YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Gitar Resitalinde Düşündüklerim

Gitar Resitalinde Düşündüklerim
Tarih: 01 Haziran 2017 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Gitar Resitalinde Düşündüklerim

Geçtiğimiz hafta çok kaliteli bir Gitar Resitali izledim. Değişim 41 Gazetesi'nin "19 Mayıs Gençlik Bayramı Etkinliği" olarak düzenlediği konserin sanatçıları gerçekten kaliteliydi.

Dünya çapında bir sanatçı olan gitarist Ayşegül Koca ve O'ndan önce kısa bir solo program sunan gitarist Mert Seda harika birer icra sergilediler. Gitarda Mert Seda, akordeonda Cem Yılmaz ikilisinin sunduğu düet bölümü de çok beğenildi.

Ayşegül Koca dünyanın sayılı gitar virtüözleriyle çalışan, yurt içi ve yurt dışında çok sayıda yarışmalarda ödüller kazanmış bir sanatçı. 11 farklı ülkede konserler vermiş, dünyada tanınmış orkestralarda solist olarak çok değerli eserleri seslendirmiş.

Ben Türk Müziğini seven ve biraz da eğitimini almış bir kişiyim. Kendi müziğimizin sesleri ve melodileri beni bütün müzik türlerinden daha çok etkiler.

Ancak bana göre müzik insanları birbirine bağlayan evrensel bir dildir. Batı Müziğini de, Türk Müziğini de ve diğer ülkelerin müziklerini de evrensel birer değer olarak görürüm.

Böyle güzel bir konseri düzenleyen ve davet ederek bu sanat şölenini izlememizi sağlayan usta gazeteci Tanju Cılızoğlu'na teşekkür borçluyum.

Müziğe Bilim Katkısı

Batı Müziğine dair bilgim pek yok. Ancak dinlediğim resitalde sanatçıların icra tekniklerinin çok gelişmiş olduğunu hissettim.

Cumhuriyet döneminde Türk Müziği ustalarının icra tekniklerini geliştirme konusunda Batı Müziği icracılarından çok faydalandığını biliyorum. Ancak kanaatimce hala onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Bilimin ışığında, disiplinli ve özverili çalışma olmadan mükemmel icracı olmak mümkün değil.

Türk Musikisi Ansiklopedisinin yazarı Yılmaz Öztuna Türk Müziğinin büyük bestekârlar ve eserler döneminin artık geride kaldığını ancak icra yönünden en parlak dönemini yaşadığını yazmıştı. Bunda Batı icra tekniklerinin Türk Müziğine uygulanmasının büyük katkısı oldu.

Ayşegül Koca'nın özgeçmişini okuyup, icra tekniğini gözlemledikten sonra virtüöz olabilmek için sadece yeteneğin yetmeyeceğini bir kere daha anladım.

Bu alanda bilimin müziğe katkısının çok önemli olduğunu, geliştirilen icra tekniklerinin bir kişinin özel yetenekleriyle katkısı kadar, belki de daha da önemli olduğunu düşündüm. Dahası bir enstrümanı bu kadar başarılı çalabilmeniz için çok disiplinli, özverili yoğun bir çalışma ve bu enstrümanı hayatınızın esas parçası haline getirmeniz gerekli.

Türk Müziği sazlarının icrasında da çok yetenekli ve başarılı sanatçılarımızın olduğu şüphesiz. Fakat uluslararası çapta bir icra başarısı için eksik olan bir tarafımız var. Sanatçılarımızın icra tekniklerini geliştirmek için onları bilimsel araştırmalarla destekleyemiyoruz.

Sanatçıların yetişmesinde usta-çırak ilişkisi elbette çok önemli. Fakat sanatçı ve bilim adamlarının işbirliği ile geliştirilmiş tekniklerin müzik eğitimi veren kurumlarda öğretilmesi de en az bu kadar önemli.

Türk Esintisi

Konseri dinlerken ülkemiz açısından eksikliğini hissettiğim bir başka konu daha var. Dinlediğim Batı Müziği eserlerinde Küba, İspanya, İtalya esintileri vardı. Ama bizim bestekârlarımızın veya yabancı bestecilerin besteleri içinde "Türk esintisi" diyebileceğimiz bir etki yapamadığımız, melodilerimizle bu müzik türüne anlamlı bir katkı veremediğimiz kanaati edindim.

Ayşegül Koca'nın sunduğu "Yemen Elleri", "İndim Yârin Bahçasına" gibi türkülerimizin düzenlemeleri böyle bir eksikliği giderme çabası olarak değerlendirilebilir. Ama ben bunu kastetmiyorum. Mozart'a Türk Marşı'nı bestelettiren bir etkiyi aradığımı anlatmaya çalışıyorum.

Türk Müziğinin ritim, ezgi ve tını özellikleriyle Batı Müziğini etkilediği yeni eserlerin ortaya çıkmasında, Batı Müziği alanında çalışan sanatçılarımız ve konservatuarlarımızın yeterince başarılı olamadığını sanıyorum.

***************************************

Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Üçüncü Dönem

İlimizin en saygın ve etkin Sivil Toplum Kuruluşlarından (STK) biri şüphesiz Kocaeli Aydınlar Ocağı'dır. 1985 yılında kurulan derneğimiz, 32 seneden beri bilim, kültür, sanat ve siyaset alanında ülkemizin yetiştirdiği değerleri ilimizle buluşturdu.

Çeşitli kurullarda görevler yaptığım derneğimiz altı yıl önce Başkanlık görevini şahsıma tevcih etti. Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarım ve diğer Ocak mensupları elbirliği ile kültürel ve sosyal hizmetlerimizi devam ettirdik.

Derneğimizin tüzüğünde yer alan, "Memleket meselelerine ve milli davalara Türk Milliyetçiliği açısından bakarak milli menfaatlerimize en uygun çözüm yollarını araştırıp bulur ve yayar" temel ilkemizi hep korumaya çalıştık.

Siyasi mülahazalar ve ayrıştırıcı farklılıklarımızı arka plana iterek, ortak paydamız olan temel değerlerimizi ve bu değerleri korumak için yaptığımız iş ve eylemleri gündemde tutmak gayreti içinde olduk.

Bunu yaparken yurtdışından veya yurt içinden hiç kimseden ve hiçbir kurumdan yardım ve emir almayan yüzde yüz yerli ve milli bir kuruluş olduk.

Yapılanları kimin veya hangi kurumun yaptığı bizi ilgilendirmiyor. Milli menfaatlerimize uygun olup olmadığına odaklanıyoruz.

Duruşumuz günlük siyasi etkilerden bağımsızdır. Tavrımız ilkelerimiz ve fikirlerimizin yansımasıdır.

30 Mayıs tarihinde yapılan 17. Olağan Genel Kurulumuzda da şahsıma, üç yıl daha başkan olarak devam etme görevi verildi. Sorumluluğumuzun idraki içindeyiz. Bu güvene layık olmaya çalışacağız. Yönetim Kurulumuzda ve diğer kurullarımızda kısmi değişikliklerle ama yine bütün Ocaklılar hep birlikte hizmet üretmeye devam edeceğiz.

 

01 Haziran 2017

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.