YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Özcan PEHLİVANOĞLU

Doğaya Yani Üretime Dönün!...

Muhsin BOZKURT

Bireysel Haklar (1)...

Fikret Karatepe

Gel...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Atilla Cilingir » Seçimden Önce Sorulması Gereken Soru

Seçimden Önce Sorulması Gereken Soru
Tarih: 28 Nisan 2018 Yazar: Atilla Cilingir-E. Sb. Kıbrıs Gazisi-Yazar Kategori: Güncel

Seçimden Önce Sorulması Gereken Soru

Adı ne olursa olsun; ister erken, ister baskın! Sonuç değişmeyecek. 24 Haziranda seçim var... Ama bu seçim, Cumhuriyet dönemindeki ülke yönetimimizin en önemli olanıdır.

Çünkü 95 yıldır demokratik parlamenter sistemle yönetilen ülkemizin geleceği; 16 Nisan referandumunda kabul edilen yeni yönetim biçiminin tek adamı olacak Cumhurbaşkanına teslim edilecektir. Aslında şeklen de olsa uzun süreden beri yürürlükte olan bu yönetim biçimi, bu defa halkımızın oylarıyla ya tescil edilecek, ya da ret olacaktır.

Bu seçim öncesinde ülkemizin siyasi arenasında yaşananları, gelecek kuşaklar mutlaka sorgulayacak, tarih yazıcıları; ardımızda kalan onca olayı sebepleriyle, belgeleriyle, sonuçlarıyla tarihin unutmaz hafızasına kaydedeceklerdir.

Pekiyi, seçimlere daha bir yıldan fazla bir zaman varken; ülkeyi yönetenleri bir iki gün içinde ''erken/baskın'' seçim kararına iten sebepler nelerdir?

Ülkemizin yaşadığı son dönemi, büyük bir başarı olarak niteleyen, giderek gelişen Türkiye nutuklarıyla her Allah'ın günü halkımıza başarı öyküleri anlatan mevcut yönetim ne olmuştur da apar, topar seçim kararı almıştır?

Aslında birbirini tamamlayan her iki sorunun da yanıtı tektir; Ülkemizin ekonomisi iyi değildir! Ekonomik veriler, bu durumun en çarpıcı göstergesidir.

Sadece 'saman ithal eden bir ülke' konumuna gelişimiz dahi ekonomimizin geldiği noktayı anlatır! Üzüm, tütün, pancar, ithal eden ülke konumumuz, hayvancılığımızın yaşadığı umutsuzluk; günümüzün acı gerçekleridir.

Sanayicinin, orta, küçük ölçekli esnafın binlercesinin iflası, kepenk kapatması, Ticaret Oda kayıtlarında ayan beyan ortadadır.

Bu göstergelerin dışında bir de yaşadığımız çevreye, insanlarımızın yüzüne şöylece bir bakalım! Ama gören gözlerle... Mutlu bir azınlığın dışında hiç gülen yüzler var mıdır?

Sabahın erken saatlerinde evinden çıkıp işine gitmek için yollara düşen memurundan, işçisine; okuluna gitmeye çalışan öğrencisine baktığımızda, yaşam şartlarını sorguladığımızda mutlu bir çehre görebilir misiniz?

Ya sokakları dolduran milyonlarca genç işsizin, geçim sıkıntısıyla kıvranan emeklilerimizin halleri nasıldır?

İşte asıl problem, ülkemizin görünen bu yüzündedir;

Yorgun, kızgın, umutsuz bir toplum...

Pekiyi, 16 yıl önce iktidara gelen bu yönetimin vermiş olduğu o üç önemli söz neydi?

Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklarla mücadele...

Yoksullukla mücadelenin günümüze yansıması yukarıda belirttiğim gibidir... Kalan iki söz için hiçbir şey yazmayacağım, söylemeyeceğim.

Çünkü ardımızda kalan yıllarda yaşanan yolsuzlukların, yasakların neler olduğunu artık herkes biliyor, hem de ezbere...

Ekonomik sıkıntılarımızın yanına başta PKK olmak üzere; tüm terör örgütleriyle, özellikle FETÖ hainleri ve başındaki yılanıyla, AB'siyle, ABD'siyle, Suriye'siyle yaşadıklarımıza; toplumsal yapımızın giderek kutuplaştığı süreci de eklersek, günümüz Türkiye'sinde her şey yolundadır demek mümkün müdür?

Ancak ülkemizi yönetenler, bu yönetime oy verenler her şey yolundadır demekte, geleceğin umudunu da mevcut yönetimin devamında görmektedir.

O zaman sorulması gereken soru şudur?

Mademki, her şey yolundadır? Bu erken/baskın seçim nedendir?

Yukarıda sıraladığım gerçekler yok sayılabilir mi? En azından ekonomik sıkıntılara baktığımızda; ülkemizde bu kadar çok yolunda gitmeyen şey varsa!

Neden aynı yönetim, aynı kişi seçilmelidir?

Evet sıralananların hepsi gerçektir, bu olumsuzlukların üstesinden ancak AKP iktidarı gelir deniyorsa?

O zaman seçimden önce sorulması gereken soru şudur: Pekiyi, 16 yıldır bu ülkeyi hangi iktidar yönetmektedir?

Aslında harç bitmiş, yapı paydostur!

Böylesine önemli seçimi, bir baskınla öne alan AKP-MHP ikilisi; onları seçime götüren bu ekonomik badirenin, kimi anketlere göre sonucu belli tek adamın seçilmesiyle aşılacağını söylemektedir.

Ancak bu ikili, aldıkları erken seçim kararından sonra hiç de beklemedikleri bir sürprizle şoke olmuştur! 15 İYİ adamla yola çıkan muhalefet cephesi, bir anda tek adamın seçilmesine kesin gözüyle bakılan bu seçimin önüne aşılması gereken önemli bir engel koymuştur.

Bu engelin adı; oyları giderek artan İYİ Parti ve bu partinin Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener'dir.

Seçimin sonucu iktidar cephesi için, artık çantada keklik değildir!

Ülkemizin bu en önemli seçimini Meral Akşener'in alacağı oylarla birlikte, yukarıda sırladığım soruların cevapları etkileyecektir...

 

 

28 Nisan 2018

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu