GÜNÜN SÖZÜ

Eğitimlerini bazı sömürgelerdeki gibi İngilizce yaptıklarından sıkılmayıp kendilerini ayrıcalıklı gören bazı "aydın"lanmız ise, tarihlerini Türk'ün baş düşmanı İngilizin kitaplarından okur, bu Haçlı havasına kapılır, kendi kimliklerinden kaçarlar.//Oktay Sinanoğlu

26 Eylül 2018 18:49 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Feyzullah DİVLİ » Gülmemiz Değil, Görmemiz Gerekenler!

Gülmemiz Değil, Görmemiz Gerekenler!
Tarih: 02 Ağustos 2016 Yazar: Feyzullah DİVLİ-Eğitimci Kategori: Güncel

Gülmemiz Değil, Görmemiz Gerekenler!

Daha önce de ifade ettim; şimdi de söylüyorum: Devlete paralel her yapının, devleti ele geçirmeyi hedefleyen her hareketin sonuna kadar karşısındayım ve hep karşısında olacağım. Bir gurubun ya da yapının kendi devletini ele geçirme gibi bir sevdaya kapılması kadar tuhaf bir şey olabilir mi? Eleştirebilirsin, ikaz edebilirsin; düşüncelerini ifade edebilirsin; ama bir şebekeye dönüşerek ve yabancı istihbarat servisleriyle ortaklık kurarak böyle bir harekete kalkışamazsın.

Bu devlet ikiliği kabul etmez; demek ki hiç tarih okumamışsınız. Kendi öz kardeşini devletin bekası için gözünü kırpmadan öldüren bir hassasiyettir bu. Birlik olmadan dirlik olmayacağını, bir çatıda toplanmadan devlet olunamayacağını Kurtuluş Savaşı'ndan Moğol istilasına kadar çok acı tecrübelerle öğrendi bu millet. Öğrenmeyenler de şimdi öğrendi.

Evet, 15 Temmuz çok acı; ama çok derin bir tecrübe daha sundu bize. Millet olarak hem ağır bir sınavdan geçtik hem de hayırlara vesile olabilecek fırsatlar yakaladık.

Özellikle yıllardır kutuplaştırılan, hiçbir niyetle bir araya gelemeyen milletimiz, bugün tek yürek ve tek vücut haline gelmiştir. Millet olarak bu gıpta edilesi birlikteliği çok önemli görüyorum.

Yıllardır devletin her kademesinde şebekeleşen ve ülkemizin bekası adına ciddi bir tehlike oluşturan paralel devlet yapılanmasına ağır bir darbe vuruldu ve inşallah bir daha böylesi bir yapının türemesine ve güçlenmesine müsaade edilmez ve göz yumulmaz.

Bir diğer kazanımımız ise Türk milletinin bugün geldiği milli nokta ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal'i yeniden keşfetmesi...

Şerrin hayra evirildiği cilve-i İlahi'ye şükrediyoruz elbette ve artık bu fırsatları doğru ve yerinde kullanmasını bilen Devlet aklına mutlak surette ihtiyaç duyuyoruz. Sorunları teşhis ve doğru tedavi yöntemleri bundan sonraki sürecin en önemli belirleyicileri olacak kanaati hassasiyetinde bugünlerde alınan bazı kararlardan endişe duyuyoruz.

Mesela askeri bir darbe girişimi görüntüsünde olsa da hadisenin Cemaat ambalajlı Fetö Terör Örgütü tarafından kurgulandığı ortada. Burada darbe aracı TSK'mi, yoksa devleti ele geçirmeye çalışan ve bu noktada darbeci üreten cemaat olgusu mu tartışılmalıdır? Bu elim hadise sonrasında tüm askeri okulları kapatmak, Genelkurmay'ın yapısını değiştirmek; hatta başkanını Cumhurbaşkanlığına, kuvvet komutanlarını Milli Savunma Bakanlığına bağlamak nasıl bir koordinasyon zafiyeti yaratacaktır diye düşünülmüş müdür? Belli ki terör olaylarının daha da fazlalaşacağı şu süreçte Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tecrübi ayarlarıyla bu kadar oynamak ne kadar sağlıklıdır? Diye endişe ediyorum

Bir cemaatin saçma sapan bir hayali uğruna ülkemize yaşattığı şu derin acılardan sonra ilk başta dini algılarımızın yeniden değerlendirilmesi gerekmez mi? Mesela cemaat ve tarikatlar için bir düzenleme düşünülüyor mu? Diyanet İşleri Başkanlığı ve Hükümet bu noktada bir çalışma başlatmış mıdır? Diye merak ediyorum.

Hele ki çevremde bazı insanlardan "Oh olsun Askere!" cümleleri duyuyor olmam beni derinden yaralıyor. Ezanlarımızın sedası, hürriyetimizin devamı, sınırlarımızın güvenliği ve ülkemizin bekası için düşmanlarımızın korkulu rüyası Silahlı Kuvvetlerimiz bu kadar rencide edilmemelidir. Tüm bu yaşananların faturası göz bebeğimiz bir kuruma fatura edilerek eğitim ve işletim sistemi paramparça edilmemelidir. Kaldı ki bu ordu kendi içinden beslenen bu darbeyi engellemek için her şeyi yapmış ve nihayetinde başarılı da olmuştur. Ayrıca çok iyi bilinmelidir ki bu ordu, bu ülkenin ve bu milletin ordusudur. Çocuklarımızdan, babalarımızdan, bacılarımızdan; yani hepimizin birinci derece hısımlarından müteşekkil, Peygamber Ocağı bir kurgudur.

Ne güzel ki yıllardır özlenen bir birliktelik yakalanmışken, ne güzel ki içimizdeki fitne fesat odaklarını bir bir temizleniyorken ve maalesef Türk milletine diz çöktürmek için birileri yeni haince planlar hazırlıyorken, birbirimize daha sıkı sarılmalıyız. Hiçbir kurum ve kuruluşumuzu feda etmemeliyiz. Öğretmen paralelci diye Milli Eğitimi; Vali paralelci diye İçişlerini; Defterdar paralelci diye Maliyeyi ve polis paralelci diye Emniyet teşkilatını tasfiye edersek ne olacak bizim halimiz!

Hayır, gülmemiz değil; görmemiz gerekenler var bence. Ve meselelere uzak gözlükleriyle bakmaktan başka çıkışımız da yok. Rabbim düşmanlarımıza fırsat vermesin.

 

 

02 Ağustos 2016

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi f.divli41@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Şiirleri

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu