GÜNÜN SÖZÜ

Bugün dalkavukluk bir ruh ve tıynet meselesidir; iş, meslek olmaktan çıkmıştır. Tanzimat'tan evvelki devirde ise dalkavuklar, kahyaları, nizamnameleri ve narhları olan bir esnaf zümresiydi.//Reşat Ekrem Koçu

16 Aralık 2018 19:37 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Cevat NAS » Milli Eğitim de Erozyon!

Milli Eğitim de Erozyon!
Tarih: 11 Mart 2016 Yazar: Cevat NAS-Eğitimci Kategori: Güncel

Milli Eğitim de Erozyon!

Yıllar önce Necmettin Hacıeminoğlu'nun Türkiye'nin Çıkmazları ve Milliyetçi Eğitim Sistemi diye kitaplarını okumuştum. Milli Eğitimde o zamana kadar neler olduğu ile ilgili fazla bir bilgimiz yoktu. Şimdi Milli Eğitimin düştüğü keşmekeşliği Hacıeminoğlu kalkıp da görebilse iyice şaşırır ve yazdığı bazı şeylerin üzerine kat kat yenilerini ekleyerek Milli Eğitimin düştüğü adaletsizliklerle ilgili bir kaç tane daha kitap yazardı. Örneğin yıllarca soruların çalınıp, milyonlarca öğrenciye yapılan haksızlıkları o arı Türkçesiyle kaleme alırdı. Hükümet, tüm bu haksızlıkları 11 yıl birlikte olduklarını unutarak paralel dediği yapının üzerine atıyor. Şimdi o paralel yapı dediklerinin inleri ile uğraşılırken, iş yandaş bir sendikaya havale edilmiş vaziyette. Haksızlıkları, baskıları bu yandaş sendika eğitim camiasına misli ile uygulamaktadır.Sayın bakan bu adaletsizliklerle ilgili ne derece bilgilendiriliyor bilemeyiz.

*

Bilgisi ve becerisiyle Milli Eğitimin beyni ve hafızası konumunda olan 100 bine yakın idarecinin haksız ve hukuksuz olarak görevden alınarak, yerlerine şimdiye kadar hiçbir sınavı kazanamamış, hiçbir becerisi ve deneyimi olmayan daha doğrusu yandaş olmanın ötesinde bir meziyeti olmayanlar atanmıştır. İşte bütün bu olumsuz gelişmeler eğitimi uçurum noktasına getirmiştir.

*

Bugün MEB'de yüz bine yakın idareci, gasp edilen haklarının iade edilmesi için mahkeme mahkeme dolaşmaktadır. Mahkemeyi kazanmalarına rağmen görevlerine Bakanlığın hukuk tanımaz tavrından dolayı iade edilmediklerinden madden ve manen mağdur durumdadırlar.

*

Eğitim tarihimizde bu denli bir kıyım ve bu çapta hukukun çiğnendiği bir dönem yaşanmamıştır. Önce paralel yapıya teslim edilen Milli Eğitim, dirsek temasları bozulunca, onların da inlerine girme operasyonları ile Milli Eğitimimiz yazboz tahtasına döndü. Şimdi milli kelimesinin '' M'' sini dahi bulamadığımız, milliliğin çar çur edildiği bir ortamdayız. Bayrak şiirini kitaplardan çıkaran, Ne mutlu Türküm diyene! Sözünü her yerden kaldıran bir Milli Eğitimden ne bekleyebilirsiniz! Bu günkü nesillerimiz iç ve dış Kültür Erozyonunun seline kapılmış durumdadır. Milli Eğitimde her şeyi eline almış olan malum sendika siyasi seferlerine devam ediyor. Ne kadar bu yandaş sendikalı olmayan tüm eğitimcilere her an baskı yapılarak, yeni mesleğe giren öğretmenlere, sağda solda kalmış bazı idarecilere yapılan baskılarla milli eğitim çalışanları hayatlarından bıktırılmaktadırlar. Oldukça basit ,yeteneksiz kişileri okullarda söz sahibi yapan bu sendika ve avenelerinin öğrencilere verecekleri hiç bir millilik ve bilgi yok. Öğrencilerin boş yetiştiğini açıkça gözlemlemekteyiz.

*

Tehlikenin derecesini okul çıkışlarında öğrencilerimizin hal ve hareketlerinden de anlayabilirsiniz. Lise, hatta orta okul öğrencilerimiz kızlı erkekli ellerinde sigaralar, yollarda aymaz tavırlarla büyük küçük tanımadan dolaşıyorlar. Terbiye denen ahlaki yapımız çöktü çökecek. Beceriksiz ellerde kalan Milli Eğitim bu çocuklarımıza ne verebilir ki? Geleceğimiz çok riskli vaziyettedir.

*

Milli eğitimin teslim edildiği bu malum sendikanın eleman yapısına bir baktığımızda, iyi bir gözlem ve inceleme yaptığımızda üzülmemek elde değildir. Düşündüklerini, anlattıklarını, nereden geldiklerini ve bundan sonra ne yapacaklarını daha derin araştırdıkça gerçekleri gördükçe, kamu çalışanlarına ne kadar çok yalan söylendiğini ve asıl tehlikenin sendikacılıktan çok siyasi teşekkül gibi çalışan, makam ve mevki dağıtan adeta ikinci bir işverene dönüşmüş bulunan malum yapının Milli Eğitimimizi nasıl olumsuzluklara götüreceğini görememek saflık olur .

*

Bu meyanda, bu sendikanın yönlendirmesi ile MEB mahkeme kararlarını uygulamamak için nerde ise her gün görüş değiştirmekte, hak yemeyi meşrulaştırabilmek için hukukun dışında her yolu denemektedir. MEB Hukuk Müşavirliği, mahkemeyi kazananları göreve başlatmamak için birbiriyle çelişen görüşler ileri sürmektedir. Nitekim en son 11.01.2016 tarihli görüş yazısında mahkemeyi kazanan müdürlerin göreve başlayabileceğini, 10.02.2016 tarihli görüş yazısında ise bunun mümkün olamayacağını ifade etmektedir. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...

*

Durum belli ki MEB Hukuk Müşavirliği büyük bir baskı altındadır. Ne yapacağını ve ne söyleyeceğini şaşırmış durumdadır. Hukuk tarihimizde şimdiye kadar böyle bir çelişki yaşanmamış ve Milli Eğitim Bakanlığı bu denli kötü bir duruma düşmemiştir.

Saygılarımla...

 

 

11 Mart 2016

Bütün Şiirleri

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.