GÜNÜN SÖZÜ

Bir sabah daha uyandırıldık, bir şans daha verildi, belki tövbe ederiz ve şükrederiz diye.Taptuk Emre

19 Kasım 2018 15:37 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Kültür - Sanat » A. Yağmur Tunalı » Gazeteciliğin, matbuatın ve yaşamanın üstadıydı

Gazeteciliğin, matbuatın ve yaşamanın üstadıydı
Tarih: 14 Eylül 2018 Yazar: A. Yağmur Tunalı-Senarist, Şair ve Yazar Kategori: Kültür - Sanat

Gazeteciliğin, matbuatın ve yaşamanın üstadıydı

Gazeteciliğin, matbuatın ve yaşamanın üstadıydı

Tarık Buğra ile 15 yılı aşan bir yakınlığımız oldu. İstanbul'da yaşardı. Devlet Tiyatroları Edebî Heyeti'nin başkanı olduğu yıllarda Ankara'ya sık gelirdi. Hemen her gelişinde Emine Işınsu-İskender Öksüz çiftiyle görüşürdük. Eserlerinden aldığı te'lifle geçinmesi mümkün olmadığı için haftada bir Tercüman gazetesinde yazıyordu. Tercüman gibi Kemal Ilıcak'ın sahipliğini ettiği Akajans vardı. Ajans'ın Genel Müdürü Yaşar Güngör de yakın arkadaşıydı. Ankara günlerinin toplantı ve grup yemekleri dışında kalan kısımlarını onunla geçirmek isterdi. Dolayısıyle çok defa bu isimlerle beraber olurduk.

Tanışmadan önce de iflah olmaz bir Tarık Buğra hayranıydım: Hikâyeleri, -özellikle hikâyeleri- bizim üniversite hayatımızın vazgeçilmezleri arasındaydı. Üniversite sonrasında evime gelenlere ikram niyetine hikâyelerini okurdum. "Okurdum" demek eksik, oynar ve yaşardım.

Tarık Buğra ile iki röportaj yaptım. Hikâyesini Gittiler ve Devler Geçti Bu Yollardan adlı kitaplarımda da anlattım:1980 yılının sonlarıydı. Gençliğim Eyvah'ın neşrinden sonraki aylar. Töre dergisi yazıhanesindeydik. Işınsu Abla kitabı elime tutuşturdu. "Yarın akşama Tarık Bey yemeğe gelecek, o vakte kadar okur, bir mülakat düşünürsün" dedi.

O gece sabahladım ve romanı bitirdim. Sorular hazırladım ve akşamüzeri yemeğe gittim. Tarık Buğra geldi. Işınsu Abla, "Sofra hazırlanıncaya kadar isterseniz siz içerde Yağmur'la röportajı halledin!" dedi. Büyük yazar bir an düşündü ve "Yağmur, sen soruların hazırsa ver, değilse postala, ben cevaplayıp göndereyim...merak etme geciktirmem!.." dedi. Çünkü vakt-i kerâhet gelmişti. Yeme içme ve sohbet vaktiydi. Öyle yaptık. Soruları beğendi. "Töre"nin Tarık Buğra Özel Sayısı'nda yayınlandığında, yankısı da büyük oldu. Verdiği en iyi röportajlardan biri kabul edildi.

Tarık Bey'le ilk defa bir akşam oturuyorduk. Niçin o vakitte teybe konuşmak istemediğini -veya yazdırmadığını- satır arasında "vakt-i kerâhet"in gelmesiyle açıkladım. Sofrada bu konuyla ilgili başka şeyler de konuşuldu. Işınsu Abla güzel yemek yapardı. Sofra hoş, sohbet de lezzeti nâdir bulunur kıvamdaydı. Gecenin ortalarına doğru, Tarık Bey iyice neşelendi. O tutuk, gergin adam gitti. En çok da bana takıldı. 25 yaşındaydım. Galiba o gece iyice yakınlaştık. O röportajdan sonra Tarık Buğra'nın gözünde başka bir yere terfi ettim. Her çıkan kitabını yayınevinde imzalayıp postalattığı kişiler arasına ben de girdim.

Birçok hatıra arasında ikinci röportaj da enteresandır. Ankara'da şimdi tarih olan siyaset ve kültür adamlarının uğrağı Bulvar Palas'ta kalırdı. Otel lobisinde karşıdan görünce seslendi: "Osmancık hakkında hala yazmadın Yağmur!" Oracıkta birkaç soru düşündüm ve ikinci mülakat öyle çıktı. Yıllar yılı, "Hayatımda muhatab olduğum en tatlı kapris" diye bunu anlattım. O isteme yakınlığı da ayrı bir taddı. Çünkü Tarık Buğra, böyle bir isteği kolayına dillendirecek adam değildi.

Çok hoş sohbetler, görüşmeler, buluşmalar yaşadık. İstanbul'a gidişlerimde evinde görüşürdük. Bâbıâli'nin eskilerindendi. Gazeteciliğin, matbuatın ve yaşamanın da üstadıydı.

Gittiler'de yazdığım Tarık Buğra bölümünün başlığı "Bir Yalnız Adam"dı. Çevresi dolu olsa da, itibar görse, alkışlansa, yer yer onlar tarafından üzülse veya sevindirilse de yalnız adam. Öyle hissederdim. Çok sonra anladım ki bu hissim hiç de yanlış değil. Çünkü, biraz derine dalan herkes bu dünyada yalnızdır.

 

 

 

 

 

14 Eylül 2018

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu