GÜNÜN SÖZÜ

Büyük zekâlar kavramları, orta zekâlar olayları, küçük zekâlar, insanları tartışır. La edri

09 Aralık 2019 11:58 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Kültür - Sanat » Oğuz ÇETİNOĞLU » Vakıf Medeniyeti

Vakıf Medeniyeti
Tarih: 09 Aralık 2015 Yazar: Oğuz ÇETİNOĞLU-Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Kategori: Kültür - Sanat

Vakıf Medeniyeti

 

 

Nahl Sûresi 90. Âyet'te Allah (Subhanehu ve Teâlâ) şöyle buyuruyor: 'Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.'

 

İslamiyet'te ilk vakıf müessesesi, Cenab-ı Allah'ın bu emrine uyularak Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (sav) Efendimiz tarafından Hicretin 32. ayında, Medine'de kurulmuştur. Efendimiz, kendisine ait olan ve 'Fedek Hurmalığı' diye bilinen araziyi, 'Müslümanlığı koruma' maksadına tahsis etmiştir. Böylece vakıf kurmak 'sünnet' hâline geldi.

 

Âl-i İmran Sûresi 91. Âyet nâzil olduktan sonra Müslümanlar arasında vakıf kurma faaliyetleri yaygınlaştı. Âyette meâlen: 'Sevdiğiniz malınızdan başkalarına vermedikçe, ahret sevabına nâil olamazsınız' buyurulmaktadır.

Titiz bir araştırmacı olan, İsmet Binark'ın kısa adı ile 'Vakıf Medeniyati' isimli eserinden Türklerin, İslamiyet öncesinde vakıf müessesesini bildiklerini öğreniyoruz:

 

'Uygurlar, M.Ö. 1. yüzyıldan M.S. 13. yüzyıla kadar ayrı ayrı devletler kurarak yaşamış olan bir Türk kavmidir. Karahoçu, Bişbalığ, Turfan ve Karaşar gibi şehirler kurarak, kültür ve medeniyet bakımından tarihte çağdaş devletlere örnek olan bu Türk kavmi, resim sanatında çok ilerideydi. O dönemde yapılan fresklerde râhipler, vâkıflar, müzisyenler tasvir edilmektedir. Yapılan kazılarda elde edilen kültür malzemeleri arasında, çoğunluğu dinî olan, edebî, iktisadî, tıbbî ve idarî metinler, vakfiye, vasiyetnâme ve imtiyaz verilmesi gibi vesikalar bulunmuştur. Şarkî Türkistan'daki kazılarda ele geçen Uygur vakfiyeleri, bu bölgeye İslamiyet'in girmediği bir döneme aittir. O devirde Uygurlar, Buda inancına mensuptu ve Uygur harflerini kullanıyorlardı.  Uygurcada eski Budist anlayışına dayanan ve 11. yüzyılda kullanılan  'muyan ' kelimesinin; 'sevap, hayır ve hasenat' mânâsında kullanıldığı bilinmektedir. Yollarda yolcuların su içmeleri için yapılan çeşmelere de 'muyanlık ' deniliyordu.'

 

İsmet Binark eserinde, Uygur Türklerinin vakıf vesikalarının hemen hepsinde, vakfı icap et tiren sebebin ne olduğunun kaydedildiğini belirtiyor ve Buda dinindeki Uygur Türklerine âit vakıflar üzerinde araştırmalar yapan Prof. Dr. W. Ruben'in görüşlerini naklediyor: 'Budistlere lûtufta bulunan krallar tarafından arzu ile verilen küçük vakıflarla, eski mukaddes mâbedler yaptırıldığı görülüyor. Bu binaların tâmiri de münferit vakıflar tarafından yapılıyordu.' Sayın Binark, bu bilgiler ışığında oluşan kanaatlerini şöyle açıklıyor: 'Türkler İslamiyet'ten çok önce iyilik, dayanışma ve yardım müessesesi olan vakıf teşkilatına sâhiptiler. Vakıf fikri, çok eski tarihî devirlerde onların içtimaî hayatları içerisinde yer bulmuştu.'

 

Yine İsmet Binark'ın 'Vakıf Medeniyeti' isimli eserinden öğrendiğimize göre; 'Karahanlı hükümdarlarından İbrâhim Tamgaç Han'ın 1066 yılında Semerkant'ta yaptırdığı külliyeye gelir sağlamak üzere tesis ettiği vakıfların vakfiyeleri, İslamî dönem Türk tarihinin bilinen ilk vakfiye örneklerindendir.'

 

Türk kültür ve medeniyetinde vakıf müesseseleri, İslamiyetle yoğrularak Selçuklular döneminde gelişmiş, Osmanlılar döneminde zirveye çıkmıştır.

 

Vakıflar, özel hukuk kuruluşları olmakla birlikte, gösterdiği gelişmelerle idarî bir hüviyet kazanmış, devlet-millet bütünleşmesine ait kuruluşlar olarak devlet teşkilatı arasındaki yerini almıştır. Bu hüviyetle, meşru işler olmak kaydıyla vakıflar her konuda faaliyette bulunabilirler. Başlangıçta; ibâdethâneler, mektep ve medreseler, imarethâneler, kervansaraylar, misâfirhâneler, çeşmeler, fakirhâneler, kütüphâneler ve hastâneler inşa etmek korumak ve yaşatmak maksadıyla vakıflar kuruluyordu. Daha sonra vakıfların faaliyet sahâsı genişledi. Eğitim, kültür, edebiyat, mûsıkî ve benzeri sahâlarda faaliyet göstermek, belli bir bölgenin yahut belli bir meslek grubunun iktisadî ve sosyal imkânlarının geliştirilmesi maksadıyla vakıflar kuruldu.

 

Vakıflarla ilgili olarak günümüzde tatbik edilmekte olan mevzuat, 1926 yılında kabul edilen medenî kanunla tanzim edildi. 13.07.1967 tarih, 903 sayılı kanunla vatandaşların vakıf kurmaları teşvik fedildi, kolaylıklar sağlandı.

 

İsmet Binark, uzun ve derin bir çalışmanın mahsulü olan eserinde; vakıf kurucularında aranan şartları, vakfın kuruluş şekilleri, vakıf çeşitleri, vakfiye, vakıf yönetimi gibi, vakıflarla, kültürümüz ve medeniyetimizle alakalı her türlü bilgiyi veriyor. Daha sonra sonra yabancı gözü ile Osmanlı vakıflarını anlatıyor ve 'dünden bugünlere ve yarınlara söyleyeceklerimiz' başlığı altında, 'Türk milletine bildiri' mâhiyetinde vakıflarla ilgini kanaatlerini açıklıyor. Eser, yalnızca 92-99 sayfalar arasında yer alan bu bölüm için bile okunmaya değer. Şanlı tarihimizle, tevâzu ile asâletin ideal karışımı olan, kibirden uzak ve fakat vakur tavırlarımızla dosta güven veren, düşmanda caydırıcılık düşüncesini uyandıran Türk olarak bulunduğumuz coğrafyadaki varlığımızı devam ettirebilmemiz, ancak bu bildirideki şartların harfiyen îfa edilmesiyle mümkün olabilecektir. Her satırı mısra-ı berceste olan bu bölümün sâdece son paragrafını sunuyorum:

 

'Türk aydını, millî kimliğine ve millî kültürüne sâhip çıkarak, zengin ve sağlıklı bir fikir muhtevâsı ve çağdaş ölçülerle, her türlü taassuptan arınmış olarak, yeni bir açılış ve diriliş döneminin hamlelerini yapmak mes'ûliyetindedir. Bu mes'ûliyet, bizi biz yapan millî ve mânevî değerlerimizle, müştereklerimizle şahsiyetini bütünlemiş Türk aydınının vazgeçilmez ortak hedefi ve gayesi olmalıdır.'

 

Müslüman Türk kültüründe; başlattığı hayır hasenat işlerini, kurduğu vakıf vasıtasıyla, ebedî âleme göç ettikten sonra da devam ettirenlerin sevap defterinin dâima açık olduğuna inanılır. Yazdığı eserlerle ve öğütleriyle hayırlı işler yapan vakıflar kurulmasını teşvik edenlerin sevap defterlerinin açık kalacağında şüphe yoktur.

 

16 X 23,5 santim ölçülerinde birinci hamur kâğıda basılı ve resimli 135 sayfalık eser, 2015 yılında kültür hayatımıza kazandırıldı.

 

ZÂHİR YAYINLARI:

Atatürk Caddesi, Âdile Nâşit Sokağı Nu: 8/A Sahrayıcedit, Kadıköy, İstanbul. Telefon: 0.216-357 20 90

e-posta: bilgi@kadem.org internet: www.kadem.org

 

 

İSMET BİNARK

Kütüphaneci, arşiv uzmanı ve araştırmacı yazar İsmet Binark, 1941 yılında İstanbul Fâtih İlçesi'nde, Hırka-i Şerif semtinde doğmuştur. İlk ve ortaokulu İstanbul'da okumuş, liseyi Ankara'da Gazi Lisesi'nde bitirmiştir. Yüksek tahsilini Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü'nde tamamlamıştır.

Askerlik görevini takiben, 1967 yılında Millî Kütüphane'de memuriyet hayâtına başlamış; sırasıyla Şef, Müdür Yardımcısı, Müdür ve Başuzmanlık görevlerinde bulunmuştur.

İngiltere, Finlandiya ve Fransa'da kütüphanecilik ve arşivcilik eğitimi görmüştür.

1975 yılında Başbakanlık bünyesinde Cumhuriyet Arşivi'nin kurulmasına öncülük etmiş, Daire Başkanı, Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür olarak görev yapmıştır.

Cumhuriyet Türkiyesi'nden gelecek kuşaklara sâhip olmakla gurur duyacakları Cumhuriyet Arşivi'nin kurulması, Osmanlı Arşivi'ndeki tasnif çalışmalarının hızlandırılması ve tasnifi tamamlanan arşiv fonlarının kataloglarının yayınlanması, Osmanlı arşiv belgelerinin restorasyonlarının sağlanması konusunda büyük hizmetleri olmuştur.

Genel müdürlüğü döneminde, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nün seri hâlinde yayınlanan kitaplarıyla, Ermeniler'in asılsız soykırım iddialarının târih önünde çürütülmesine öncülük etmiştir.

Aynı dönemde, Osmanlı Arşivi'ndeki Türk dünyâsı ve Türk varlığı ile ilgili arşiv belgelerinin; Osmanlı fermanlarının, Mühimme ve Tapu Tahrir Defterlerinin tıpkıbasımları ve transkripsiyonlu metinleri ile Osmanlı Arşivi kataloglarının neşri sağlanmış; çeşitli ülkelerin arşivlerinde bulunan Osmanlı arşiv belgelerinin örnekleri Devlet Arşivimize kazandırılmıştır.

Modern arşivcilik, Türk arşivcilik târihi ile ilgili olarak, çok sayıda telif ve tercüme eseri, Türk arşivciliğine ve kültür hayâtımıza kazandırmıştır.

1930'lu yıllarda Bulgaristan'a kilo ile satılan Osmanlı arşiv belgelerinin örneklerinin Devlet Arşivimize geri getirilmesi ve kataloglarının yayınlanması, Genel Müdürlüğü döneminde gerçekleştirmiş olduğu çok önemli hizmetlerdendir.

Arşivcilik eğitiminin Türkiye'de ilk defa üniversite seviyesinde başlatılmasına da öncülük etmiş; Ankara, Hacettepe ve Gazi üniversitelerinde uzun süre arşivcilik dersleri vermiş, arşivci yetiştirmiştir.

1961 yılında, mütefekkir ve mutasavvıf yazar, Hakk dostlarından Sâmiha Ayverdi'yi tanıma bahtiyarlığına erişmiş, el öpüp mânevi terbiye halkasına girmiştir. Fikrî ve mânevi şahsiyetinin şekillenmesinde Sâmiha Ayverdi'nin çok büyük rolü olmuştur. Kabiliyeti ve nasibi ölçüsünde, O'nun yolunda hizmet etmeğe çalışmaktadır.

1964 yılında yazı hayatına girmiş; kütüphanecilik, Türk kitapçılık târihi ve sanatları, Türk arşivcilik târihi ve modern arşivcilik, kültür târihimiz, Ermeni meselesi, yakın dönem Türk parlamento târihi, biyografi ve bibliyografya konularında 60'a yakın telif eseri yayımlanmıştır. Bu konularda 200'e yakın inceleme yazısı, millî ve milletlerarası kongrelere sunulmuş tebliği bulunmaktadır. Kitap ve makale olmak üzere, bâzı araştırmaları yabancı dillere de tercüme edilmiştir.

Türk Kütüphaneciler Derneği, Türk Ocakları Merkez Heyeti ve Ankara Aydınlar Ocağı'nda görev yapmıştır.

Türk kültür ve fikir hayâtına yaptığı hizmetlerden dolayı, Türk Ocakları Genel Merkezi, Ankara ve İstanbul Aydınlar Ocağı, Avrasya Bir Vakfı, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul Fetih Cemiyeti, Kubbealtı Kültür ve Sanat Akademisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, Irak Türkmen Cephesi, Türkiye Yazarlar Birliği, Altay Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı ve Hacettepe Üniversitesi Arşivcilik Bölümü başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlarca ödüle lâyık görülmüştür.

 

Kitap olarak basılmış bâzı eserleri:

*Ziya Gökalp Bibliyografyası:(*) Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları. Ankara 1971, *Fârâbî Bibliyografyası:(*) Kültür Müsteşarlığı Yayınları.  Ankara 1973, *Mevlâna Bibliyografyası 1 ve 2:(*) Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Ankara 1973-1974, *Eski Kitapçılık Sanatlarımız: Ankara 1975, *Erzurumlu İbrahim Hakkı Bibliyografyası:(*) Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara 1977, *Arşiv ve Arşivcilik Bibliyografyası: Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Dairesi Başkanlığı Yayını. Ankara 1979, *Arşiv ve Arşivcilik Bilgileri: Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Dairesi Başkanlığı Yayını. Ankara 1980, *World Bibliography of Translantions of the Meanings of the Holy Qufan. Printedtranslations 1515-1980:(*) İstanbul 1986, *Ekrem Hakkı Ayverdi Bibliyografyası: Kubbealtı Neşriyatı. İstanbul 1999, *Sâmiha Ayverdi Bibliyografyası: Kubbealtı Neşriyatı. İstanbul 1999, *Asılsız Ermeni İddiaları ve Ermenilerin Türklere Yaptıkları Mezâlim: Ankara Ticaret Odası Yayını. Ankara 2001, *Sâmiha Ayverdi'nin Mektupları: Kubbealtı Neşriyatı. İstanbul, 2002, *Türk Parlamento Tarihi: TBMM Vakfı. Ankara 2004, *Dost Kapısı - Ezel ve Ebed Arasında / Ken'an (Rıfâî) Büyükaksoy: Cenan Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı Neşriyatı. İstanbul 2005, *Bir Ihlâs Abidesi İlhan Ayverdi: Altay Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı Yayınları. Ankara 2006, *Bay Efendi: Altay Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı Yayınları. Ankara 2007, *Sâmiha Ayverdi'nin Fikir ve Gönül Dünyâsından Seçmeler: Altay Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı Yayınları. Ankara 2009, *Mutasavvıf ve Mütefekkir Yazar Sâmiha Ayverdi'nin Târihimiz ile İlgili Tesbit ve Tahlilleri: Türk Kadınları Kültür Derneği Genel Merkezi Yayını. Ankara 2012, *Gönül Dünyâmızı Aydınlatanlar: Nefes Yayınlan. İstanbul, 2012, *Tasavvuf ve Temel Kavramları: Türk Kadınları Kültür Derneği Genel Merkezi Yayını. Ankara 2013, *Mutasavvıf ve Mütefekkir Yazar Sâmiha Ayverdi'nin Kültürümüz Konusundaki Görüşleri: Türk Kadınları Kültür Derneği Genel Merkezi Yayını. Ankara 2013, *Mutasavvıf ve Mütefekkir Yazar Sâmiha Ayverdi'nin Tasavvuf Anlayışı:  Türk Kadınları Kültür Derneği Genel Merkezi Yayını Ankara 2013, *Küreselleşmenin Din ve Toplum Yapısı Üzerindeki Etkileri: Zâhir Yayınları. İstanbul 2015, *Kültür ve Din / Dinin Toplum Bütünleşmesindeki Yeri: Zâhir Yayınları. İstanbul, 2015.

 

[(*) işaretliler, müşterek çalışmadır.]

 

KUŞBAKIŞI:

İSLAM TOPLUM TASAVVURU:

Kitabın yazarı Ergün Yıldırım eserinde; 'İslâm toplum tasavvuru nedir?', 'Bu toplum tasavvuru modernleşme ile beraber nasıl bir varlığa yönelir?' ve 'Buna ilişkin sosyolojik görüşler nelerdir?' gibi soruların cevabını veriyor. Yazar bu kitabında sosyolojinin moderniteye sunduğu temel toplum teorilerini analiz ederek bunların İslâm toplum teorisi ile olan bağlarını araştırmaktadır. Bunu yaparken hareket noktası ise 4 isim ve düşünceleri vardır: Said Halim Paşa, Filibeli Ahmet Hilmi, Mehmed Âkif Ersoy, Bediüzzaman Said Nursi'dir.

13,5 X 21 santim ölçülerinde 236 sayfalık kitap, Eylül 2015'te yayınlandı.

İZ YAYINCILIK:

Çatalçeşme Sokağı Nu: 27/2 Cağaloğlu 34110 Eminönü, İstanbul. Telefon: 0.212-520 72 10

Belgegeçer: 0.212-511 57 91 e-posta: bilgi@iz.com.tr //  www.iz.com.tr

YAZ ELMASI:

Şâir, fikir adamı ve yazar Ahmet Mâhir Pekşen sesleniyor: 'Ey bakmasını bilen göz sahibi! Yaz Elması'nın içini bu satırların içinden görebilirsin. Etrafımdaki sesleri dinliyorum. Huzur veren ibibik, ağustos böceği gibi seslerin yanında korkuya sebep olan çıtırtıları da duyuyorum. Fakat net çıtırtılar yok artık. Sanki çıtırtıların kaynağı uzaklaştı, beni geçti ve gitti. Kendi kendime teselli mi veriyorum bilmiyorum. Korkunun bir bölümünü omuzlarımdan indirmenin ferahlığıyla bakıyorum aya. Işık demetleri yüzümü öpüyor sanki. Ne mutlu bana; ben yüzünü ayın öptüğü çocuğum.

(Ark Suyunda Ay Dansı hikâyesinden)

Ahmet Mâhir Pekşen'in hikâye kitabı, 12 X 19,5 santim ölçülerinde 218 sayfa olarak 2008 yılında yayınlandı.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT:

İstiklal Caddesi Ankara Han Nu: 65/3 Beyoğlu 34433 İstanbul.  Telefon: 0.212-251 03 50  Belgegeçer: 0.212-251 00 12 www.otuken.com.tr e-posta: otuken@otuken.com.tr

TÜRK DEVLET GELENEĞİ:

Prof. Dr. Aydın Taneri eserinde çağımızdaki Türk devletlerinin geçmişten gelen geleneklerine bağlılıkla geleceğine daha sağlam adımlarla ilerleyebileceğini, geleneklerine bağlı bir devletin karşılaştığı problemlerde problem çözme konusunda çok yerinde ve doğru refleksler gösterebileceğini vurguluyor. Geçmişten gelen tecrübelerin izlerini taşıyan geleneklerin, önümüzü aydınlatan kuvvetli bir ışık olduğunu belirtiyor.

16,5 X 24 santim ölçülerinde, 400 sayfalık kitap, Eylül 2015'te yayınlandı.

BİLGE KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK

Nuruosmaniye Caddesi Nu: 3 Kardeşler Han Kat: 1 Cağaloğlu 34110 İstanbul. Telefon: 0.212- 520 72 53 Belgegeçer: 0.212-511 47 74 e-Posta: bilge@bilgeyayincilik.com //  www.bilgeyayincilik.com

KISA KISA...

 

1- FÂZIL AHMET AYKAÇ: Ali Şükrü Çoruk. Kitabevi Yayınları / Mehmet Varış.

2- OSMANLI KÜLTÜR TARİHİNİN BİLİNMEYENLERİ: Prof. Dr. İsmail E. Erünsal. Timaş Yayınları.

3- BİR KÖPRÜNÜN HİKÂYESİ: Cevdet Akçalı. Makaleler. Cinius Yayınları.

4- ATEŞ ÇEMBERİNDE AZERBAYCAN: Okan Yeşilot. Yeditepe Yayınevi.

5- KARAGÖZ ve HACİVAT SÖYLEŞMELERİ: Ünver Oral. Bilgecan Yayınları.

 

 

09 Aralık 2015

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ocetinoglu1@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.