GÜNÜN SÖZÜ

Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. İmam Gazali

26 Ağustos 2019 02:55 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Düğünlerimiz ve Eğlence Kültürümüz

Düğünlerimiz ve Eğlence Kültürümüz
Tarih: 14 Temmuz 2009 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Düğünlerimiz ve Eğlence Kültürümüz

Yaz aylarında düğünler, sünnet düğünleri ve tatil imkânları yoğunlaşmakta. Düğün ve tatil yapma şeklimiz ve eğlencelerimiz, millet olarak eğlence kültürümüzdeki farklılıkları ve yaşanmakta olan değişimi daha çok hissetmemize vesile oluyor.

Davetli olduğumuz düğünlerde farklılıklar çeşitli bakımlardan dikkat çekiyor:

Kıyafetler, özellikle gelinin ve davetli hanımların kıyafetleri, kapalı- açık (tesettürlü- dekolte), pahalı- ucuz şıklık arayışları.

Düğünün icra ediliş yeri, nikâh salonu, düğün salonu, lüks otel veya ev (sokak düğünleri birçok yerde yasaklandı.)

Müzik icra edilip edilmeyişi, icra edilen müziğin türü, ilahili, Batı tipi dans, Türk folklor oyunları, Kumkapı meyhaneleri kültürünü yansıtan oyun ve parçalar.

Alkollü içki tüketilenler ve tüketilmeyenler.

Bazı düğünlerde sadece mahalli kültür (âdetler, müzik ve oyunlar) yansıtılır, bazılarında ise her yörenin ve her kesimin kültüründen esintiler yer alır. Kocaeli ve İstanbul gibi Türkiye'nin her yöresinden insanların harmanlandığı yerlerde, bu kültürlerin hepsinin yansıtıldığı düğünler daha yaygındır.

Bu tür düğünlerde herkes kendine hitap eden bir şeyler bulabildiği gibi, hiç tat almadığı, hatta rahatsız olduğu uygulamalar da bulabilir.

Hangi tür ve hangi mekânda olursa olsun, düğünler Türk sosyal hayatı için çok önemli etkinliklerdir. Özellikle herkesin birbirini tanıdığı köy ve ilçelerde ailelerin haftalık programı, o hafta yapılacak düğünlere göre planlanmaktadır.

Konda'nın Şubat 2009'da açıklanan "Biz Kimiz?" isimli araştırmasına göre, Türkiye'de başını örtenlerin oranı yüzde 72,1 dir. "Buna karşılık 'gelinin başının açık veya kapalı olması beni ilgilendirmez' diyenler toplumda çoğunluktadır ve toplum bu konuda hoşgörülüdür."

Kanaatimce bu hoşgörü, farklı tarz düğün törenlerine karşı daha da yükselmektedir.

Farklı hayat tarzlarına sahip dost ve akrabaların, kendi tarzlarına aykırı gelen düğünlerde bir araya gelip, ortak sevinci paylaşabildiği sıkça görülmekte. Bu konuda müziğin ve folklorik oyunların veya Batı tarzı dansların etkisini göz ardı etmemek gerek.

Ancak Batı dansları yapanların da, Türk halk danslarını yapanların içinde de eğitim almışların azlığı düğünlerin estetik kalitesini düşürmekte.  Son zamanlarda Türk halk danslarına karşı gençlerde artan bir merak ve folklor eğitiminin artmakta oluşu bu zafiyeti azaltmaya başladı.

İlahi ve dualarla yapılan, folklorik özelliklerden ziyade, dini ritüellerin ön plana çıktığı düğünlerin oranı çok fazla değil. Geçen nesilde çok yaygın olan kadın ve erkeklerin ayrı mekânlarda düğün eğlencesi yapması uygulaması da (kına geceleri hariç) oldukça azalmış durumda.

Genellikle ekonomik sebeplere dayalı olarak sadece nikâh memuru ve davetliler huzurunda nikâh akdinin gerçekleştiği törenlerin oranı ise gün geçtikçe yükselmekte.

Nikâh törenlerine siyasiler veya mülki amirlerin katılması halinde, bazen evlenecek çiftler bile arka planda kalıp, davetliler basın mensuplarının arkasından töreni izleyebilmekte. Katılan VIP sayısı çoğaldıkça alışılmış iki şahit sayısı çoğaltılmaktadır. Bu durum, devlet büyüklerinin öncülüğünü yaptığı yeni bir âdet haline gelmiş oldu.

Çoğunluğu teşkil eden ortalama Türk düğünlerinde ise, yemekli eğlenceli törenler yapılmakta. Eğlence, gelin ile damadın batı tarzı dansları ile başlamakta, yakınların dans etmelerine imkân verecek müzik ile devam etmektedir. Herkesin katılabileceği Türk Müziği şarkıları ile ortak payda genişlerken, coşku ve eğlencenin dozu, halk oyunlarının oynandığı, halayların çekildiği son bölümde yükselmekte. Bu bölüm, her iki ailenin kökenine göre, yöresel folklor lezzetlerinin tadılmasına da imkân vermektedir.

Düğünlerde genellikle Azerbaycan'lı Ekber'in sözlerini hatırlarım. 2001 yılındaki Azerbaycan seyahatimizde, bizi ailesiyle birlikte yemek ve eğlenmek için "Gülistan Sarayı" adı verilen gazinoya davet eden, şair Şahmar Ekberzade'nin üniversitede okuyan şair oğlu Ekber'in. Israrla halk oyunlarına katılmam için davet edildiğimde, "bilmiyorum" cevabını vermiştim. Ekber şaşkınlık ve hatta kızgınlıkla, "âbey, Türk evladı Türk oyunlarını bilmemek olar mı?" demişti. Anlamıştım ki, yaklaşık 80 yıllık Rus esaretinde, Türk kimliğini korumanın bir aracı olmuştu halk oyunları.

Düğünlere iştirak edenleri iki kategoriye ayırabiliriz: Birinci grup düğünün sevinç ve neşesini paylaşanlar, diğer grup ise bir görevi yapmak üzere iştirak edenler. (Ortak sevinç ve neşeyi paylaşma adına yapılanların önemli kısmı eğlence adabından uzak olabilmekte. Bilhassa ölçüsüz alkol kullanımının nahoş sonuçları olabilmektedir.)

Düğüne iştirak eden herkesin ortak görev anlayışını birleştiren an, "takı takma" törenidir. Ağır bir düğün masrafı ve hatta borçlanma içine giren çift için destek anlamına da gelen, takı takma âdeti başka ülkelerde var mı bilmiyorum. Ama bize yakışan bir güzellik olduğunu düşünüyorum.

Sözü düğünlerde çokça söylediğimiz bir cümleyle bağlayalım: Allah böyle güzel günlerde bir araya gelmeyi nasip etsin.

14 Temmuz 2009

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.