YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » İYİ Parti’nin Demokrasi Sınavı

İYİ Parti’nin Demokrasi Sınavı
Tarih: 06 Ağustos 2019 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

İYİ Parti’nin Demokrasi Sınavı

İYİ Parti'nin 4. Olağanüstü Kurultayında, yepyeni bir demokrasi penceresi açılması söz konusu idi.

Genel Başkan Meral Akşener kurultayda Genel İdare Kurulu üyelerinin seçiminde çarşaf liste uygulamasının yapılmasını istedi.

Akşener, parti içi demokrasi konusundaki samimiyetini, hiçbir şekilde kendisi blok veya anahtar liste çıkarma yetkisini kullanmayacağını vurgulayarak ifade etti.

"Tanıştırayım bunun adı Demokrasi", "Artık irade delegenin" dedi. "Han sustu, töre konuşsun" diyerek, "başkan sustu, hukuk konuşsun" mesajını verdi.

Bir önceki yazımda şöyle demiştim:

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bu hamlesiyle "doğru işi yaptı." Çoğu partilinin endişe ile beklediği kurultayın bir şölen havasında geçmesinin yolunu açtı.

İşi doğru yapmak (düzgün bir kurultay yapmak) "yöneticilik" özelliğidir.

Doğru işi yapmak (Kurultayın partinin gelişmesine hizmet edecek şekilde yapılması) bir "liderlik" vasfıdır.

Evet kurultay için doğru karar verilmişti. Partinin gelişmesine, birlik beraberliğine katkı verebilecek, Türkiye'de diğer partilere de emsal gösterilebilecek bir cesur karar alındı.

Fakat uygulama aşamasında görevi "işi doğru yapmak" olan yöneticiler görevlerini iyi ve doğru yapmadılar.

Şölen havasında başlayan kurultay çoğunluğun hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

********************************

Hukuka Karşı Hile

İYİ Parti Tüzüğüne göre, adaylık listesi başvuru sırasına göre yapılabiliyordu. Bu usulün kargaşa yaratabileceği görüldüğünden, içinde hukukçuların da olduğu, yaklaşık 30 kişi bir önerge verdi. Aday isimlerinin harf sırasına göre ve kurayla çekilecek harften başlamak üzere sıralanmasını istedi.

Hukukçu olmayan Divan Başkanı Müsavat Dervişoğlu "bu teklif tüzüğün 42. Maddesine aykırıdır, sıralamanın başvuru sırasına göre olması gerekir" diyerek oylattırmadı.

İlk önce kadın adayların başvurusu alındı. 80 civarında kadın adaydan sonra başvuruda bulunan ilk on kişiden biri de bendim. Ama liste açıklandığında gördüm ki benim sıram 191 olmuş.

Sonra bir rivayet dilden dile dolaşmaya başladı. Partinin Teşkilatlardan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın ile başlayan 110. Sıradan 150. Sıraya kadar olan kısım bir anahtar liste olarak hazırlanmış. Belirli kişilerin telefonlarına gelen mesajlarda da bu aradaki adayların işaretlenmesi talimatı verilmiş.

Talimata uyan delegelerin 240 kişilik listeden, bu aradakileri tercih ederek oy kullanması sonucu çarşafın içine gizlenmiş anahtar listedeki 42 kişinin tamamı GİK üyesi olarak seçildi.

Elbette seçilenlerin çoğu parti için önemli kişilerdi. Listenin önemli bir kısmı dürüst ve usule uygun bir seçimle de kazanabilirdi. Ama böylesine hukuku zorlayarak yapılan "kurnazlık" eseri seçilmeleri onlar için de bir leke oluşturdu.

En önemlisi Genel Başkanın yaratmaya çalıştığı demokrasi rüzgârını kesti.

"Bu operasyon Genel Başkanın bilgisi ve izni olmadan yapılamaz" diye düşünenler var.

"Genel Başkana rağmen yapılmışsa bu bir liderlik zafiyetidir" diye düşünenler de.

Bu operasyon her iki düşüncede olanların içinde Genel Başkan'a karşı bir güvensizlik duygusu yarattı.

Böyle bir "Pirus zaferi" (yani yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer) için değer miydi?

********************************

Çift Liste ve Bağımsız Adaylar

Bu arada mevcut yönetimi eleştiren muhalif bir grup da anahtar liste çıkarmıştı. Bu listede de parti içinde tanınmış önemli ve değerli isimler vardı.

Oylamalar başlamadan seçimin iki liste arasında geçeceği anlaşıldı. Bu yüzden bağımsız hareket eden, bu gruplara dâhil olmayan adayların seçilme şansı sıfıra yakın hale geldi.

Bu şartlarda kamuoyunun çok yakından tanıdığı Aytun Çıray, Yavuz Ağıralioğlu gibi birkaç isim dışında listelerin dışından seçilebilen olmadı, zaten olamazdı.

Ben de bu gruplardan birine dâhil olabilecekken, parti içi hizipleşmeyi tehlikeli bulduğum için beni tanıyanlardan sadece şahsım için oy istedim.

Kocaeli'den altı aday vardı. Bir aday (Cumali Durmuş) gizlenmiş anahtar listede olduğu için seçildi. İki aday (Zekai Kahyaoğlu ve Harun Demirkaya) diğer anahtar listede yer aldılar. Ben dâhil üç aday da (Ruhittin Sönmez, Dicle Akın, Turgut Karagöz) bağımsız olarak yarıştık.

240 kişilik listede bağımsız adayların isimlerini arayıp bulup işaretleme zorluğuna karşılık, anahtar listedekiler kolayca kendilerini yönlendirenlerin verdiği anahtara göre işaretleyerek oy kullandı. (Ben de çok şükür ki, bu şartlarda bile mahçup olmayacağım bir miktar oy aldım.)

Denilebilir ki, "kabine girince herkes hür iradesiyle oyunu kullandı. İsteseler bu 42 kişi yerine başkalarını da işaretleyebilirlerdi."

Madem böyleydi de, Genel Başkanın demokrasi vurgusuna leke sürmek pahasına, bu tüzüğe/ hukuka aykırı şark kurnazlığı niye yapıldı?

Bu uygulamanın adayların eşit şartlarda yarışmasının önünde önemli bir engel oluşturduğu açıktır.

********************************

Asker Delege veya Biat Kültürü

Beni kurultayda en çok üzen kendi iradesini birilerine devretmiş yani başkalarında eleştirdiğimiz biat kültürü ile yetişmiş delegelerin varlığıdır.

Çarşaf liste isteyen İYİ Parti delegelerini, kendi irade ve yetkilerini Mustafa Kemal Paşa'ya bile devretmekte çok hasis davranan İlk Meclis üyelerine benzetmiştim.

Maalesef mevcut delegenin yaklaşık yarısının "asker delege" veya bir başka ifadeyle birilerinden aldığı talimatla oy veren delegeler olduğu anlaşıldı. Bunlar "kendi listelerine" firesiz oy verdiler.

Bağımsız delegeler ise emirle değil, kendi iradeleri ve vicdanlarıyla tercih yaptılar. 240 kişilik listenin içinden, içlerine sinen adayları araştırarak oy verdi. Bu delegeler her iki listede olanlara da, olmayanlara da oy verdi ve oylar dağıldı. Bu yüzden birkaç kişi hariç bağımsız adaylar seçilecek kadar oy toplayamadı.

Bu kadar asker delegeyi sistemin içine kim yerleştirdiyse partiye en büyük kötülüğü yapmıştır. Zira bu yapılan İYİ Parti'yi diğer partilerden ayıran cevheri küle döndürmek demektir.

Bütün bunlara rağmen İYİ Parti Kurultayı diğer partilerde gördüğümüzden daha kötü değildi. Ancak beklediğimiz sıçramayı yapmak için kurultay öncesi yaratılan fırsat heba edildi. Yazık oldu..

Şimdi merak edilen husus böyle bir altın fırsatı küle çevirenlere karşı Genel Başkan'ın tavrının nasıl olacağı? Bu tavır Meral Akşener için yine bir liderlik sınavı olacak.

 

 

06 Ağustos 2019

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.