Oğuz ÇETİNOĞLU

Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar -

ocetinoglu1@gmail.com

Türk Dil Bilgisi

Prof. Dr. Merhum Muharrem Ergin’in ilk baskısı 1958 yılında yapılan Türk Dil Bilgisi isimli eseri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okutulan Türk Dil Bilgisi dersleri müfredat programına göre hazırlanmış ise de, doğru ve güzel Türkçe ile konuşmak ve yazmak isteyenler için de faydalı bir kitaptır. Eserin 1967 yılında Sofya’da basılmış olması dikkat çekicidir. Bulgaristan’ın başşehri Sofya’nın, 1300 yıllık tarihinin 500 yılı Osmanlı Cihan Devleti’nin yönetiminde geçmiştir. Bu hakikat hatırlanırsa, hayret edilecek bir durum olmadığı anlaşılır. Diğer taraftan Bulgaristan halkının çoğunluğunu Orta Asya’dan göç edip gelen Hun Türkleri ile Bulgar Türkleri teşkil eder. Osmanlılar 1382 yılında Bulgaristan topraklarını fethettiklerinde Anadolu’dan çok sayıda aile için sevk ve iskân politikası uyguladılar. 1946 yılında kurulan Bulgaristan’da yönetim 1989 yılına kadar Komünistlerin elinde idi. Türkleri ve Türk eserlerini yok etmek maksadıyla vahşice katliam ve Vandalizm uyguladılar. Buna rağmen Türkler, millî ve dinî hüviyetlerini korudular. Muharrem Ergin’in Türk Dil Bilgisi kitabının alâka görmesinin sebebi bu hakikatlerdir.

Bu yazının konusuna dönersek Efendim, 16,5 X 23,5 santim ölçülerindeki 400 sayfalık eser, Batı Türkçesinin grameridir. Eser, gramer şekillerini bir sisteme bağlamak, Türkçeye kendi bünyesi içinde yanaşmak ve Türkçenin yapısının gerçek sistemini yakalamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Eser ‘Dil Nedir’ sorusunu cevaplandırmakla başlıyor, yeryüzündeki diller ve yakınlıklarını inceledikten sonra Türkçenin dünya dilleri arasındaki yeri belirleniyor. Konuşma ve yazı dili ile Türk yazı dilinin gelişmesi başlıkları ile giriş bölümü tamamlanıyor.

Birinci bölümde ‘Sesler’, İkinci bölümde ‘Kelimeler’ hakkında bilgiler var.

Kelimeler, 1911 yılında Ömer Seyfettin ve Cenap Şahabettin’in başlattığı ‘dilde sadeleştirme’ hareketinin, ‘Dilde tasfiyecilik’ hareketine dönüştürülmesinden sonra Türkçenin en önemli konusu hâline gelmiştir. Kelimelerin yapısı, kelime türetilmesi, kökler, ekler, yapım ve çekim ekleri, isimden, fiilden, sıfattan yapılan yeni kelimeler hakkındaki bilgiler, eli kalem tutanlar tarafından bilinirse ve bilinenler tatbik edilirse, Türkçemiz itelenerek düşürüldüğü çukurdan kurtarılır. Aksi takdirde Türkçe diye bir şey kalmaz. Türkçemizi kaybettiğimiz takdirde, candan aziz vatan toprakları dâhil, kaybedecek hiçbir değerimiz kalmamış demektir.    

Ekim 2019’da yayınlanan eserden seçilmiş bölümler:

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş İçtimaî bir müessesedir.

İnsanlar duygularını, düşüncelerini, fikirlerini, hükümlerini birbirlerine nakletmek, meramlarını birbirlerine anlatmak için dil denilen vasıtaya başvururlar. Fakat dil insanların kullandığı her hangi bir vasıtaya benzemez. Onun vasıtalığı sadece anlaşmayı temin etmesi bakımındandır. Fertler ve nesiller arasında anlaşma vasıtası olarak iş görür. Fakat bu işi görürken daima müstakil bir hüviyete sâhiptir. İnsanlar ona istedikleri gibi hükmedemezler. Onu olduğu gibi kabul etmeğe, onu bir vasıta olarak kullanırken onun hususiyetlerine dikkat etmeğe, onun tabiatına uymağa mecburdurlar. Çünkü dil sun’î bir vasıta, maddî bir vasıta, bir âlet değildir. O tabiî bir vasıtadır. Vasıta vazifesi görür, fakat tabiî bir varlığı vardır. Dil bu bakımdan canlı bir vasıtaya benzer. Meselâ at da bir vasıtadır, otomobil de bir vasıtadır. Fakat insan otomobile istediği şekilde hükmedebilir, at karşısında ise ancak onun tabiatına uygun hareket etmek mecburiyetindedir. Otomobile istediği şekli verir, onun biçimini istediği şekle sokar, onu istediği gibi kullanır, isterse uçuruma sevk edebilir. Fakat atın biçimini değiştiremez, onu istediği gibi kullanamaz, istediği yere sevk edemez. Başını kesseniz ata korktuğu yerde bir adım artıramazsınız. İşte dilin vasıtalığı böyle bir vasıtalıktır, atın vasıtalığı gibidir. Anlaşmayı sağlamak bakımından bir vasıta gibi iş görür, fakat tabiî bir varlığa sâhiptir.

Prof. Dr. Muharrem Ergin sorumluluğunu müdrik bir ilim adamıdır. Türk dilini bozmaya çalışanlara karşı sert ve heyecanlı tavırlarını eserine yansıtmamıştır. O’nun bu yönünü diğer kitaplarında da görmek mümkündür. Aynı dalda, aynı düşünce ve hassasiyette olmalarına rağmen, Prof. Dr. Fâruk Kadri Timurtaş (1925-1983), Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu (1932-1996) ve Nihat Sami Banarlı (1907-1974) gibi dil bozguncularının üzerine yalınkılıç gitmemiş, ilmî olgunluk içerisinde mücadele etmiştir.

Prof. Ergin, uzun bir meslek ve ilim hayatının mahsulü olan bu eseri için birçok şive ve ağızları ile Canlı Türkçeden başka, basma ve yazma yüzlerce eserden; gramer, lügat, metin, inceleme ve araştırma olarak belli başlı bütün Türkoloji kaynaklarından faydalanmıştır.

İlmî yönü ağır basan böyle bir eserin, ne hazindir ki okuyucusu ticari beklentileri karşılayacak miktarda değildir. Boğaziçi Yayınları’nın Türkçemize ve dil ilmine hizmet maksadıyla bu abidevi eseri yayınlama fedakârlığını göstermiş olması, her türlü takdirin üzerinde bir davranıştır.

Ne kadar tebrik ve teşekkür edilse, minnettarlıklar sunulsa yine de azdır.

BOĞAZİÇİ YAYINLARI:                                                                                                                                                 Alemdar Mahallesi Çatalçeşme Sokağı Nu: 44 Kat: 3 Cağaloğlu, İstanbul Telefon: 0.212-520 70 76 Belgegeçer: 0.212-526 09 77 www.bogaziciyayinlari.com.tr  e-posta: yayin.bogazici@gmail.com

bogazici@bogaziciyayinlari.com

 

MUHARREM ERGİN:

     Günümüzde Gürcistan sınırları içerisinde kalan Ahıska bölgesindeki Ahılkelek ilçesine bağlı Gögye köyünde, 1923 yılında dünyaya geldi. Ahıska, 1516-1826 yılları arasında 310 yıl Osmanlı Cihan Devleti hâkimiyetinde kalmış kadim bir Türk Yurdudur. İnsanları Türk-İslâm kültürü ile donanmış pırlanta değerinde soydaşlarımızdır.

     Muharrem Ergin ilk tahsilini Muş’un Bulanık ilçesinde, ortaokulu Muş vilâyetinde, Liseyi, parasız yatılı olarak Balıkesir’de okudu. Çok çalışkan ve parlak bir öğrenciydi.

     İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolan Ergin, Reşid Rahmeti Arat (1900-1964), Ali Nihat Tarlan (1898-1978), Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962), Mehmet Kaplan (1915-1986)  gibi hocaların öğretiminde yüksek tahsil hayatını tamamlayıp 1947 yılında mezun oldu.  1950 yılında asistan olarak başladığı akademik hayatında 1954 yılında Dr., 1962 yılında Doç., 1971 yılında Prof. unvanını aldı. Pekçok kültür kuruluşunun üstün hizmet ve şeref armağanları ile taltif edildi. 1995 yılında İstanbul’da ebedî âleme intikal etti. 

     Kitap halinde yayınlanan eserleri *Azeri Türkçesi, *Dede Korkut Hikâyeleri-Dede Korkut kitabı, *(Ebülgazi Bahadır Han’dan tercüme ettiği) Türklerin Soy Kütüğü, *Kadı Burhaneddin Divanı, *Oğuz Kağan Destanı, *Orhun Abideleri, *Sovyet Emperyalizmi, Balkanlar ve Türkiye, Türkiye'nin Bu Günkü Meseleleri. Ayrıca Lise ve Üniversiteler için çok sayıda ders kitabı hazırlamıştır. 

 

SULTAN, GÜÇ VE HASSASİYET

Târihçi Dr. Ahmet Uçar, 13,5 X 21,5 santim ölçülerindeki 312 sayfalık eserinde Sultan İkinci Abdülhâmid Han’ın bilinmeyen veya çok az kişi tarafından ancak bir kısmı bilinen hususiyetlerini anlatıyor. O’nun, ‘dinî ve millî konulardaki hassasiyeti ile tanınmış bir Osmanlı Sultanı’ olduğunu belirtiyor. Ve ilâve ediyor: ‘Sultan’ın bu konuda aldığı tedbirler, yakın yıllara kadar ‘sansür’ olarak çoğu kere de abartılarak kamuoyuna yansıtılmıştır.’  Dr. Uçar, Sultan, Güç ve Hassasiyet isimli bu eserinde Sultan’ın Kurân-ı Kerîm basımı ve Avrupa’da dinî ve millî hislerimizle alay eden, O’nu rencide eden tiyatro eserleri karşısındaki tavır, tepki ve tedbirlerin yanında, Avrupa sahnelerine Osmanlı’nın müdâhalelerini ele alıyor. Özetle, Sultan İkinci Abdülhâmid Han’a dâir her şeyi kitabına dâhil etmiş.

Eserde ele alınan mevzulardan bâzılarının başlıkları şöylece sıralanabilir:

*Osmanlı’nın Kur’ân-ı Kerîm’e Hürmeti, *Osmanlı’da İlk Matbaa Neden Geç Kuruldu? *Dünyada Kur’ân-ı Kerîm İlk Defa Ne Zaman ve Nerelerde Basıldı? *Osmanlı'da Kur’ân-ı Kerîm İlk Defa Ne Zaman ve Nasıl Basılmıştır? *Kur’ân-ı Kerîm Tedkîk Heyeti, *Kur’ân-ı Kerîm Basımı ile Alâkalı Bir Rapor, *Kur’ân-ı Kerîm Basımında Dikkatsiz Olanlara Karşı Alınan Tedbirler, *Dinî Kitapları Kimler Basabilir ve Satabilir? *Çarlık Rusya’sının Kur’ân-ı Kerîm’i Tahrif Etme Çabaları, *İngilizlerin Kur’ân-ı Kerîm’i Tahrif Çabaları, *Mushaf-ı Şerif’in Bir Harfini Bile Değiştirenlere Lânet Olsun! *Sultan İkinci Abdülhâmid Han Hangi Kitaplara Sansür Uygulamıştı? *Osmanlı’da Ehl-i Sünnet Hassasiyeti, *Osmanlı Mekteplerinde Akaidin Takviyesi, Osmanlının İmam-ı Rabbanî ve Evlatlarına Bakışı, *Muhammed Abduh’un Osmanlı Hududlarına Girmesi Yasak, *Osmanlı’da Ramazan-ı Şerif Faaliyetleri, *Ramazan-ı Şeriflerin İlanını Meşihat Yapardı, *Huzur Dersleri Saraya Huzur Verirdi *Üç Aylarda ‘Cerre Çıkmak’, *Medrese Talebelerinin Cerre Çıkmalarının Hakîki Veçhesi ve Mânâsı, *Osmanlı’da Darü’l-Kurralar ve Çocukların Hâfızlık Eğitimi, *Peygamberimizle İlgili Piyes Avrupa’da Nasıl Yasaklanmıştı? *Hassasiyetlerimiz Noktasında Nereden Nereye Geldik? *Osmanlı’dan ABD’ye Nota! *’Muhammed’ İsimli Piyes ve ABD’de Son Perde, *Osmanlı’nın Amerika’da Sahte Semâzenler Operasyonu, *Batı, Fâtih ve Sultan İkinci Abdülhâmid Han, *İngiltere’de Ermeni Meselesi ile İlgili Tiyatro Küstahlığına Osmanlı Tavrı, *Avrupa Sahneleri Osmanlı’nın Denetiminde, *Üç Perdelik Komedi Rezâleti, *Haçlı Tahriklerine Müdâhale, *Osmanlı Devlet Protokolüne Göre ‘Rum Patriği’ Değil; ‘İstanbul Rum Patriği’, *Avrupalıların Kaleminden Osmanlı’nın Yemek Kültürü.

HAMİDİYE KİTAPLIĞI / ÇAMLICA BASIM YAYIN VE TİCÂRET ANONİM ŞİRKETİ:                                              İncili Çavuş Sokağı Nu: 27/1 Sultanahmet, İstanbul. Telefon ve Belgegeçer: 0.212-512 41 01                            e-posta: bilgi@camlicabasim.com  // www.camlicabasim.com 

 

KAVGALARIM

Hüseyin Câhit Yalçın (1875-1957) siyâsî yönetime karşı çok sert tenkitleri sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü sürgünlerde ve hapishânelerde yaşadı. Meslektaşları ile de sık polemiklere, kalem kavgalarına girdi. Öyle ki… muârızları O’nun hayatına kast etmişler, Lazkiye Mebusu Mehmed Arslan’ı O zannederek öldürmüşlerdi. Durumu öğrenince de Selânik’e kaçmak suretiyle canını kurtarabilmişti.

Yalçın’ın 1910 yılında kaleme aldığı ‘Kavgalarım’ isimli eseri, İsmail Alper Kumsar’ın yayına hazırladığı 12 X 19,5 santim ölçülerinde 390 sayfa hacimle Ekim 2019’da okuyucuya sunuldu.

Eserde yer alan kavgaların belli başlıları:

1-Muallim Nâci’nin ölümünden üç yıl sonra tâkipçileri ile giriştiği tartışma…                                            2-İkdam Gazetesi’nin Paris Muhabiri Ali Kemal ile…                                                                                    3-Mvlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin soyundan gelen 1869-1953 yılları arasında yaşayan dil âlimi ve Mevlevî Şeyhi Veled Çelebi İzbudak ile…                                                                                             4-Servet-i Fünun ve karşı görüşte olanlar arasında yaşanan tartışma…                                                           5-İrtika ve Mâlûmat dergilerinde çıkan yazılar hakkındaki tenkitleri…                                                           6-Hüseyin Câhit Yalçın ile Ahmet Râsim arasındaki yazılı tartışmalar…                                                             7-İmlâ meselesi ile alakalı tartışmalar… Döneminde çok kişinin alâkasını çeken ve tâkip edilen tartışmalardır. Doktor Kanber Efendi ile Hüseyin Câhit arasındaki yazışmalaruzun zaman devam etmiştir. Kanber Efendi, Osmanlı Türkçesi’nin; Türkçe, Arapça ve Farsça’dan meydana gelen bir dil olduğunu iddia eder. Hüseyin Câhit ise, Osmanlı Türkçesini, Arapça ve Farsça’dan ayrı müstakil bir dil olduğunu ispat etmeye çalışır.

Hüseyin Câhit, döneminin dikkate şayan bir dil uzmanıdır. O’nun Türkçe Sarf* ve Nahiv*’ isimli eseri, Mercan Mekteb-i İ’dâdî-i Mülkîsi Müdürü iken 1909 yılında basılmıştır. Lise birinci sınıf müfredat programına göre hazırlanan eser, Prof. Dr. Leyla Karahan ve Dilek Ergönenç tarafından yayına hazırlanmış, Prof. Dr. Recep Toparlı tarafından incelendikten sonra 2000 yılında Türk Dil Kurumu tarafından 16,5 X 24 santim ölçülerinde 720 sayfa olarak yayımlanmıştır. Bu eser, günümüzde Edebiyat Fakülteleri’nin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde yardımcı ders kitabı olarak kabul edilmektedir.

Eserin ‘Ekler’ başlıklı bölümünde; Hüseyin Câhit Yalçın’ın bir makalesi, Ahmet Râsim Bey’e hitâben yazdığı mektup, Hâlil Edip’in ve Ali Kemal’in Hüseyin Cahit’e yazdığı mektuplar yer alıyor. Son bölümde ise ‘Dizin’ listesi var. 

*Sarf: Dilbilgisinin kelime yapım ve çekimi ile alâkalı mevzularını inceleyen ilim dalı.                                             *Nahiv: Dilbilgisinin söz dizimi, cümle bilgisi mevzularıyla alakalı bölümdür. ‘Sentaks’ olarak da anılır.   

 ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

 İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50                                                  Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

 

ÜÇ BİN YILLIK BİRİKİM

İş İnsanı Ali Polat’ın hazırladığı 20 X 28 santim ölçülerinde lüks ciltli, 115 gram birinci hamur kâğıda basılı 540 sayfalık eser, 2001 yılından günümüze kadar 7 ayrı baskıda toplam 13.500 adet basılmış ve ücretsiz olarak; hapishânelere, kütüphânelere, yetiştirme yurtlarına ve talep edenlere takdim edilmiştir.  

Eserde yer alan özlü sözler; Adalet, Ahlâk, Aile, Akıl, Anne-Baba, Arzu, Aşk, Bahtiyarlık, Başarı, Cesâret, Çalışkanlık-Tembellik, Doğruluk, Düşünce, Erkek-Kadın, Evlilik, Fakirlik, Gençlik, Gurur, Güven, Güzellik, Hâfıza, Hayat, Hedef-Gaye, Hırs, Hürriyet, İletişim, İlim, İnanç, İnsan,  İrâde, İyimserlik-Kötümserlik,  Kanaatkârlık, Kıskançlık, Kitap, Misâfirlik, Müzik, Öfke, Para, Sevgi-Şefkat, Sevinç, Son Yolculuk, Şöhret, Târih, Tecrübe, Tevâzu, Ümit, Vatan-Millet, Vazife, Vefâ, Vicdan, Yalnızlak, Zaman, Zevk… gibi çok çeşitli konu başlıkları altında tasnif edilmiş.

Eserde ‘düzen-disiplin’ hakkında özlü-güzel yak ise de eserin kendisi, fevkalâde düzen ve disiplin içerisinde tertip edilmiş: eserin son sayfalarında, kendilerinden güzel sözle nakledilen şahısların doğum-ölüm târihleri ve çok kısa olarak meslekleri ve eserleri hakkındaki bilgiler, hangi şahsın cümlelerinin hangi sayfalarda yer aldığı alfabetik sıra ile veriliyor.

Sonraki çizelgede kitapta yer alan özlü güzel sözlerin hangi millete ait olduğu, milletlere göre ve sayısı ile sayfaları belirtilerek yer alıyor.

Bir başka listede; Hangi düşünürden kaç adet özlü-güzel söz alındığı; 1, 2, 3, … 25, 26 ve 29, 30 … 60, 70, 86, 96, 115, 126 ve 139 adet ‘Sözü Bulunan Düşünürler’ başlığı altında alfabetik olarak açıklanıyor. Bir cümlesi alınan 67 kişidir. En çok cümlesi alınan Napoleon Bonaparte’tır. Hz. Ali’nin 126, Konfüyüs’ün 116, Ali Polat’ın 18, Atatürk’ün 37, Sokrat’ın 74, Valtaire’in 96 cümlesi var.

Son listede; Hangi konuda, hangi şahıstan, hangi milletten, hangi mukaddes kitaptan kaç adet cümle iktibas edildiğine dâir bilgiler veriliyor.

Aristo, Atatürk, Balzac, Einstein, Galile, Goethe, Hacı Bektaş Veli, Kanuni Sultan Süleyman Han, Mahatma Gandhi, Martin Luther, Mevlânâ, Montesquieu, Paskal, Platon, Sâdi, Shakespeare, Sokrat, Tolstoy ve Zerdüşt… gibi 512 kişiden alınan binlerce özlü/güzel sözlerden rastgele birkaç örnek: *Söz ilaç gibidir. Azı tedâvi eder, çoğu öldürür. *Tartışmaktan sanki yılan görmüş veya deprem varmış gibi kaçınız. *İnsanlardaki büyük üç fazilet: Cesâret, akıl ve dürüstlüktür. *Sözlerin en güzeli doğru olanıdır. *Gerçek dost, en büyük nimettir. *İnsan beyni ne kadar boşsa, o kadar neşeli olur. *Biçmek için ekmek gerekir. *En güzel sanat, yaşama sanatıdır. *Sâdece yaşamak değil, yaşatmak da önemlidir. *Zevklerinden vazgeçebilen daha mutlu olur. *Ancak bilge kişiler öfkelerini dizginleyebilirler. *Sâhip olmadığın özelliklerin seni öven, düşmanındır. *İyi bir anne, bin öğretmene bedeldir. *Lüzumsuz isteklerinizi akıl ve irâde duvarları arasında hapsedin. *İnsanların en akıllısı, akıbetini düşünen kişidir. *En ucuz, en masrafsız fakat en değerli armağan sevgidir. *Ödeyemeyecek olanın borç alması hırsızlıktır. *Cehâlet, en kolay bulaşan hastalıktır. *Konuşmak ihtiyaç, dinlemek sanattır. *Ne kadar yükselirsen yüksel, ahlâk ve fazilleten mahrumsan, bir hiçsin.  

ESERİN TEDÂRİK ADRESİ:

ALİ POLAT: Taksim Caddesi Nu: 65, Kat: 2 Beyoğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-256 84 90 Belgegeçer: 0.212-237 88 27 e-posta: ali_polat@tnn.net 

 

KISA KISA… / KISA KISA…

1-BÜTÜN ESERLERİ 1: Gülten Akın / Yapı Kredi Yayınları. 

2-GARSON: Matias Faldbakken – Mehmet Emin Baş / Timaş Yayınları.

3-GÖKSU BULANIK AKIYOR: Musa Kaplan / Ozan Yayıncılık.

4-OSMANLI’NIN AYAK İZLERİ: M. Bahattin Adıgüzel / Son Çağ Yayınları.

5-BANA SENİ GEREK SENİ: Mustafa Özçelik / Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları.

1/22/2020 -

HABER LİSTEMİZE KATILIN

To Top