GÜNÜN SÖZÜ

Çocukluğunu doya doya yaşamamış bir insanın mutlu olması çok zordur./Doğan Cüceloğlu

22 Eylül 2018 17:01 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Özcan PEHLİVANOĞLU

Doğaya Yani Üretime Dönün!...

Fikret Karatepe

Gel...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Akademik » Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER » Kaliteli Yaşamda Sürücülük Sanatının Yeri ve Önemi

Kaliteli Yaşamda Sürücülük Sanatının Yeri ve Önemi
Tarih: 15 Eylül 2015 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER-Akademisyen Kategori: Akademik

Kaliteli Yaşamda Sürücülük Sanatının Yeri ve Önemi

Otomobillerin ve diğer çeşitli taşıtların sayısının oldukça arttığı, yolların kalitesinin sürekli yükseldiği, insanların sabır ve saygı dağarcıklarının çok oynak olduğu zamanımızda, sürücülük; çok önemli bir sanat olarak karşımıza çıkmaktadır.

Araçların tamamında ileri teknolojiler kullanılarak, araç kullanma eylemi hem kolaylaşmakta, hem de aynı ölçüde zorlaşmakta ve hassasiyetleri artmaktadır.

Hiçbir zaman göz ardı edilemeyecek hususlar ise, her an gözden uzak tutulmayacak "dikkat" eylemi, karşılıklı saygı, evrensel kabul görmüş kurallara harfiyyen uyma, işi şansa bırakmama, araç-yol-iklim-yük durumu-sürücü sağlığı ve özel durumları-yollardaki değişkenlik, vb. gibi konulardır.

Sürücülükte kişinin günde birkaç defa, haftada bir defa, ayda bir defa, altı ayda bir defa, yılda bir defa, beş yılda bir defa, on yılda bir defa ve kırk yılda bir defa karşılaşabileceği özel trafik sorunları vardır.

Günde birkaç defa karşılaşılan sorunlar, hemen hemen her sürücü için geçerlidir ve usta bir sürücü bu sorunları tecrübesiyle ve basireti ile rahatlıkla savuşturabilir. Gündeme dahi getirmeyi gerekli görmez. Öndeki aracın ani fren yapması, ıslak yolda aracın kayması, yola sığamayan bir aceminin tepkisini savuşturması, havaleli bir yükün veya rüzgârın aracı savurması, biraz sert bir virajın ikazı vb. gibi basit olumsuzluklar, usta sürücüler için normal ve beklenen sorunlardır.

Ancak acemi sürücüler için aynı ağırlıktaki sorunlar, acemilikten kaynaklanan panik, tecrübesizlik, heyecan, gaz ile frenin yerini karıştırma, direksiyonu bırakıp elleri yüze kapatarak, sürüş işlemini Mevla'ya havale etme gibi basiretsizlikler, rahatlıkla beklenmedik tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Usta sürücü olmak, kaliteli tecrübe ile perçinlenmeyi gerektirir. Yıllarca araç sürerek, sürücülükte çok büyük tecrübe sahibi olanların avantajları yüksektir. Çünkü onlar sürüş işlemini sürekli yaptıkları için, söz konusu eylemi bilinçaltlarının hafızasına kaydettirmişlerdir. Bilinçaltının hafızasına kaydedilmiş bir eylem, bilinçten bilinçaltına devredilmiştir.

İnsanlar bilinçli olarak iki eylemi birden aynı anda kaliteli bir şekilde yerine getiremezler. Mesela, cep telefonu ile konuşan bir kişiye, bir şey söylerseniz, ya size sus işareti yapacak, ya da telefonu uzaklaştırarak sizi dinlemeye koyulacaktır. Acemi bir sürücü için de böyledir. Direksiyona sıkı sıkıya sarılmış, sırtını koltuktan ayırmış, gözünü karşıya dikmiş acemi bir sürücü ile kaliteli sohbet edemezsiniz. Size hemen "dur, kafamı karıştırma, dikkatimi dağıtma" diyecektir. Çünkü sürücülük eylemi yenidir ve henüz bilinçaltının hafızasına kaydedilecek kadar tekrarlanmamış ve tecrübe edilmemiştir.

Hâlbuki usta bir şehirlerarası otobüs şoförü, hem yanındaki kişi ile kaliteli sohbet eder, hem de kaliteli bir şekilde aracını sürebilir. Çünkü sürücülük eylemini yapa yapa yeteri kadar tekrarlamış ve ustalaşmıştır. Yanındaki ile konuşan bilinç, otobüsü süren ise, bilinçaltıdır.

Ustalaşmanın verdiği rehavet, aşırı özgüven, rahatlık ve cesarete çok dikkat etmek gerekir. Karşıdaki de senin gibi usta ise, sorun yok. Ancak karşıdaki oldukça acemi, saygısız, dengesiz, sarhoş, yaşlı, titiz, öfkeli, güçlü aracına güvenen birisi ise, yandı gülüm keten helva...

Öndeki aracı sollamak için klakson çalmayı yeterli görüp, hemen sollama eylemine başlamak; bazen ustalığı yerle bir edebilir. Öndeki sürücünün yaşlı ve duyma özürlü olması, aynı anda onun da öndeki aracı sollamaya başlaması, aracına güvenip hızla gaza yüklenmesi gibi durumlar, sizin sollama eyleminizi sabote edecek ve beklenmedik tehlikelere sebep olabilecektir.

Karşıdaki sürücünün uyuması, tekerinin fırlayıp gitmesi, lastiğinin patlaması, yükünün kayarak aracın dengesini bozması, köprünün alçak veya yükün yüksek olması, sürücünün kalp krizi geçirmesi, affedilebilir bir trafik hatasını affetmeyerek öfkesine benzin döken bir sürücüye toslanması; sizin hiçbir hatanız olmadan, bir kuşlukluk işi bir kışlığa çevirebilir.

Kırk yıllık tecrübeli bir sürücünün kırk yılda bir karşısına çıkan trafik sorununu alt edemeyerek, trafik canavarına kurban gitmesi muhtemel olabilir. Çünkü karşısına çıkan sorun, öncekilere ve tecrübelerindekilere uymayan aykırı bir sorundur. Asıl ustalık kırk yılda bir karşılaşılabilecek bir soruna dahi hazırlıklı olma bilinç ve sorumluluğu ile direksiyona oturmaktır.

Normal süratle giderken, birdenbire erimiş bir asfalta rastlamak, çakıllı bir yola girmek, yeni yağmış bir yağmurun yol açtığı kayganlığa maruz kalmak, yolun eğimindeki değişiklik, karşıdan gelenin yapacağı büyük bir hata karşısında gösteremediğimiz ustalık, edindiğimiz bütün tecrübeleri yerle bir edebilir.

"Haklı olmayı değil, mutlu olmayı tercih edelim" sloganımı burada avazım çıktığı kadar bağıracağım müsaadenizle...

Trafikte haklı olmak değil, kazaya sebebiyet vermemek önemlidir. Yeşil ışıkta yaşlı ve özürlü birisine çarpıp öldürdüğümüz takdirde, yeşil ışık bizi katillikten ve cezadan asla kurtaramayacaktır.

Trafikte daima en kötü durum ve kazasızlık varsayımına göre hareket edilmesi gerekir. Hayli uzakta iken yanan yeşil ışıkta geçme şansı çoğu zaman yoktur. Usta sürücü onun sarı ve kırmızıya dönebileceğini tahmin ederek ve de "kavşağa girerken mutlaka yavaşlanır" ilkesine uyarak, son anda sarı ve kırmızıya yakalandıktan sonra, "valla durmam mümkün değildi" mazeretine sığınmak, usta bir sürücünün değil, trafik magandasının işi olsa gerek. Kırmızı ışık ihlalleri en fazla bu yöntemle olmakta, aynı zamanda bu tarzdaki kazaların sonuçları da çok ağır olmaktadır.

Trafik sevgi, saygı, yardım etme, yardımlaşma, kolaylaştırma, öğretme, paylaşma, sabretme, örnek olma, sakin olma, güzelliklerinin uygulanma arenasıdır. Hak arama, had bildirme, intikam alma, kavga ile üste çıkma, saygısızlık etme, hiddetlenme ve şiddete başvurma basitliklerinin ortaya konulma yeri asla değildir.

Büyük araç sürücüleri kendinden küçük ve yeteneği zayıf araçların haklarını asla ve asla gasp etmemelidir. Özellikle iki tekerlekli bisiklet ve motosikletler, traktörler, iş makineleri, uzun araçlar, geçiş önceliği olan araçlar, acemi-kadın ve yaşlıların kullandığı araçlar, eski ve arızaya meyilli araçlara ayrı bir özen ve hassasiyet gösterilmelidir.

Hatanın kimden kaynaklanması çok fazla önemli değildir. İstenmeden bir trafik sorunu ile karşılaşıldığında, soruna değil, çözüme odaklanılmalıdır. Olmasa iyiydi, ama olduktan sonra, "sen haklı-ben haklı" tartışmasına girerek sorunu amip gibi çoğaltmak, hastane, karakol, savcılık ve morg gibi sevimsiz bir tercihle bizi baş başa bırakabilir.

Kazasız belasız, sağlıklı ve kaliteli günler dileklerimle, Allah'a (cc) emanet olunuz.

 

15 Eylül 2015

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi suleymancoskuner@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu