GÜNÜN SÖZÜ

"bu dünyadan göçerek türk milletine veda edeceklerinin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü bu olmalıdır: "benim türk milletine, türk cemiyetine, türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemişti, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz. Bu sözler bir ferdin değil, bir türk milleti duygusunun ifadesidir. " bunu, her türk bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her türk ferdinin son nefesi, türk milleti'nin nefesinin sönmeyeceğini onun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksek türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.//Celal Bayar

20 Kasım 2018 01:59 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Akademik » Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER » Hayatımızdaki Keşke ve Eyvahların Analizi

Hayatımızdaki Keşke ve Eyvahların Analizi
Tarih: 02 Kasım 2015 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER-Akademisyen Kategori: Akademik

Hayatımızdaki Keşke ve Eyvahların Analizi

İnsanoğlu yaşantısında her ne yapıyorsa, (kasıt hariç) en iyiyi yaptığını varsayarak yapar. Hiçbir kimse bilerek ve isteyerek, ilerde keşkelere ve eyvahlara malzeme olacak bir davranışta bulunmaz veya bulunmamalıdır.

Kaliteli insan, hayatının her anını dikkat ve özenle planlayarak uygular. Ama gerçekler farklıdır. Hani derler ya; "insan kurar kader güler" diye... İç ve dış çevre faktörleri, bizim plan ve kurgularımızdan habersiz kendi rollerini oynarlar. Yani, bazen müdahale edemediğimiz faktörler, bizim oynadığımız sahanın içerisine paraşütle inerler. Bütün hesaplarımız alt üst olabilir.

İşte bunun adı "sorun" "veya "problem"dir. Artık top bizdedir. Ya soruna çözüm amaçlı yaklaşarak, "bunda da vardır bir hikmet" diyerek kolları sıvarız. Ya da yükü kör şeytan'a, kadere veya birilerine yükleyip, saçımızı başımızı yolarak, keşke ve eyvahların limanına sığınmaya çalışırız.

Eyvah, keşke şöyle yapsaydım böyle olmazdı, diye serzenişlerde bulunmak, bizi asla çözüme götürmez. Aksine, problemleri çözmek için bize lazım olan mevcut enerjilerimizi de alır gider. Eğer, sebebi kim veya ne olursa olsun, kucağımızda bulduğumuz sorunla; Kim yaptı?  Neden yaptı? Nasıl yaptı? Niçin yaptı? Bana bunu nasıl yapar? Türünden geliştirdiğimiz savaş malzemeleri, ancak sorunu amip gibi daha da çoğaltır.

Sorunların doğma yeri, zamanı, sebebi çoğu zaman belli değildir. "Değişmeyen tek şeyin değişim" olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Rüzgarın ne zaman ve nereden eseceği belli değil. Evi veya çadırı yaparken, yalnızca kuzey rüzgarları hesaba katılıp, güney rüzgarları göz ardı edilirse, zamanla güneyden esen sert rüzgarlara "sen de nereden çıktın? Demek ve savaş açmak, sorunu çözmek yerine arttırır.

Bazen, geçmiş zamanda an iyi kararı verdiğimizi zannettiğimiz durumlar karşısında, zaman geçince alabora olabiliriz. Bunun sayısız sebepleri olabilir. Hiç beklemediğimiz durumlarla dahi karşılaşabiliriz.

İşte kalite burada ortaya çıkar:

-         Bu sonuçta bizim hatamız ve eksiğimiz var mıydı?

-         Gösterdiğimiz özen ve tedbir yeterli miydi?

-         Uygulamaya geçmeden önce her türlü veriyi toplamış ve değerlendirmiş miydik?

-         Tahmin mekanizmasını ve geleceğin okunmasını yüksek kaliteli bir şekilde yönetebilmiş miydik?

Söz konusu soruları çoğaltabiliriz. Belki de sorun hiç bizden kaynaklanmadı. Belki global dünyanın yürüyüş şartları bu sonuçları doğurdu. Bir şekilde önümüze yeni sorunlar serildi. Nur topu gibi kucağımıza düşen sorunlarla baş etmeye çalışırken; "eyvah" ve "keşke" ile söze başlarsak, kendimizi ve uygulamalarımızı suçlayarak işe başlamış oluruz. Halbuki, suçlamak, suçlu aramak ve suç yüklemek, çözümü baltalayan en önemli hırsızlar olmakla birlikte, çözümün önündeki en büyük engellerdir.

Sözlerimin başında ne demiştim, her kim ne yapıyorsa (kasıt hariç), en iyiyi yaptığını varsayarak yapar. Bizleri keşke ve eyvahları söyletecek sonuçlarla karşılaşabilmemiz, oldukça doğaldır. Bunlar bizim bilgelik yolunda mesafe kat edebilmemiz için önümüze çıkan fırsatlardır. Çözülen her sorun bilgelik sarayına konulan elmas bir deneyim taşıdır. Yüksek kaliteli sorunlar çözenler, bilgelik yolunda daha fazla mesafe kat edenlerdir.

Keşke veya eyvah dediğimiz konuyu, biz geçmişte en iyiyi yaptığımızı varsayarak yapmıştık. Elbette geçmişteki şartlar aynı durmuyor. Ortaya yeni gelişmeler çıktı. Başka çözümler üretildi. Bakış açıları değişti. Tarihler ilerledi. Ortaya birçok yeni ar-ge ürünleri çıktı. Gelişmelerin ve yaşam şartlarının  uzunca süre yerinde saymasını beklemek, safdillik değil midir?

Önceki başarılı saydığımız ve bu gün gündemden düşen davranış modelimizi hiç zaman kaybetmeden yeniden değerlendirip, analiz edip yeni duruma adapte olmak için elimizden gelen tüm hünerleri göstermeliyiz.

Zira, en kaliteli keşkeler, en cafcaflı eyvahlar, en janjanlı saçı başı yolmalar, en hızlı suçlamalar; bu güne kadar temeline taş koymaya çalıştığımız bilgelik sarayımızı, yerle bir etmekte gecikmeyecektir.

İlk başta bizim hayrımıza gibi görünmeyen ve bizi keşkelere sürükleyen yeni gelişmelerin sonuçta bizim de hayrımıza olmadığını nereden bileceğiz?

Bakınız, Bakara - 216 ne diyor: "Sizin Şer Zannettiğiniz Durumlarda Hayır, Hayır Zannettiğiniz Durumlarda da Şer Vardır, Siz Bilemezsiniz Allah (cc) Bilir."

Kaliteli yaşam aynı zamanda yaşarken yüksek kaliteli bir esneklik ve dinamikliğe işaret etmektedir. Yani, yeni gelişen durumlara hakkıyla uyum sağlamak ve aynı zamanda yeni gelişen durumlarda aktif roller oynayabilmek.

Eğer:

-         Ortaya bir gelişme koyup uzun zaman izne ayrılıp bir daha çalışmaya dönmeyi unutursak,

-         Bizim yaptığımızın en iyi olduğunu varsayarak, başka çalışkan insanların uygulamalarını takipte gecikirsek,

-         Kibire bulanırsak,

-         Bizden iyileri küçük görür veya suçlarsak,

-         Suçlu aramaya devam edersek,

-         Bizden daha başarılı olanları kıskanır ve hasetlik edersek,

Nur topu gibi, yeni yeni keşkelerimiz ve ehvahlarımız da peşimizden hızla geleceklerdir.

Yüksek kaliteli bir insanın keşke ve eyvahları olmamalıdır. Hataları ve eksikleri olabilir. Onlar gelişmenin, ilerlemenin ve ustalaşmanın birer yapı taşları olarak görülmelidir. Aynı zamanda deneyim sarayının temel taşları olarak görülmelidir.

Unutmayalım ki, her ne yaptıysak, o zamanın şartlarında en iyiyi yaptığımızı varsayarak yaptık. Bizim dışımızdaki veya bizden kaynaklanan eksik ve hatalar, bizleri keşke ve eyvah bataklığına sürüklememelidir. Yeniden kendimize dönmemiz, gelişip ve ilerlememizde kullanılmak üzere, takdir edilmiş yüksek kaliteli malzemeler olarak görülmelidir.

 

02 Kasım 2015

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi suleymancoskuner@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu