GÜNÜN SÖZÜ

Beyliğin temeli, adalet yoludur. Halil İnalcık

21 Mayıs 2019 16:45 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Tarih » Dr. Şahin CEYLANLI » Osmanlı Ordusunun Bozuluşu ve Çöküşü (3)

Osmanlı Ordusunun Bozuluşu ve Çöküşü (3)
Tarih: 04 Mart 2019 Yazar: Dr. Şahin CEYLANLI-Sosyolog (Aydınlar Ocağı Müdürü) Kategori: Tarih

Osmanlı Ordusunun Bozuluşu ve Çöküşü (3)

Bütün bunların yanında devşirme olan vezirler ile işbirliği yaparak, hükümdarlara karşı siyasi baskı gurubu olmuşlar ve devletin yıkımı için ne gerekirse yapmışlardır. Bu dejenere gurup bir o yana bir bu yana saldırarak, padişahların, saray erkânının ve devlet büyüklerinin basına bela kesilmişlerdir. Yeniçerilerin bu durumundan medet uman devşirme devlet adamları, çeşitli siyasal komplolar hazırlayarak emellerine ulaşmaya çalışmışlardır. i. Hakkı Uzunçarşılı bu konuda şunları söylüyor: «Ocağın vakit vakit isyan etmesi hep memnuniyetsizliklerinden ileri gelmeyip çok zaman mevki sahibi olmak ve hasımlarım ortadan kaldırmak isteyenlerin, herhangi bir sebeple ocak ağalarının, sarayırı, vezirlerin tahrikleri ve bol vaadleriyle olagelmiştir. XVII. yüzyılda yeniçeri ocağında sekbanbaşı olan Koca Müslihiddin Ağa her istedikleri zaman ocağı isyan ettirecek kadar nufuz sahibi olduklarından lüzumu halinde vezirler bunlara başvurmak suretiyle arzularına nâil olmuşlardı. Vezir-i âzam Sofu Mehmet Paşa'nın sipahiler aleyhine ve Kaptan-ı Kara Murat Paşa'nın Vezir-i âzam ibşir Paşa aleyhine yeniçerilerin müzaharetini temin etmeleriyle yapılan ocak kıyamları hep Müslihiddin Ağa ile damadı Hüseyin Ağa'nın vasıtasıyla olmuştur12

Yukarıda görüldüğü gibi yeniçeriler, devşirme ve dönme vezirlerin, ağaların nüfuzlarını kullanarak istediklerini yaptırmalarında kullanılan eşkiyalar durumuna gelmişlerdir. Sayılarının fazlalaşmasının bir sebebi de budur. Kötü emelli ağaların, vezirlerin, entrikalarında siyasî baskı gurubu olmaları onların sayılarını arttırmaya yetmiştir.

Osmanlı devletinin askeri kudretinin büyük temellerinden birini teşkil eden Yeniçeri ocağma devşirme toplama işi, birçok dönme ve devşirme ağaların, rüşvet aldıkları bir kapı durumuna gelmesi idi. Yeniçeri ocağma çocuklarını asker olarak vermek istemiyen kimseler, rüşvet vererek bu emellerine ulaşabilmişlerdir. Rüşvet alınan ailenin çocuklarının yeri ise, çingene, musevî vb. ailelerin çocukları ile dolduruluyor 13. Yapılan savaşlarda da durum bundan farklı değil, Kanunî Sultan

 

(11)   Reşat Ekrem Koçu, Yeniçeriler, s. 43.

(12)   İ. Hakkı Uzunçarşılı, A.g.e., 3. Cilt, s. 276.

(13)   Ahmet Mumcu, Osmanlı Devletinde Rüşvet, s. 94, İstanbul 1985.

Süleyman'ın Fransızlara yolladığı son yardım filosu komutanının Cenevizlerden rüşvet alarak işi yarıda bırakıp gittiği söyleniyor14 .

Yine bir başka iddiada, birinci Viyana kuşatmasının kaldırılmasına Vezir-i âzam İbrahim Paşa'nın Avusturyalı'lardan rüşvet alarak sebep olduğudur15 . Bu söylentiler içinde belki gerçekle ilgisi olmayanlar vardır. Fakat, Osmanlı ordusunda ender de olsa savaşlarda bazen rüşvet aldıkları muhakkaktır. Bu da yine dönme ve devşirme Vezir-i âzamların, ordu komutanlarının, ağaların, beylerin Türklüğe karşı yapmış oldukları iğrenç islerdir. işte, dönme ve devşirmeler ile Türkler arasındaki mücadelelere şahit olmaktayız.

Yine savaşlarda Osmanlı ordusunun özellikle yeniçerilerin içine casuslar girdiği Koca Sekbanbaşı Risalesinde önemle zikredilmektedir: «150.000 kadar İslâm askeri, başlarında merhum Koca Abdi Paşa, kafirlerle arslan gibi dövüşürken, bizimkilerin durumu pek kötü olmadığı bir sırada, çavuş kıyafetinde atlı bir casus yeniçeri siperleri arkasından :


«Bre yeniçeriler, ne durursunuz arkanızdan gâvur geldi diye atını koşturup gitmisti»lG . Bu durumda Osmanlı askerleri, komutanlarını bile savaş meydanlarında bırakıp kaçacak kadar dejenere olmuş, ne idiği belirsiz bir topluluk haline gelmiştir. Arasındaki casusun bile farkına varamamakta, söylenen sözün doğru olup olmadığına bakılmadan savaş meydanlarından kaçar duruma gelmişti Osmanlı ordusu.

Eyalet ordusunun önemini kaybederek yerine profesyonel askerlerin geçmesiyle beraber, Osmanlı maliyesi zaman zaman güç durumlarda kalmış, bazı zamanlarda askerlerin paralarını ödeyemez duruma düşmüştür. Kapıkulu ordusu herşeyden önce bir tüketim ordusudur. üretimle yakından ve uzaktan alâkası yoktur. Büyük bir gücün üretimden ayrı tutulması elbetteki maliyenin bozulmasında rol oynamıştır. Devlet bu durumda, yeniçerilerin maaşlarını ödemek için para değerini düşürmek zorunda kalmış, bozuk akçeler ile yapılan ödemeler ise yeniçerilerin isyanlarına sebebiyet vermiştir.

Yeniçerilerin maaşları yüzünden çıkardıkları isyanların haddi ve hesabı yoktur. Mütemadiyen maaşlarının artırılmasını istemişler, buna karşı çıkan devlet adamlarının idamına sebep olmuşlardır. Yeniçeri orduşu devletin başına öylesine bir bela durumuna gelmiş ki, harp sırasında savaşmaktan çekinen, hatta savaştan kaçan, barış zamanında

 

(14)   Ahmet Mumcu, a.g.e. s. 95.

(15)   Aynı eser s. 95.

(16)   Koca Sekbanbaşı Risalesi, s. 134.

mütemadiyen isyanlar çıkaran, siyasi emelli kimselere destek sağlayan bir duruma düşmüşlerdir.

Yeniçerilerin maaş meselesi yüzünden ayaklanmaları, bu ocağın ortadan kaldırılmasına kadar sürüp gitmiştir. Bu yüzden saraydaki altın ve gümüş eşyalar eritilip akçe haline getirilerek, yeniçerilerin maaşları ödenmiştir.

Bu şartlar altında olan bir kuruluşun, temelini teşkil ettiği ordunun yenilgiler alması elbetteki normaldir. Yeniçerilerin XVI. yüzyıldan sonraki tarihi, sürekli başarısızlıklarla, isyanlarla ve çeşitli hile ve j.esatlarla doludur. Bu durum açıkça gösteriyor ki, yeniçeri askerinin eğitilmemiş olması ve düşman askerlerinin tam manasıyla eğitilmiş ol' maşıdır. Bu durum karşısında Yeniçeri ocağının tam manası ile bir eğitimden geçmesi gerekiyordu. Koca Sekbanbaşı Risalesinde devleti yok olmaktan kurtarır ümidiyle, yeniçeri ocağına talim yapmaları teklif ediliyor. Fakat Yeniçeriler yapılan bu teklifi reddediyorlar. Bunun üzerinede Nizam-ı Cedid Ocağı kurulmuş oluyordu. Bu ocağın kurulup talim yapmaya başlamasından sonra Yeniçeriler birbirlerine; «Yahu Nizam-ı Cedid Ocağı açıldı. Yeni asker harp tâlimj yapacakrmş. Eğer bir savaş sırasında göze girecek bir iş yapacak olurlarsa, artık yeniçerilik bir işe yaramaz. Artık bizimde adımız anılmaz olur.»17 diye şüpheye düşmüşlerdir. Hatta bu konuda kaygıya düşmüşler; «Nizam-ı Cedid Ocağına yazılan adamlar tâlimlerini gâvura benzeterek yaptıklarından müslümanlıklarına zarar gelir»18 diyerek bu orduya yazılanları vazgeçirmişler ve hatta bazılarını da kaçırmışlardır. Fakat, yeniçeriler bütün hilelere başvurmalarına rağmen, bu yeni asker ocağının işleyişine mani olamamışlardır.

Netice itibarıyla, Osmanlı toprak düzenindeki bozulma, yani yeni mülkiyet şekli orduya yansımış, dolayısıyla tımarlı ordusunun sayısı azalmış ve zamanlada iyice ortadan kalkmıştır. Bu durum, yeniçerilerin sayısını arttırmış, sayısı artan yeniçeri ocağı da bozulmaya yüztutmus, yenilgiler, isyanlar, soygunlar birbirini takip etmiştir.

Bu durum, Koçi Bey'in Risalesinde şöyle belirtilmektedir: «Disiplin âlemden kalktı. Ulûfeli asker dünyayı tuttu. Ve sipahi guruhunu bastırdı. Namlıları, Vükelâya bağlanıp, her nekadar fidne ve fesad çıktı ise bu gibilerden oldu Harem-i Hümayuna koruma askeri ola-

 

(17) Koca Sekbanbaşı Risalesi, s. 136.

(18) Aynı Eser, s. 136.

rak Türk ve Yörük, çingene, Yahudi, dinsiz, nesebsiz nice kallâş ve ayyaş şehir oğlanları girer oldu. Bundan sonrada bir tedbir alınmazsa, tımar ve zeâmet, erbabına verilmezse bu derme çatma asker ile din ve devlete lâyık bir hizmet görülmez. Bir iş tamamlanmaz.»19

(19) Koçi Bey Risalesi, s. 23.

 

 

04 Mart 2019

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.