız Milliyetçi Hareket bu meseleden dolayı zarar görmez.

Ancak hükümet, ABD, AB, PKK, Öcalan, Barzani ilişkilerinde hangi anlaşmalar içindedir, onu yaşayıp göreceğiz. Yaşadığımız şu dünyada derdimiz savaşların olmaması, Türkiye'nin savaşa girmemesi, başımızdaki pkk belasından bir an önce kurtulmamızdır. Türkiye Emperyalist ülkelerin hatırına Barzani, Talabani denen adamlarla dostluk yapıyor. Türkiye, dün sarmaş dolaş olunup kardeşim denilen Esad'la İsrail, ABD çıkarları uğruna bugün savaşmak için meclisten tezkere çıkarıyor. Hakikaten ''Gün doğmadan neler doğuyor! Türkiye konumu itibarı ile daha nelere gebe, bekleyelim, görelim. Allah bu Milleti Korusun! Amin...
Türk Milletini mutlu, Türk Devletini güçlü kılmak için çalışkan ve uyanık olmalıyız!

 

10/11/2012 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top