GÜNÜN SÖZÜ

Milliyetçilik İslama aykırı değildir. Nitekim İslam hukukunda örfe gösterilen ehemmiyet bunun delilidir.//Prof. Dr. Erol Güngör

17 Aralık 2018 14:14 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL » AB Kumpasında Dünden Bugüne

AB Kumpasında Dünden Bugüne
Tarih: 26 Haziran 2016 Yazar: Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL-A.O. Gen. Başk. Kategori: Güncel

AB Kumpasında Dünden Bugüne

Bazıları AB'ni yeni tanıyor gibi... Yıllardır çok çirkin ve her türlü aşağılanmamızı adeta kabul edenler, yerli ve milli olmayı beceremeyen bazı işveren ve sözde aydınlar yeni uyanıyor gibi... Hiçbir aday ülkeye uygulanmayan haksızlıklar bize karşı uygulanmıştır. Aslında bugünkü müzakere süreci ve fasılların incelenmesi tam üyeliğin kabulü ile başlar. İmtiyazlı üyelik gibi ikinci sınıf üyelikle değil...

Bazıları AB'yi başlangıçtaki ismine uyarak (AET) sadece ekonomik birlik zannettiler. AET AB'ye dönüştü ve siyasi bir proje olduğu ortaya çıktı. Biz ise Avrupalılardan daha fazla AB'ci olduk. Bayrağımızı kaldırdık; bazı yerlerde sadece AB flamasını astık. Milli ve yerli olmayı reddederek beynelmilelci ve evrenselci olmaya merak sardık. Kıbrıs dâhil hayali üyelik yolunda her şeyimizi vermeye kalktık. Bu yolda KKTC'yi bile engel görme gaflet ve delaleti içine girdik. Bize ek protokoller imza ettirildi. 1999 Aralığında Helsinki Zirvesi'nde bize eşit muamele ve bekletilmeden üyelik yolunun açılacağı sözünü verenlerin 17 Aralık 2004'te bizi kandırdıklarını gördük. Biz yine hayallere kapılarak Patrikhane'nin imarına izin verdik.

AB balonu çoktan patladı; gerçekler hayalleri bastırdı. Ankara'da güpegündüz ışıklı, havai fişekli gösterilere kalkanlar, üyeliği kutlayanlar gülünç duruma düştüler. ABD tarafından da desteklenen anlayışa göre, üyelik olmasa da Türkiye Avrupa kurumlarına bağlı tutulmalı ve kontrol altına alınmalıydı. Çeşitli tarihlerde yapılan zirvelerden, ilerleme raporlarından çıkan sonuç Türkiye'nin tasfiyesiydi. Kendi kendimizi her yönden inkâra yönlendirildik. 6 Ekim 2004 İlerleme Raporu, 14 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi, 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesinin Maddeleri Brüksel uşağı olmayan yayın organlarında yer alabildi. Müzakere Çerçeve Belgesi ve diğerleri tuzaklarla doluydu. Bir taraftan Kıbrıs Türklerinin yanında olduğumuzu söyledik; KKTC üzerindeki ambargoların kaldırılmasını istedik; diğer taraftan KKTC ile Türkiye arasında yapılmış ekonomik anlaşmaların iptalini gerektirecek anlaşmalara imza attık. Çelişki üzerine çelişki yaşadık. Rumların Kıbrıs'ta tek devlet olarak tanınması ve KKTC'nin ortadan kalkması için Kıbrıs'taki ihanet odakları ile neredeyse ortak çalıştık. Tek taraflı istekle AB üyesi olamayacağımızı ve tarihi hasımlarımızı fark edemedik. Dünya'ya açılmak AB önünde paspas olmaktı. Dünya'ya kapanarak Suriye mi olacaktık? AB üyeliği devlete karşıymış ama vatandaşın lehineymiş. Duvarlardaki Atatürk resimleriyle uğraşanları tahrik ettik. Hele bir 8 Kasım 2006 İlerleme Raporu var ki bu adeta PKK'nın ilerleme raporudur. Türk'e düşman olarak daha iyi Müslüman olacaklarını zannedenlerin bir kısmı AB putuna öyle sarıldı ki; yeni azınlıklar yaratılarak milli devlet ve üniter yapı zorlanacak ve Cumhuriyetten intikam alınacaktı. Bunlar Ankara'nın sözde zulmünden kaçarak, Brüksel'in şefaatine sığınanlardı. Osmanlı döneminde Batı önündeki eziklik dolayısıyla yaptığımız yanlışları, 1990 ve 2000'lerde de devam ettirdik. Türkiye'nin önüne yeni yeni soykırımlar; sözde Ermeni Soykırımının yanı sıra hayali Pontus ve Süryani soykırımları da üretildi. Bugün terörle mücadele yasasını değiştir, terör örgütüyle tekrar çözüm sürecine gir diye tekrar dayatanlar, o dönemde TCK'nun 301. Maddesini yani Türk'e Türk tarihine hakareti suç olmaktan çıkarttılar. Türksüz Anadolu ve Atatürksüz Türkiye yolunda bize mesafe aldırdılar. Tarih tekerrür ediyordu. Dün Osmanlı Balkanlar'dan çökertilmişti. Bugün de TC Ortadoğu'dan çökertilecekti. Devlete ihanet suç olmaktan çıkarıldı. TSK'yı devre dışı bırakacak öneriler, milli kimliksiz anayasa, misyonerlere düşmanca muamele yapıldığı iddiaları nedeniyle Diyaneti suçlama, misyoner yetiştiren Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, Patrikhane'nin ekümenikliği, limanların ve havaalanlarının Rumlara açılması, Türkiye'de gayri Müslümlerin dışında yeni azınlıkların kabul edilmesi, BM İkiz Sözleşmelerdeki çekincelerin kaldırılması, Bölgesel ve Azınlık Dilleri Sözleşmesinin imzalanması, Ermenistan sınırının açılması ve ambargonun kaldırılması, Güneydoğu'da mahalli yönetimlere yetki verilmesi, Süryani'ler ile Bozcaada ve Gökçeada'daki Rum azınlığın mülkiyet sorunlarının giderilmesi, sivil toplum kuruluşları ve vakıfların yurt dışından mali yardım almaları için izin alma mecburiyetlerinin kaldırılması, Kıbrıs sorunun çözülmesi yani tek Rum Devletine geçilmesi ve Türklerin azınlık yapılması ve her biri birer uydu yasası olan uyum yasaları gibi maddeler önümüze serilmişti. Bunların bir kısmını kabul ettik, bir kısmını beklemeye aldık. Son yıllarda milli menfaatleri hesaba katanlar Denktaş gibi olmakla suçlandı. Demek ki, rahmetli Denktaş'ın yolu dostdoğru idi. O'na  göre KKTC'den vazgeçmek şerefsizlikti. Bu şerefsizliğe bugün talip olanlar var.

2000'li yılların başları AB trenini kaçırıp kaçırmamak tartışmalarıyla geçti. Oysa ortada ne tren vardı; ne de tramvay... 2002'den sonra 40 yıldır çözülemeyen Kıbrıs sorununu çözmek için kolları sıvayan tecrübesizlerin ve acelecilerin artık ayağı yere basıyor. Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakanın AB karşıtı beyanatlar birbirini izliyor. Avrupa'nın bir kısmının hala ortaçağ karanlığı içinde olduğu yeni görülür oldu.

AB bölmez birleştirir dendi; oysa Belçika ve İspanya bölünme süreçleriyle karşı karşıya... Tek bir devlete geçiliyor; milli sınırlar ortadan kalkıyor; milli menfaatleri korumaya da, bölücülük yapmaya da gerek kalmayacak dendi. Bugün tam tersi gerçekleşiyor. Yükselen milliyetçilik AB'yi içerden zorluyor. Milli kimlikler AB kimliğini bastırıyor. Kuzeyden Güneye indikçe milli kimlikler daha fazla dikkat çekiyor. Mesela İtalya'da %84... Fransız Alman'a toprak satmamak için Alsas-Loren bölgesinde tedbir alıyor. Üye ülkeler arasında tarım dâhil birçok alanda milli menfaat çatışmaları var. Euro'dan milli paralara geçme eğilimi artıyor. İngiltere'den sonra birçok üye ülkede AB'de kalıp kalmama konusunda referandumlara gidilebilir.

"Yolun açık olsun Türkiye","A diyen Brüksel'e B dedirttik", "2010'daAvrupalıyız", "Brüksel'de nikâh Ankara'da düğün"manşetlerini atanlar hiç utanmayacaklar mı?

 

 

26 Haziran 2016

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi merkal@istanbul.edu.tr adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.