GÜNÜN SÖZÜ

  • Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır.//Hacı Bektaşi Veli

 

 

16 Kasım 2018 11:40 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Röportaj » Oğuz ÇETİNOĞLU » Müzikbilimci, İletişim Dr., Yrd. Doç. Dr. GÖKTAN AY Beyefendi ile Yardımcı Doçent Doktorlarla Alakalı Düzenlemeyi Konuştuk.

Müzikbilimci, İletişim Dr., Yrd. Doç. Dr. GÖKTAN AY Beyefendi ile Yardımcı Doçent Doktorlarla Alakalı Düzenlemeyi Konuştuk.
Tarih: 25 Şubat 2018 Yazar: Oğuz ÇETİNOĞLU-Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Kategori: Röportaj

Müzikbilimci, İletişim Dr., Yrd. Doç. Dr. GÖKTAN AY Beyefendi ile Yardımcı Doçent Doktorlarla Alakalı Düzenlemeyi Konuştuk.

Oğuz Çetinoğlu: Müzik eğitimi veren yüksek okullardaki öğretim üyeleri 'Doçent' ve sonrasında 'Profesör' unvanı alabilmek için, lisan bilme mecburiyeti ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu sebeple Yardımcı Doçent Doktorluktan ötesine geçemiyorlar. Yeni düzenleme ile Yrd. Doç. Dr. unvanı kaldırılıyor.  Karmaşa içinde karmaşa söz konusu. Siz meseleye nasıl bakıyorsunuz? Düşüncelerinizi lütfeder misiniz?

Yrd. Doç. Dr. Göktan Ay: Son yıllarda, üniversitelerde; konservatuarlar, Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF)'ler, müzik eğitimi bölümleri -problemleri çözülmeden- çoğalıyor... Şimdi de, Millî Eğitim Bakanlığı) MEB; öğretmenlerinin gelişmesi için, yüksek lisans ve doktora / sanatta yeterlik  (sy) yapmalarını engelliyor. Neden? Yetişmiş, kaliteli öğretim üyesi / öğretmen olmadan, sanatta / kültürde ilerleme nasıl sağlanacak? Sürekli programlarla, müzik ders saatleri ile oynanırsa, öğrenciler nasıl gelişecek? "Uçak Mühendisliği, Mimarlık, Endüstri Mühendisliği v.b." ile "sanat kurumlarını" aynı şartlarda zorlayarak, ne kazanılacak? Yanlışları sadece biz mi görüyoruz?

Sanat kurumları açılıyor, ama yabancı dil mecburiyeti sebebiyle Doktora / Sanatta Yeterlik (Dr. / Sy.) yapmış öğretim üyesi hâlâ bulunamıyor... Yüksek lisanstan sonra, sanatında iyi olanlar ilerleme yapamıyor... Yabancı dile önem verip unvan alanlar, sanatı bırakıyor... Dr. / Sy yapanlar, kurumları / bölümleri açmak için, 2-3 ay içinde Y. Doç. yapılıyor... Sadece göstermelik ve mecburiyetten...

O halde; MEB ve YÖK bir an önce karar vermeli: Sanat mı? Yabancı dil mi? Yoksa sanat ve yabancı dil mi?

Çetinoğlu: Öğretim üyesi, araştırma yapmak mecburiyetinde. Araştırma için yerli kaynaklar yeterli olmayabilir. Yabancı kaynaklar üzerinde araştırma yapmak için yabancı dil bilmek şart. Meseleyi 'o mu bu mu?' Yâni 'sanat mı yabancı dil mi?'şeklinde keskinleştirmek yerine, oran belirlenmesi düşünülebilir mi? Doçent ve daha sonra profesör olabilmek içen sanat dalında 100 üzerinden bilfarz 60, yabancı dil alanında 40 puan veya daha farklı oranlar belirlenemez mi? Veya yabancı dil bilmeyenlere Doçent, Profesör unvanı verilir de... yabancı dil biliyorsa derece veya kıdem alır, maaşı daha yüksek olur, ücretli ev görevler verilir vs.

Ay: Çok haklısınız. Bunu 2011'de YÖK Yrd. Doçentler çalıştayında rapor olarak sunduk; %70-75 bilim / sanat+%30-25 Yabancı Dil=60-65 olsun diye.  Birçok sanatkâr arkadaşım yurt dışına çıkmıyor veya çıktığında kendisini ifâde edecek yabancı dil bilgisine sahip. Ama o kadar çok YÖK Başkanı değişiyor ki, alınan kararlar depolarda kalıyor. Zaten, %90'nın görüşü şu; Konservatuarların, üniversite sistemi içine alınması ve unvan kavgası sanatı / üretimi gölgeledi...

Çetinoğlu: Yrd. Doç. Dr. Unvanının kaldırılması düşünülüyor. Hazırlanan teklifin sağlıklı olmadığı seslendiriliyor. Şöyle bir sistem olamaz mı? Dört yıllık yüksek öğrenimden sonra bir yıl lüksek lisans, sonrasında 2 veya 3 yıl mastır. Ve Mastır eğitimi ile birlikte iyi derecede dil yabancı öğrenimi ve doktora tezi... Yabancı dil, genç yaşta daha kolay öğrenilir.  Öyle zannediyorum ki Yrd. Doç. Dr. olduktan sonra dil öğrenmek, biraz zorlaşır.

Ay: Haklısınız. 50 yaşından sonra olmuyor. Akademik yürümek isteyen yürüsün, problem yok. Profesörlerimiz var ama;  hâlâ NidaTüfekçi'nin, Orhan Borar'ın, Adnan Saygun'un, Alaeddin Yavaşça'nın v.b. yerleri doldurulamıyor. Ve, maalesef yayınlanmış; eserleri / kitapları  yok...

 

Çetinoğlu: Şahsî görüşüme göre daha vahim bir durum var: Doçent ve profesör olmak için yabancı dil bilmek şart da, Türkçe bilip bilmediğine bakılmıyor. Konuşurken, yazarken imla ve telaffuz hatâları yapılıyor. Aynı noksanlığı sahne sanatkârlarında da görmekteyiz.  İnsanlarımız sahne, perde ve ekran sanatkârlarından, öğrencilerimiz hocalarından etkileniyorlar. Türkçemizin yanlış kullanılması kötü örnekler sebebiyle geometrik diziler hâlinde artıyor. Hangi 'de' ve 'da' takılarının nerede bitişik nerede ayrı yazılacağını ve nerede (') ile ayrılması gerektiğini bilmeyen akademisyen o kadar çok ki...

Ay: Ne kadar doğru. Yıllardır, bu konuda yazıyorum. Türkçe bilmeyen Profesörler, köşe yazarları v.b. çok fazla. Türkçeyi konuşamayan, yazamayan, hitâbeti zayıf kişiler; Türk kültüründen, medeniyetinden bahsediyor!... Özellikle; müzik alanı insanlarımız, siyâsîlerimiz bu konuya çok dikkat etmeliler.

Çetinoğlu: Abdülkadir Merâgî'den, Hacı Ârif Bey'e, Kemânî Tatyos Efendi'den Artaki Candan'a... Türk müziğimizin güzelim şarkılarının güftesini hatâsız okuyabilen kaç sanatkârımız kaldı? Özel ve devlet televizyonlarında spiker ve sunucular Türkçemizi katlediyorlar...

Özür dilerim Efendim... 'Hariçten gazel' oldu...

Bunları başka bir sohbetimizde ele alırız. Konumuza dönersek... Yardımcı Doçentlik için hazırlanmakta olan kanun taslağı, üniversite çevrelerinde nasıl karşılandı?

Ay: Cumhurbaşkanımızın talimatı ile YÖK'ün hazırladığı taslak kanun ortalığı karıştırdı. Özellikle "yeni unvan ihdası", bir unvandan kurtulurken, dünyada olmayan yeni bir unvan getirilmek istenmesi, Yrd. Doç. olan olmayan bütün akademisyenlerce "zorlama olarak" karşılandı.

Bazı eleştirilerdeki -özellikle emekli Profesörler- "hükümetin kendi adamlarını üniversiteye yerleştirecek" gibi sansasyonel görüşlere katılmıyoruz. Mağdur Yrd. Doçentler; vatanına, milletine, bayrağına sadık, yabancı dili yanlış yollarla geçmemiş, cemaatlerle işleri olmamış, soruları çalmamış, alanında çalışmış ve üretmiş pırıl pırıl akademisyenlerdir. Kimse, çözümü yanlış yollara saptırarak, Yrd. Doçentlerin mağduriyetini devam ettirmeye çalışmasın!

Bizler de, elimizden geldiği kadar, akademisyen arkadaşlarımızla paylaşımda bulunarak, oluşan  doğrularla, "kanunun kalıcı ve doğru bir şekilde çıkması için"  çalışıyoruz.

"Yeni bir kanun ihdasına karşıyım" diyenlerin, yeni unvanı "tenzili rütbe" olarak görenler oranı %99'larda.

Doç. unvanı alıp ta kadroya tâyin edilemeyenler, Dr. / Sy. unvanı alıp ta 7-8 yıldır Araştırma Görevlisi olarak çalışan ve Yrd. Doçentliğe geçemeyenler de rahatsız.

Onlar ve Yrd. Doçentler; Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Millî Eğitim Bakanımıza, TBMM Millî Eğitim Komisyon üyelerine, bu tasarının özellikle yeni unvan ihdasına karşı oldukları yazıldı.

Çetinoğlu: Sizin görüşünüz nedir?

Ay: TBMM Eğitim Komisyonu biraz tasarıyı düzeltti, ama mevcut Y. Doçentler için çözüm yok, Doçentliğin önüne yeni kriterler kondu. Kimse "bu nasıl kaldırmak" anlayamadı! Kısaca mağduriyet devam edecek gözüküyor. Mesela:

 

1-Cumhurbaşkanımız, 35.000 akademisyeni ilgilendiren  "Yrd. Doçentlik kalksın" dedi. Ama bazı  komisyon üyelerinin dediği gibi, kaldırılıyor gibi yapılıp,  daha alt şartlarda yeni bir alt unvan bulundu, yabancı dil yine baraj olarak kaldı. Zaten Dr. / Sy.de 50 puan almışlardı. Dr. Öğretim Üyesi ile özlük hakları iyileştiriliyor denilerek, sadece 108 Tl zam! yapılmış oldu.

2-Bu durumda; "etik, liyakatlı ve yanlış yollara sapmamış Yrd. Doçentler" yine kaybetmiş oldu.

3-Özellikle AK Parti'li komisyon üyelerinin, telefonla konuşulmasına / bilgi verilmesine rağmen, kendilerine gönderilen örnek  kanun teklifleriyle hiç ilgilenmemeleri / teklif bile etmemeleri, Yrd. Doçentlerde şok etkisi yarattı.

4-Bütün dünyada önemli olan Dr. unvanı ve tezi kaldırıldı. Kısaca, mevcut Yrd. Doçentlerde değişen bir şey olmadı. Unvan yerinde kalsaydı diyen %99. Bakalım, haftaya yapılacak TBMM Genel Kurulu'nda; birkaç teklif verilip, son anda mevcut Yrd Doçentler kurtarılır mı? Umutlar, Cumhurbaşkanımızda...

 

Çetinoğlu: Sizin hazırlığınız var mı?

Ay: Ülke bazında, yoğun bir çalışma yürütülüyor. Kanun teklifleri örnekleri hazırladık. Bu tasarı böyle kabul edilirse, akademik barış zor olacak gözüküyor.

 

Çetinoğlu: Hazırladığınız taslağı özet olarak lütfeder misiniz?

Ay: Şöylece verebilirim:

Maksat:

MADDE 1-Bu kanunun maksadı; 2547 Sayılı Kanunla getirilen ancak, zamanla uygulamada problem yaratan Yrd Doç. unvanının kaldırılarak, kadrolu/ders saati ücretli/yarı zamanlı olarak görev yapmakta olan sanatkâr öğretim üyesi/akademisyen Yrd. Doçentlerin, yıllarına göre Doçent veya Profesörlüğe  yükseltilmeleri ve tâyinlerini bu kanun hükümlerine göre düzenlemektir.

İşte bir örnek;

Kapsam:

MADDE 2-Yrd. Doçentlik kaldırılmıştır.

MADDE 3-Dr. / Sy. Öğretim Üyesi sınıfına alınmıştır. Öğretim üyesi sınıfı; Dr. / Sy., Doç. ve Prof. tur.

MADDE 4. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin, yükseköğretim kurumlarında                -kadrolu, ders saati ücretli, yarı zamanlı olarak- Yrd. Doç. Dr. unvanı ile çalışıyor olmaları şarttır.

Başvurma:

MADDE 5-Bu Yönetmelik hükümlerine göre Doç. ve Profesörlüğe yükseltilmek isteyenler kanunun kabul edildiği târihe kadar öğretim görevinde bulundukları üniversitelerin rektörlüklerine başvurmalıdırlar.

Yrd. Doçentler, görev yaptıkları üniversite rektörlüklerine;

a) İlgi kanundan yararlanmak istediklerini belirten, kaç yıl çalıştıklarını ve hangi unvana yükseltilmek istediklerini bildiren dilekçe,

b) Dr./ SY/ Tıpta Uzmanlık belgesi,

c) Akademik özgeçmiş ile başvuruda bulunacaklardır.

Adaylardan başka bir belge, şart istenmeyecektir.

Uygulanacak işlem:

MADDE 6-Üniversite rektörlükleri, senatoda; fen bilimleri ve sosyal bilimler alanında 3'er kişilik bir kurul seçer.  Kurul; gelen belgeleri inceler ve adayların belgelerine ve yıllarına göre hangi unvana (Doç. / Prof.)  yükseltilmesi gerektiği konusunda öneride bulunur ve önerilere ilk senatoda karar verilir. Bu kişiler; kadro şartı aranmaksızın, kazanılmış hak aylık dereceleriyle birlikte, başvurdukları kurumlarında belirtilen kadroya tâyin edilmiş olurlar. Bu kişiler ders saati başına ücretle de tâyin edilirler.  Yrd. Doçentlerin; Doçentlik için en az 5 yıl,  Profesörlük için en az 10 yıl Yrd. Doç. Dr. olarak kendi alanlarında çalışmış olmaları şartı göz önünde tutulur. Senatoda alınan kararlar, YÖK Başkanlığı'na bilgi için sunulur. Bu çalışmalar ve tâyinler bir ay içinde tamamlanır. Herhangi bir yükseköğretim kurumunda en az 5 yıl çalıştıktan sonra emekliye ayrılmış veya ayrılıp diğer bir üniversiteye geçmiş olan Yrd. Doç./Doçentlerin; Öğretim Elemanlarının Kanunda belirtilen yaş haddini doldurmamış ve disiplin veya Kanun Hükmünde Kararnâme ile ilişiği kesilmemiş olmak şartıyla, istedikleri takdirde ayrıldıkları eski kurumlarına, bu kanunun yürürlüğe girdiği târihten itibâren, kazanılmış hak aylık dereceleriyle birlikte, Doç/Prof. kadrosuna tâyin edilmiş olurlar.

Eski kurumlarına dönmek isteyen Yrd. Doç. Ve / veya Doçentlerin öğretim elemanlarının (profesör, doçent ve yardımcı doçentlerin), Kanunun yürürlük târihinden itibâren yukarıda verilen süreler içerisinde  ayrıldıkları kurumlarına dilekçeyle başvurmaları hâlinde; kadro şartı aranmaksızın, kazanılmış hak aylık dereceleriyle birlikte, daha önce görev yaptıkları eski kurumlarında  kadroya -kadrolu, ders saati ücretli, yarı zamanlı çalışanlar dâhil- tâyin edilirler. Bu tâyinlerde Doç. ve Prof. için aranan asgarî şartlar dikkate alınmaz.

5 yılı dolduran her Yrd. Doçent, süre dolduğunda aynı işleme tâbi tutulur. 5 yılı doldurmayan Yrd. Doçentlerin hakları saklı olup, Yrd. Doç. unvanının kaldırılması 2023 târihinde tamamlanmış olacaktır.

MADDE 7-1983 yılında çıkarılan, 1984'de uygulamaya geçen 2809 sayılı Kanunun Geçici 10. Maddesi, 5. fıkrasına göre unvanı eksik verilen, ama başvurulara rağmen yükseltilmeyip mağdur olan, hak ihlâline mâruz kalan Yrd. Doç. ve Doçentler, aynı târihlerde üniversite rektörlüklerine başvurmaları hâlinde; kadro şartı aranmaksızın, kazanılmış hak aylık dereceleriyle birlikte, başvurdukları kurumlarında müktesebi olan Prof. unvanı kadrosuna tâyin edilirler.

MADDE 8-Yükseköğretim kurumlarında çalışmasına ihtiyaç duyulan / çalışan Sözleşmeli Sanatkâr Öğretim Elemanları / Üyelerinin, ilgili mevzuat dâhilinde çalıştırılabilmesi; Yükseköğretim Kurulundan uygunluk alınmadan, doğrudan üniversiteler tarafından yürütülür ve 2018 TİP sözleşmelerinde; ikramiyeler ve teşvik ikramiyeleri maaşa katılır, ek göstergeleri 6400'e yükseltilir.

Yürürlük:

Madde 9-Bu Kanunun yürürlüğe girdiği târihten itibâren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3. ve 23. maddelerindeki Yrd. Doç. târifleri çıkarılmıştır.

Madde 10. Bu Kanun yayımı târihinde yürürlüğe girer ve 10 Şubat 2023'te sona erer.

Yürütme:

Madde 11. Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu / Yükseköğretim Kurulu yürütür.

Çetinoğlu: 'Hayırlı olsun' diyelim. Uygulanması hususunda ümitli misiniz?

Ay: Maalesef, hayır. Çünkü birçok Profesör alttan yeni insanlar istemiyor. TBMM Eğitim Komisyonu üyeleri, gündeme ve isteklere kulaklarını tıkıyor. Devrim diyorlar, ama statiklik devam ediyor.

Çetinoğlu: Sorularla sınırlı kaldığınız için veremediğiniz mesajınız varsa, lütfeder misiniz?

Ay: Ülkemiz çok güzel... Çok zengin... Çok çalışkan insanlarımız var... Ama sistemler yüzünden mağduriyetler yaratılıyor... Kurumlarda kırgınlıklar yaşanıyor... Sanat dalları, ilim dallarıyla  aynı seviyede görülüyor... Aynı şartlarda üretim isteniyor...Yanlışlılar yazılsa dahi, geleneği korumak adına düzeltilmiyor... 35.000 aşkın Yrd Doç. sadece, yabancı dilin baraj olması ve ilim / sanata karşı öncelik kazandırılması ile oluştu. Gelin;bir olalım, sevelim-sevilelim, dünya kimseye kalmaz...

 

Yrd. Doç. Dr. GÖKTAN AY

4 Mart 1957 târihinde Artvin'in Ardanuç ilçesinde doğdu.

İlk, orta, lise tahsilini babasının öğretmen olarak bulunduğu Tokat'ta tamamladı. 1974'de Kültür Bakanlığı Halk Dansları Eğitim Merkezi'nde göreve başladı. Aynı zamanda Gazi Üniversitesi Müzik Bölümüne devam etti. 1975 yılında İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nın kurulması ile Temel Bilimler Bölümü'nün imtihanını kazanarak İstanbul'a geldi. Konservatuarın ilk öğrenci ve mezunlarından oldu. Bilim imtihanından sonra 'asistan' olarak göreve başladı. 1982 yılında Konservatuarın YÖK yasası ile İstanbul Teknik Üniversitesi'ne (İTÜ) bağlanması ile okutman, 1985 yılında sanatkâr öğretim elemanı, 1987 yılında Yrd. Doç. unvanlarını, devam etmekte olduğu yüksek lisans ve doktora programlarını tamamlayarak 1988 yılında 'Doktor' unvanını aldı.

Konservatuarda Türk Halk Oyunları (THO) Bölüm Başkan Yardımcılığı, Ana Sanat Dalı Başkanlığı, Çalgı Eğitim Bölümü Başkan Yardımcılığı, Konservatuar Yönetim Kurulu Üyeliği, Konservatuar Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Musikisi Vakfı, Folklor Kurumu, İTÜ Türk Mûsîkîsi Devlet Konservatuarı Mezunları Derneği, Unesco Cid (Uluslararası Dans Konseyi) Danışma Kurulu Üyeliği, Başbakanlık Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü (GSGM) Türk Halk Müziği Danışma Kurulu, Başbakanlık GSGM THO Federasyonu Gözlemciliği, İTÜ TMDK Mezunları Derneği üyesidir.

Radyo ve televizyonlarda programlar yapmakta, 1980 yılından bu yana, dergi ve gazetelerde makaleleri yayımlanmaktadır. Son 4 yıldır internethaber.com da eğitim/kültür/sanat üzerine güncel yazılar yazmaktadır.

Folklora Giriş, Folklor (Halkbilim), Sempozyum kitapları (10 adet)  yayımlandı.

23 yıldır, her Mayıs ayı boyunca,  'İstanbul Türk Müziği Günleri' adlı özgün ve tek Türk Müziği Festivali' Genel Sanat Yönetmenliği'ni, 'Ulusal ve Uluslar arası Sempozyumları' editörlüğünü yapmaktadır.

 

 

25 Şubat 2018

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ocetinoglu1@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu