YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Ruhittin SÖNMEZ

Görev Devri Zamanı...

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL

Davet Edilen Kriz...

Özcan PEHLİVANOĞLU

Yeni Muhalefet......

Fikret Karatepe

Gör...

İdris TÜRKTEN

Şehitler...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Kültür - Sanat » Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER » Beşeri İlişkilerde Ölçü ve Denge

Beşeri İlişkilerde Ölçü ve Denge
Tarih: 08 Eylül 2015 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER-Akademisyen Kategori: Kültür - Sanat

Beşeri İlişkilerde Ölçü ve Denge

İnsanoğlunun yalnız başına sürekli olarak yaşaması mümkün değildir. Dinlenme ve düşünme amaçlı yalnızlıklar normal olarak görülebilir. Ancak sürekli yalnızlaşmaya mahkum olmak normal bir davranış değildir. Her şehrin veya yerleşim merkezlerinin en kalabalık olduğu yerler vardır. Hemen hemen herkes o kalabalık yerlerde her gün dolaşmak ister. Başka insanlarla konuşmaya, iletişim kurmaya, dertleşmeye, paylaşmaya, öğrenmeye, meraklarımızı gidermeye, dostluk ve arkadaşlıklar kurmaya vb. ihtiyacımız vardır. 
Herkesle aynı mesafede iletişim kurmaya ihtiyacımız yoktur. Buna gerek de, imkan da yoktur. Yaşamın bir gereği olarak, günlük ilişkilerimizde paylaşımda bulunacağımız insanların yapısı, zamanı, ilgisi, ilgimiz, niyetimiz, amacımız, beklentilerimiz söz konusu ilişkilerde temel teşkil eder.
Çok samimi olmamız gereken, az samimi olmamız gereken, gerektiğinde samimi olmamız gereken insanlar vardır. İş arkadaşlarıyla görevimiz gereği aynı mekanı paylaşmak zorunda kalırız. Bunlardan bazılarıyla çok iyi beşeri ilişkiler kurabilirken, bazıları ile ise, bazı özel olumsuz nedenlerden dolayı, aynı ortamı paylaşmak, zulüm haline gelebilir. Aynı işyerinin uzak bir bölümündeki sevdiğimiz bir arkadaşımız ise, mekanca uzak olmasına rağmen, beşeri ilişkiler konusunda birinci sıraya yerleşebilir. 
Burada anlaşabilme, paylaşabilme, dertleşebilme, akranlık, hemşehrilik, ortak özelliklere sahip olma, menfaat birlikteliği gibi faktörler büyük rol oynar.
Atalarımızın bir sözü vardır: "Çok muhabbet tez ayrılık getirir" diye. Bu sözün birçok yerde doğruluğu kanıtlanır. Uzun süreli samimiyetlerde laçkalaşma, iyi niyeti suiistimal, paylaşımlardaki adaletsizlik, güven zedelenmesi, şakalardaki dengesizlik, bıkma, daha iyi bir arkadaş bulunca öncekilerden vazgeçme vb. sebeplerden dolayı, samimiyetler zedelenebilir. 
Zira uzun soluklu samimiyetler ve ilişkilerin bedeli oldukça ağırdır. Hoş
görmeye, affetmeye, sabretmeye, paylaşmaya, destek olmaya, anlamaya, anlaşılmaya, sevgiye, saygıya, tahammüle, kaliteli empatiye, olgun olmaya, rasyonel düşünmeye ve durumu iyi değerlendirmeye ihtiyaç vardır. 
Eğer, sevgi, saygı ve anlayış ödünç verilirse, samimiyet testi belirli bir süre için olursa, paylaşımlarda denge kaçırılırsa, iyi niyetler suiistimal edilirse, muhatap değersizleştirilir veya yok sayılırsa, iyi zamanda koşarak gidilirken, kötü zamanda ayaklar geriye giderse, uzun soluklu güzelliklerden ve ilişkilerden bahsedemeyiz.
Aynı anda birçok insanla aynı ölçüde ve kalitede samimi bir ilişki içerisinde bulunmak imkânsızdır. Denize atılan bir taşın oluşturduğu halelerin ortasına kendimizi koyduğumuz zaman, en küçük ilk daireye kaç kişi sığar? Bir, iki veya üç değil mi? İkinci daireye kaç kişi sığar? Dört veya beş değil mi? Onuncu daireye kaç kişi sığar? Yirmi beş otuz. Yüzüncü daireye ise, yüz kişi sığar.
Görüldüğü gibi, haleler büyüyüp uzaklaştıkça insan sayısı artıyor ancak ilişki ve muhabbet de o ölçüde azalıyor. 
O halde ilk haleye kimleri koyacağız? Tahmin edersiniz ki, en samimi, en can, en dost, en akraba olan, en çok paylaşımlarda bulunduğumuz, birlikte zaman geçirmekten mutlu olduğumuz, kalitesine doyamadığımız bir kaç kişiyi değil mi? Peki bu kişileri ilk halede sürekli tutabilmemizin imkanı var mı? Yukarıdaki atasözümüzün icabı gereği biraz zor görünüyor değil mi?
Çevremizdeki iletişim içerisinde olduğumuz dost, arkadaş, akraba ve yakınlarımızı uygun haleye yerleştirebilmek, asıl ustalık isteyen bir eylem olarak karşımıza çıkıyor. Zira, yanlış yerleşim, başımıza umulmadık dertler açabilmektedir. 
Mesela; birinci haleye konulması gereken bir dostumuzu yanlış değerlendirerek sekizinci haleye koyduğumuz zaman, onun güzel ve kaliteli sunum ve paylaşımlarından mahrum kalırız. Benzer şekilde, birinci haleye koyduğumuz bir dostumuzun asıl yeri onuncu hale ise, sürekli sorunlarla karşılaşarak, mevcut enerjimizi de kaybederiz.
Peki, halelerimizi çevremizdeki mevcut dostlarla doldurduktan sonra, karşımıza yeni tanıdığımız on numara kaliteli bir dost çıkarsa ne yapacağız? Derhal ona yakın bir halemizden yer açmak en akılcı davranış olsa gerek değil mi? Tersini düşünelim, en yakın haleye yerleştirdiğimiz bir dostumuz kasıtlı olarak bir kırmızıçizgimizi koparttı ise, hatır için ona ne kadar süre tahammül edeceğiz? Elbette, kırmadan, incitmeden, had bildirmeden, intikam almadan, yüzüne vurmadan, sessizce, ustaca, fark ettirmeden, zamana yayarak onun hale sırasını daha ötelere atacağız.
Burada dikkat edilecek en önemli konu, uzak haleye göndereceğimiz muhatabımızla aramızda hasımlık yaratmamaktır. Kin ve intikam duygularıyla, had bildirerek, ceza çektirerek, kin güderek, burnunu sürterek, halesini uzaklaştırdığımız zaman, nur topu gibi ve amip gibi çoğalan sorunlarımızı kucağımızda buluruz. 
Hasım değil, uzak hısım yapmak en rasyonel seçimdir. 
Bu operasyon oldukça sancılı bir süreci gerektirir. Kaş çatmadan, üzmeden, intikam almadan, ilgiyi tamamen kesmeden, sessizce, zamana yayarak, tamamen kopmadan, operasyon tamamlanmalıdır. Bu eylemi başarıyla gerçekleştirebilirsek, muhatabımıza kendisinin davranışlarını yeniden gözden geçirme fırsatı da vermiş oluruz. 
Bu güne kadar hiç halemizde olmayan yeni tanıdığımız bir güzel dostun yeri ne olacak? Acele etmeden, iyice tanıyarak, dikkatle izleyerek, sazan gibi atlamayarak, sabırla olumlu ve olumsuz eylemleri teraziye koyacağız ve değerlendireceğiz. Sonuçlar verimli, etken ve yüksek kaliteli ise, onu en yakın halemize hemen taşıyacağız. Hüsrana uğramamak için, acele etmemek, iyi gözlemlemek ve değerlendirmek büyük önem taşır. 
Burada çok önemli bir gerçek ortaya çıkıyor. Çevremizdeki halelerimize yerleştirdiğimiz dostlarımızın yer değiştirmeleri ve birbirlerine geçişleri olabilmektedir. Yani geçişlerde esneklik söz konusudur. Ancak bu esneklik, oynaklık, kaypaklık, sabırsızlık, işgüzarlık, şıpsevdilik, bukelemunluk boyutlarına asla vardırılmamalıdır. Uzun uğraşlar ve yüksek kaliteli emekler sonucu elde ettiğimiz veriler sonucunda, halelerimiz arası geçişlere izin verilmelidir. 
Aksi takdirde uzun soluklu, kararlı, istikrarlı, yüksek kaliteli, sağlıklı, verimli ve etkili dost ve arkadaşlıklar kurmamız imkansız olabilir.
Selam sevgi ve dualarımla. Allah (cc) a emanet olunuz.
4 Ağustos 2015 Cuma Saat: 15.00 Antalya

08 Eylül 2015

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi suleymancoskuner@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu